Kurallar, zorunluluklar ve sonucunda boyun eğme..
"Yarın akşam araba gönderip sizi aldırtacağım. Bütün ailen konağıma davetlidir polis hanım. O gün orada korkan herkesten özür dilemek istiyorum. Oğlum Poyraz eğer onu bırakırsan o da özür dileyecektir." Rıza Tunç sessiz adımlarla boş koridorda yürüyüp giderken ne düşüneceğim ne yapacağımı şaşırmış sadece arkasından bakıyordum. Malesef oğlu Poyraz Tunç 'u da serbest bırakmıştık. Hatta babasından bile daha önce çünkü dediğim gibi zorunluluklar ve peşinden süre gelen boyun eğme..
............
"Ben hiçbir yere gitmiyorum!" annemin yaklaşık bir saat süren söylenmeleri hala devam ederken bıkkınca ikna etmeye çalışıyorduk.
"Anne lütfen, neden gelmek istemediğini anlamıyorum. Biz her ne kadar kabul etmesek de borç bizim borcumuz. Gidip o aptal evde o insanlarla konuşmak zorundayız." artık sabrım kalmadığından sesim biraz yükselmişti. Derin bir nefes alıp daha sakin bir ses tonuyla devam ettim.
" Korktuğunu biliyorum ama yapacak bir şey yok. Hakan bize sadece para borcu bırakmamış olabilir. Gidip öğrenmek zorundayız. " söylediğim şeyle herkes bana dikkat kesilirken babam soru sormaya başlamadan elimle bir dakika işareti yapıp anlatmaya başladım.
" Dün Poyraz Tunç 'un ifadesi alınırken Hakan bize sadece borçlu değil başka meselelerde var. Burada anlatamam dedi. Bende onu da çıkarmak zorunda kaldım. Hakan Tunç ailesine sadece borç takıp kaçmamış bu işte başka birşey var. Borç çok büyük değil. Yani ödemeyecek bir borç değil ve o borcun o aile için çok küçük bir para olduğuna eminim. Anne, baba bakın orada bize ne söylenirse söylensin sakinliğinizi koruyun halledeceğim. " ailem şaşkına dönerken söylemenin verdiği rahatlıkla odama çıkıp hazırlanmaya başladım.
Son kez aynaya bakıp derin bir nefes aldım. Üzerimde siyah bir ceket ve pantolon takımı vardı. Penye şalımı da son kez düzeltip silahımı çantama koyup çıktım odamdan. Aşağıya indiğimde bütün aile hazır beni bekliyordu. Bizimle yaşayan Faruk amcam, Selma yengem, ve kızları İlayda üçlü koltukta otururken Eylül ablam ve eniştem Selim de onların karşısında oturmuş sohbet ediyorlardı. Henüz ortalıkta görünmeyen annem ve babam da sonunda yavaş yavaş merdivenden iniyorlardı. 2 katlı evimizde amcamlarla beraber yaşıyorduk. O yüzden İlayda , Eylül ablam ve ben kuzen değilde kızkardeş gibiydik. Selim abide ablamın öğretmenlik yaptığı okulun müdürü orada tanışıp 1 yıl içinde evlenme kararı almışlardı. Bende geçip berjere oturunca amcamın gergin hallerini fark edip eline uzanıp öptüm.
"Sakin olun canlarım birşey olamayacak. Çok gerginsiniz hepiniz." dedim sıcak bir gülümsemeyle.
"Nisan, orada ne olursa olsun kendini öne atma kızım. Söz ver zorunda kalmadıkça silah çıkmayacak." annemin endişeli sesi ve yengemin annemi onaylayan bakışları karşısında susup kalmışken İlayda lafa atladı.
"Nuran yengeciğim iyi hoş diyorsun da birtanem, Nisan zor durumda kalıyor. Nisoşum güzelim sen bizi korursun anneni dinleme ben zaten çok korkuyorum hemen saklanırım arkana vallahi!" İlayda ışık hızında konuşmaya devam edecekken nefesinin yetmemesiyle sustu. Herkes gülerken annem ters ters bakıyordu. İlayda anneme öpücük atarken babamda beni tembihlemeye devam etti.
Dışarıdan gelen korna sesiyle ayaklanıp kapının önüne çıktık. 2 koca araba bizi almaya gelmişti. Herkes sessizce arabalara dağılırken ben babamı yanıma alıp arabama binip onları takip ettim. Sonunda bir konağın önünde durduğumuzda arabamı park edip annemlerin arkasından içeriye girdim. Avluya geldiğimizde kocaman bir yemek masası ve sol tarafta ki koltuk takımı bizi karşıladı tabi bir de Tunç ailesi. Gelmeden önce araştırdığım aile bir kişi hariç karşımda duruyordu. Rıza Tunç eşi Feride Tunç la en önde duruken kardeşler Poyraz ve Tolga Tunç arkalarında bize bakıyorlar. Poyraz simsiyah saçlı ve simsiyah gözlüyken, Tolga tam tersi sarı saçlı mavi gözlüylüdü.Eksik olan kişiyse ablaları Eda Tunç 'tu. Yaklaşık 1 yıl önce eşini kaybetmiş araştırdığım kadarıyla.Ama neden öldüğü kayıtlarda yoktu.
Hoşgeldin faslı sonunda bittikten sonra yemek masasında ki yerimizi almıştık. Tunç ailesi hariç bizden kimse yemeklere dokunmuyordu.
"Korkmayın zehir koymadık!" Tolga' nın alaycı sesiyle babamda boğazını temizleyip çatalını eline alıp yemeye başladı. Bizden cevap gelmezken İlayda göz devirip çenesini tutamadı klasik olarak.
"Öyle mi. Biz sizin direkt zehirle beslediğinizi düşünüyorduk. Malum bu hallerin başka açıklaması olamaz!" meydan okuyan bakışlarını Tolga 'dan çekmeden alayla güldü. Dirseğimi karnına geçirip susması için işaret ettim.
"Herneyse, bu yemeğe gerek yoktu konuşup gidecektik biz. Aç değiliz o yüzden yemiyoruz." babam olaya el atarken Tolga cevap vermeden önüne döndü ve tabağına bakarak sırıttı.
"Peki o zaman doyduysak koltuklara geçelim." Rıza Tunç 'un yönlendirmesiyle koltuklara geçtik.
"Hanımefendinin laflarına doyduk çok şükür." Tolga' dan geç olmadan karşı atak gelmişti bile İlayda göz devirip sessiz kalsada bu sessizliğin şimdilik olduğuna emindim.
Babam amcam ve ben üçlü koltuklara geçerken karşımızda Rıza Tunç ve oğulları oturuyordu. Anneleri Feride ise berjerde oturmuştu annem ablam ve yengem diğer üçlü koltuğa geçtiğinde eniştem sona kalan berjere, İlayda ise amcamın yanına konulan sandalyeye oturdu.
Rıza Tunç boğazını temizleyip konuşmaya başladığında herkes ona dikkat kesildi.
"Öncelikle tekrar hoşgeldiniz. Bugün burada toplanmamızın nedeni düğün gününüz de yaptığımız yanlışlar. Öncelikle Eylül kızım senden ve eşinden özür dilerim. Sizin bir suçunuz yoktu. Hiçbirinizin bir suçu yoktu. Benim o gün gözüm dönmüştü tekrar özür dilerim. " Rıza Tunç konuşmaya devam edecekken rengi kırmızıdan mora dönen Poyraz lafa atladı.
" Baba ne diye özür diliyorsun bunlardan. " Poyraz ayağa kalkıp adeta kükrediğünde babası da ayaklanıp onu susturmaya çalıştı ama nafile.
" Bunların ortağı değilmi benim ablamı bu hale getiren. Bu Faruk denen herifin ortağı Hakan yüzünden benim ablam insan içine çıkamıyor." Poyraz'ın dediklerini anlamaya çalışırken daha fazla dayanamayıp bende ayaklandım.
"Amcam hakkında düzgün konuş. Bizi bu akşam buraya özür dilemek için mi azarlamak için mi çağırdınız!" bende bağırdığımda Poyraz üzerime yürümeye başladı. Eş zamanlı olarak babam amcam ve eniştem ayaklanırken Tolga da ayaklanıp abisinin kolunu tuttu.
"Birde özür mü dileyeceğiz! Ne saçmalıyorsun lan sen. Sen bir geri çekilde erkekler konuşsun sesin çok çıkıyor." gözlerinden alev çıkarken omzumdan beni ittirip saçlarını karıştırdı. Bir kaç adım geri sendeleyip arabadan inerken belime koyduğum silahıma gitti elim. Poyraz belime giden elime baktığında annem ayağa kalkıp ceketimin üzerinden silahıma götürdüğüm elimi tuttu.
"Nisan, lütfen." annem kulağıma fısıldarken babamlar da önüme geçmişlerdi.
"Sen ne hakla elini kızıma sürersin lan!" babam Poyraz 'ı omzundan iterken Tolga' da çevik bir hareketle abisini arkasına aldı.
"Lütfen sakinleşin! Abim çok sinirli onu mazur görün.Normalde böyle biri değil. Bakın Ali bey bizim ne yaşadığımızı bilseniz hak vereceksiniz." Tolga sakince konuşurken Poyraz öfkeyle göz devirip saçlarından hırsını almak istermiş gibi zaten dağınık olan saçlarını tekrar dağıttı. Keskin olan çene hatları dişlerini sıkmasıyla daha da belirginleşti. Onu izlemeyi bırakıp babamların oturması ile bende yerime oturdum.
"Rıza bey lütfen açık konuşun Hakan kızınıza ne yaptı. Biz birşey bilmiyoruz borç taktığını bile yeni öğrendik." amcam Rıza Tunç 'a bakmaya devam ederken Rıza Tunç boğazını temizledi. Feride hanım sessizce ağlarken Rıza bey bir türlü konuşmaya başlayamadı. Rıza beyin de gözleri dolarken o sert ve acımasız gibi görünen adam gitmiş yerine duygusal bir adam gelmişti sanki. Gözlerinin dolduğunu saklamak için başını eğdiğinde bir damla gözyaşı dizine düştü.
Kimsenin konuşmayacağını anlayan Poyraz derin bir nefes aldı ve sert bir şekilde burnundan verdi. Tekrar derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.
"Ablam Eda, eşini 1 yıl önce kaybetti. Eniştem vefat ettiğinde ablam hamileydi. 3 aylık, hamile olduğundan ablamın bile haberi yoktu. Eniştemi toprağa verdiğimiz gün ablama sakinleştirici vermek için gittiğimiz hastanede öğrendik. Yeğenim Tuna babasını göremedi bile neden! O Hakan denen i* yüzünden, eniştemin katili o Hakan i*i yüzünden. " Poyraz büyük bir sinirle ayağa kalktı ve konağın ortasında volta atmaya başladı.
" Hakan abimi? Emin misiniz? " diye sordum kısık bir sesle Poyraz bana bakıp tükürürcesine konuştu.
" Hakan yaptı. Hem ablamın eşini yeğenimin babasını öldürdü hemde ablama büyük bir iftira attı." Poyraz yumruklarını sıkıp sandalyelerin birine tekme attı. Sandalye yere düşüp kırıldığında Tolga sözü abisinden aldı çünkü Poyraz daha fazla konuşsa konağı başımıza yıkacak gibiydi. Feride hanım hala sessizce ağlarken İlayda uzanıp elini tuttu.
" Hakan ablamın çocuğunun kendisinden olduğunu söylemiş sağa sola bizim de kulağımıza geldi. Sonra da kayıplara karıştı zaten. Aslında sorun borç değil sizin o borcu isteseniz kolaylıkla kapatacağınızı herkes biliyor. Biz Hakan 'ı Faruk beyin kardeşi diye biliyorduk o yüzden düğünü bastık zaten." Tolga herşeyi açıklandığında taşlar yavaş yavaş yerine oturdu.
Eda' nın yaşadıkları çok zor. Onun yerinde olsaydım ben kaldırabilir miydim bilmiyorum.
" Yaşadıklarınız çok zor damadınız için de başınız sağ olsun çok üzüldüm ama bizim burada ki işimiz ne bizden ne istiyorsunuz?" babam oldukça yumuşak bir tonda sordu Rıza beye ithafen. Feride hanım gözyaşlarını silip boğazını temizledi. İlayda' nın elini tutmaya devam ederken konuştu.
" Ali bey Hakan 'ın sizden Faruk beyden başka kimsesi yoktu. Bakın az önce kızınız bile hakan abi diye hitap etti. Hakan' ın tek borcu para değil. Onun bizden aldığı bir can var. O can borcu da parayla kapanmaz. Yani demem o ki.." Feride hanım eşine bakıp devamını getirmesi için işaret etti.
" Bize bu can borcunu kızlarınızdan birini vererek kapatacaksınız. Ya İlayda ya da Nisan. Kararınızı verin. " kan beynime sıçrarken ayağa kalkıp bağırmaya başladım.
" Siz ne saçmalıyorsunuz ya. Bu yaptığınız etik mi. Bu yaptığınız nerede yazıyor. Kime neye güveniyorsunuz siz! " sinirden kıpkırmızı olan taraf bu sefer ben olmuştum. Babamın kalbini tuttuğunu görünce annem yanına koşup gömleğinin düğmelerini açıp gevşetti.
"Babama sesini yükseltemezsin! Babam ne derse o olacak o kadar!" Poyraz gözlerimin en derinine bakarak bağırdı. Amcam şok içinde boşluğa bakarken ablamlar da babamla ilgileniyordu. İlayda Feride hanım 'dan elini çekip Poyraz' ın üzerine yürüdü omzundan hırsla ittirdiğinde Poyraz bir kaç adım geriledi.
" Sizin o aptal fikriniz umurumuzda bile değil. Bu ülkede hak, hukuk adalet var. Gidin şikayetçi olun Hakan'ı bulup içeriye atsınlar. Ayrıca sen benim kız kardeşime sesini yükseltemezsin anladın mı!" Poyraz İlayda nın kolundan tutup ittirdiğinde İlayda geriye doğru sendeletip dengesini kurmadan yere düştü.
Daha fazla durmadan belimden silahımı çıkarıp önce havaya iki el ateş ettim. Sonra silahımı Poyraz 'a doğru çevirip konağı inleterek bağırdım.
"Sen ve o cahil ailen bizden birini alabiliyorsanız gelin alın. Hodri meydan...Poyraz Tunç!"