İMKANSIZ DUYGULAR

1240 Words
-Gerçekten becerebildiğin bir şey var mı yoksa her zaman böyle sakar mısın Olivia Cyristal Clayton.. Olivia yanlış mı duyuyorum acaba diye düşünerek adamın söylediği sözleri içinden harfi harfine tekrarladı. Olivia Cyristal Clayton. O artık James Arthur Clayton'un karısıydı. Sevilmeyen ve istenmeyen karısı diyerek umutsuzlukla adamın gözlerinden bakışlarını çekmeye çalıştı. Daha bir kaç saat önce kendisini sevdiğini düşünen bir adamla kaçmak için plan yapmış, ve kendisini asla sevmeyeceğini bildiği bir adamla da evlenmişti.Hangisi daha kötüydü bilmiyordu. Olivia her zaman aşk istemişti. Anne babasından gördüğü kadarı ile aşk bir insanın bu hayatta hissedebileceği ve yaşayacağı en güzel duyguydu. Her zaman bu tarz duygulara imrenmişti. Chris... Onu seviyor muydu. Ya da ona aşık mıydı. Hayır asla kendisini bırakıp giden sevgisinin arkasında durmayan birine gerçek duygular besleyemezdi. Adam gelmediği zaman korkmuştu evet ama korkusunun ne için olduğunu şu an farkediyordu. Babasını hayal kırıklığına uğratmak ve kendisini küçük düşürmekti. Chris aklına bile gelmemişti. Onu sevdiğini sanarken aslında onda aşkı mı arıyordu. Belki de bundan sonra asla sahip olamayacağını bildiği duyguların peşindeydi. Biliyordu ki kendisini daha ilk tanıştıkları gün acımasızca iterek yere düşmesine sebep olan ve gözünden akan yaşları umursamayan bu adam sevgiden fazlasıyla yoksundu. Onun birisini sevebileceğine inanmıyordu. Gözlerinde gördüğü ifadeden bunu anlamıştı. Koyu yeşil, derin ama ifadesiz bakışlar...İşte bu yüzden korkmuştu. Kendisini asla sevmeyecek bir adama ömür boyu bağlı olmak içinin ürpermesine ve hayatı için korkmasına sebep olmuştu. Peki şimdi geldiği yer neresiydi. Acımasız Lordun kendisini sıcacık hissettiren kolları.Ve dudakları arasında bulunan çok az mesafe. Böyle bir durumun içinde kaldığı için nasıl hissetmeliydi.Hemen adamın kendisini bırakmasını sağlamalıydı yoksa...yoksa yine kendisini öpebilirdi. Ya da kendisinin öpmesini istediğini düşünebilirdi değil mi. Bu şekilde düşünmesi Olivia'nın tamamen utanmasına sebep olacaktı o yüzden adamın dudaklarına bakmayı keserek inmek için harekette bulundu. Kilisede ki öpüşmelerini de düşünmeyi bırakacaktı, zorunlu bir durumdu ve bir daha asla gerçekleşmeyecekti. Bir daha asla o zaman hissettiği şeyleri hissetmesine gerek kalmayacaktı. -Lütfen, lütfen indirir misin beni? James kızı aniden ayakları üzerine bırakarak arkasını dönüp eve doğru yürümeye başladı.Kızı kolları arasında tutmaktan hoşlanmamıştı.Kızın narin bedenini hissetmek, ve ilk defa karşı cinsiyle bu kadar yakın olmak kesinlikle bu duygu hoşuna gitmemişti. Kızın vücudundan yayılan koku ise kesinlikle kendisini rahatsız etmişti. Çünkü hoşuna gitmişti. Hoşuna gittiği için sinirlenmişti. Bilgisiz, cahil ve sadece kendine ait olan parayı korumak için evlendiği kızın hayatında bir yer edinmesi anlamsızdı. Olivia'nın bilgisiz ve cahil olduğu fikrine nereden kapılmıştı bilmiyordu fakat kız yaptıklarıyla tamamen öyle görünüyordu. Peki ya kızı düşmekten kurtarmak için kucağına aldığı zaman yaşananlar neydi. Bir kaç saniye konuşmadan durmuşlardı ve kızın