--- Karanlık bir gecenin içinde saklanmış gibiydi meyhane. Loş lambalar, sigara dumanına karışan buğulu bir sıcaklıkla titrek ışıklar yayarken, içeride bir masa vardı… sessizliğiyle bağıran, gölgeleriyle konuşan bir masa. Alaz baş köşede oturuyordu. Yüzündeki keskin çizgiler, yılların değil, son altı ayın eseriydi. Gözleri kederle değil, kabullenmeyle doluydu artık. Yanında Ufuk vardı. Sol kolunu kucağında tutuyor, arada dirseğine inen boşluğa bakıp gülümsüyordu acı acı. “Eksildik ama tükenmedik,” der gibi… Berzan ise karşılarında, sandalyesine oturmuş ama sanki hiç kalkmayacakmış gibi susuyordu. Bacaklarını hissetmiyordu, ama içindeki sızı, bedenin değil yüreğin ta kendisiydi. Onun yanına oturan Soner, uzun zamandır konuşmadığı kardeşiyle değil, eski bir hayaletle yüzleşmeye gelmiş gib

