İnci artık müdavim olmuştu. Öğle on bire doğru işlerimin bittiğini söylemiştim. O da en geç on bir buçukta kapıyı çalıyordu. Her zamanki gibi elinde bir tabak, tabakta da mutlaka unlu mamüllerden bir şey, börek, poğaça ya da kek oluyordu.
Hemen ocaktaki çayı tazeliyor, kanepeye laptopun karşısına geçiyorduk. Hangi siteye bakacağımız, hangi videoyu izleyeceğimiz konusunda İnci yetkiliydi. Ciddi bir ifadeyle siteleri araştırıyor ve videoyu tıklamadan önce mutlaka bana danışıyor, onayımı alıyordu.
O günkü ilk videomuz oldukça farklıydı. İki kız, giyinik vaziyette bir yatağa uzanmış sohbet ediyordu videonun başında. İngilizce konuştukları için bir şey anlamıyordum ama normal bir sohbet ettikleri belliydi konuşma biçimlerinden. Gülerek, içten bir tavırla konuşuyorlardı.
O videoyu neden seçtik bilemiyorum. Zira kendini tatmin eden kızları izlemek ilgi alanıma giren bir şey değildi. Hele iki kadının yan yana yatıp birbirlerine dokunmadan sakin sakin kendilerini okşamaları hiç ilgimi çekmezdi. Öyle bir şey yapmak bana saçma gelirdi. Havaya girince duramaz hemen yanımdaki kıza girişirdim. Mümkün değildi uslu uslu kendimi okşamaya devam etmem.
Video İnci’nin ilgisini çekmesinin yanında etkilemişti de. Sanırım bunun nedeni videonun sahici gibi olmasıydı. Her şey çok doğal ve olabilir görünüyordu. Sohbet ederken bir yandan da çıplak bacaklarını, bluzlarının üzerinden memişlerini hafiften okşuyorlardı. Bir süre sonra da yine doğal hareketlerle üzerlerindekileri fora ediyorlardı. Kızlardan biri sutyeni ve eteğiyle kalıyordu. Diğeri gömleğinin içine bir şey giymemişti, üstü tamamen çıplak kalıyordu. Onun da altında pantolon vardı. Sohbet devam ederken kız pantolonunu indiriyor, onu gören arkadaşı da hem sutyenini, hem eteğini çıkarıyordu. Külotların inmesi için de çok geçmesi gerekmiyordu. Sonra vadilerine yönelen parmakları hızlanıyor, derinliklere dalıyordu.
İnci gözlerini dikmiş, dikkatle izliyordu videodaki kızların yaptıklarını. Ben de yan gözle ona bakıyordum. Kızların yaptıklarından çok İnci’nin tepkileri ilgimi çekmeye başlamıştı. Zira kocasıyla hiç sevişmeden birleştiklerini anlattığını anımsıyordum, büyük bir olasılıkla kendine dokunmayı da bilmiyordu. Bakışlarında hayretle karışık öğrenip belleğine kaydetme de vardı sanki.
O kadar dalmıştı ki, benim baktığımı hissetmemişti, yine de hicap duygusu vardı, kanepeye kirlenmesin diye serili örtüyü üzerine çekmiş, sonra da videoda gördüğü gibi kendini okşamaya başlamıştı. Hiç ses etmemiştim, kıpırdanmamıştım. En ufak harekette ya da seste ürkebileceğini hissediyordum çünkü.
İnci’nin üzerinde hırkası, uzun kollu penye bir tişört, altında da biraz bol bir pijama altı vardı. Örtüyü boğazına kadar çekip üzerini tamamen örttüğü için ne yaptığını tam olarak anlamam mümkün değildi gördüklerimden yine de hayal edebiliyordum. Bir eli videodaki kız gibi vadisini okşarken diğer eli memişindeydi sanırım. Kendine dokunmaktan çok etkilendiği de belliydi. İyice kaykılmıştı. Başı geriye doğru gidiyor, gözleri kapanıyordu arada.
