3.BÖLÜM: YAŞATMAK VE YAŞAMAK

1761 Words
12 Ağustos 2019 Gün ağarırken uykusunun en tatlı anında kapısı kırılmak üzereydi. Bir süredir duymazdan geliyordu ama artık canı sıkılmaya başlamıştı. Kırmızı saten çarşafın altından çıkmadan yatağın içinde doğruldu, sırtını yatak başlığına dayadı. Duvarda asılı duran aynadaki kendisiyle göz göze geldi. Makyajını silmeden uyuduğu için gözlerinde siyah lekeler vardı. Rimeli de dağılmıştı. İyi bir görüntü değildi ama kötü de değildi. Ellerini saç diplerine götürüp biraz kabarttı. O kendisini incelerken kapının kırılma sesi geldi. Kapı ve duvarın gürültülü kavuşması tamamlandığında Ecmel, "Sonunda." Dedi alayla tebessüm ederek. İçerde dolaşan ayak sesleri evin her odasına dağılırken Ecmel heyecanla bekliyordu. Yatak odasının kapısı açıldığında iri kıyım adam eşikte gözüktü. Ecmel şöyle bir süzüp dudağını kıvırdı. Evi dolaşan üç adamda yatak odasına teşrif edince Ecmel bir kahkaha attı. "Dört iri adam bir tahta kapı ve yirmi dakika... Sizce de çok uzun bir süre değil mi, beyler?" Adamlar bu tuhaf kadına şaşkınlıkla bakarken içlerinden en kısası, "Madem duyuyordun açsaydın kapıyı boş yere uğraştık." Dedi. Orada olmaktan nefret ettiği çok belliydi. Sahte bir gülücükle kollarını göğsünde kavuşturdu. "Sabahın köründe kapıma gelecek kadar cesaretliydiniz. Arsızca kapımı çalacak kadar da yürekliydiniz. Kırabilecek göte de sahip misiniz görmek istedim." Az önce konuşan adam ağzının içinde bir şeyler mırıldanıp yanında duran adamı dirseğiyle dürttü. Ecmel'e göre en yakışıklı olan bu adam yatağın yanına geldi Ecmel'i dirseğinden yakalayıp yataktan çıkarttı. "Mağara da mı büyüdünüz siz? Bir kadına böyle terbiyesizce davranılır mı? Çıkın dışarı giyinip geleceğim." Diyerek adamın elini tutup savurdu. Adam saçlarını çekiştirip odadan çıktı. Diğerleri de onu takip ederken "Kime çattık biz?" diye söylendiklerini duymuştu. Parkenin serinliğine aldırmadan yalın ayak giysi odasına yöneldi. Çok büyük bir oda değildi. Zamanında banyoydu ama Ecmel bir evde iki banyoyu saçma bulduğu için odasındakini giyinme odasına çevirttirmişti. Askıdan siyah renk yüksek bel kumaş şortunu alıp üzerine beyaz bir atlet onun üstüne de şortun kumaşından siyah renk belde biten bir gömlek seçti. Hepsini giyip saçlarını özenle taradı. Gözlerine siyah kalem çekip dudaklarına bordo rujunu sürdü. Siyah deri el çantasına telefonunu cüzdanını ve silahını koyup ayağına da beyaz stilettolarını giydi. Aynada kendini memnuniyetle süzdü. On beş dakika gibi kısa bir sürede iyi iş çıkarmıştı. Nereye gittiğini bilmiyordu ama bu şekilde her yere uyum sağlardı. Odadan çıkıp sıkıntıdan patlayan adamların yanından geçerek kendini dışarı attı. Şuan çok saçma bir kaçırılma yaşıyordu. Ve adamlar resmen bu işe zorla gönderilmişti. Para için yaptıkları çok belliydi. Formaliteye uygun olsun diye adamlardan birinin gelip onu arabaya bindirmesini bekledi. Herkes arabaya yerleştiğinde şoför koltuğundaki adam arabayı çalıştırıp orman içinde yapılmış müstakil evin önünden hızla ayrıldı. *** Tam beklediği gibi terk edilmiş bir depoya gelmişlerdi. "Bu planı yapan her kimse akıldan yoksun paradan başka bir şeyi olmayan bir çocuk olmalı." Diye düşündü. Adamların ite kaka arabadan indirmesine izin verdi. İçeri girdiklerinde karşılaştığı, tahta sandalyede oturan tanıdık simayla kahkaha attı. Tam tahmin ettiği gibi bir çocuktu. Küt kesim sarı saçlara ve kaşlarını kapatan kâküle sahip bir kızdı. Taze reşitlerden olduğu yüzünden çokça belli oluyordu. Bu barda vurduğu adamın yanındaki kızdı. "Çöktürün." Dedi kız. Sesinin sert olduğunu sanıyordu. Onu arabadan indiren aynı adam omuzlarından bastırarak çökmesini sağladı. Ecmel karşı koymadığı için adam zorlanmamıştı. Ecmel neler olacağını çok merak ediyordu. "Çok yanlış kadına kazık attın, Ecmel!" dedi kız. Ecmel şuh bir kahkaha attı. "Sen kızıl için fazla küçük değil misin?" Kız ayağını yere vurup sesinin çatlamasını umursamadan bağırdı. "Bu seni ilgilendirmez, sürtük!" Ecmel yüzünü hiç düşürmedi. Şuan çok eğleniyordu. "Bak şimdi emin oldum. Onunla yattığın için birliktesiniz." Arkada duran adamlar ayıplarcasına fısıldaşmaya başladığında. Kız utançtan ve sinirden kıpkırmızı kesilmişti. "Kes sesini pis insan!" Ecmel omuzundaki eli itip ayağa kalktı. Kız bir an geri adım atacak gibi olsada olduğu yerde durmaya kararlıydı. "Bana bak sarışın. Senin karşında yaşıtın yok. Ve ben öylesine bir insan değilim. Buraya sırf merakımdan geldim. Emin ol benimle uğraşmak istemezsin." Dedi Ecmel. Sesi öyle tok ve kararlıydı ki kız yutkunmuştu. "Senin yüzünden sevgilim can çekişiyor vicdansız kadın. Hayatımızı mahvettin sen!" Son kelimeyi söylerken gözünden bir damla yaş süzülmüştü. "Ben emir kuluyum güzelim. Şahsi düşünme." "Bunu ödeyeceksin." Dedi ve ekledi. "Vurun onu!" Ecmel kaşlarını çattı. Buna cesaret edeceğini düşünmüyordu. Omzunun üstünden geri baktığında adamlarda bir kıpırdama olmadığını gördü. Tekrar kıza döndü. Kız hışımla ilerledi en yakınında duran adamın silahına saldırdı. Boş bulunan adam engel olamamıştı. Kız silahı aldığında nasıl tutacağını bilemesede kısa sürede toparlayıp silahı Ecmel'in karnına doğrulttu. Elleri zangır zangır titriyordu. O silahı ateşlediğinde geri tepmesine dayanamayacak kadar cılız ve tecrübesizdi ama öyle değilmiş gibi davranıyordu. Ecmel iki adım öne giderek "Saçmalıyorsun şuan." Dedi. Kız boştaki eliyle gözyaşını sildi ardından silahı iki eliyle kavradı. Ecmel umursamadan ilerledi ve silahı almak için hamle yaptı. Kızın inatlaşacağını biliyordu. Adamlardan ikisi ayırmak için araya girdi. Silahı çekiştirmeye başladılar. Kısa adam güç bela silahı almıştı ki birden bir patlama sesi duyuldu. Herkes şok olmuş gözlerle birbirine bakarken kimse kimin vurulduğunu bilmiyordu. Anlamak için herkes birbirinin yüzüne bakıyordu. Kız titreyen ellerle geri çekildiğinde. Silahı tutan adam elinden silahı düşürdü. Bu işe bulaşırken böyle bir şey olacağını düşünmemişti. Herkes Ecmel'e korkuyla bakarken Ecmel karın boşluğunda hissettiği ıslaklığa dokundu. Eline baktığında kan peltesini gördü. Sanki Ecmel görmüyormuş gibi kız "Vuruldun!" diye dehşet içinde bağırdı. Ecmel soğukkanlılığını bozmadan "Amacına ulaştın." Dedi. Ecmel üstündeki gömleği çıkartıp yarasına bastırdı. O sırada herkes korkuyla depoyu terk etmişti. Çantasından telefonunu çıkartıp Cahit'e konumunu atıp kısaca durumunu yazdı. Ne kadar o şekilde oturduğunu bilmiyordu. Dudakları kurumuştu. Alnından terler süzülüyordu. Göz kapakları da oldukça ağırlamıştı. Siren sesleri duyuyordu ama öyle uzaktan geliyordu ki sanki hiç ulaşamayacaklardı. Gözleri kapanmadan önce ona doğru koşan Cahit'i gördü. Vücudu Ecmel'e ihanet ederek yana düştüğünde Cahit'in onu yakalamasını ummuştu ve öyle oldu. Cahit'in kollarına teslim olurken son kez sesini duydu. "Tek böbreği var onun. Ölecek acele edin!" Ve her şey Ecmel için karanlığa büründü. Anlaşılan hayat, Ecmel'in başkalarına yaşattığını erkenden yaşamasına karar vermişti.  *** 16 Ağustos 2019 Göz kapağının altı cam kırıklarıyla doluymuşçasına batıyordu. Güçten düşmüş sağ kolunu kaldırıp gözlerinin üstüne kapattı. Kolunu çekmeden gözlerini açıp aydınlığa alışması için zaman tanıdı. Hastanede olduğunu anlayalı epey olmuştu. Uzun süredir yalnız olduğunu da biliyordu. Kolunu yüzünden çekti. Tam üstündeki lambaya iki el ateş etmek istiyordu. Ellerini yatağa bastırarak kendini yukarı itti. Sırtını yatak başlığına dayayarak oturdu. Yoğun bakımdaydı. Yanındaki monitör ritmini bozmadan ötüyordu. Bu iyi bir şey diye düşündü. Üzerinde bir sürü kablo vardı. Hepsini sökmek istese de dokunmadı. Burada olma nedenini hatırlayınca elini yarasının üstüne koydu. Sargı bezleri ve bantlarca sıkıca kapatılmıştı. "O bücürü bulup baş aşağı silkmeliyim." "Önce iyileşmeniz gerekiyor." Ecmel sesin sahibine döndü. Esmer bir adamdı. Saçlarında yer yer beyazlar vardı ama çokta göze batmıyordu. "Beni buradan çıkartırsan çabucak iyileşirim." Adam genişçe gülümsedi. Elindeki dosyayı bırakıp Ecmel'e yaklaştı. "Tamda bunun için geldim. Sizi özel odaya alacağız." Kolundaki serumu çıkartıp vücudundaki kabloları söktü. Elini Ecmel'in omzuna bastırdı, uzanmasını sağladı. Adam yoğun bakım ünitesinden çıkarken iki hasta bakıcı içeri girdi. Ecmel derin bir nefes vererek onu çıkarmalarını bekledi. Kısa sürede odasına gelmişlerdi. Kapıda bekleyen Cahit'i gördüğünde rahatladığını hissetti. Cahit bugün taburcu olmasını sağlayabilirdi. Hasta bakıcılar sedyeyi odanın ortasına bıraktı. Ve geçmiş olsun diyerek odadan çıktı. Ecmel odaya göz gezdirirken alayla gülümsedi. Yatağın iki başında inci beyazı komodinler sağ köşede devasa bir televizyon vardı. Etrafı çiçek doluydu. "Patron paraya acımamış." "Seni o halde görünce çok korktu." "Korkar tabii. Ben olmasam pisliğini kim temizleyecek. Yenisini yetiştirecek ömrü de kalmadı malum." Cahit koltuğu yatağa yaklaştırıp oturdu. Göz altları mosmordu. İlk defa saçlarını toplamıştı. Üzerindeki gömlek kırışmıştı. Düğmeleri göğsüne kadar açıktı. "O bunağı kafana takma. Kendisine bile acımayan âcizin teki. " Ecmel parmaklarını saçlarına daldırıp karıştırdı. Yapış yapıştı. Tiksintiyle yüzünü buruşturdu. "Kaç gündür buradayım ben?" "Ameliyatın tam sekiz saat sürdü. Üç gece de yoğun bakımda kaldın." Ecmel zaman kavramını yitirmişti. Ona göre bir saat geçmiş gibiydi. "Çıkar beni buradan. Evime gitmeliyim." "Ecmel durumun biraz karmaşık... Acıyı hissetmediğin için hayati tehliken artıyor. Biliyorsun ki bir şey olursa fark edene kadar çok geç olur." "Eve doktor yollar patron. Gözetim altında olurum." Cahit kuşkuyla baksa bile kabullenmişti. Onu çıkarmazsalar kaçacağını biliyordu. İşaret parmağıyla Ecmel'in yüzüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına sıkıştırıp kalktı. "Gidip çıkış işlemlerini halledeyim." *** Yeşilliklerin arasındaki konumundan dolayı cennetin dünyadaki kolu olduğunu düşündüğü evine gelmişti. "Hiç insan, bolca huzur..." diyerek uzunca bir nefes