Rosa ve diğerleri gittikten sonra Ecmel odasında tek başına kalmıştı. Bir süre araştırma yaptı. Araştırmanın konusu Mirza ile konuştuklarıydı. Sümbül bir ihtimal çocuk mafyası olabilirdi. O ihtimal gerçekse derhal icabına bakılmalıydı. Çünkü bir çocuk katili yaşayamazdı. Kimse onlarca masumun canını yakıp hayatın tadını çıkaramazdı. Bu yüzden Ecmel derinlemesine inceledi. O dönemdeki tüm haberleri tüm gazeteleri. Katiller hakkında yazılan makaleleri... Sonra bir makalede bir robot resim gördü. Makalenin kaynağı bir polis dosyasıydı. Bir adam ihbarda bulunmuştu. Çünkü bir kadının bir çocuğu zorla arabaya bindirdiğini görmüştü. Bunun üzerine polislet bir robot resim çizdirmiş ve her yere dağıtmıştı. Ama ne çocuk bulunabilmişti ne de kadın. Ecmel resmin çıktısını alıp masanın üzerine koydu. Çok iyi bir çizim değildi. Ama belli başlı detaylar vardı. Dudak yapısı, kaş yapısı vb. Eğer Sümbül'ün daha genç olduğu bir fotoğraf bulabilirse karşılaştırabilirdi. Ama bir ihtimal o kadın Sümbüldeğilde onun çalışanlarından biri de olabilirdi. Robot resmin fotoğrafını çekip Enver'e yolladı. Şuan Cahit'e atsa daha faydalı olabilirdi ama henüz kavga ettikleri için Ecmel tekrar muhatap olmak istemedi. Enver de iş görürdü. Kısa süre sonra kapısı çaldı.
"Gir."
Gelen Enver'di. Elinde birkaç kalın dosya ve kağıt vardı.
"Bir şeyler bulmuş olabilirim."
Ecmel hayret etmişti. Çünkü fotoğrafı yeni atmıştı.
"Bu kadar kısa sürede... Hayret ettim."
Enver, az önce Cahit'in oturduğu koltuğa oturup birkaç kağıdı Ecmel'e uzattı.
"O fotoğrafı görmüştüm. O yüzden tekrar araştırdım ve gördüğüm dosyayı buldum."
"O resmi daha önce nasıl görmüş olabilirsin?"
"Eski bir kaynakta yer aldığını biliyorum. Ama ben ilk orada görmedim. Gördüğümde çocuk sayılırdım."
İşler ilginçleşmeye başlıyordu. Ecmel tüm dikkatini Enver'e verdi. "Anlat." dedi.
Babam bu büroda çalışıyordu çok öncelerde. Ben o zamanlar çocuktum. Ama sık sık gelip burada onu ziyaret ederdim. Bir gün buraya gelirken bir araba önümü kesti. Beni bindirmeye çalıştılar. Ama ben bağırdım sonra babam gördü ve koşarak geldi. Çünkü buraya çok yakın bir yerdi. O kadın babamı görünce beni bırakıp arabaya bindi. Babamı tanıyorlardı. O yüzden korkup kaçmışlardı."
Enver o zamanki kurbanlardan biriydi. Yani az kalsın olacaktı. Babası vaktinde gelmese sonu diğer masumlar gibi olacaktı.
"Yani seni de kaçırmak istediler. Kaçırmaya çalışan kadın da o resimdeki kadındı."
"Aynen öyle. Bildiğin gibi o zamanlar bu bölgeler pek tekin değildi. Bir sürü ipsiz sapsız tip geziyordu. İçkicisi, tacizcisi, kokaincisi vesaire vesaire."
"Evet hatırlıyorum. Biz göreve başladıktan sonra düzeldi buralar. Epey bir korku salmıştık." dedi Ecmel.
On sekiz yaşına bastığı gün resmi olarak büroda işe başlamış. İlk resmi silahını almıştı. Birkaç pisliği temizleyincede onu sokakta görenler kaçar olmuştu. Enver de babasının yerini devralmıştı. Sürekli beraber gezip alkolikleri kovalardı. Cahit o zamanlar pek işlere karışmaz okuluna gidip gelirdi. O yüzden o karanlık zamanda çok yardımı dokunmamıştı. Çoğu şeyi Ecmel ve Enver halletmişti.
"He işte. Ben bu bölgedeki kaçırılmaya çalışılan ilk çocuk değildim. Son da olmadım. Benden sonra üç kız çocuğu beş de erkek çocuğu kayboldu. Bizim adamlar gece gündüz nöbet tutuyordu ama kaçıran kadın bir şekilde boş bir an yakalayıp çocukları götürüyordu. Bir gün babam nöbetteyken bir siyah minivan kaldırıma yanaşmış. Ve kaldırımdaki çocuğu arabaya bindirmiş. Babam arkalarından koşmuş ateş etmiş ama yakalayamamış. Adamlara haber salmış ama o zamanki istihbarat kısıtlı olduğundan yeterince araştırılamamış. Babamda polise haber vermeye karar vermiş. Ancak bir sürü illegal işte parmağı olduğundan polise gidememiş. O da bir adam tutup polise yollamış kadını o adama tarif etmiş. Adam da polise tarif etmiş. Böylece bana attığın resim çizilmiş olmuş."
Ecmel hayretler içindeydi. O rezil kadın bir zamanlar burunlarının dibine kadar girmişti. Üstelik çocukluk arkadaşını da alı koymaya çalışmıştı.
"Peki kadın, resimdeki kadına benziyor mu?"
"Aslında hiç alakası yok. Kadın daha farklıydı. Bu resim çok profesyonelce çizilmiş ama tarif çok yanlış olduğundan kadına hiç benzememiş."
Yine çıkmaza gelmişti Ecmel. Elindeki tek mantıklı kanıt buydu. Ama bu da artık etkisizdi. Çünkü resme benzemiyorsa Sümbül ile karşılaştırması da saçma olacaktı. Son bir ihtimal vardı.
"Sen görsen bu kadını tanır mısın?"
Enver genişçe gülümsedi. Önündeki mavi kapaklı dosyayı Ecmel'e uzattı.
"Daha iyisi var. O kadının çekilmiş fotoğrafları bu dosyada."
"Bu mümkün mü?"
Ecmel hızlıca dosyayı açtı. Resimleri karıştırmaya başladı. Çoğu resimde kadın eşarp ve gözlük takıyordu. Ama bir resimde yüzü tamamen açıktı. O an Ecmel şaşkınlıkla baktı. Bu kadını tanıyordu.
Bu kadın Sümbül'dü.
"Madem kadını buldunuz neden yakalayıp cezasını kesmediniz?"
Can alıcı soru buydu. Aranan kadın bulunmuştu. Yakalanabilirdi.
"Fotoğrafları çektik ama komisyon kadının suçlu olduğuna inanmadı. Bu yüzden görevi iptal edip üstünü kapattılar."
Ecmel koltuktan kalkıp odada birkaç tur attı.
"Komisyon inanmadığı için değil koruduğu için görevi iptal etmiş olmalı." dedi
Enver'in kafasındaki taşlar birbir yerine oturmaya başlıyordu.
"Çünkü O zaman komisyonun baş sözcüsü Baki'ydi." dedi Enver.
Bunu Ecmel tam anlayamamıştı. Geçenlerde geberttiği adamla Sümbül'ün ne alakası vardı?
"Baki ne alaka?" diye sordu bu yüzden.
"Sen tam bakmadın tabii. Diğer dosyalarda Baki ve o kadının bir sürü fotoğrafı var. O kadını koruyan Baki'ydi. O zaman bunu nasıl düşünemedik acaba?"
"Ama o kadın başka bir adamla evli şuan. Yani baki ile iletişimini keseli yıllar olmuş olmalı. Çünkü kocasının korumasından çocuk yapmış. Yani baki ile olduğu dönemlerde başka bir adamla evli idi. Bunu da geç başka bir adamdan çocuğu vardı."
Enver'in şaşkınlığı gittikçe artıyordu. Ama asıl merak ettiği Ecmel'in bunları nerden bildiğiydi?
"Sen bu kadını tanıyor musun?" diye sordu Enver.
Ecmel, Enver'in karşısındaki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attı.
"Bu kadını sen de tanıyorsun Enver. Bu kadını şuan tüm büro tanıyor. O kadın Sümbül. Haktan'ın annesi. Fetih'in karısı. Benim yeni görevim yani."
"Hasiktir!" dedi Enver. "Bir taşla üç kuş vurma şansın var Ecmel!"
Ecmel'in neşesi yerine gelmişti. Bir pisliği daha dünyadan silecekti.
"Harika planlarım var. Ha-ri-ka!"
"O kadının yaşattığı acıyı yaşamadan ölmesine asla izin verme Ecmel. Bir sürü çocuğun kanı var o kadının."
"Akıttığı her damla kanın bedelini ödeyecek."
"Ne zaman bitireceksin işini?" diye sordu Enver.
"Yarın ufak bir işim var. Onu hallettikten sonra Sümbül'ü bitireceğim."
"Sonuçları olabilir. Çok dikkatli ol."
"Sonucu ne olursa olsun o iş bitecek Enver. Gerekirse plan yansın. Üstüne üstelik Tanrıdan başkası yaptığımın bedelini ödetemez bana. O yüzden hiçbir insan beni yargılayamaz yaptıklarımı sorgulayamaz."
"O yüzden bu dünyada adaletine güvendiğim tek insansın." Enver dediği her şeyi içtenlikle söylemişti.
Ecmel bir yanlış görürse bedeli ne olursa olsun o yanlışı düzeltirdi. Ucu kendisine bile dokunsa önemsemezdi. Çünkü bilirdi ona zarar veremeyeceklerini. Bu dünyada sadece masumlar zarar görüyordu. O yüzden endişelenmiyordu. Çünkü kendisi de hiç masum değildi. Sırf buna dayanarak sadece masum insanları korur geri kalanları zerre umursamazdı.
"Yalnız bu sefer sana ihtiyacım olabilir. Çünkü kadın hakkında bilgilisin. Ve Çoğu şeye de erişimin var."
"Elbette her zaman yanındayım." dedi Enver.
Enver de iyi bir adamdı ve Ecmel'e çok sadıktı. Aynı Cahit gibiydi. Ama Cahit'ten tek bir farkı vardı. Duygularını itiraf edebilirdi.
Ecmel, aşık olduğu kadındı. Onu ilk gördüğü andan beri seviyordu. Her an yanında olmak istiyordu. Elini tutmak beraber yemek yemek. Uyumak, film izlemek her an yanında olmak istiyordu. Bu zamana kadar Ecmel'e hiç söylememişti. Ama şuan içinden haykırmak geliyordu. Belki de şansını denemeliydi.
"Ecmel..." dedi Enver. Sesinin tınısı çok hoş çıkmıştı. Kendine güveni sesine yansımıştı. Zaten Enver özgüvenli bir adamdı. Yakışıklıydı. Kendine has bir karizması vardı. Karakteri düzgündü.
Enver o an fark etti ki onu durduran tek şey, Cahit'ti. Çünkü Cahit uzun süredir Ecmel'le ilgileniyordu. Ama bir türlü itiraf etmiyordu. Bu yüzden Enver hiç duygularını açamamıştı. Cahit ile beşikten beri dostlardı. Dostuna kötülük yapamazdı. Ama artık durmasına gerek yoktu. Çünkü Rosa dönmüştü. Ve az önce onları çıkarken görmüştü. Ve duyduğuna göre Cahit'in evine gidiyorlardı. Yani Cahit başka bir kadınlaydı ve mutluydu. Yani Enver'in beklemesi in bir sebep yoktu.
"Benimle takılmak ister miydin?"
Ecmel beklenmedik soru karşısında bir an duraksı. Enver'in bu tarz bir şey soracağını az çok tahmin etmişti. Ancak şuan sorması biraz ani olmuştu.
"Takılmaktan kastın ne? Ona göre cevabım değişir."
Ecmel açık kapı bırakmıştı. Sonuçta Envet yakışıklı bir adamdı. Ona bir şans vermeden reddetmek aptallık olurdu. Biraz eğlenebilirlerdi.
"Yani anla işte. Sen ve ben. Bir süre vakit geçirsek. Belki güzel şeyler yaşarız. Özel şeyler..."
Enver isteidği ilişkiyi bir kalıba sokmamıştı. Bu Ecmel'in hoşuna gitmişti. Çünkü hiçbir zaman kalıplara sığan bir kadın olmamıştı.
