"Cemre cemree!!!"
"Ne oldu kız?"
"Cemre duydun mu Mehmeti?"
"Ne Mehmeti kız ne olmuş?"
"Ne olacak Mehmet evin damından düşmüş."
"Ne düşmesi neden?"
"Ne bileyim kız ben dün akşam annem dedi."
"Bizimkiler duymadı mı ki? Bir şey demediler ya ?"
"Ne bileyim ben Cemre ama çok garip annesi çamaşır var damda al gel demiş yukarı çıkıp kendini aşağı atmış."
"Şaka mısın kız?"
"Yok valla şaka değil annesi bağır çağır ortalığı ayağa kaldırmış"
"Hemen ilçeye götürmüşler beyin kanaması geçirmiş kafa üstü düşmüş ya ."
"E durumu nasılmış şimdi?"
"Bilmiyorum ki hala hastanedeymiş annem sabah kahvaltıda dedi bende şaşırdım."
"Allah korusun Leyla ya annesi babasına yazık ne üzülmüşlerdir."
"Değil mi? Hadi derse girelim hoca kızacak hala ne konuşuyorsunuz diye." Koşa koşa okulun bahçesine girip sınıfımıza girdik. Tüm gün matematik türkçe derken günü bitirmiş kafam kazan gibi bilgiyle doluyken eve yürüdük. Leyla akşam bize gelecekti annesinden izin almıştı . Annem pek hoşlanmasa da yapacak bir şey yoktu benim onlara gitmeme izin vermedikleri için mecbur Leyla bize gelirdi.
*************
3 yıl sonra
"Cemre hadi çabuk ol görücüler gelecek giyin çık çabukk."
"Anne ben liseye gideceğim daha ne görücüsü ya "
"Çenen çıkmasın Cemre sesin çıkmasın sus deneni yap. Misafirler gelince güzelce karşıla karşı köyden geliyorlar köyün en zengini tek oğlan askerden yeni gelmiş evi var para gani bir ablası var ölmüş her şey sana kalacak rahat ederiz sakın yanlış bişey yapma canını okurum." Annem kafayı yemişti. Ben daha 15 yaşındaydım bana dediği adam 25 yaşındaydı. Zenginmişte bilmem ne bana ne ya bana ne.
Hemen dışarı çıkınca sinirimden ağlamaya başladım.
"Ben evlenmek istemiyorum ki ben okumak istiyorum öğretmen olmak istiyorum. " Başımdaki ağrı dayanılmaz olunca yatağıma uzandım ve hemen dalmışım. Yine o bahçedeydim. O sümbül bahçesinde. Okula gidip resmini görünce çiçeğin Sümbül olduğunu ve anlamınında sonsuz sevgi olduğunu öğrenmiştim. Bu çok hoşuma da gitse kim beni sonsuz sever ki diye düşünürken bulmuştum kendimi. Gözlerimden yaşlar akıyor sümbüllere damlıyordu.
"Ben evlenmek istemiyorum ki ben okumak istiyorum . Evleneceksem bile sevdiğim biriyle evlenmek istiyorum." diye dert anlatıyordum çiçeklere. Sanki anlıyorlar gibi salınıyorlar o mis gibi kokularına burnuma taşıyorlardı. Biraz içlerinde gezinip dururken "Cemree" diye bir ses duydum. etrafıma bakındım ama kimsecikler yoktu.
"Kimsin " dedim etrafıma bakarken gözüm koca çiçek behresin de dolandı ama tek bir tepenin bile olmadığı bahçede kimseyi görmeyince yeniden önüme dönüp bahçede ki çiçekleri elimle sevip koklamaya başladım. Annemin sesiyle başımdaki ağrı bıçak gibi batınca canımın acıyışıyla "Ayyyhh" dedim tam düşecektim ki uzun boylu esmer yakışıklı bir erkek beni kolları arasında tutuyordu. Yüzü öyle güzeldi ki sanki kalemle özel çizilmişti. Kolları arasında kalakalmıştım. Kendime hakim olamayarak yüzüne bakıyordum ellerim göğsünde ona tutunmuş ama halimden de hiç rahatsız değil gibi beni tutuyor gözlerinin içi gülüyordu.
"Cemre korkma ben seni tutuyorum düşmene asla izin vermem." dedi. Aklım başıma gelince kendimi düzeltmek için doğrulmaya çalışınca sırtımdan destek olup beni ayaklarımın üzerinde durdurdu.
"Şey özür dilerim ben annem seslenince dengemi kaybettim."
"Önemli değil rahatsız olma. Acelen var gibiydi?" sahi ben neden panik olmuştum?
"Annem görücüler gelecekti diye söylemişti de." dedim kaşları biraz çatılıp yüzümü dolandı bakışları.
"Sen istiyor musun peki?" dedi. İstiyor muydum ki?
"Ne istemesi ben daha 15 yaşımdayım ben okumak öğretmen olmak istiyorum. Ama annem zengin diye öbür köydeki adama beni verme peşinde seninle konuştuğumu görse beni döver."
"Yapamaz izin vermem" dedi. Niye dediğini de anlayamadım.
"Merak etme sen istemediğin sürece kimse sana yaklaşamaz." dedi söz verir gibi. Sevinçle yerimde kıpırdayıp "Gerçekten mi?" dedim.
"Bana güvenebilirsin Cemre ben seni korurum" dedi. Beni kimden neden koruyacaktı ki?
"Ben daha sizin kim olduğunuzu bile bilmiyorum size nasıl güveneyim? "
"Ben Aruna" deyip elini uzattı. Büyük elleri uzun parmakları vardı. Esmer bir erkekti sanırım 20 erindeydi genç görünüyordu. Bende önce ellerine sonra da yüzüne bakıp elimi uzattım sanki uzatmazsam ayıp gibi gelmişti.
"Bende Cemre memnun oldum Aruna " dedim. Annemin sesini duymamla elimi sıkıp
"Hadi şimdi git yine görüşeceğiz Cemre merak etme kimse sen istemediğin sürece sana yaklaşamaz" demeyi de ihmal etmedi. Bir anda gözlerimi aralayıp yatakta uzanmış halime baktım. Hemen kalkıp aynadan dağılan saçlarımı düzeltip dışarı çıktım. Annem burnundan soluyordu. Odamdan geç çıktığımı gören annem neredeyse beni geberetecek gibi duruyordu.
"Çabuk hemen salona gir ellerini öp bir yanlışını göreyim elimden kurtulamazsın akşam. Elbet onlar gidecek o zaman seni elimden kim alacak?"
"Tamam anne hemen gidiyorum " dedim. Korkarak annemin yanından salona geçip içeri girdim. Bayağı kalabalıklardı .Hemen göz gezdirip en büyüklerinden başlayıp ellerini öpüp hoşgeldiniz dedim ve dışarı çıktım. Kapanan kapının ardında beklemeye başladım. Annemin dışarı çıkıp bana kahve yapmamı söyleyip içeri girmesiyle hemen mutfağa girip kahveleri yaptım ve büyük tepsideki fincanlarla tek tek dağıttım ve dışarı çıktım. İçeride ileri geri konuşuyorlar sohbet ediyorlardı. Elini öptüğümü düşündüğüm yaşlı adamın sesiyle kendimi dikleştirdim.
"Mahmut sebebi ziyaretimiz belli Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Cemreyi oğlumuz ve geleceğin ağası Hasana istiyoruz. oluru varsa 3 ay içinde nişan düğün yapmak isteriz. Oğlumuz askerliğini yapmıştır. Bekleyecek bir şeyi yoktur. " dedi. Allahın cezaları dedim içimden 3 ay mışta bekleyecek bir şeyi yokmuşta. Manyak mısınız siz ya ben daha 15 yaşındayım gerizekalılar diye içimden tüm küfürlerimi dizdim dilime. Etrafımı saran sümbül kokusuyla etrafıma baktım. Ama bizim evde Arunanın ne işi olabilirdi ki? Sonra omuzlarımı çekip mutfağa geri döndüm. Bir bardak su doldurup ona güvenmeyi seçtim. Ben istemeden kimse bir şey yapamaz demişti. Herkes gidip ev boşalınca yalandan sevinmiştim çünkü biliyordum ki annemle babam beni vermişlerdi. Galiba 3 ay sonra 10 yaş büyük birinin karısı olacaktım. Beynimin içinde Arunanın ismi dolandı bir an. Aruna burada olsa engel olsa diye geçirdim beni içinde bulunduğum durumdan kurtarsa diye içerleyip derin bir nefes koyuverdim dudaklarımdan. Sonrada mutfaktaki bulaşıkları toparlayıp odama geçtim. Zaten bu evin kızı değil hizmetçisi gibiydim. Her şeye koşan anne babası ne dese yapan daha doğrusu yapmak zorunda kalan biriydim. Yatağıma yatıp kendimden geçmişken saçlarımdaki elle irkildim annem olamazdı değil mi* Benim saçlarımı çekerek taramak dışında dokunmamış annem olamazdı. Biraz kıpırdanınca ellerin varlığı da kayboldu. Bende derin bir uykuya daldımm. Sabah yine annemin sesiyle uyandım hafta sonuydu biz babaanneme gidecektik annemin siniri de bu yüzdendi. Galiba babaanneme durumu açıklamaya gidiyorlardı dediğim gibi beni vermişlerdi. Hemen üzerimi giyip bahçeye çıktım . Arabaya binip babaannene doğru gittik. Araba durunca aşağı indim ve halamın sesiyle hemen içeri girdim. Babaannem kaşlarını çatmış annemle babama bakıyordu.
"Sizde hiç utanma yok mu? Allahtan da mı korkmuyorsunuz?"
"Anne ne diye böyle dersin? Zaten evlenip gitmeyecek mi? Ne kadar erken olsa evini yurdunu bilir."
"Sen ne dersin Mahmut ağzından çıkanı kulağın duyar mı? Cemre daha 15 yaşında 15."
"EE ne olmuş anne anasını da ben 16 sındı kaçırdım ne olmuş yani?"
"Haklısın öyle bir hata yaptın sonuçlarını da yıllardır çektin hala da çekiyorsun."
"Anneeeeee!!!"
"Ne anne deyip duruyorsun sanki bilmez gibi."
"Eskiyi açıp durma anne yeter. Verdik gitti zaten 3 ay sonra düğün olacak haber vermeye geldim."
"Öylemi oğlum zahmet etmeseydin düğün söylerken bize de söyleyip geçerdiniz. Ne uğraştın gelmek için zaten bana sorup ne derim dinlemezsin."
"Dinlesem ne olacağı belli yok dersin değil."
"Ha onu bileydin benim rızam yok evlenemez Cemre."
"Ben onun babasıyım ben verdim gitti."
"Bana bak Mahmut Cemreyi veremezsin izin vermiyorum."
"Bende izin istemiyorum dedim."
"Cemre senin kızınn......."
"Ana susa sakın devamını getireme sakın." Anlamamıştım babaannem ne demek istemişti? Ben babamın kızı değil miydim? Odadaki sessizliği halamın "yeter" diye bağırması ses oldu.
"Yeter artık susun siz nasıl insanlarsınız be ? Utanmanızda korkmanızda yok. Allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın."
"Sen dur Süheyla sen dur ."
"Ben ne durayım ana ne durayım yıllardır sen dur sen dur aha durdum olana bak. Kızı ne hale soktular bana da günahh. Ağabeyin dedin o dedin bu dedin olana bakk." Halam bir yandan ağlıyor saçlarını çekiyordu.
"Benim için kolay mı sanıyorsun sen ha ?Benim kocam öldü bu yüzden bana kızgınlığından kaza yaptı kocam. Kızına dayanamadı. Sen hala sus mu dersin bana ha ana?" Halam neler diyordu? Eniştem kaza geçirmişti biliyordum da benimle ne alakası vardı ki? Kafam karışmış ortalık yangın yeriydi. Babaannen yerinden kalkamaz ama neredeyse her yeri ateşe verecek gibiydi. Halamsa sanki büyümüş kocaman olmuş öfkesini annemle babama yöneltmiş onları bir kaşık suda boğacak gibi görünüyordu. Sanki kendini zor tutuyor gibiydi. Daha fazla tutamayıp ağzından hiçte düşünmediğim o sözler döküldü.
"CEMRE BENİM KIZIMMMM!!!"