bc

Cehennemin Haritası (ÜCRETSİZ)

book_age16+
75
FOLLOW
1.6K
READ
revenge
dark
opposites attract
mafia
gangster
drama
tragedy
bxg
serious
kicking
bold
office/work place
musclebear
surrender
wild
like
intro-logo
Blurb

O cehenneme tek yön bilet demekti ve herkesin beni uyarma sebebiydi. Bilmedikleri şey ise ben ateşten korkmuyordum. Biraz bile.

*

Ruhun Haritası'ndaki Barlas karakterinin hikayesini anlatmaktadır. Diğer kitabı okumadan da bu kitabı okuyabilirsiniz.

chap-preview
Free preview
1.Bölüm: Buldum Seni
İşte oradaydı, Barlas Küfeciler. Bar taburesine oturmuştu, sırtı bana dönüktü ve omuzları iki dağı andırıyordu. Fotoğrafını gördüğümden bu yana spor yapmış olmalıydı, bu kadar yapılı durmuyordu. Ya da kamera lensi ile gözlerimin gördükleri bir değildi emin değilim. "Buldum seni." diye mırıldandım ardından üzerimdeki kırmızı, vücudumu saran ve derin bir yırtmacı olan elbisemi düzelttim. Kızıl saçlarımı omuzlarımın gerisine doğru attıktan sonra bana bakan barmene göz kırptım ve hemen yanındaki tabureye doğru adımladım. "Bir tane daha lütfen." Barlas Küfeciler elindeki viski bardağını sakince barmene doğru iteklerken konuştu, tok sesi kulak zarlarıma çarparken iki adımım kalmıştı. "Pardon? Oturmamın bir sakıncası var mı?" Tatlı bir sesle sordum ama o, tam da ondan beklediğim şekilde bana bakmadan başını iki yana sallamakla yetindi. Üzerinde siyah bir gömlek vardı, kollarını dirseklerinin altına kadar kıvırmıştı ve pürüzsüz göğsünü gösterecek kadar açıktı düğmeleri. Buraya kafa bulmaya gelmediğini biliyordum. "Her zamankinden." dedim güçlü bir sesle ardından barmenin ona yeni doldurduğu viski bardağını uzatıp bana manalı bakışına aldırış etmedim. "Buraya hep gelir misiniz?" Yüzsüzlüğüme bir yenisini eklerken o bana bakmamakta kararlıydı. Başını dahi sallamadı ama nihayet kısa bir cevap verdi. "Hayır." İletişime geçmesi zor birisiydi, biliyordum. Ben de cilve yapmasını ya da kaynaşmasını bilen birisi değildim ama onu istiyordum. Ona kesinlikle ihtiyacım vardı. "Gözüme tanıdık geliyorsunuz." dedim bu kez, sanırım kadın olmasam avucu arasında tuttuğu bardağı kafamda kırardı. Neyse ki cinsiyetim bazen pozitif ayrımcılığa yarıyordu. "Beni rahatsız etmekte ki amacınız nedir?" Eskiden, ne kadar eski bilmiyorum çapkın olduğunu duymuştum ama sanırım artık elini ayağını çekmişti o işlerden ve bu da işimi daha da zorlaştırıyordu. İnsan içine pek çıkmıyordu o yüzden onu yakaladığım gibi yapışmak zorundaydım. "Rahatsız ettiğimi düşünmemiştim, kusura bakmayın." Barmenin uzattığı bardağı tek seferde kafama dikip noş bardağı geri itekledim. Elimle bir tane daha vermesini söyledikten sonra etrafıma bakındım. Herkes kendi halindeydi ve bir bar için fazla sakindi. Nezih bir yer değildi, bunu herkes bilirdi. O halde bugün ki sakinlikte neyin nesiydi? Önüme dolu bardak iteklendiğinde barmene kafamla ufak bir işaret verdim ve arka tarafımda oturan birisine göz kırptığını gördüm. Sanırım oyun başlıyordu. "Merhaba güzellik." Hadi ama! Ona bu kadar da klişe olmamasını söylediğimi hatırlıyorum evet bazı klişelere ihtiyacım vardı ama bu kadarına değil. "Bana mı dediniz?" dedim zaten tanıyor olduğum simaya bakarak. Berkay, ona doğru döndüğüm için arkamda kalan Barlas'a kısa bir bakış attıktan sonra kıvrılmak için can atan dudaklarını kastı. Kahretsin, bu iş için uygun olmadığını biliyordum. Batırmasa iyi ederdi. "Burada başka güzellik mi var?" Elimde olmadan dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. Şu sünepeye de bakın hele, eline geçen fırsatı beni sinirlendirmek için nasıl da kullanıyor. "Aman Allah’ım..." dedim şok içinde "Bu iğrençti beyefendi." Berkay ne diyeceğini unutmuş olmalı ki birçok detayı es geçip üzerime eğildi ve benden gerçek bir tepki aldı. "Ne yaptığını sanıyorsun?" Ayağa kalkıp onu omuzlarından hızla iteklediğimde Barlas'a baktı ardından bana kararlı bir bakış atarak pekte nazik olmayan bir şekilde itekledi. Neyse ki bu beni yıkmazdı ama rolüm gereği Barlas'a çarparak yere düştüm ve acı dolu bir sesle inledim. "Madem bir şeyler yapmayacaksın, ne diye kırmızı bir elbiseyle bara geldin?" Sanırım sessiz kalmalıydım, ayak bileğimle ilgileniyor gibi yaparak başımı eğdiğimde Barlas'ın ağır ağır tabureyle birlikte Berkay'a döndüğünü gördüm. "Bir kadın kafasında sevilme fikri olmadan kırmızı elbise giyemez mi yani?" Yani buna takılması hoştu ama bana bir nasıl olduğumu sorup kaldırması falan gerekmez miydi? "Kaç tane kırmızı giyip işi pişirmeden giden kadın gördün?" Bu çirkin cümleye takılmadım, Berkay gerçekte böyle birisi değildi sizi temin ederim. Yapması gereken şey Barlas'ın sinirine oynamak olduğu için tüm tuşlara basıyordu sadece. "Ne boktan bir düşünce." dedi Barlas sıkılmış bir sesle "Daha fazla başımı ağrıtmadan uza." Berkay son kozunu oynayarak bana doğru adım attı. "Tamam şu kızılı alıp toz oluyorum." Korkmuş gibi görünmek için omzumu kendime doğru çekerek geriye eğildim fakat Barlas, bir anda bana uzanan elin bileğin kavradı. "Seninle gelmek istediğini sanmıyorum." Ve sonunda ilk kez bana baktı, gözlerindeki keskin ifade beni yaralar içinde bırakırken sertçe yutkundum. Bu bakışlar hesaba katmadığım bir şeydi. Çapkın olduğu dönemdeki muzip bakışlar yoktu, sertti, soğuktu. Bir buza bakmak gibiydi, güzel ama uzun sürdüğünde acıtan türden. "Onu...Tanımıyorum." Ne diyeceğimi bilemez halde saçmaladım. Söylenene göre Barlas Küfeciler güçlü kadınlardan hoşlanmıyordu. En azından güçlü kadınlarla takılmıyordu. Acaba aşağılık kompleksi mi vardı? Öyle birisine de benzemiyordu. "Onu duydun, uza şimdi." Berkay sessizce ayrılırken ayak bileğimi tutarak ofladım ve Barlas’ın bana bakmasına sebep oldum. "Kalkabilecek misin?" Resmiyete bir yana bırakması benim için iyi bir şeydi. Ona bir adım daha yaklaşmış hissetmemi sağlıyordu, onu kesinlikle tavlamalıydım. "Bileğim çok ağrıyor bana yardım edebilir misin?" Memnuniyetsiz bir ifadeyle bana doğru yaklaştı, elini uzatır sanmıştım ama bar tezgahından bir eliyle destek aldı, diğer eliyle eğilip belimi kavradı ve beni tek hamlede ayağa kaldırdı. Bu hareketten etiklenen tek kişi ben değildim, barmende şaşkınca Barlas'a bakıyordu. Kesinlikle değişmişti çünkü kısa, zayıf ya da ikisi birden yani minyon değildim. Aksine