"Bana uyar." dedi Ecmel. Bu adamı geri çevirmeyecekti.
Enver sevinmişti. Ama coşkulu bir tavır sergilemedi. Bu Ecmel'i itebilirdi. Ecmel'in yıllardır yanındaydı. Hoşuna gidecek ve kesinlikle gitmeyecek şeyleri çok iyi biliyordu. Ve Ecmel kesinlikle çocuksu tavırlar sergileyen bir erkekten hoşlanmazdı.
Belki de bu yüzden Cahit ile aralarında bir şeyler olmamıştı. Çünkü Cahit saf bir erkekti. Bu saflık kötü bir şey değildi. Güzeldi. Çoğu kadının sahip olmak isteyeceği türden bir erkekti. Güçlü bir rakipti. Enver, Rosa'nın gelmesine bu yüzden sevinmişti. Çünkü güçlü bir rakibi elenmişti. Artık top ondaydı. Ya gol atacaktı ya da sahadan dönecekti. Ama asla pes etmeyecekti.
"Deniz kenarında harika bir Şarap dükkanı açılmış. Haftanın belirli günlerinde özel tadım geceleri yapıyorlar. En eski şarapları sakladıkları fıçıları müşterilerine sunuyorlar. Duyduğuma göre efsane tadlar varmış. Eminim en sevdiğin yıldan bir tadım yapmanı sağlayabilirim."
Ecmel oturduğu yerde öne kayıp Enver'in dizine elini koydu.
"Harika vakit geçireceğimize eminim."
Enver gülümsedi. Ecmel kendine güvenen bir kadındı. İçinden gelen her şeyi yapardı. Çekinmezdi utanmazdı. Az önce sadece iş arkadaşıydılar ama şuan flört ediyorlardı. Yarın ne olurdu bilemiyordu. Ama Enver mutluydu. Çünkü bir kapı açılmıştı. Ve şansı yaver gitmişti.
"Seninle her an harika vakit geçiriyorum. Aksi mümkün değil. Burada önemli olan seninde güzel vakit geçirmen." dedi Enver. O da biraz öne eğilmiş ve iri elleriyle Ecmel'in yanağını okşamıştı.
"Şarap ve yakışıklı bir adam. O gecenin harika olmaktan başka şansı yok."
Enver'in gülümsemesi daha da genişlerken aniden kapı açıldı. İkisi de kapıya döndü. Gelen patrondu. Enver hızlıca ayağa kalkıp patrona selam verirken Ecmel ise sadece oturduğu yerden kalkmış, Enver'e göz kırpmış ve makam koltuğuna geçmişti.
Patron bu tavır karşısında kaşlarını çatmıştı. Ecmel'in ona saygı duymaması gücüne gidiyordu. Patron onun babası sayılırdı. Küçük yaşta ona sahip çıkmış beslemiş büyütmüş ve okutmuştu. En azından okutmayı denemişti. Ama Ecmel zeki biri olsada pek istekli değildi. Tıp fakültesini üçüncü senede bırakmıştı.
Kazanmasına bile çok şaşırmıştılar bitirmesini beklemek mucize gibi bir şey olabilirdi.
"Neden geldin patron. Meşgulüm." dedi Ecmel. Hala patrona bazı konular yüzünden kinliydi. Bu yüzden bir süre tavır yapmaya karar verdi.
"Gördüm ne kadar meşgul olduğunu. Sağ koluma kur yapmakla uğraşıyordun." dedi patron. Ses tonu az önce gördüklerini onaylamadığını netçe belli etmişti.
Enver öksürük krizine girerken Ecmel kahkaha attı.
"Biricik sağ kolunu çalmamdan mı korktun patron?"
"Çalmandan değil bir gün ölüsünü bulmaktan korktum." dedi patron.
Bu dünya üzerinde Ecmel'i en iyi tanıyan tek kişiydi. Enver'in yapacağı en ufak hata da ipinin kesileceğini biliyordu. Ve onu korumak patronun göreviydi. Çünkü o bir zamanlar çok değer verdiği oğlu gibi gördüğü bir adamın emanetiydi.
"Bugün fazla ilaç aldın galiba patron. Kafan çok kıyak. Ölüm falan diyorsun."
"Düzgün konuş benimle."
"Sen benimle düzgün konuş ben dr seninle düzgün konuşayım nasıl fikir?"
"Ben senin üstünüm." dedi patron meydan okurcasına.
"Ben de senin götünü kollayan kişi. Memnun oldum." dedi Ecmel. O bunağın altında ezilmezdi.
"Hadi oradan şımarık velet. Asıl ben senin götünü kolluyorum. Kollamasam şuan hapisanede duvara çetele çiziyordun."
"Yanlışın var patron. Kollamasan ben şuan güzel bir ada kentinde kendi içkimi yapıyor, yılın her günü güneşleniyor olurdum."
Patron derin bir nefes bıraktı. Bu yaramaz çocukla başa çıkmak günden güne zorlaşıyordu. O yüzden asıl gelme sebebine döndü.
"Senden bir şey isteyeceğim." dedi patron.
"İste." dedi Ecmel. Ne kadar sinir olsada patron patrondu. Para veren el ısırılmazdı.
O söz öyle değildi sanki...
Ben nasıl istersem o söz öyledir.
"Kamer'i yanına al da biraz görev sahası görsün. Birazda çalıştır. Yurt dışında epey salmış kendini. Silah talimi yaptık havaya rast gele sıksan daha çok hedef vurursun."
Ecmel'in neşesi gelmişti.
"Ah be patron." dedi dalga geçer gibi. "Alıpta veliaht diye karşımıza getirdiğin adama bak."
"Veliahtım oğlum olmayacakta başka kim olmayacak Ecmel."
Ecmel kendini işaret etti.
"On seneden fazladır bu işin içindeyim. Yaşından fazla leşim var. Her silahı kullanabilirim. Her ortamda çatışabilirim. Ölümden korkmam. En iyi dövüş stilerini bilirim. Benden iyi veliaht bulamazsın."
"Haklısın ama sen mafya işlerinin insanı değilsin. Masa başı iş sevmezsin. Benim işim daha çok emir vermek. Yani bildiğin şeylerin onda birini yapsa Kamer, camiadaki en iyi mafya babası olur."
Patron haklıydı. Ecmel işlerini başkasına yaptırmayı sevmezdi. O silahını beline takar her çatışmaya dalardı. Zaten mafyaların başına geçmek istemesinin tek sebebi onları yok etme planıydı. Yeraltını kendi oyun sahasına çevirecekti. Ondan izinsiz kuş dahi uçmayacaktı. Böylece masum olan kimsr zarar görmeyecekti. Bu mafya bozmaları da kafalarına göre kimseyi kesip biçemeyecekti.
" Sen ne dersen de patron. O koltuk benim. Uğruna seni bile öldürürüm."
"Manyak çocuk. Zaten çok uzun yaşamam. Bırak ecelimle öleyim." dedi patron sonra hatırladığı detayla devam etti. " Sen olan ecelden bahsetmiyorum."
Ecmel gülümseyerek "Korkma patron." dedi. "Daha çok zamanın var."
Patron bir şey söylemedi.
"Neyse patron. Kamer konusunda bir şeyler yapmaya çalışırım. Ama çok ümitlenme pek bir şeyler becerecek kabiliyet yok onda."
"Sen bir kere dene."
Ardından yavaş adımlarla odadan çıktı. Patron çok yaşlanmıştı.
Ecmel, Enver'e dönüp gülümsedi. Gülümsemesi davetkar ve çekiciydi.
"O gece için sabırsızlanıyorum." dedi.
Enver de "Bende." dedi. Patron yüzünden biraz gerilmişti. Bu yüzden tüm dikkati ve neşesi dağılmıştı.
"Sen şimdi çık. Ben biraz plan üstünde çalışayım. Daha sonra yemek yeriz."
Ecmel artık yalnız kalıp iyi bir suikast planı yapmalıydı. Üstelik yarın ilgilenmesi gereken önemli bir mevzu vardı. Önce onu çözüme ulaştırmanın yollarını aramalıydı. Bu mevzuyu aradan çıkartıp asıl işlerine dönmeliydi.
Daha sonrasında Enver ile biraz vakit geçirip Haktan ile ilgilenecekti. Ardından Sümbül'ün cezasını kesecekti.
Cellatın baltasındaki kan asla kurumazdı...