İnci’nin bu hali beni de etkilemiş, önce bir süre üzerinden okşadıktan sonra daha fazla dayanamamış bluzumu bir yanından yukarı doğru memişimin üzerine sıyırmış, okşayıp, avuçlayıp ucunu sıkarken diğer elimle de basma eteğimin üzerinden vadimi okşuyordum.
Bu arada İnci’nin soluğu iyice sıklaşmış, elleri de hızlanmıştı. Gereksiz bir şekilde kıpırdanmış olmalıyım ki kanepeden çıkan gıcırtılı sesle konsantrasyonu bozulmuş, bir an benden yana bakmış, halimi görünce dudaklarını kenarında küçük bir gülücük belirmiş, gözünü kapayıp işine devam etmişti. Ama artık soluk sesleri duyulmuyordu. Yine de doruğu bulduğunda “Hıh.. hıh… hıh.. Hıh, hıh, hıh, hıh..” diye bir dizi ses çıkarmıştı.
İzlediğimiz topu topu 8 dakikalık bir videoydu ve her şey bu sekiz dakika içinde olmuştu. İnci’nin rahatlamasını izlerken kendimle pek ilgilenememiştim. Normalde saatlerce kalan kız video biter bitmez toparlanmış, fırlayıp çıkmıştı evden.
Kapının kapanış sesini duyduğumda ancak kendime gelmiş, pasifliğime gülmüştüm. Eski Nehir’den eser kalmamıştı. Eskiden olsa İnci’yi o halde bırakmazdım. Şimdi aval aval izlemekle yetinmiştim.
İnci gelmeden önce mail kutuma, face’e, linkedin’e, twitter’a, i********:’a hızlıca göz atmış oluyordum. Sevilay’ın yeni davetini de o sayede görmüştüm. Okul arkadaşlarımızdan biri kebapçı açmış. Eşlerimizle birlikte salı akşamı o kebapçıda buluşacakmışız. Uygun fiyatla fiks menü yapacakmış arkadaşımız. Mezeler, kebaplar falan. Sevilay üşenmemiş yemeklerin listesini bile koymuştu. Yarım şişe rakı, küçük şarap ya da iki bira da fiyata dahilmiş.
Gidip gitmemek konusunda kararsızdım. Ömer’in istemeyeceğini biliyordum çünkü. Gerekçesinde haklı da olacaktı, “Tanımadığım insanlarla bütün bir gece ne yapayım” diyecekti. Sanırım bu konu grupta konuşulmuş olmalı ki ertesi gün Sevilay “İsteyen tek de gelebilir” diye yazınca gözümü karartıp Ömer’e sormaya karar vermiştim. İzin verirse, bu o olmadan ilk kez gece bir yere gidişim olacaktı.
Akşam yemeğinde tüm sempatikliğimi takınıp Ömer’e konuyu açmıştım. Umudum yoktu ama bir denemekte fayda vardı. Ne demişler isteyenin bir yüzü kara vermeyen zenci. En azından kocam izin vermedi diye bir bahanem olacaktı.
Ömer birlikte gitme fikrine kafasını iki yana sallayarak olmaz demişti ama “Çok geç kalmamak şartıyla gidebilirsin” diyerek beni şaşırtmıştı. Böyle kolayca izin vermesinin nedeni de iki dakika sonra ortaya çıkmıştı. f*******:’ta bulduğu çavuşu Yılmaz İstanbul’a geliyormuş, Ömer de onunla buluşurmuş o gece.
Ertesi sabah yine aynı saatte kapıyı çalmıştı İnci. Oysa dünkü olaydan sonra utanır gelemez sanıyordum. Sevinmiştim, bu şirin kız benim can şenliğimdi. Akıllıca bir taktikle dünden hiç söz etmedim. Bir şey olmamış gibi davrandım. İlk açacağımız videonun yapacağı etki İnci’yle ilişkimizi belirleyecekti. Gizli kamerayla çekilmiş kendini tatmin eden bir kız videosu bulmuştu. Tamamen gerçek gibiydi.
