Ne hissettiğimi uzun zamandır bilmiyordum. Kalbimin ritmi, sanki bir orkestra şefinin elinden kaçmıştı; ne için çarptığını anlayamıyordum. Birkaç gündür gördüğüm adamın mı göğsüne kafam yaslıydı, yoksa bu yalnızca gecenin verdiği bir teselli miydi? Ben ne yapmaya çalışıyordum? Kafam allak bullak olmuştu; her düşünce başka bir soru doğuruyor, her anı başka bir sancıyla yankılanıyordu. İçimdeki puslu duyguların arasından bir iplik çekiyor, o iplikle gerçekliği yeniden örmeye çalışıyordum ama elime geçen hep muğlaklık oldu. “Ne düşünüyorsun” dedi Kaya düşünceli bir sesle. Sesi odada süzüldü; sert görünüşünün ardında bir soru taşıyordu, ama soru da kendi içinde sınırlandırılmış gibiydi. Gözleri derinlerdeydi; ne söyleyeceğini bekliyormuş gibi, ama bir yandan da kendine sakladığı cevaplar var

