O gece düğün meydanını terk edişim içimde bir şeyleri kırmıştı. Kalbim hala meydanda çarpıyordu, Bekir’in o kendinden emin bakışları zihnime kazınmıştı. Adımlarımı hızlandırdım, evin yolu gözüme hiç bu kadar uzun görünmemişti. Tam köşeyi dönerken annemle burun buruna geldik. O da düğüne gidiyordu. Üzerine eski ama temiz bir fistan giymiş, başını beyaz bir örtüyle sarmıştı. Bakışlarında hem sitem hem merak vardı. “Nereye gidiyorsun, Meryem?” “Anne,” dedim, sesim hafif titrer bir halde, “sıkıldım, eve dönüyorum.” Kaşlarını çattı, sesinde hem kızgınlık hem de hayal kırıklığı vardı: “Ah akılsız kız! Ağalar, beyler gelmiş; herkes hünerini gösterirken sen ayağına gelen fırsatı kaçırıyorsun. Gördüğün o fırsatlar öyle her zaman kapına gelmez. Bak, köyün tüm kızları meydanda dökülüyor, belki d

