6.BÖLÜM

3224 Words
Güzel kar perim uysallıkla bana uzandığında, kısacık öpücüklerle tadına bakıp unutamadığım pembe dudaklarına ulaşmam için gerekli şartları sağlamıştı, bu kızın dediklerini kabullenip onun istediği gibi bir erkek olabilir miydim? Kadınlara güvenebilirmiydim? Dudaklarını kavradım, acemi olduğu o kadar çok belliydi ki, nedense bundan oldukça büyük bir haz aldım… Bakir dudaklar, tadını ilk kez benim alacağım dudaklar, tertemiz nefesi güzel tadını daha fazla almak için aralanan dudaklarından içeri daldım. Gerçek öpüşmeyi ilk bende tatmalıydı… Offf bu nasıl öpüşmeydi tüm vücudum alev almış yanmaya başlamıştı. Biraz daha devam ederse daha fazlası için izin vermem işten bile değildi. Kendine gel hemen Hale… Beynimde uyarı sesleri dönse de ilk kez duyduğum hislerin hemen sonlanmasını istemiyordum, ensesindeki saçların arasına girmiş olan parmaklarım daha fazlası için başını kendime çeker gibiydi. Ani korna sesi tam zamanında kulağımın dibinde patladı aniden kendimi çektim…                                                                  ******                                                    Öpüşümün etkisi altında kaldığı belliydi, yüzü kıpkırmızı olmuş. Utançla başını öne eğmişti. Ya ben daha fazlasını ister durumdaydım. Omzumun değdiği kornaya içimden küfür ederek tekrar dudaklarına uzandım. Daha tadına doyamamıştım… Elini dudaklarımın üstüne koydu… “Bu kadar yeterli, şimdi kararını vermelisin. Ya tertemiz ilişki, ya da eskisi gibi anlamı olmayan bedensel ilişki” Bu kız değermiydi, sadece nefret dolu kalbim bu sefer nedense dene diyordu… Öptüğüm onca kadının tadı birden yok olmuş. Tertemiz dudakların tadı içime işlemişti… Elimi uzattım “Ben Özgür ” İnanamazmış gibi yüzüme baktı, güzel dudakları dünyamı aydınlatan gülüşüyle aralandı… Küçük elini ufak tereddütten sonra avucumun içine bıraktı… Yaşasın kabul etmişti “Bende Hale” “Şimdi kahvaltımızı yapmaya gidelim, kendinden bahset seni tanımak istiyorum” Sesi ne güzeldi… “Nereden başlasam” “Doğduğun andan başla” “Ya, doğduğum anı nasıl hatırlamamı beklersin” “Olsun anlatmışlardır herhalde” ( Teşekkür ederim Hale, abim hiç olmadığı kadar mutlu görünüyor) Damlanın sesini duyduğumda yüzümün kızarmasını önleyemedim, abisiyle nasıl öpüştüğümü seyretmiş olmalıydı… (Kızarma, o anda gözlerimi kapadım) Kıkırdamasından kapamadığı belliydi ( Ne öpüşmeydi o, ikinizden de dumanlar çıkıyor gibiydi. Alev alacaksınız diye korktum) “Niye sustun?” “Kız arkadaşım aklıma geldi, olur olmaz zamanda görmemesi gereken şeyleri seyretmeye bayılırdı, bende onu öldürmek isterdim” “Nereden aklına geldi” “Saçmalık işte, nerede kalmıştım… Evet, doğumum da… Annemle babam cinsiyetimi ilk andan bildiklerini söylemişlerdi… Sevgi dolu çiftin, aşklarının meyvesi olduğumu sıklıkla dile getirirler, beni ve kardeşimi çok severler tabi bende onları çok seviyorum… Sık hastalanmam, çok sıcağı sevmem. Babam anneme çok benzediğimi söyler balaylarına nereye gittiklerini asla tahmin edemezsin” “Uludağ” “Hayır, kuzey kutbuna gitmişler. Eskimoların yaşadığı yere” “Karda yarı çıplak dolaşmandan anlamıştım, sıcağı sevmediğini. Hiç erkek arkadaşın olmadı mı veya hoşlandığın biri” “Erkek arkadaşlarım var, özel erkek arkadaşı kastediyorsan şimdiye kadar ufak tefek flörtler harici kimse olmadı” “Ufak tefek dediğin” Birden kalbim sıkışır gibi oldu, elini tutan veya öpen erkekler gözümün önünde resmigeçit yapmaya başladılar. “İlkokulda Hakkı diye çok yakışıklı bir çocuk vardı, tüm sınıfın kızları ona bayılırdı. Tabi bende onlardan farklı değildim. Elimden yiyeceğimi kaptığı anda hoşlanmam bitiverdi. Ortaokulda Cem, biraz peşimde dolanır gibi oldu her gün bana çiçek getirirdi. Müdürden bahçedeki çiçekleri kopardığı için tokat yiyince onunla da bitti… Lise olaysız geçti, yüksekokula geldiğimde daha ilk gün gördüğüm Yaman ilgimi çekti” “Vurduğum çocuk mu?” “ O çocuk, hoşlandığımı sandım sonra kızdan kıza dolaştığını öğrendiğimde ilgim sönmeye başladı. “ “Böyle tiplere karşıysan niye benim gibi birinin yanında olmakta ısrar ediyorsun?” “Sen komşumsun, kız kardeşini gördüm. Ayrıca sen çok hoş erkeksin ve dediğim gibi biz sevgili değil arkadaşız” “Babanlar gelince ne olacak” “Babam senin hakkında olumsuz düşüncelere sahip, arkadaşlığımızı bir süre gizli tutsak gücenir misin? Biz birbirimizi daha iyi tanıyınca, benim bazı konularda seni savunmam kolay olur” “Babanın karşı çıkacağını bilerek benimle arkadaşlık etmek istiyorsun neden Hale” “Senin gerçekten kadınlara karşı bu kadar acımasız olabileceğini düşünmüyorum, kız kardeşine bakışını gördüm. Öyle sevgi doluydun, öyle içtendin ki… Başka bir kadını da bu güzellikte seveceğini düşünüyorum. Çok kırılmış üzülmüş olmalısın, kadınlar hakkında olan kötü düşüncelerini değiştirmek için geç değil.” “Çocukluk insanın en mutlu olduğu an olmalı ama benim değildi. Erkek çocuğunun İlk güvendiği kadın annesi olmalı ama benim değildi. Annemden sonra güvenmek istediğim kadınlarda onun gibi çıkınca boş verdim… Benim canım yanmıştı onlarda bunun için hazırlardı. Neyse boş ver, resmi olarak ilk buluşmamızda bu kadar ciddi konuşmalara gerek yok” “Anlatmanı isterdim” “Her şeyin bir zamanı var, arkadaşlığımız sürecek olursa devamını dinlersin. Sen şartlarını söyledin, benimde bazı şartlarım olacak” “Kabul ediyorum” “Yapma küçük kar perisi daha ne diyeceğimi dinlemedin bile” “Kötü şartlar öne sürmeyeceğini biliyorum” “Belli olmaz, hadi asma suratını o kadar kötü değil… Yaman’dan uzak durmanı istiyorum, hiç gözüm tutmadı” “Sen beni şimdiden kıskanıyor musun?” “Kıskançlık ve ben asla bir arada olmadık… Hiçbir kadını kıskanmadım, sadece o çocuğun tehlikeli olabileceğini senden hemen vazgeçeceğini düşünmüyorum. Bu dediklerimi arkadaş tavsiyesi olarak al” Oldukça geciktiğimiz kahvaltıyı karnım açlıktan guruldayınca tekrar hatırladım. Yollar iyice tıkanmış, adım adım gider hale gelmiştik… “Gerimi dönsek” Özgür teklifime balıklama atladı “Trafikten nefret ediyor olsam da senin açlıktan ölmene gönlüm razı gelmez. Eve yakın yerlere gitmeye ne dersin” “İlk fırsatta geri dön, ben sana kahvaltı hazırlarım” “Evime mi geleceksin?” İnanamaz gibi yüzüme bakıyordu “Neden olmasın, biz arkadaşız. Diğer kadınlara uyguladığın çapkınlık numaralarını üzerimde uygulamayacağına dair biraz önce söz verdin ve ben sana güveniyorum” Bu kızla kuracağım ilişki ilginç olacaktı, bana güveneceğini sanan çok kadının canını yakmıştım. Hale ile başarılı olabilecek miydim? Saf gözlerle yüzüme bakıyordu, ilk kez bir kadını kırmak istemediğimi fark etmek içimi rahatlatmıştı… “Doğru sana söz verdim, marketten alışveriş yapalım” İlk sapaktan döndüm, kız kardeşim hariç yabancı bir kadınla yapacağım alışveriş için markete girdik. “Kahvaltı zamanı çoktan geçti, ne yemek istersin?” “Tavuk olabilir” “Sevdiğin yemeği söyle, ne istersen yapacağım” “Dolmayı çok severim şimdi zor olur” “Yaprak sarması istemezsen, dolma yapmak çok kolay” Sebze bölümüne geçtik, hemen biberlere yöneldim. Elimde ki poşete irili ufaklı atmaya başladı… “Ya dikkat etsene, biri büyük biri küçük seçme. Etli dolma istiyorsun hepsi aynı boyda ve küçük olmalı, senin seçtiklerine bak öksüz doyuran gibi kocaman” “Bende öksüzüm ne var bunda bir tane doldurarak kurtulursun” “Olmaz, annem çok dikkat eder” Seçtiklerini poşetten geri çıkarttım, evinde ne olup olmadığını kendi de bilmediğinden. İç malzemesini yeniden aldık “Çorba yaparmısın, hani geçen gün yaptığından” “İkisi birlikte yenmez” “Olsun çok beğendim” “Bu gün sana domates çorbası yapayım” “Tavuklu olanı yap” “Kızım kocanın dediğini yapsana, şimdiki genç kadınları hiç anlamıyorum. Biz kocamızın isteklerine hep saygı gösterirdik” “Teyzeciğim iki yemek birbirine uymaz diye yapmak istemedim. Hem benim ko…” “Haklısın teyze karım bir inatçı ille kendi istediği olsun istiyor” “Ben senin karın…” Birden omzuma sarılıverdi yanağımdan öptü “Yaaaa” “Hadi kocasının güzeli, istediğim çorbayı yap” “Ah kızım bak kocanın canı ne çok istemiş, yapıver gitsin” Yaşlı kadınının bizi evli sanmasına karşı çıkmak için yeniden ağzımı açtığımda, omuzlarımda duran kolunu sıkıştırdı. Susmamın daha uygun olacağını düşünerek, alışverişime devam etmeye başladım. “Özgür evde yağ olup olmadığını biliyormusun?” Cevap vermeyince yanımda olmadığını gördüm, arkama baktığımda iki kadın tarafından yolu kesilmişti. Ne yapmalıydım, kadınlarla konuşmaktan hoşnut olmadığı belliydi… Uzaktan ne konuştuklarını duyamıyordum… Kadının biri koluna girdi sanki nerede olduğunu unutmuş gibi sırnaşıyordu, Tam o anda yanlarına gelen gençten bir adam kadını kolundan yakalayıp hırsla çekmesiyle Özgür’ün yakasına yapıştı. İnsanlar toplanmaya, aralarında yükselen konuşmaları dinlemeye başladıklarında yapacağım tek hareket kalmıştı. Hızla ilerledim… “Sevgilim nerede kaldın” İki adamın arasına zorlukla girdim, diğer adam aniden yumruğunu kaldırınca Özgür bana sıkıca sarılıp adamı kuvvetlice itti. Arkasında olan reyonun üzerine savrula adam hiddetle yerinden doğruldu… Diğer kadınlar bizim birbirimize sarılmış halimize hayretle bakıyorlardı, kollarımı daha çok vücuduna doladım… Hırslanmıştı, kollarımı açmaya çalıştı “Olmaz lütfen yapma” Kadının biri kolumdan tuttu “Sende kimsin, çekil” Kolunu silkeledim “Ben nişanlısıyım, esas sen kimsin?” Deyince Özgür’ün kolları katılaştı, başını eğip ne diyorsun sen der gibi yüzüme baktı… “Yalan söylüyorsun, üç gün önce benimleydi” Kadının yüzü öfkeden kararmış gibiydi… Özgür’ün kollarında döndüm, beni bırakmaya çalıştı iki elimle sıkıca ellerini kavradım. Bedenimden ayrılmasına izin vermedim… “Sizin kim olduğunuzu bilmiyorum, nişanlımın geçmişinde olan kadınlardan haberdarım. Uzun süredir evlenme teklifini reddediyordum. Evlenme teklifini kabul edersem bir daha