Olivia nereden cesaret almıştı bilmiyordu ama aklına gelen o soruyu sormak istemişti..
" Ben kalbimin o hislere sahip olabileceğini biliyorum, peki ya siz Lordum...Siz kalbinizin bu hislere sahip olmasına izin verecek misiniz ? "
James aslında ne diyeceğini biliyordu ama neden sessiz kaldığını ve kıza cevap vermediğini bilmiyordu. Odanın ortasında kendisine sert gözlerle bakan kıza doğru bir kaç adım attı.
-Neyi öğrenmek istiyorsun Olivia ?
-Sadece sorumun cevabını Lordum..
Olivia yanaklarının kızardığına yüzde yüz emindi.Bulundukları durum daha önce yaşamadığı bir durumdu sonuçta. Adamın çıplak göğsüne bakmamaya çalışıyordu ayrıca bir de kendisine sorulan sorular vardı.
Sorusunun gayet açık olduğunu biliyordu. Neye güvenerek sormuştu bilmiyordu falat içten içe cevabını merak ediyordu.
-Tekrar sormanı istiyorum Olivia.? Tekrar sorarsan cevap vereceğim.
Olivia dudaklarını hafifçe ıslatarak derin bir nefes aldı. Biraz önce söylerken bu kadar zor gelmemişti fakat şimdi ellerinin içi terlerken adamın gözlerinden başka yere bakmaya çalıştı.
-Kalbinizin.. hissetmesine izin verecek misiniz ?
James düşünüyormuş gibi yaparak kıza doğru yaklaştı ve öpecekmiş gibi hafifçe eğildi. Bu hareket Olivianın kalbinin heyecanla atmasına sebep olurken bir adam geri gitmek istese de kalbi olduğu yerde kalmasını söylüyordu.
James kızın pembeleşmiş dudaklarında bakışlarını gezdirdikten sonra elmacık kemiklerine baktı. Daha sonra bakışları kızın gözlerine kaydığında daha önce rengine dikkat etmediği parlak kehribar rengi gözlerinde oyalandı. Kızın bakışlarında ki yoğunluğu görebiliyordu. Kendisinden gelecek olan cevabı mı bekliyordu. Aptal kız birşeyler hissediyor olamaz herhalde diye düşündü.
Kızın dudaklarına doğru hafifçe eğildiği zaman kızın kaçmadığını farkederek göz hizasında kaldı. Koyu kahve başının üzerinde topladığı dalgalı saçları hafif dağılmış ve yanlardan bir kaç tutam çıkmıştı.
-Hayır Olivia..
Kızın dalgınlığından yararlanarak eli kızın saçındaki inci tokaya gitti. Tokayı çekip eline alarak duruşunu düzeltti. Cevabını vermişti. Kızla bir kaç dakika onun istediği şekilde oynamıştı fakat fazla uzatmaya gerek yoktu. Cevabı hayırdı. Kalbinin hissetmesine izin verecek değildi. Dahası bunun elinde olduğunu sanmıyordu. Katılaşmış kalbi yıllarca kimseyi sevmemişti ya da bunun için çaba sarf etmemişti. Şimdi nasıl sevilir bilmiyordu.
Arkasını dönerek eline koltuğun üzerine bıraktığı gömleğini aldı. Kızın bakışları arasında tekrar üzerine giydikten sonra bir kaç düğmesini kapattı.
-Ben aşağıda olacağım çalışma odamda, sen yatıp uyu..
Olivia odadan çıkan adamın arkasından bakarken eli saçlarına gitti. Neden tokasını çıkarmıştı.Dağılan saçlarını eliyle düzelttikten sonra yanında ki boy aynasına döndü. Adamın cevabını duymuştu.Asla kendisini sevmeyeceğini söylemişti. Peki ya Olivia, o kalbine söz geçirebilecek miydi. Düşünmeyeye çalıştığı koyu yeşil gözler sürekli hafızasında yer edinirken bunu nasıl başaracaktı.
Gelinliği üzerinden çıkararak kendisine ait olan evden getirdiği kapalı geceliklerinden birini giydi. Uzun elbise şeklinde olan gecelik kendisini güvende ve rahat hissetmesine neden oluyordu.Gayet kapalı diye düşündü. Lordun tekrar odaya döneceğini sanmıyordu. Zaten adamın onunla olmak istediği falan da yoktu. Olivia'nın artık bunun için endişelenmesine gerek olmadığı için saçlarını tarayarak yatağa doğru gitti.
Örtüyü kaldırarak yüksek yatağın üzerine çıktı. Işıklar kapalıydı ve odaya düşen tek ışık ay ışığıydı. Biraz ürkütücü görünsede yatağın ortasına yatarak örtüyü üzerine çekti. Burnuna dolan bilindik kokuyla gözlerini kapattı. Tanrım, neden ! diye fısıldadı.. Neden beni sevmeyecek bir adam aklımı bu kadar meşgul ediyor.Her yer onun kokusuyla doluyken nasıl uyumasını bekliyordu ki.
Uyumaya çalışarak gözlerini kapalı tuttu. Adamın sırtında gördüğü izler ve yaralar gözünün önünden gitmiyordu.Buna sebep olan şeyi çok merak etsede adama soramayacağını biliyordu. Bir süre sonra kendisini uykuya teslim ederek sıcacık yatağın içine daha da sokuldu.
James önünde duran kağıtları okumaya çalışsada lanet olası aklı sürekli yukarda odasında bulunan ve yatağında yatan kıza gidiyordu. Sırf evde hazır olan başka oda olmadığı için odasında kalan kızı kendisine dokunmak isteyeceğini düşündüğü için odasında olduğunu sanarak suçlamaya kalkmıştı. Fakat kızın öyle bir amacı yoktu gördüğü kadarı ile. Şimdi ise neden böyle davrandığına dair garip şekilde suçluluk hissediyordu.
Elinde ki kağıdı hızla masaya fırlatarak yerinden kalktı. Arkadında ki pencerenin önüne giderek karanlıkta çok fazla belli olmayan dışarıyı izledi. Ellerini cebine sokarak bakışlarını yıldızlara kaydırdı. Parmaklarının ucunda hissettiği soğuk metalle irkilerek cebinde ki şeyi görmek için dışarı çıkardı.
Elinde tuttuğu şey inci taşlarla süslü bir tokaydı. Bu tokayı ne zaman cebine koymuştu ya da neden kızın saçından çekip almıştı bilmiyordu. Ansızın eli kızın saçında yamuk duran tokaya gitmiş ve saçlarının omuzlarından aşağıya dökülmesini sağlamıştı.
Daha sonra ise aldığını tamamen unutmuştu. Aslında amacı çıkardıktan sonra kıza vermekti fakat vermeyi neden unutmuştu..
Masasının çekmecesini açarak tokayı annesinin yüzüğünün bulunduğu kutunun yanına koydu. Farketmeden yaptığı her bir davranış kendisini ilk defa birşeylere bağlı kılıyordu.
Bir kaç saati daha çalışma odasında geçirdikten sonra yorgunlukla sızlayan gözlerini açık tutmaya çalıştı. Hiç bir şekilde yukarı çıkıp o kızla aynı odada uyuyamazdı. Fakat sabaha kadar bu rahatsız sandalyenin üzerinde de oturacak değildi. Yarın gitmesi gereken önemli bir yer vardı ve dinlenmesi gerekiyordu.
Ne yapacağını düşünerek arkasına yaslandı. Odasında bulunan küçük koltuk kendisini taşıyacak boyutta değildi. Kesinlikle şuan bulunduğu yer bile oraya göre daha rahat olacaktı. Normalden yavaş hareketlerle yerinden kalkarak kapıya ulaştı.
Merdivenlere giden hole geldiği zaman evin çok sessiz olduğunu farketti. Sadece duvarlarda bulunan küçük lambalar ve bir kaç mum yanıyordu. Loş ışıkta merdivenleri yavaş yavaş çıkarak odasının önüne geldi. ses yapmamaya çalışarak kapının kolunu usulca çevirdi.
Ay ışığının aydınlattığı odada yatağın ortasına uzanan kızı gördü.Kızın hafifçe nefes alıp verdiğini farketti. Farkettiği diğer bir şey ise hafif soğuk odada kızın üzerinde ki örtüyü ne cesaretle üzerinden atabildiğiydi. Sıcaklamasına imkan yoktu. Gözleri kızın uzun biçimli bacaklarında dolaştığında karısı olan ama aslında gerçek manada kendisi için birşey ifade etmeyen kıza doğru yaklaştı.
Saçları yastığın üzerine dağılmıştı. Ellerini başının altında yastık niyetine kullanarak uyumuş olan kızın uyurken daha iyi göründüğünü düşündü. Hiç değilse kendisine anlamsız sorular sormuyordu.
Yatağın ucunda ki örtüyü alarak kızın üzerini örttükten sonra gömleğinden ve ayakkabılarından kurtuldu. Altınada rahat kıyafetlerinden birini giyerek kızın kendisine bıraktığı alana doğru yürüyerek yatağa uzandı ve başını yastığa koyarak sırtı kendisine dönük olan kıza baktı.
Kızın kokusunu bütün yatağını kaplamıştı. Yarın hizmetçilere söyleyecek ve değiştirilmesini isteyecekti. Ayrıca kızın şimdilik bu evde geçireceği zaman boyunca kalacağı odanın da hemen hazırlanması gerekiyordu.
Ellerini başının altında destekleyerek tavanı izlemeye başladı. Doğru şeyi yapmıştı. Doğrusunu yaptığını biliyordu ve kendi hakkıyla gece gündüz çalışarak kazandığı paranın saçma bir nedenden dolayı elinden gitmesine izin veremezdi. Evlenmekle iyi etmişti. Fakat neden böyle hissediyordu. Nerede hata yapmıştı. Kendisini rahatsız eden şeyin ne olduğunu biliyordu.
Genç bir kızın hayallerini ve geleceğini çalmıştı. Olivia'nın tutukulu bir aşk ve sevgi istediğini biliyordu. Kızın konuşmasından dahası gözlerinden bunu hissetmişti. Kendisi asla kıza istediği şeyleri veremezdi. Kızı da kendisiyle birlikte bu hayata mahkum etmişti.Daha sonra kızı gönderecek olsa bile hala kendisiyle evli olduğu için sadakatsizlik yapmasına izin vermeyecekti.Onu da kendisi gibi yalnızlığa mahkum edecek olmak kendisini kötü hissetmesini sağlıyordu.
Olivia çok değişik bir rüya gördüğünü biliyordu, öyle ki aslında imkansız olacak şekilde rüyasında James vardı ve yanında uzanıyordu. Üşüdüğünü farkederek kocasının çıplak göğsüne doğru döndüğünü ve adamın göğsüne daha da sokulduğunu hissetti. Şimdi gerçekten rahat hissediyordu. Güvenli hissettiği kollardaydı ve çok güzel bir uykuya teslim olmuştu..
Aslında bunları gerçekten de yaşayan James'in ne düşündüğünden habersiz, nedensizce içinde bulunduğu rüyanın devam etmesini istiyordu. Çoktan adamın varlığına alışmaya başlayan kız için üzücü gerçekler yüzüne çarpmaya başladığında James'in kendisini biraz olsun sevebilmesi için tanrıya gece gündüz yalvaracak olacağı idi.