kendisine bakan yüzü garip bir ifadeye bürünmüş ve dudakları kendisini öpmesi için aralanmıştı.bakışları gayet kızın bunu istediğini gösteriyordu.Lanet olsun evcilik oyunu oynayacağımızı falan mı sanıyor diye mırıldandı. Onu tekrar öpeceğimi de nereden çıkardı ya da bunu isteyeceği mi ? Bakışları ciddi bir şekilde uşağının açtığı kapıdan içeri girerken arkasından sessizce yürümekte olan kıza bir kez bile dönüp bakmadı. Evinin kapılarından girdiği an bugün yaşanan herşeyi unutmuş ve eski haline dönmüştü. James evin odalarından birine giden yolda kaybolurken kız kapıdan girerek etrafına bakındı. Kimse görünmüyordu. Ne yapması gerekiyordu. Ya da nereye gitmeliydi. Acaba burada öylece durmalı ve birisinin gelip kendisine yol göstermesini beklemeliydi yoksa Jamesi bulmaya mı çalışmalıydı. Vakit geçirmek amacı ile duvarlarda bulunan tablolara öylece göz atarken kendisine seslenen hizmetçi kıza döndü. Yüzüne yerleştirdiği gülümsemesi ile kıza baktı. Hizmetçi kız yeni düşesin kendisine bu şekilde davranmasına şaşırsa da hemen toparlanarak kıza söylemek için geldiği şeyi iletti. -Leydim, size odanızı göstereyim. Üzerinizi değiştirip dinlenmek istersiniz sanırım uzun yoldan geldiniz. -teşekkür ederim ... Kızın adını söylemesi için duraksadı. Hizmetçi kız farketmiş olmalı ki Olivia'ya dönerek adını söyledi. -Anna, leydim benim adım. Bundan sonra sizin bu evdeki yardımcınız olacağım. -Benim yardıma ihtiyacım yok ki anna, yani senin yüzünden dolayı değil tabiki, bu zamana kadar hep kendim ilgilendim işlerimle. Senin bu evde ki arkadaşım olman daha çok hoşuma gider. Kız mahcup bir şekilde Olivia'ya dönmeden cevap verdi. Aynı zaman da gidecekleri odaya doğru yol gösteriyordu. -Leydim ben.. size yardım etmekle görevlendirildim. Lordumuz öğrenirse kesinlikle çok kızacaktır. Lütfen işimi yapmama izin verin. -Peki anna, lordunuzu sinirlendirmek istemem . Bu evde ki çalışanlar bile bu adamdan korkuyordu.Peki kendisi karısı olarak ne hissetmeliydi. Kocasından korkmalı mıydı yoksa ona alışmaya mı çalışmalıydı. Annanın açtığı kapıdan içeri girerek geniş odanın içine şaşkınlıkla bakındı. Siyah başlıkları olan devasa büyük yatak, koyu renkte perdeler, yerdeki siyah tüylü halı.Her şey o kadar koyuydu ki içi kararak kıza baktı. -Burası benim odam mı? -Hayır leydim, lordumuzun odası, sizin geleceğinizden haberimiz olmadığı için size özel bir oda hazırlayamadık. Yarın sabah ilk iş bunun için çalışmaya başlayacağız odanın hazırlığı bitene kadar burada kalmanız gerekecek. Olivia endişeyle tekrar etrafına bakındı. -Peki Anna, çıkabilirsin, kendim yerleşebileceğimi düşünüyorum.. Olivia endişeyle ellerinin içi terlerken önünde bulunan yatağın yanına giderek üzerine oturdu. Kendisine ait olacak olan oda hazırlanana kadar sadece burada kalacaktı. Kocaman yatağa ürkek bakışlarla baktıktan sonra bakışlarını kapıya yöneltti. Gelecek miydi acaba ! Daha fazla yerinde öylece oturamayacağını farkederek ayağa kalktı.Banyoya gidip ellerini yıkamalı ve yüzüne su çarpmalıydı. Bu düşüncelerinden kurtulmalıydı.Kendisini sevmeyen bir adamla evlenmişti. Yani ondan bir beklentisi olmayacaktı. Kadınlık görevlerimi yerine getirmek gibi mesela diye düşündü.Vücuduna sıcak basarken banyo olduğunu tahmin ettiği odanın kapısını açarak içeriye baktı. Doğru tahmin etmişti. Arkasından kapıyı kapatarak içeri girdi.Gerçekten biraz rahatlamaya ihtiyacı vardı. James odasının kapısını açarak içeri girdi ve üzerindeki ceketi çıkararak koltuğun üzerine fırlattı. Eli gömleğinin düğmelerine giderken kızın şuan ne yapıyor olduğunu düşünüyordu. Herhalde odasına yerleşiyordu. Ya da çoktan uyumuştu. Eve girdiği an kıza dönüp bakmadan kendisini çalışma odasına atmıştı ve yarım saat sonra ancak işlerini hallederek odasına gelmişti. Ve arkasında bıraktığı kız umrunda değildi. Hizmetçilerden biri ya da uşağı elbet odasını gösterirdi. Gömleği üzerinden çıkarıp aynı şekilde koltuğa doğru fırlattıktan sonra banyoya gitmek üzere arkasını döndü. Bakışları sertleşerek kapıda kendisine şok olmuş bir ifadeyle bakan kıza yöneldi. -Senin bu odada ne işin var? -Ben..şey, bana burayı gösterdiler.. Adam kendisine bağırdığı için konuşamamış ve sesinin kısık çıkmasına engel olamamıştı. -Burası benim odam, kimse seni buraya getirecek kadar aptal değil, buraya ne amaçla geldin bilmiyorum fakat aklından geçenleri unut. Sana dokunmak gibi bir niyetim yok! Olivia gördüklerinin şokunu atlatamamışken üstüne adamın söylediği sözler karşısında daha da alçaldığını farketti. Sadece yüzünü yıkamak için banyoya girmişti ve çıktığı zaman sırtı çıplak bir şekilde arkası dönük adamı görmüştü. Yaralar ve derin kesik izleriyle dolu olan sırt kısmı gözlerinin dehşetle açılmasına sebep olurken ilk defa bir erkeği bu şekilde gördüğü içinde garip hissederek utanmıştı. Adamın geniş sırtı yaralarına dokunmak isteyeceği kadar büyüleyiciydi. Belki de hayatında gördüğü en harika ten rengine sahipti. Sırtının neden o halde olduğunu merak ederken adamın kendisini delip geçen bakışları ile karşılaşmış ve kendisine yöneltilen aşağılayıcı sözlerle de karşı karşıya kalmıştı. Bu odaya onunla birlikte olmak ve bu evliliği tamamlamak için geldiğini mi sanıyordu. Öyle olmadığını kesinlikle öğrenecekti. Bu sefer sessiz kalmayacaktı. -Benim geleceğimi haber vermediğiniz için Lordum, evinizde ki çalışanlar tarafından bu odaya getirildim. Bana tahsis edilecek oda hazır olana kadar burada kalacağım söylendi. Biraz ferahlamak ve yüzümü yıkamak için banyoya girmiştim sadece. Adamın gözlerine aynı şekilde bakarak devam etti. -Sizin düşündüğünüz gibi bana dokunmanız için sizi beklemiyordum burada...Sırf değerli parası yüzünden benimle evlenen bir adama bedenimi vermem için önce kalbime sahip olması lazım. Adamın kendisine karşı olan bakışlarındaki değişimi görebiliyordu. James ona artık öfkeyle değil de daha farklı bakıyordu. Şaşırmış gibi.. -Ve ben sizin kalbinizin olmadığını düşünüyorum Lordum, siz sevgiden yoksunsunuz.Yani sizin düşündüğünüz gibi bir şey olması için öncelikle bizim birbirimize karşı birşeyler hissetmemiz lazım.. Olivia adamın cevap vermeyişinden cesaret alarak aklına gelen soruyu yöneltti. -Ben kalbimin o hislere sahip olabileceğini biliyorum, peki ya siz Lordum...Siz kalbinizin bu hislere sahip olmasına izin verecek misiniz ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD