Babamlar, taşlı tarlalarını almanın sevinciyle ilk kez kendi toprağını sürmenin heyecanını yaşıyordu. Sabahın alaca karanlığında, köyün üstüne çöken sessizliği bozan tek ses, ayaklarının altında ezilen kuru otların hışırtısıydı. Henüz köy uykudayken onlar, kolları sıvayıp yola koyuldular. Babam Hüseyin, yılların biriktirdiği umutlarla dolu ses tonuyla: “Hatun, bak artık bir tarlamız var,” dedi, yüzündeki gülümseme, yılların yorgunluğunu bir an olsun unutturur gibi. “Sinan ile konuştum, atı yarın getirecek. İlk defa kendi tarlamızı ekip biçeceğiz. Allah’ın izniyle kendi ekmeğimizi çıkaracağız bu topraklardan.” Annem Hatun, içten bir dua mırıldanarak: “İnşallah bey, inşallah. Ama bu toprak çok taşlı, at onu sürerken zorlanmaz mı?” diye endişesini dile getirdi. Babam, sanki kendi içindeki

