--- Beyaz dantellerle süslenmiş gelinlik mağazasının büyük camları, dışarıdan bakanlara masalsı bir dünya sunuyordu. İçeride her raf, her askı; bir hayalin kumaşla buluşmuş hâliydi. O sabah, mağazanın kapısından içeri adım atan kadın diğerlerinden farklıydı. İpek Demirhan değil, artık Emirdağ Aşireti’nin gelini olacaktı… Ama asıl mesele o değil, bu kez kendi seçimini yapacaktı. Furkan, sessizce yanında yürüyordu. Gözleri mağazanın kalabalığına değil, sadece İpek’e odaklıydı. Onun tereddütle yürüyüşüne, parmaklarının titrekçe kumaşlara dokunuşuna… Mağaza görevlisi yanlarına yaklaşıp gülümsedi: “Nasıl bir gelinlik düşünüyorsunuz?” İpek gözlerini kısa bir an Furkan’a çevirdi. “Henüz bilmiyorum,” dedi. “Belki içinde ben olduğumda bana ‘sen’ gibi hissettirecek bir şey.” Görevli gülümsedi.

