Sabah, usulca süzülüyordu Emirdağ Konağı’nın odalarına. Perdelerin arasından giren solgun ışık, duvardaki çerçevelere, yatağın ucundaki ayıcığa, bir köşede başını yastığa yaslamış Ömür’ün uykusuna dokundu. Gece zor geçmişti onun için de. İsteme gecesindeki heyecan, kalabalık, kahkahalar… hepsi yatışınca geriye sadece kalp çarpıntısı kalmıştı. Yavaşça doğruldu yatağında. Saçları dağılmış, göz kapakları hâlâ ağırdı. Ama içinde bir huzur vardı. Sanki yıllardır sırtında taşıdığı bir yük, o gece biraz hafiflemişti. Elini yavaşça telefonuna uzattı. Ekran ışığı gözlerini kamaştırdı. Bildirimde tek bir isim parlıyordu: Berzan. Parmakları titreyerek ekranı kaydırdı. Okudu. Bir kez değil, defalarca. > “Ömür… Senden bir kızım olsun istiyorum. Gözleri sana benzeyen, Kahkahası içimdeki kır

