Mahalledeki dedikodular artık ayyuka çıkmıştı. Lale, sabahları okula giderken insanların fısıldaşmalarını net bir şekilde işitiyordu. Eskiden komşularının yüzünde gördüğü o samimiyet, yerini alaycı ve hatta tedirgin bakışlara bırakmıştı. Halise Hanım ise bunun farkında bile değilmiş gibi, tam tersine gururla yürüyordu. Mor ve kalın kumaşlardan yapılmış, ne başörtüsüne ne pardösüye benzeyen, daha çok bir tören kıyafetini andıran giysisini giyiyor, çocuklarını da aynı tuhaf kıyafetlere büründürüyordu. Lale, okul yolunda yanından geçen kadınların konuşmalarını duydu: "Allah aşkına, şu Halise’ye ne olmuş böyle?" "Vallahi kızcağızları da perişan etti. Çocuklar nefes alamıyor, bak hele şu kılık kıyafete..." "Bir hazret diye bir kadının peşine takıldığını duydum. Aman Allah’ım, hiç hayra alam

