YASAKLIM

1411 Words
Haziran’ın yavaş yavaş ısınan havası yazı müjdeliyor ve herkesin içini o güzel, yaza kavuşma duygusu kaplıyordu. Üniversite beni bitirmeden, ben üniversiteyi bitirmiştim. Mezuniyet günü, aynanın karşısında durmuş, altın rengi, ışıl ışıl bir elbise giyiyordum; kumaş bedenimi sarmış, derin yırtmacı bacağımı sergiliyor, ince askıları omuzlarımı çıplak bırakıyordu. Saçlarım dalgalı, sırtıma dökülüyordu ve açıkta kalan sırtımı kapatıyordu. Kırmızı rujum, dudaklarımda bir isyan gibi parlıyordu. Yalıdaki mezuniyet balosu için hazırdım. Son bir yıl, bir fırtına gibi geçti. Tez telaşı, dersler, uykusuz geçen geceler… Üstüne bir de Enrique'yi sınırdışı ettirdiğim için adım çıkmış, ilk dönem başım çok defa belaya girmişti. Çırağan’daki o karanlık an, Enrique’nin tehdidi, Cenkay’ın kurtarışı, zihnimde dönüp duruyordu. Dayım, mezun olduğum için benimle gurur duyuyordu. Bana mezuniyet hediyesi olarak Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne ve LÖSEV’e yüklü miktarda bağışlar yaptı. Benim mezuniyet gecesi kavalyem Alper’di. Benden bir dönem önce mezun olmuş ve okulda araştırma görevlisi olarak kalmıştı. Beni almaya geldiğinde gözleri hayranlıkla parladı. “Rana, güzelliğin ve zarafetinle okul yıllarca domine ettin. Bu gece altın vuruşu yapacaksın. Bu ne güzelliktir, bu ne endam…” İltifatı yüzümde içten bir gülümsemeye neden oldu. ‘’Sen kendine bak asıl. Hollywood’a gidecekken yolda kaybolmuş gibisin.’’ ‘’Size layık olmaya çalışıyoruz majesteleri.’’ dedi reverans yaparak. Arabaya binerken bana kapıyı açtı. Çok zarifti. Yolda giderken Latin müzikleri dinleyerek eğlendik. Biz partilemeye başlamıştık çoktan. Yalının bahçesine geldiğimizde fenerler, örtülü şık masalar ve bahçeye kurulan oyun alanlarıyla karşılaştık. Eğlenceli ve şık bir gecenin bizi beklediği belliydi. Bizimkilere gözüm takıldı. Daha geldikleri gibi dans pistini ele geçirmişlerdi. Alper elimi tuttu, parmakları sıcak ve kendinden emindi. “Hadi, bu gece senin.” dedi. ‘’Bence de… Sen zaten geçen sene kutladın.’’ ‘’İkinci dönem Amerika’ya gitmeseydin, sen de benim damım olarak kutlayacaktın.’’ ‘’Ben o sırada Kaliforniya’nın plajlarında partilemekle meşguldüm canım.’’ ‘’Havanı yesinler. Gönderdiğim başvuru mektubum onansın da, gör.’’ ‘’İnanmıyorum! Başvuru mu yaptın? Canım arkadaşım, tebrik ederim. Umarım hemen onaylanır.’’ dedim ona sıkı sıkı sarılarak. ‘’Umarım canım.’’ dedi o da bana sarılarak. Dans pistine birlikte adım attık ve bedenlerimizi müziğin ritmine bıraktık. Bütün üniversite hatta öğrencilik hayatımın stresini keyifle atıyordum. Bu mutluluğu hak etmiştim. Her şey çok güzel gidiyordu. Ve sonra, onu gördüm; Cenkay… Onun burada ne işi vardı? Yanındakine baktım, Sude… Sude ve Cenkay ne alakaydı? Ben onlara şaşkınlıkla bakarken, Cenkay da sanki benim gözlerimi arıyormuş gibi benim gözlerimi buldu ve bir an bile benden ayrılmadı. Bütün keyfimi yine kaçırmıştı. Alper durgunluğumu fark edip, ‘’Bir şey mi oldu Rana? Oturalım mı?’’ dedi. ‘’Yok, yeni başladık dans etmeye. Ama gel, Beren’e bakalım.’’ dedim. ‘’Olur tabii. Hem birer içecek de alırız.’’ Birlikte önce bara, sonra da Berenlerin yanına gittik. Flash Mob yarışması yapıyorlardı. ‘’Parti daha yeni başladı, bu ne hız?’’ dedim onlara doğru giderken. ‘’Rana, çok güzel olmuşsun!’’ diyerek bana koştu deli arkadaşım. O da lila rengi şifon elbisesiyle çok güzel görünüyordu. ‘’Sen de çok güzelsin!’’ dedim. ‘’Olmuş mu? Ayakkabılarım biraz kafamı karıştırdı ama…’’ ‘’Çok güzelsin. Her şeyin tam olmuş. Öyle değil mi Alper?’’ ‘’Bence de… İkiniz de çok güzelsiniz.’’ ‘’Ooo… Alper Hocam.’’ dedi Beren, Alper’in araştırma görevlisi olmasına atıfta bulunarak. ‘’Geçen seneki mezuniyetinizin tadı damağınızda mı kaldı?’’ ‘’Amerika’daki okullara başvuru ve referans mektubu gönderdim Beren. Yani belki ben de sahiden bu okuldan bu yıl mezun olabilirim.’’ ‘’Öyle mi? Çok sevindim. Umarım kabul olur. Sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun.’’ dedi o da sevinçle ve birbirlerine sarıldılar. ‘’Sen de canım benim. Siz ikiniz de her şeyin en iyisini hak ediyorsunuz. Son dakika tercih listesini değiştirip, bizim okulu eklemiştim. İyi ki de yapmışım, yoksa sizi nerede bulacaktım.’’ ‘’Alper sen delisin.’’ dedim yanağından makas alırken. ‘’Siz birlikte mi geldiniz?’’ dedi Beren. ‘’Evet bebişim. Sen kiminle geldin?’’ ‘’Rauf’la geldim.’’ ‘’Nerede peki?’’ ‘’Pizza ve bizim sevdiğimiz ev yapımı bira yapan yerden bira almaya gitti.’’ ‘’Arasana, çıkmadıysa bana da margarita alsın.’’ ‘’Pizza mı, kokteyl mi?’’ ‘’Pizza margarita.’’ ‘’Tamam, dur arayayım.’’ ‘’Sen bir şey ister misin Alper?’’ ‘’Ben de bir BBQ chicken alırım.’’ ‘’Tamam, arıyorum şimdi.’’ Beren, Rauf’u ararken Sude ve Cenkay da yanımıza geldiler. Sude’yi çok seviyordum ama Cenkay’a sırnaşan hareketleri sinirimi bozuyordu. ‘’Merhaba kızlar.’’ diye selam verdi. ‘’Nasılsın Sude?’’ dedim. ‘’İyiyim canım, sen.’’ ‘’Ben de iyiyim. ‘’Bak, bu gece kuzenini çaldım.’’ dedi. Al da tepe tepe kullan. Daha hayrını görene denk gelmedim ben. Sen hayrını görürsün inşallah Sude. ‘’Hayrını gör canım.’’ dedim. Kendimi tutamamıştım. Böyle demem Sude’yi bozsa da herkesi güldürdü. ‘’Sanırım Cenkay, başka kadınlara, kuzenine davrandığı gibi davranmıyor. Tahminimde haklı mıyım Cenkay?’’ Emin ol, bana davrandığı gibi sana davransa, dudağın uçuklar, o pırasa gibi düzleştirdiğin saçların, diken diken olurdu. ‘’Emin ol, hiç kimseye böyle davranmıyor Sude. Umarım da davranmaz.’’ ‘’Neden ya?’’ dedi Cenkay hemen. ‘’O kadar da kötü değilim. Değilim, değil mi Rana?’’ Bu neydi şimdi ya? ‘’Kişiden kişiye göre değişir Cenkay abi, ama bana göre olmadığı kesin.’’ ‘’Sana göre olanları da gördük.’’ dedi Enrique’yi kastediyordu. ‘’Yani tabii ben de emsal olacak, numunelik tercihlerde bulunuyorum ne yazık ki. Bir Meryem Uzerli bir de ben bu konuda bir numarayız.’’ ‘’Sizin evde neler yaşandığını gerçekten çok merak ediyorum.’’ Ah Alper ah… Bunu merak etmemen senin için daha hayırlıydı ya, neyse… Hemen Alper’in elini tuttum ve dans pistine çektim. Cenkay’ın kıskanç bakışları altında arkadaşımla güzel güzel dans ettim. Çok geçmeden Sude ve Cenkay da geldiler. Daha sonra elindeki pizza ve biraları bir kenara bırakan Rauf, Beren’i getirdi piste. Bir süre sonra partner değiştirdik derken ben Cenkay’a düştüm yine. Kulağıma “Bütün gözler sende, Rana.” diye fısıldadı ve ekledi ‘’Her zaman olduğu gibi…’’ İltifatına karşılık vermedim. ‘’Senin burada ne işin var? Sude’yle ne işin var?’’ dedim. ‘’Yalan söylemeyeceğim Rana, senin için geldim.’’ ‘’Aman ne komik… Ne yaparsan yap, senin hayatın benim umrumda bile değil. Ama, Sude’yi seninle mantığımda bir türlü oturtamıyorum. Yani denklem çözerken ‘o x, oraya nasıl geldi?’ dersin ya, tam da öyle bir dumur.’’ ‘’Senden davetin intikamını alıyorum diyelim prenses.’’ ‘’Davetin intikamı mı?’’ ‘’Hani yanımda getirdiğim kızla ilgili ortaya attığın ilginç iddialar yüzünden kıza karşı zor duruma düşmüştüm ya.’’ Bunu hatırlatmasıyla kahkaha attım. ‘’Gül sen, gül… Son gülen, iyi güler ama.’’ Benim kahkaha atmam Sude’nin dikkatini çekmiş olacak ki, gelip Cenkay’ı resmen oyuncak çeker gibi elimden çekti. Ben de Beren, Rauf ve Alper’i alarak soğuyan pizzalarımızın ve ısınan biralarımızın yanına gittik. Pizzalar iyi kötü gidiyordu ama biralar mundar olmuştu. Biz de bardaki biralardan aldık. Onlar da güzeldi tabii ama bizim sevdiğimiz gibi değildi. Balonun ortasında resmen piknik kurmuştuk. Alper iki birayla komedi makinesine dönüşürdü. Yine Alper Show başlamıştı. Ben ona kahkahalarla gülerken arada göz göze geldiğim Cenkay’ın kıskanç bakışlarıyla karşılaşıyordum ama umursamadım bu sefer. Ben mezun olmuştum ve o da yüksek lisansını bitirmişti. Yani gidecekti. Bundan sonra hayatımda olmayacaktı. Belki adını bile duymayacaktım. Belki Sude’yle giderdi. Umrumda değildi artık. Benim için yeni bir dönem başlıyordu. Saatler ilerledikçe biz daha çok eğleniyorduk. Sude ise içtikçe kendini resmen rezil ediyordu. Cenkay her ne niyetle geldiyse, planı ters tepmiş ve gecesi mahvolmuştu. Alper de komedinin dozunu iyice arttırdı. Ona gülmekten artık altıma kaçıracaktım. Yalıdan içeri girdim ve tuvalete girdim. Makyajımı da tazeledikten sonra çıktım. Çıktım ama çıkmamla birlikte kolumdan çekilip bir odaya kapatılmam ve sırtımın kapıya yaslanmasıyla, bedenimin bir bedenle sıkışması bir oldu. “Ne halt yediğini sanıyorsun, Rana?” dedi öfkeli bir şekilde. Gözlerinden alev çıkacaktı neredeyse. Göğsü öfkeden inip kalkıyordu ve benim göğsüme de baskı uyguluyordu. Gergin kolları beni kıskaca aldı. Kollarımı göğsümde kavuşturdum, çenemi kaldırdım, meydan okuyarak. “Sen ne halt yiyorsun, Cenkay abi? Bu gece burada ne işin var?’’ Bana doğru iyice eğildi. Sıcak ve düzensiz nefesi yüzümü yıkıyordu. “Beni kıskandırmaya mı çalışıyorsun, sen? Gözlerimin önünde harem kurdun resmen.” ‘’Sana ne ki Cenkay abi? Sana ne benim özel hayatımdan? Sana ne sadece kuzenin hatta üvey kuzenin olan bir kızın cinsel hayatından?’’ Çenemi kavradı, başımı kaldırdı, gözlerimi zorla onunkilere kilitledi. “Bu oyunu sen başlattın, Rana.” dedi dudaklarıma doğru konuşarak. “Sana dokunmayı aklıma sen koydun… Sonra da sanki hiçbir şey olmamış gibi başka erkeklerin kollarına atladın, gözlerimin önünde!’’ sesi gitgide yükseliyordu. ‘’Hiçbir şey olmamış gibi davranmak mı? Sen bunun üniversitesini kurarsın. Çekil önümden, yoksa bağırırım.’’ Kahkaha attı. Çünkü onu her defasında böyle tehdit ediyordum. ‘’Seni böyle görmeye dayanamıyorum!” dedi ve elleri belime kaydı. Beni duvara daha sert bastırdı, göğsü göğsüme çarpıyordu. “Benden kaçamazsın Rana. Ben, buradayım.” dedi elini göğsüme koyarak. Sonra benim elimi de kendi kalbine götürdü ‘’Ve sen de buradasın, benim yasaklım…’’
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD