17.BÖLÜM: GÖREV VE PLAN Part - 3

1166 Words
Keskin nişancı evin içini nişan alırken Ecmel, Cahit ve Seçkin isminde bir korumada da yavaşça içeri girmeye başladı. kapıyı açmak çok zor olmamıştı. Mesele sessizce içeri girebilmekti. Gece olsa kolaydı. ancak gündüz vakti evdeki herkes uyanıkken oldukça zordu. Üstelik evdeki üç kişinin haricinde başka birileri var mıydı bilmiyorlardı. Keskin nişancıya, teyit etmek için tekrar sordu Ecmel. "Görünürde fazladan biri var mı?" Çok geçmeden cevap geldi. "Sadece 3 kişi. Üst kattalar." Anlaşıldığını belirtmek için "Tamam." dedi Ecmel. Bu saniyeden sonra yapacak bir şey yoktu. Evde Üç kişi varmış gibi davranacaklardı. Sayı artacak olursa doğaçlama yapmaları gerekecekti. Bilgiye göre Feyzullah, sevgilisi ve sonradan gelen çocuk üst kattaydı. Giriş katı sessiz ve temkinli adımlarla geçtiler. Ecmel önde hemen arkasında da Cahit vardı. onun arkasında da Seçkin vardı. Yavaşça merdivenleri tırmandılar. Seçkin koridorun sağ tarafına giderken Ecmel sol tarafa yöneldi. Cahit'te hemen onun arkasındaydı. Yavaş adımlarla yürürken bir adamın sesi duyuldu. "Nasıl böyle bir şeyi düşünür?" Bu Feyzullah'ın sesiydi. Kapıya yaklaşıp sırtını duvara dayadı. silahı göğsüne yakın çekti. Namlu çenesine bakıyordu. Birazdan bu namlu bir adamın başında olacaktı. Cahit yürüyüp kapının diğer yanına geçti. Ecmel'in pozisyonunu taklit etti. Ancak Ecmel'inkinin aksine o silah asla patlayamayacaktı. Özellikle de namlusu bir canlıya bakarken. Bu iyi bir şey gibi dursa da Ecmel'in işini çokça zorlaştırıyordu. Çoğu zaman... Ecmel başıyla içerisini işaret etti. Ardından ses çıkarmadan dudaklarını oynatarak "İçeri giriyorum. Dikkatli ol." dedi. Cahit'in bir özelliğinde çok iyi dudak okumaktı. Artı olarak işaret dilinde de öyleydi. Ecmel'in aksine insanların dilinden anlamaya çok önem veriyordu. Cahit başıyla Ecmel'e onay verdi. Onayı alan Ecmel yan dönüp kapıya güçlü bir tekme savurdu. Kapı duvara çarparak açılırken odadaki şaşkın bakışlar doğrudan üzerine dönmüştü. Genç adam korkup koltuğun arkasına geçmiş, kadın ise panikle kendini oturduğu koltuktan yere atıp dizlerinin üstüne çökmüştü. Feyzullah ise sanki olacakları biliyormuş gibi tepki vermemiş oturduğu yerde oturmaya devam etmişti. üstelik Ecmel kendisine silahı doğrulturken o bunu önemsememiş purosundan büyük bir nefes alıp dumanını dışarı üflemişti. Ecmel ise yırtıcı bir hayvanın avına baktığı gibi Feyzullah'a bakıyordu. Sessizliği ilk bozan Feyzullah oldu. "Hoşgeldin, Ecel." Ecmel'in kaşları çatılırken elindeki silahı yavaşça indirdi. Bu adam onu tanıyordu. Bu adam katil olan Ecmel'i tanıyordu. Ancak ve ancak öleceğini bilenler Ecmel'e Ecel derdi çünkü. "Neden burda olduğumu biliyorsun. Sence de fazla sakin değil misin?" diye sordu Ecmel. Ölmek üzere olan birine göre pek rahat. Baki purosunu önündeki kül tablasına bırakıp ayağa kalktı. Ortalama boya sahip bir erkekti. Kırk beş yaşındaki bir adama göre oldukça genç duruyordu. Tanımayan biri anca otuzlarının sonlarına yakın olduğunu sanardı. Koyu kahve saçlarının arasında bir tane bile beyaz saçı yoktu. Ela gözleri biraz soluk bakıyordu. Yorgun gibiydi. Üzerindeki takım elbisesi kırışmıştı. Birkaç adım atıp Ecmel'e yaklaştı. "Sakinim çünkü seni tanıyorum." dedi Feyzullah. Bu kadın birini öldürmek isterse öldürürdü. Bundan kimse kurtulamazdı. Ancak biri ölmeyi haketmemişse Ecmel o kişiye merhamet ederdi. "Bugün senden merhametini istiyorum." "Neden sana merhamet edeyim?" diye sordu Ecmel. Kurbanlarının çoğu pazarlık yapardı. "Çünkü benim bir suçum yok." İşte şimdi Ecmel'in dikkatini çekmişti. "Anlat Feyzullah. Zaman işliyor." "Karımı aldatmadım. Benim saf karım işleri yanlış anlamış." "Bu kadın kim öyleyse." diye sordu Ecmel. ortada bir metres var mıydı yok muydu anlamalıydı. Bu bir görevdi. Ve emre göre karşısındaki adam ölmeliydi. "Oğlumuzun karısı. Bizden gizli evlenmişler. Bu evi de oğlum karısı için almış. Parasını benim hesabımdan çektiği içinde karım benim onu aldattığımı sanmış." "Buraya neden geldiğimi biliyorsun, Feyzullah. Yüklü miktarda para aldık. Bugün kan dökülmeli. Karının isteği bu. Ancak o arayıp iptal edebilir." Nihayetinde iş prensipleri vardı. "Telefonlarımı açmıyor." "O zaman kusura bakmayacaksın Feyzullah." Silahını doğruca adama çevirdi. Göğüsüne tek kurşun onun için yeterli olacaktı. Adamın dedikleri mantıklı olsa da koşulsuz şartsız inanamazdı. "Ecmel yapma." dedi Cahit. Başından beri sesszice arkasında durmuş sadece dinlemişti. Şuan konuşup Ecmel'in işine burnunu sokması bir miktar Ecmel'de sinir yarattı. "Bunu arayıp karısı derse yapmam. Aksi takdirde bu adama inanmak zorunda değilim." dedi Ecmel. Ancak Cahit hala çatık kaşlarla durmuş ititraz edercesine bakıyordu. "Hadi ama Cahit! Bugüne kadar ne yalanlar duydum tahmin dahi edemezsin." "Yalan söylemiyorum." dedi Feyzullah. Sesi oldukça kendine güvenir bir tondaydı. "Ohooo!" diye isyan etti Ecmel. "İşleri çocuk oyuncağına çevirdiniz. Ne için geliyorum ne oluyor." Silahı beline koyup odadan çıktı. "Patron abuk subuk insanlarla iş yapıyor. Zaten aldatıldı diye adam öldürtmekte ne? Sebebi bile mantıklı değil. Çok kolay sanıyorlar. Götü sıkışan kapımızda bitiyor. Ciddiye alıp geliyoruz yanlış anlaşılma çıkıyor. Elimiz boş kıçımız yaş dönüyoruz. Sonucunda patron ağzımıza sıçıyor. Kârlı çıkayım diye girdiğim işten zararlı çıkıyorum." Ecmel çok sinirlenmişti. Taramalı tüfek gibi konuşması da bu yüzdendi. "Arayın şunun karısını izah edin olayı." dedi Ecmel arabaya yürürken. O sırada 2 adamı arabadan kırmızı bidonlarla inmişti. "Siz nabıyorsunuz?" diye sordu Ecmel. "Sizin işiniz bittiğine göre emir üzerine evi yakmamız lazım." dedi içlerinden biri. "Ya binin arabaya. Yanlış alarmmış. Görev iptal." Karısına hayret etmişti. Fani bir bedene nasıl bu kadar kin sığdırabilmişti bilemiyordu. Herifi öldürttüğü yetmezmiş gibi birde evi ve cesedini yaktıracaktı. İnsanlar gün geçtikçe daha pis bir hala geliyordu. Arabasına binip direksiyonun başına geçti. Kontağı açarken "Nelerle uğraşıyoruz." diyerek söylenmeye devam ediyordu. On tane adamın hiç işi yokmuş gibi asılsız bir göreve gelmesi kabul edilecek şey değildi, Ecmele göre. Cahit yan tarafına oturup emniyet kemerini taktı. Ecmel barut gibi olduğundan bir şey demeye çekiniyordu. Zira bir anda patlayabilirdi. Evren sanki Ecmel'i daha da delirtmek istermiş gibiydi. Çünkü o anda telefonuna ardı ardına mesajlar gelmeye başlamıştı. Mesajları atanda kendini mafya sanan salaklardan biriydi. Birkaç gündür de Ecmel'e kafayı takmış durumdaydı. Taciz içeren mesajlar atıp birkaçta çağrı bırakıyordu. Ecmel yavaş yavaş sinirlenmeye başlamıştı. Yakın zamanda acısını çıkaracaktı. Ama zamanı vardı. Ve de daha önemli işleri... Kafasını dağıtmak için Cahit ile konuşmaya karar verdi. Her zaman işe yarardı. "Geçen gün görevin ortasında basıp gittin. Çok mu önemliydi?" diye sordu. Birkaç ufak araştırmayla kime gittiğini öğrenmişti. Ama Cahit bunu bilmemeliydi. "Tahmin edemeyeceğin kadar önemliydi." diyerek yanıtladı Cahit. Ecmel tahmin edebiliyordu. Çünkü olayları detaylıca biliyordu. İlk başta Cahit'in gitme sebebinin ailevi bir şey olduğunu düşünmüştü ama daha sonra yıllar önce ayrıldığı sevgilisinin geri döndüğünü öğrenmişti. "Peki nasıl gitti?" "Çok zordu. Hala kafamı toparlayamıyorum." "Anlat." diye emir verdi Ecmel. Cahit'in can çekişmesi hoşuna gitmiyordu. "Çok karışık Ecmel." Aslında değildi. kabullenemediği için ona öyle geliyordu. "İzin verde ona ben karar veriyim" Cahit derin bir nefes alıp yavaşça bıraktı. "Rosa, altı sene önce hiçbir şey demeden beni terk etti." Biliyoruz... "Dün de geri geldi. Ve beni görmek istediğini söyledi." Buna izni yoktu. "Ona sebebini sorduğumda, hayatımı riske attığımı bunu yaparken onu da etkilediğimi, Çevremdeki insanlardan memnun olmadığını söyledi." Bundan kesinlikle bahsetmemesi gerekiyordu. "Hayatını neden riske atıyormuşsun?"diye sordu Ecmel. "Pis işlerin içindeymişim. Çevrem güvenilir değilmiş. Herkes eli kanlı katilmiş. Bir gün ya bende öyle olacakmışım ya da ölecekmişim." Seni öldürmeyi geç, niyet edecek insanın ruhunu teslim etmesi on saniye sürer. Ecmel iç sesine hak verdi. Kimse Cahit'in kılına bile zarar veremezdi. "Böyle şeyleri kafana takma." dedi Ecmel. Çok basitmiş gibi söylemişti. "Onunla geleceğimiz var sanmıştım. Hayal kırıklığına uğradım." "Bak Cahit." dedi Ecmel. Bir tavsiye vereceği ses tonundan bile okunuyordu. "Sana ve çevrene saygı duymayan biriyle olmak yıpratır. Seni mahvedecek bir şeyi kaybettiğini sanmak ise daha çok yıpratır." Cahit, Ecmel'in haklı olduğunu biliyordu. Bilmediği şey ise her şeyin sebebinin Ecmel olduğuydu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD