Sabah, evin içine güneşle değil gerginlikle girdi. Sanki evin içindeki hava geceye göre daha ağırdı. Gün ışığı perdelerin arasından sızıyor ama hiçbir şeyi aydınlatmıyordu. Kalplerin karanlığı evin aydınlığını gölgede bırakıyor du. Ayşe sofrayı kurarken tabakların sesi bile fazla çıkıyormuş gibi geliyordu kulağına. Daha dikkatli koymaya çalışıyor beyninde ise hala bir şeyleri ölçüp biçiyor du. Hasan Ağa baş köşede oturmuş tek noktaya bakıyor sınırlı bakışların dan bir şeyleri düşündüğü bariz belliydi. Sofra kurulmuştu, çay kaynıyordu ama kimsenin iştahı yoktu. Ayşe tabağı Berfin’in önüne ittiğinde kız başını kaldırmadan baktı. Bir lokma aldı, çiğnedi ama yutamadı. Boğazında düğümlenen şey ekmek değildi. Hasan Ağa sofranın başında sessizdi. Sessizliği konuşmasından daha sertti. Çayını ka

