Siyaz'dan... Yatsı namazını kılıp, seccadeyi kenara bıraktığımda, bugünün kasisleri hala üzerimdeydi. Odama gidip ince bir battaniye ve yastık alıp salona geri döndüm. Cama en yakın olan ikili koltuğa uzandım. Uzanmadan evvel perdeyi sonuna kadar kenara çekmiştim. Zira biraz daha göremesem gökyüzünü, buhar olup uçaçakmış gibi hissediyordum. Çünkü biliyorum insan yıldızları sayabildiği kadar insan, gökyüzünü görebildiği kadar eşref-il maklukattı(*). Zeynep Ablanın birkaç kelimesi daha geceme misafir olurken, zihnim rüya alemine dalma faslındaydı. Her şey karardı, karardı ve karardı... En sonunda ise gecem yine simsiyah. Gözlerim hafifçe aralandığında, salonun içine henüz düşmemişti aydınlık. Telefona baktığımda henüz sabah namazı vakti girmemişti. Üç haftanın neredeyse her günü bu saatle