Yerlerimize oturmuştuk. O kanepenin köşesindeydi, bu kez ben de hemen yanında ortada oturuyordum. Aramızda çok mesafe yoktu.
Giyimi dünkünden farklı değildi. Altında yine şalvarımsı bir pijama altı, üstünde de el örgüsü bir yelek ve biraz bol bir tişört vardı. Her zamanki gibi başörtüsünü çıkarmış, tülbentle kalmıştı. “Örtünü çıkarsana güzel saçlarını göreyim” deyince ikiletmedi. Çıkardı. Saçlarını çok güzel kına yapmış, ilkokul öğrencileri gibi iki yandan at kuyruğu örmüş, sonra da onları ensesi açık kalacak şekilde arkadan topuz gibi birbirlerine dolamıştı. Zaten küçüktü, şimdi daha da küçük görünüyordu göze.
Ben de kanepenin kenarına katlayıp koyduğum ince battaniyeyi uzattım. Şaşırmış görünmedi, aksine rahat bir hareketle üzerine örttü. Startı tıkladı.
Tül perdenin arkasından çekilmiş izlenimi verilen videoda gencecik bir kız kanepeye uzanmış elinde uzaktan kumanda televizyon izliyordu. Kız dikkatle ekrana bakarken kot pantolonunun üzerinden kendini okşamaya başlıyordu. Kısa bir süre sonra da kalın kemerini çözüp eli pantolonundan içeri giriyordu. Pantolonun içinde kızın elinin hızlanması dışında da başka bir şey olmuyordu. Ancak sonunda pantolonunu indiriyor ve dizlerini kırıp kendine doğru çektiği bacaklarını iyice açıp, elindeki uzaktan kumandayı atıyor, bir eliyle donunu lastiğinden kaldırıp diğer eliyle hızlıca dokunmaya devam ediyordu. Artık kalçası da parmak hareketlerine karşılık veriyor, kızın başı zevkten geriye yatıyor, dudakları büzülüyordu.
İnci çok hızlı havaya giriyordu. Daha ikinci dakika da videoya yoğunlaşmıştı. Kendine dokunmaya başlaması içinse ikinci videonun başlaması yetmişti. Bu da gizlice çekilmiş havası verilmiş bir videoydu. Ama tam da bizim durumumuza uygun bir videoydu, daha doğrusu biraz daha böyle videolar izlersek düşeceğimiz durum. Yarı soyunuk iki kadın kanepenin üzerinde sevişiyordu. Oldukça da doğal bir halleri vardı. Biri altı tamamen çıplak, sırtüstü yatar vaziyette bacaklarını açmış, diğeri onun bacaklarının arasına çömelmiş onun sık ormanlı vadisini öpüyordu.
Çömelmiş kızın kısacık eteği de beline doğru sıyrılıyor, küçük kalçalarının çıplak olduğu, altına külot giymediği anlaşılıyordu. İyi de sevişiyorlar, birbirlerinin öpmedik, dokunmadık yerini bırakmıyorlardı. Doğrusu beni de etkilemişti izlediklerim. Ama yan gözle İnci’yi takip ettiğim için çok fazla kendimi veremiyordum videoya.
İnci örtünün altında küçülmüştü. Bunun nedeni videodaki kız gibi bacaklarını kendine doğru çekmiş olmasıydı. Bacaklarını iyice ayırmış, örtünün altında küçük bir çadır oluşturmuştu. Belki de bunu bir tedbir olarak düşünmüştü. Çadırın altında elinin hareketi belli olmuyordu çünkü. Ama memişinin üzerindeki eli battaniye altında olmasına rağmen oldukça belirgindi ve bastırarak okşadığı belli oluyordu.
Altı dakikalık video bittiğinde, bir an durmuş, sonra bana başını çevirip mahsun gözlerle bakmıştı. Ben de ona hafifçe gülümsedim. Örtüyü kaldırdı, gel der gibi bir kez daha baktı. Hemen yanına kaydım. Koynuma, kollarımın, bacaklarımın arasına yerleşirken yeni bir video başlatmıştı.
Oldukça sert bir sevişme videosuydu bu. Kadın ve erkek yatakta birbirlerine iyice kenetlenmişler, bitmek bilmez bir faaliyete girişmişlerdi. İnci sonunda kollarımın arasındaydı. Filmi izler gibi yaparken yavaştan okşuyordum. Her dokunuşta tepkisini ölçerek ve acele etmeyerek. İnci’yse tamamen videoya kapılmış gibiydi ve benim çekingenliğimi hissetmiş olmalı ki tişörtün üzerinden omzunu okşayan elimi tutup memişinin üzerine kaydırmıştı.
İstiyordu. Karşılığını verecektim. Küçük ama yumuşacık ve biraz da sarkık bir memişi vardı. Avucumun içinde yoğuruyordum. Elim hareket ettikçe, özellikle parmaklarımın arasında ucunu ezip, kıvırdıkça İnci zevkle kıvranıyordu. Bu hali beni daha da cesaretlendirmişti. Kolunun dışından sıvazlayarak elimi beline, kalçasını dışına, nihayet bacaklarının arasına kaydırmıştım. Pijama altı yumuşacık, pamuklu bir kumaştan yapılmıştı. Avucumun içinde pijamanın altındaki külotun ince kumaşını, o kumaşın altındaki yumuşacık teni hissediyordum.
İnci bacaklarını biraz gevşetince iyice avuçlamıştım vadisini. Vadisi şehvetle kabarmıştı, tıpkı memişlerinin minik uçları gibi. Avuçlayıp orta parmağımla dokunurken İnci tişörtünün yukarı doğru sıyırıp bana güzel memişini sunmuştu. Avuçlayıp okşayacağımı sanıyordu ama altından gevşekçe tutup yukarı kaldırıp ucuna ıslak bir öpücük kondurunca derin bir oh çekmişti duyduğu hazın verdiği zevkle.
Elim vadisinde çalışmaya devam ederken İnci’nin belden yukarısını biraz döndürmüş incecik dudaklarını dudaklarımın arasında ezerken açıktaki memişini de avuçluyor, sıkıyordum. Çok yumuşak ve gevşek bir teni vardı. Tişörtünü çıkarınca bu hali iyice ortaya çıkmıştı.Sarı beyaz bir ten. Daracık, narin omuzlar, birazcık kamburca bir omurga. Minik ama kat yapmış bir göbiş, dikkati çekici büyüklükte ve çoklukta siyah benler.
Ben İnci’nin bedeninin üst bölümüyle uğraşır, memişlerini okşar, dudaklarını emerken elim pijamasının, oradan da külotunun içine kayıvermişti. Islak ve hazırdı ve orta parmağımın her dokunuşuna kalçasıyla karşılık vermeye başlamıştı.
Sonrası hızlıca gelmişti. Benim dudaklarım memişlerine kayarken dünkü gibi İnci’nin soluğu hızlanmış, kalçası da ona uyum sağlamış ve yine “Hıh.. hıh… hıh.. Hıh, hıh, hıh, hıh..” diye gittikçe artan ve hızlanan bir dizi hırıltılı ses çıkardıktan sonra durup gevşemişti.
O ne güzel huzur ve keyifti. Sevdiğim birini doyurmanın hoşnutluğunu yaşıyordum. Ama sadece bir süre. İnci kendine geldiğinde hızlıca toparlanmış, hemen kaçıvermişti. Oysa kalmasını, beni öpüp sevmese bile kollarımın arasında durmasını isterdim. Tabii ki esas istediğim, benim ona yaptıklarımı onun da bana yapmasıydı. Ama bunu akıl edecek hali yoktu henüz. Eskiden kuzenim Eylül’le de aynı bekleyişlerim olmuş, benzer şeyleri yaşamış, hissetmiştim. Şaşırmadım ama kalbim biraz kırıldı.