başka kadınlarla birlikte olmayacak şekilde beni çok sevdiğini söyledi. Bende ona güveniyorum ve teklifini kabullendim. Şimdi adın neyse nişanlımdan uzak dur” Hala hırsla karşımızda duran adama döndüm “Ve sen kendini bilmez, anlamadan dinlemeden saldıracağına kadınını elinde tut.” Özgür’ün elini bırakmadım, hızla yürümeye başlayınca sanki küçük çocuk gibi peşimden geldi. Arkamı dönüp baktığımda adam kadınlara bağırıyor, kadının biri hala peşimizden bakıyordu… Rezil olmuştuk, seyredenlerin içinde tanıdık birilerinin olmaması için dua ettim, babam böyle bir olayın içine girdiğimi duyarsa beni mahvederdi… Kasadan geçtik, elimdeki torbaları aldı. Bir eliyle de sahiplenir gibi elimi tutunca çekmek istedim. “Sevgili müstakbel karım, nişanlandığımızı açıkladın da elimi tutmaktan mı çekiniyorsun” “Seni kurtardığıma şükretmiyorsun da, benimle dalga geçiyorsun” “Kurtarmak mı? Beni neden kurtaracaksın?” Sesi yükselmişti, canının kavga etmek istediği belliydi. Arabanın yanına geldiğimizde hırsla torbaları bagaja attı… “Dilerim o yağ şişesi patlarda araban mahvolur, seni aksi adam. Önüne gelene mavi boncuk dağıtmışsın. Eline ne geçti ha ne geçti, başı sonu belli olmayan günlük tensel zevklerden başka elinde ne kaldı.” “Hiç birini zorlamadım, hepsi kendi ayaklarıyla geldiler” “Gelseler bile yüz verdiğinden ve birçoğu seninle bir gelecek düşlediklerinden birlikte oldular. Sen ne yaptın… İşini bitirir bitirmez onları küçümseyerek kapının önüne attın” “Sen ne saçmalayıp duruyorsun, içlerinde bir veya ikisi gerçekten onurlu kadınlardı. Bu kadınlar gecelerin mimlileri. Kimde para görürlerse onunla yatarlar, tüm istedikleri serbest ilişkiler sonucu elde edecekleri hediyelerdir” “Bak kendi ağzınla itiraf ediyorsun, birkaç kızın canını çok yaktığının farkındasın. Hiç onlardan özür dilemeyi yaptıklarından pişman olmayı düşünmedin mi?” “Çok eski olaylardan bahsediyorum” “Eskide olsa hatırındalar” Birden çok kötü oldum, geçmişinde olan kadınlardan düşündükleri olması canımı çok yakmıştı… Kendimi salmamalıydım eskide olsa verdiği acının bilincine varması kurtulması için önemli ayrıntılardan biriydi… Birden arabanın kapısına doğru ittim, şaşkınlıkla yüzüme baktı, kar hızını iyice artırmış göz gözü görmeyecek duruma kadar gelmişti… “İçeri girelim, üşüyeceksin” “Girmeden evvel söyle bana, gerçekten yüreğinle söyle” “Ne söylememi bekliyorsun” Hızla elimdeki eldiveni çıkarttım, kabanının fermuarını indirdim… Şaşkınlıkla bakıyordu, aldırmadım elimi kalbinin üzerine koydum… “Söyle Özgür ne olur söyle… O kadınlara acı verdiğin, onların canını yaktığın için pişman olduğunu söyle” “Neden böyle söylememi istiyorsun?” Başımı kalbine koyduğum elimin üzerine yasladım… Bu güçlü vücudun, sıcacık tenin bir anda kaybolmasına dayanamayacaktım. Özgür ölmemeliydi, hızlıca atan bu kalp durmamalıydı… “Lütfen Özgür Lütfen söyle” İki bileğimden birden tutup beni kendinden uzaklaştırdı… “Sen ağlıyorsun” “Ağlamıyorum, karlar yüzünden” “Seni anlayamıyorum, geçmişimden pişmanlık duymamı istemenin sebebi ne?” “Sana açıklayamam, senin için acı çekmiş olan kadınları düşünmeye katlanamıyorum, seni sevdikleri için üzüldüler. Karşılık bulamadıkları için sana lanet ettiler, bu lanetlerin ağırlığında kalbin kararıyor, istesen de temizlenmiyor. Pişmanlığını dile getir duyarsam affedildiğini anlayacağım” “Benim affedilmem niye senin için bu kadar önemli” “Önemli hem de çok önemli… Seni kaybedemem” Ağzımdan çıkan sözleri kulaklarım duyduğunda, kalbimin çırpınması daha da çok arttı. Tekrar bedenine sarıldım ilk omuzlarımdan tutup geriye itmeye çalışsa da birden sıkıca sarıldı. “Ben seninle ne yapacağım kar perisi, dünyamı tepetaklak hale getirdin” “İlk önce pişman olduğunu söyleyeceksin, sonrada beni hiç kimseyi sevmediğin kadar çok seveceksin. Hadi söyle” Başımı kaldırdım yüzünü görmek, gözlerinin ta içine bakmak istiyordum. Yüzümü avuçlarının arasına aldı… “Sen nereden çıktın karşıma, Allan seni bana ceza olarak mı, ödül olarak mı gönderdi bilemiyorum. Cezamda olsan, ödülümde olsan kalbi kararmış olan beni olduğum gibi kabullenen senin gibi meleğe ihtiyacım olduğunu hissediyorum. Evet, tüm kadınlar için değil sadece bir kız için çok pişmanım, onunla yatmadım ama elde etmek için her şeyi yapıp sevdiğinden ayırdım. Sonrada bıraktım, bunun için gerçekten çok pişmanım” Kar birden durdu, bulutları aralayan güneş üstümüzde parlıyor. Karlara yansıyan ışıkları daha fazla aydınlık sağlıyordu… Hale sanki ışık gibi kollarımın arasında duruyor, gözleri sevinçle parlıyordu. O kadar güzeldi ki saf ve masum. Kirletmekten korkarak ufacık öpmekten kendimi alamadım… Hemen belime sarıldı. Kazağımın üstünden onun başının sıcaklığının, temiz ruhunun kalbime sızdığını hissettim… “Teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin.” Tekrar gözlerini içine baktım, bakışlarında ki kasvet sanki yok olmuştu… “Hadi gidelim, çok istediğin yemekleri yapayım ve açlıktan ölmek üzereyim”                                                              *******                                                 Başımı gökyüzüne kaldırdım, güneş tekrar bulutların arasına girmiş. Kar yağışı çok daha hızlanarak başlamıştı. Biliyordum içimde Özgür’ün affedildiğine dair duygular dolaşıp duruyordu. Yavaşça fısıldadım “Teşekkür ederim Allah’ım” Zar zorda olsa evine vardık, Üstümüzü başımızı silkeleyerek içeri girdik. “İstersen Damla’nın kıyafetlerini giyebilirsin” “Montum ve saçlarım hariç ıslanan kıyafetim yok, sen çık üstünü değiş. Ben mutfaktayım” Özgür yukarı çıkarken bende alt banyoya girip elimi yüzümü yıkadım, saçlarım oldukça çok ıslanmıştı. Kenarda duran fönü elime aldığımda tam arkamda belirdi, fönü elimden aldı… “Ben kuruturdum” “Ben yapmak istiyorum, rahat dur” Eli, parmakları saçlarımın arasında dolaşıyor. Dokunuşları saç dibimden ayak parmaklarıma kadar değişik sinyaller gönderiyordu. Hissettiklerimden yüzümün kızarmasına engel olamıyordum “Yeter artık” diye neredeyse fısıldadım… Aynadan yüzüne baktığımda her şeyin farkında olduğunu anlamak yüzümü daha da kızarttı… Gözleri kararmış, dudakları çapkın gülümsemeyle aydınlanmıştı. Birden eğilip yanağıma masum öpücük koyunca şaşırdım… “Tertemiz sayfa açtık kar perisi, hadi mutfağa açlıktan ölüyorum” Desem de, tüm vücudum uyarılmış haldeydi. Neydi bu kızda beni çeken… Çok daha güzellerini görmüş, tanımış, yatmıştım… Hale hepsinden daha değişik daha güzel daha seksi geliyordu. Birden düşüncelerimde Allah’a dua ettiğimi fark ettim {Allah’ım bu kıza güvenmek istiyorum bana yardım et, tekrar hayal kırıklığına uğratma beni} Beynimde dönen sözler kalbime kadar ulaşınca sanki içim rahatladı… Ne güzel adamdı, duş aldığı belliydi… Üzerini rahat eşofmanlarla değişmiş sanki daha da yakışıklı olmuştu… Bu adama yakışmayan kıyafet var mıydı acaba… Birden gerçekten evliymişiz gibi hissettim, şimdi yemek yapmaktansa onun kollarında olmayı istedim… Başımı salladım düşüncelerimin cinselliğe kaymasını önlemek ister gibi başıma vurdum. Yok olmasını istediğim görüntüler kaybolmuyordu, çıplakken kollarında olmak, onun ağırlığını üstümde hissetmek… Bir tane daha vurdum… Başımı kaldırdığımda Özgür inanamaz gözlerle bana bakıyordu “Şey… Birden başım ağrıdı da” “Sen baş ağrını, başına vurarak mı geçirirsin” “Bazen işe yarıyor” Deyip mutfağa acele adımlarla yürüyüp biberleri açmaya başladım… Ağzıma uzanan ele baktım… “Aspirin belki baş ağrını geçirir” Teşekkür ederek içmek zorunda kaldım, ah aspirin azmış hormonlarıma da iyi gelseydi diye düşünmekten kendimi alamadım. Masanın ucuna oturup beni seyretmeye başladı “Ya bakıp durma, git televizyon seyret” “Sen daha ilginçsin” “Telefonun çalıyor bak” “Kimseyle konuşmak istemiyorum, seni seyretmek daha güzel” “Belki önemlidir, ben buradayım sonra yine seyredersin” İstemeyerek de olsa kalktı, bu dev gibi adamın benim sözümü dinlemesi içimi mutlulukla doldurmuştu… Telefonu kulağına götürüp dinledi, yüzü acayip olmuştu… Hemen ellerimi peçeteye silip yanına gittim “Ne oldu?” Diye endişeyle sordum… “Kardeşim” “Ne olmuş Damla’ya?” Öylece duruyordu, boş gözlerle bakıyordu. Birden içimin fenalaştığını hissettim zaman gelmiş miydi? Yok, böyle birden bire olmazdı, elini göğsüne götürdüğünü görünce iyice panikledim… “Söylesene Özgür, öldürecek misin beni” Diye bağırdım elinden telefonu koparırcasına aldım, ah kapanmıştı… “Allah aşkına söyle Damla öldü mü” Birden sarılmasıyla kemiklerimin birbirine geçtiğini sandım… Acıyla çığlık attım kesin üzüntüden ne yaptığını bilmiyordu. Bir an sonra kucağında oradan oraya döndürülüyordum… “Ne ölmesi, kardeşimin kan değerleri yükselmiş. Canım, güzel kar perim sen benim uğurumsun” “Bırak deli adam, dönmekten midem bulandı” Anında durdu, kucağından yere bırakmadan dudaklarım, dudaklarının istilası altına girmiş. Düşmemek için omuzlarına tutunduğum kollarım ensesine dolanıvermişti. Dudaklarımı zorlukla ayırdım, daha fazla devam ederse kendimi bırakmam an meselesiydi… Yalancı öfkeyle omzuna vurdum, acımış gibi gülerek ovuşturdu… “Elinde çok ağırmış” “İkide bir beni öpmekten vazgeçmelisin. Özgür bey” “Çok sevindiğimden ne yaptığımı bilemedim” “Hah karşında duran kapı görevlimiz İsmail abi olsaydı onu da mı böyle öpecektin” “Dudağından olmasa da bu sevinçle yanağından öperdim herhalde.” “Hastaneye gitmeyecekmisin?” “Her an uyanabilir dediler ne zaman olacağını onlarda bilmiyorlar, ilk önce karnımı doyur, sonra gider dolaşırız” Ne çok rahatlamıştı, her zaman asık olan yüzü rahatlamanın verdiği keyifle aydınlanmıştı. Of kalbim niye bu kadar hızlı çarpıyordu… Hızla yemekleri yapmaya başladım.  “Telefonun çalıyor” “Montumun cebindeydi of ellerimde kirli” Hemen içeri gitti telefonum elinde geri geldi “Baban arayan” “Açıp kulağıma koyarmısın ve lütfen sesini çıkarma sakın” Birden yüzü eski asıklığına dönünce kalbim sıkıştı… “Kızım kaç keredir çaldırıyorum niye duymuyorsun” Babamın sesini duyunca çok sevinmiştim, iki günde ne çok özlemiş olduğumu düşündüm… “Montumun cebinde kalmış, hadi kızma” Özgür yanımdan uzaklaşmış ama mutfaktan çıkmamıştı, kulağının bende olduğu gün gibi ortadaydı… “Yarın geleceğiz, yanımızda misafirimizde olacak” “Kim geliyor?” “Annen bahsetmiş olmalı. Kuzey bizimle birlikte gelecek” “Kuzey bizde mi kalacak” “Kendine otelde yer ayırttı, evimize yakın sizin tanışmanızı istiyoruz. Çok efendi yakışıklı genç” “Of baba niye bana övüp duruyorsun, annemde sende bir âlemsiniz” Elimi yıkayıp vedalaşarak telefonu kapattım. Neydi bunların dertleri… Tam ensemde Özgür’ün sert sesini duyunca irkildim “Kim bu Kuzey?” “Bende tanımıyorum, Avukatmış babamlarla birlikte gelecekmiş” “Genç mi?” “Her halde genç olmalı” “Baban Kuzey denen herifi övüyor gibiydi” “Tanımıyorum huyunu suyunu bilmem” “İstedikleri gibi birini bulmuşlar herhalde. Senin gizlemeden arkadaşlık edeceğin dolaşacağın birini, belli ki damat adaylarını getiriyorlar” “Sesini yükselttiğinin farkındamısın?” Aramızdaki ilişki çok yeniydi, kırılgandı. Arkadaşlığımızı ailemden gizlememiz gerektiğini istediğimde, bu sözleri zaman içinde duyacağımı bilsem de çok erkenden olmasına üzülmüştüm… “Sesimi yükseltmiyorum sadece duyduğumu ve fikrimi söylüyorum. O herifle istediğin gibi çıkarsın hatta babanlarda arkanızdan el sallar” “Sözlerin kırıcı olmaya başladı, Kuzey’i hiç tanımadığımı söyledim ve bir daha her ne konuda olursa olsun ailemi rencide edecek söz söylersen feriştah olsan seni tanımam. Ailem özellikle babam çok korumacıdır. Ben gidiyorum, on beş dakika sonra yemekler pişmiş olur” Sinirle salona yürüdüm, koltuğun üzerinde duran montumu hırsla aldım… Adama bak, söylediği sözlere bak… Ne zannediyor bu beni. Birden sırtımdan sarılıp montumu elimden alıp tekrar koltuğa fırlattı “Bırak beni” Başını başıma yasladı… “Üzgünüm, biraz ileri gittim” “Biraz ilerimi gittin!” “Tamam, kızma oldukça ileri gittim, ben gizlenecekken senin o herifle hem de babanın yanında rahatça görüşecek olmandan rahatsız oldum” “Kimin yüzünden dersin hı… ” Sesini çıkarmadan kollarını geri çekti, elimden tuttu tekrar mutfağa getirdi. Beni masaya oturttu tabakları çıkarmaya başladı… Ayağa kalktım sessizliği beni üzmüştü, yemek hazırdı. Tabağına koydum ses etmeden sandalyeye oturdu “Biraz soğusun hemen yeme” Arkasına yaslandı “Geçmişimi değiştiremem, seninle temiz sayfa açmak için sözleştik ve bu sözümde durmak için elimden geleni yapacağım. Çok haklısın ve babanı da haksız görmüyorum, mazisi kirli olan birini kızımın yanında görmek istemezdim.” Nasıl cevap vereceğimi bilemedim, sessizce yemeğimizi yedik. Masayı birlikte toplayıp, bulaşıkları makinaya dizdik. “Kahve içermisin? Vakit oldukça geç oldu ben gitmek zorundayım” “Yarından sonra sen bu kadar yanımda olamayacaksın” “İstersen olurum” Yere bakan yüzünü birden kaldırdı… “Babanlar?” “Evine gelemesem de dışarıda buluşmamız için hiçbir sebep yok… Hem sana söz verdim ne zaman biterse kekin hazır olacak. Yakında kardeşinde düzelecek işte o zaman hayatın düzene girer”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD