İnsanın kendini en çaresiz ve en zayıf hissettiği anlardan birini yaşıyordu Reyhan. Bir kaç saattir hiç kalkmadan oturduğu koltukta, bedeni burada olsa da zihni geçmişe dalıp gitmiş, hastanenin bekleme salonunu dolduran insanları, onların gürültüsünü, her bir koltukta oturan ve kendisi gibi çaresiz olan hasta yakınlarını ne duyuyor, ne de görebiliyordu. Sağır, kör ve dilsizdi şimdi... Yoğun bakımda yatan ve hala durumu ciddi olan ağabeyinden başka hiç bir şey düşünemiyordu. Nazım'ın kendisini hastaneye nasıl ve ne kadar sürede getirdiğini de hatırlamıyordu. Buraya gelirken zaman çabuk geçmiş ancak burada beklerken geçmiyordu. Geçen her dakikanın ağabeyinin hayatı için ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Doktor yaşaması bile mucize demişti. Onu ameliyat masasında bırakmamak için elimizden