uzun, fit bir vücudum vardı. Benden darbe yiyen birisinin afallamasını sağlayacak kadar yapım vardı. Ayağa kalktığımda topuklu ayakkabılarımın katkısıyla alnımın dudaklarına denk geldiğini fark ettim. Eğer benim bir yetmiş üç olduğumu kabul edersek ve ayağımdaki topuklular da sanırım 6 santimdi. Boyu yaklaşık... "İyi misin?" Sorusu bütün hesabımı yerle bir ederken gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım. Boyunu bilmem gerekirdi ama hatırlamıyordum, sanırım dosyaya gereken önemi vermemiştim. "Bilmiyorum." dedikten sonra etrafıma bakındım, bana bakan bir çift göz aradım ama yoktu. Burada olması gerekmiyor muydu? Planın ikinci parçası için? Kahretsin geç mi kalmıştı? Sarhoş gibi davranmalıydım ve Barlas’ı öpmeye çalışırken beni çekmeli, ablam olduğunu söyleyip götürmeliydi. Neredeydi bu kız?! "Hey?" Yeniden Barlas'a döndüm, belki de ileri gitmeli ve şansımın yaver gitmesi için dua etmeliydim. Düşüp bayılsam...Acaba beni evine götürür müydü? "Ben...Biraz..." Dengemi sağlayamıyor gibi yaparak kollarının arasına devrildim ve gözlerimi kapattım. Anneme uyuyor taklidi yapıyor gibi gerilmiştim, umarım kirpiklerim titremiyordur. Bu büyük bir başarısızlık ve utanç kaynağı olurdu çünkü. "Beni duyuyor musun? Fazla mı içti?" Sanırım son soru barmeneydi. Pekâlâ bana verdiği şey alkol bile değildi, seyreltilmiş kolaydı yani sarhoş olmama imkan yoktu ama Barlas Küfeciler bunu bilmiyordu. "Arayabileceğimiz birileri yok mu?" diye sordu bu kez ve barmen tamda anlaştığımız şekilde drama başladı. "Birkaç ay önce ailesini kaybetti. Tek yaşıyor diye biliyorum." Pekâlâ söyle bakalım Barlas Küfeciler beni evine mi götüreceksin yoksa burada mı bırakacaksın? "Onu burada bırakamam değil mi?" Ah! Barlas Küfeciler geçekten bir pislik gibi davranıyor. Baygın bir kadın barda bırakılır mı? Yani evine götürmeyecekse bile hastaneye falan bırakamaz mı? "Ona göz kulak olamayacak kadar yoğunum." dedi barmen ve sonra bir süre sessizlik oluştu. Barlas’ın kolları sırtımın ve bacaklarımın altından geçerken havalandığımı hissettim. Bir an için düşmekten korkup ona tutunacaktım ama bilincimin yerinde olmadığını anlattım kendime. "Onu bir otele bırakacağım. Uyandığında sana gelirse...Onu bıraktığımı ve hiçbir şey olmadığını söyle." Hiçbir şey olmadığını söyle demek...Nasıl kendisinden bu kadar emin olabilirdi? Kafası güzel, kırmızı elbise giyen bir kadını otel odasına öylece bırakıp gidecek iradeye sahip miydi gerçekten? Bardan çıktığımızı serin havadan anlamıştım. Saçlarım uçuştu, eteğim dalgalandı ve adımları bedenimin sarsılmasına neden oldu. "Bir bu eksikti..." dedikten sonra iç çekti "Başımda yeterince bela yokmuş gibi." En azından bir bela olduğum konusunda hem fikirdik. Ve üzgünüm Barlas Küfeciler, sana daha fazla bela getireceğim için.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Genç Polisler

read
2.1K
bc

CEHENNEM ÇUKURU

read
8.6K
bc

Patika

read
14.0K
bc

TUTKUYA TUTSAK (+18)

read
42.4K
bc

A D A M

read
1K
bc

Kara Kutu

read
7.1K
bc

Ajan Akademisi 2 / Kara Liste

read
3.1K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook