Kaya’dan Arabanın arka koltuğunda otururken şehrin ışıkları camdan akıp gidiyordu. Limanın pas kokusu hâlâ üzerime sinmişti. Ellerimi birbirine kenetledim. Parmak boğumlarımda kurumuş kan vardı. Çoğu bana ait değildi. Bu şehirde çoğu şey bana ait değildir zaten, ama sorumluluğu hep bana kalır. “Abi hastaneye mi?” diye sordu Murat önden. “Hayır,” dedim. “Eve.” Omzumda hafif bir yanma vardı. Kurşun sıyırmıştı. Derine inmemişti ama kanamıştı. Önemsizdi. Eve gitmek daha önemliydi. Çünkü ben söz verdim. Döneceğim dedim. Gözlerimi kapattım bir an. Ela’nın yüzü geldi aklıma. Korktuğunu saklamaya çalışırken dudaklarını ısırışı… Güçlü görünmeye çalışması… Ama gözlerinin ele verişi. O korku bana ait değildi ama sorumluluğu bana aitti. Ben bu hayata seçilerek girmedim. İçine doğdum. Babamın bor