çekti içine. Ecmel bu evi yaptırdığı için kendisiyle gurur duyuyordu. Cahit bir şey demeden kontağı kapatıp arabadan indi. Hızlı adımlarla Ecmel'in tarafına geçip kapısını açtı. Minik bir çocuğu kucaklar gibi hiç zorlanmadan Ecmel'i kucağına alıp ayağıyla kapıyı kapattı. "Yürüyebilirim." "Yürüyebilirsin." "O zaman?" "Sus ve tadını çıkar." Ecmel kahkaha atarak kollarını Cahit'e sardı. Tıbben canının yanmadığı kanıtlanmış olsa bile Cahit buna inanmıyordu. İnanmayı da reddediyordu. Evin kapısına geldiklerinde Ecmel'i sarsmadan cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. Büyük adımlarla çokta büyük olmayan salondaki "L" şeklindeki koltuğa Ecmel'i yavaşça bıraktı ve rahat olduğundan emin olana kadar bekledi. Sen burada uzan ben sana pijama getireceğim sonrada bir şeyler hazırlayıp evi toparlayacağım. "Herkesin aradığı erkek benim evimde! Bunu bir bilseler başımda çatı kalmaz. Beni tehlikeye atıyorsun Cahit." Cahit saçındaki tokayı çıkartıp Ecmel'i kucağına attı. Ecmel tokayı havada yakalarken Cahit saçlarını savurdu ve göz kırptı. "O zaman?" "Tadını çıkaracağım!" "İşte benim kızım." *** Güneş gökyüzünü terk etmek üzereyken dışarısı pembe bulutlarla kaplanmıştı. Bu da Güneşin güne ayrılık hediyesiydi. Ecmel uzanmış devasa camdan bulutları izlerken oldukça iyi hissediyordu. Karnı toktu pijamaları yumuşacıktı. Saçları tertemizdi. Cahit kısa sürede ev işlerini halledip Ecmel'in saçlarını da yıkamıştı. İşin özü, Cahit mükemmel bir erkekti. Elinden her iş geldiği yetmezmiş gibi bir kadınla nasıl ilgilenir çok iyi biliyordu. O kadar düşünceliydi ki çok çetin geçen silahlı çatışmadan sonra Ecmel'i yemeğe götürmüştü. Üstelik oturması için sandalyesini de çekmişti. Ortalama bir erkek normal şartlarda bile bu kibarlığı sergileyemezken Cahit için mekân, an fark etmiyordu. Cahit belindeki önlüğü çıkartıp Ecmel'in ayakucuna oturdu. "Epey yoruldum ama sonuç mükemmel." "Zahmet ettin." Cahit her zaman yaptığı gibi gülümsedi. "Sende benim evimi temizlersin ödeşiriz." Ecmel de "Çok beklersin!" diyerek bacaklarını Cahit'in dizlerine koydu. Cahit hiçbir şey demeden başını koltuğun sırtına koydu ve gözlerini yumdu. Ecmel ile olmanın ne kadar eğlenceli olduğunu düşündü. Onunla her zaman ilginç bir ilişkisi olmuştu. Ve kimse ne kadar ilginçleşebileceğini tahmin edemiyordu. Dost değillerdi. Sevgili hiç değillerdi. Uzun süredir beraber olan bir kadın ve erkekten ibaretlerdi. Ecmel yanında uzun süre kimseyi tutmazdı. Cahit istisna olmuştu her zaman. Bazen birbirlerinden nefret etmişlerdi. Hatta bir kere Ecmel, Cahit'in kafasına silah dayamıştı. Ama ertesi gün her şeyi unutup devam etmişlerdi. Onlar hal hatır sormaz, özel günleri kutlamazdı. Normal insan ilişkisinden çok uzaktılar ama çoğu insanı kıskandırırlardı. Bir süre sonra ikisi de uyuyakaldı. Yarın hiç yaşanmayacak gibi huzurla uyudular. Ecmel aldığı canları hiç düşünmedi. Cahit yanındaki kadının vicdansızlığından hiç korkmadı. Onlar her şeyden habersizken patron yeni bir sözleşme imzaladı. Her şeyin sonu olacak o sözleşme o gün, o gümüş kalemle imzalandı. Ve... Çok yakında bir mezarlık kurulacaktı. Ecmel kalemine doldurduğu kanla her ölümün altına imzasını atacaktı. Herkes bir gün tükenecekti ama Ecmel'in kalemi asla tükenmeyecekti... 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD