Berfin kapının aralığında donmuş gibiydi. Gözleri, annesinin yanağında kızaran tokat izine takılmış, nefesi boğazına düğümlenmişti. İçinde öyle derin bir acı hissetti ki, sanki kalbine bıçak saplanmıştı. Annesi, Ayşe, sendeleyerek duvara yaslandı. Dudakları titriyordu ama gözlerini kızına belli etmeden kaldırmaya çalıştı. Göz göze geldikleri an, Berfin, annesinin gözlerinde “sabret, sakın ses çıkarma” diyen sessiz bir feryat gördü. Hasan Bey ise odanın ortasında gidip geliyordu. Bastonunu yere vuruyor, dişlerinin arasından mırıldanıyordu: "Benim sözümden çıkılmaz… Hocanın dediği doğrudur… Kızımı da karımı da kurtuluş yolundan ayırmam." Berfin’in gözlerinden yaşlar süzüldü, ama babasının önünde sesini çıkaramadı. İçinden bağırıyordu: “Baba! Sen benim babamsın, beni koruman gerekmez mi?

