RH4 / Doğru adreste miyim ?

1037 Words
Kapının açılmasıyla duvarın dibine biraz daha sinip ona ulaşmama engel olan adama sinirle baktım. İtici armut kafalı herif ! Yarım saattir duvarın köşesine sinmiş evden çıkacak hareketliliği bekliyordum. Bu benim gibi naif bir kıza reva mıydı ? Üç tane kek gömdüğüm halde hala açtım. Açım aç ! Arabasına binip bir süre uzaklaşmasını izledim. Pislik ! Giderken dürüm ya da burger almayı aklımın bir köşesine sabitledim. Karnımdan sesler korosu çok değil yarım saate iş başı yapacaklardı. Ortam iyiyden iyiye tenhalaşınca eve doğru koşturdum. Mahalle sakinleri yabancı simayı hoş karşılamayan bir ketumlukla suratıma baktılar. Umursamadan kapının karşısında dikildim. Kim ne derse desin ben onunla konuşacak ve onu ikna edecektim. Ama bu defa para vermeyecektim. Başka bir şey yapabilirdim. O aklınıza gelen müstehcen sahneleri silin hemen , kendimi satmayacağım. Iki katlı ahşap evin kapısını çaldığımda heyecandan yerimde duramıyor bir öne bir arkaya sallanıyordum. Yaşlı bir teyze kapıyı açtığında ciğerlerimi burgaz kokusu sardı. Anaannemin evide böyle kokardı , içim ısındı birden. Nasıl da özlemiştim tontonumu. Teyze'ye ananneme gülümser gibi özlemle bakarken acaba ressam bu teyze mi ? Diye düşünüyordum. Olabilir miydi ? Baştan ayağa hızlıca süzdüm onu, özellikle ellerine baktım. Yaşı gereği biraz titreme vardı ellerinde. Ama bu engel değildi yeteneğine , nihayetinde kekeme insanların rap söylediğine şahit olmuşluğum vardı. Dikkatli bakışları gülümseyen suratımda dolanırken lafa dalan ilk ben oldum. -Merhaba teyzecim , ben ressamı görmeye geldim de. Teyzenin kaşları artistik bir pozla havaya kalkarken yüzündeki çizgiler de aynı komutla yukarı yol aldı. Komik bir çizgi film karakterine dönüşünü gülümseyerek izledim. -Onu niye arıyorsun ? Bu konuyu özel olarak ona aktarmak istiyordum ama niyeyse herkes de bir merak uyanmış. Niye arıyorsun, niye soruyorsun ? Kendisi ebem olur , bu dünya tatlısını nasıl doğutturmuş öğrenmeye geldim. -Özel. Tek kelimemle teyzenin gözleri parladığında ne olduğunu anlayamadım. Ne oluyor yahu ? -Arkadaşı mısın ? Derin bir nefes alıp verdim. Tanımıyorum , bir fırsat vermediniz ki arkadaş olayım. -Yok teyzecim , kendisiyle konuşmam gereken bir konu var. Teyze , ben aslında gayim demişim gibi baktı. Suratındaki ışık sönerken ressamın kim olduğunu daha da merak etmeye başladım. Allah allah ! Ne bu çözülmek bilmeyen gizem ? -O seninle konuşmaz. E yeter ama artık! Bir rahat verin de derdimi anlatayım. O seninle konuşmaz , o seninle iletişim kurmaz. Neyim ben sıçan mı ? Fok balığı mıyım da iletişim kuramasın ? Şeytan'dan bu kadar kaçırmadınız vicdanınızı. Ne yaptım yahu ben size ? Iyice sinirlerim zıplarken karşımdakinin yaşlı bir teyze olduğunu kendime hatırlattım. Asla bir büyüğe karşı saygıda kusur olmaz. Bize verilen terbiye , bizi bir arada tutan güçlü bağlar , içinde yeşeren sevgi tomurcukları hep karşımızdakine özellikle de büyük birine saygılı olmamızdandı. Bembeyaz saçlarını arkasında örmüş, nasıl da sevecen hareketleri. Tonton yanaklarını sıkıp çen güzel mi oldun! Dememek için tuttum kendimi. -Teyzecim , benim bu ressamla konuşmam gerek. Müsade etsen derdimi anlatsam. Belki dinler beni. Teyze pek sözlerime inanmasa da geçmem için yana doğru kaydı. -Gel kızım. Ayağımı basar basmaz ses çıkaran tahtaları gıcırdatarak içeri girdim. Korku filminin ilk sahnesi gibiydi. Teyze kapıyı kapatırken tepemizde yanan beyaz ışığın karanlık koridoru aydınlatma çabasını izledim. Burgaz kokusunun bastırmaya çalıştığı rutubet kokusu sinsice burnuma doluyordu. Spiral merdivenler evin ikinci katına çıkarken bu tarz yerleri sevdiğimi fark ettim. Adımlarımı basamaklara çevirdiğimde bir ressamın geceyi ve gündüzü en ince ayrıntısına kadar izlemesi ve hissetmesi gerektiğini düşünüyordum. -Aşağısı. Omzumun üzerinden beni izleyen teyzeme baktım. Aşağısı? Eliyle bodruma inen basamakları gösterdi. Bodrumda mı yaşıyor? Gerçekten mi ? Ne ki bu ressam , fare mi ? Hamam böceği mi ? Kışlık yakılacak odun mu ? Kışlık yakılmasa da odun olduğunu kısa sürede fark edecektim. Teyzeme döndüm. -Teşekkür ederim teyzecim. Teyzem tebessümle dikilmeye devam ederken basamaklardan dikkatle indim. Her an tahtalar kırılabilir ve içine çökebilirdim. Derin bir nefes alıp verdim. Tercih sonuçlarıma bakar gibi bir heyecan kalbimin duvarlarını tırmalıyordu. Sonunda emelime ulaşmanın verdiği tatlı his içimde gezinirken elimi yumruk yaparak kapıya vurdum. Garipti. Bilmediğim bir yabancının kapısını çalıyordum. Ilk değildi, ilk olan kaçmayışımdı. Haylaz çocukluğuma karşı gerçekleştirdiğim ilk büyük vurgun. Sürpriz yumurtayı bekler gibi hevesle kapıya yaklaşan adım seslerini dinliyordum. Annem duysa bu yaptığımı beni saçlarımdan tavana asar. Babam Melda'cım bu olmamış diyerek annemi ayıplarken elindeki sopayla yorgan döver gibi bana vururdu. Yaparlar mı ? Evet. Şu yaşımda yabancılardan şeker alma diyen ebeveynlerime tanımadığım birinden bir şey isteyeceğim karşılığında para vermemeye ikna etmeye çalışacağım dersem bunu hoş karşılamazlar. Bu yaptığımı babama hediye vermek için yaptığımı söylesem annem babamı boşardı. Bundan yüzde yüz emindim. Bu yüzden sürprizlerim benimle beraber saklı duracaklardı. Kalbim koşturmanın ve bu defa olacağına inancımın heyecanıyla hızla atıyordu. Kilit iki kere çevrildi. Derin bir nefesi çatlamış dudaklarımın arasından dışarı bıraktım. Kapı açıldığında bir an kal geldi , hareketsizce kapının önünde durdum. O an hiç bir organımın hareket etmediğine yemin edebilirim. Bir saniye tepki veriyorum. Oha ! Doğru adreste olduğuma emin miyiz ? Kapının önünde yaklaşık 1.86 boyunda , düz kahverengi saçları gelişi güzel bir şekilde dağıtılmış , kalın kaşları keskin birer kılıç gibi özenle dizilmiş , ela gözlerinde belirli belirsiz yeşil çizgiler özenli fırça darbeleriyle dağılmıştı. Kirli sakalı kemikli yüz hatlarını ortaya çıkarırken okka burnunda küçük bir yamukluk mu vardı ? Bu bile güzel yüzüne hayran hayran bakmama engel olamamıştı. Sadece biraz boynum ağrımıştı o kadar. Aramızdaki mesafenin 30 cm olduğu gerçeği tokat gibi yüzüme çarptığında hafif bir tebessüm yollamayı başardım. Etkilenmiştim ama hepsi bu kadardı. Belki dönüp dönüp bakabileceğim kadar muazzamdı. Ama dünyayı kuşatan kesin sevgilisi vardır , algısı boş hayaller kurmamama engel oluyordu. Hem ben buraya şey için gelmiştim. Ne için gelmiştim ben ya? -Merhaba ben şey için Cümlemi tamamlamaya fırsat tanımadan kapıyı suratıma çarptı. Suratım düz bir duvar şeklini alırken kapının çıkardığı ses yankılandı. Evet tekrar ediyorum. Kapıyı ben konuşurken, ona tebessüm etme lütfunda bulunduğum halde suratıma kapattı. Benim suratıma ! Ufak çaplı şaşkınlığım kaybolduğunda yerini şiddetli bir öfkeye bırakmıştı. Bu ne densizlikti böyle ! Yumruk yaptığım elimi parçalamayı düşündüğüm kapıya geçireceğim sırada merdivenlerin başından iki ayağı çukurda ses telleri sarkmış teyzenin sesini duydum. -Ben sana demedim mi ? Ayağımı hırsla yere vurdum. Ellerim titrerken sinirden gözlerimi sıkıca yumdum. Ellerimdeki titreme içime yayıldığında şiddetli bir öfkenin yanarak içime oturduğunu hissediyordum. Ben bunu burada bırakır mıyım? Köze dönen kahvelerimi yakmak istercesine kapıya diktim. Sana o resmi beleşten çizdirmezsem eşek olayım kampüste dört ayak üstünde dolanayım lan ! Ben de Hüma'ysam bu kapıdan içeri girerim. O tuvale o resmi çizdiririm ! Gerizekalı! Aptal !
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD