•~~~~~~• Günümüz •~~~~~~•
Furkan, kapıdan girdiğinde Cansu'nun kendine koşmasını gördü. Bu geliş, babası tarafından engellenmeseydi kötü sonuçlar doğurabilirdi.
Cansu'nun, babasına yığılır gibi sarılmasını görüp üzülerek bakınca, Yılmaz bey ile göz göze geldi. Yılmaz bey ise gülümseyerek karşılık verdi.
Teyzesine sarılırken gözlerini Cansu'dan ayıramıyordu. Şuan en çok istediği, onunla doya doya sarılmaktı. Yılmaz bey, Nalan'ı yanına çağırıp bakışıyla kendi odasını işaret edince şaşırmıştı.
Teyzesinin, eniştesinin ve babasının elini öptükten sonra Yılmaz beyin karşısına gelip eline uzanınca, Yılmaz bey biraz önceki Cansu'ya sarılması gibi sarılmıştı. Yılmaz beyin bu sarılması Furkan'ın yaşadığının şükrüyle birlikte kızı içindi.
"Geçmiş olsun oğlum"
Furkan babasına sarılır gibi sarılıp, "Sağol-" deyip susmuştu ama Yılmaz bey devamında "Baba" demek istediğini anlamıştı.
Avluda ki herkes Furkan'la görüşmüştü ama Furkan sanki kimseyle görüşmemiş gibi yalnızlık çekiyordu. Asıl görüşmek istediği kişi yukarıda olduğu için, içi buruktu.
Nalan, Türkân'a işaret ederek ayağa kalktı,
"Türkân ben Cansu'yu Furkan'ın odasına götürdüm, hadi gel Furkan'ı da senin odaya yaptıralım da biraz dinlensin, baksana gözlerinden uyku akıyor." deyince Türkân'da arkadaşından mesajı almış, "Tamam." diyerek Furkan'ın diğer koluna girmişti.
Nalan, merdivenlerden çıkınca, kendi odasına bakan Furkan'a göz kırparak, kolundan çıktı. Türkân'ın kapısını dışarıdan kilitleyerek anahtarı Furkan'a verdi. Aşağıyı kontrol ettikten sonra da işaret parmağını sus çizgisine bastırıp Furkan'ı kendi odasına girdirip yavaşça kapıyı kapattı.
Furkan, odaya girdiğinde önce elinde duran anahtara, sonra da yatağında yatan Cansu'ya baktı.
Anahtarı yatağın yanındaki masanın üzerine sessizce bıraktıktan sonra, yine aynı sessizlikle Cansu'nun yanına uzandı...
Kolunu Cansu'nun başından yukarı uzatıp, kendi başına yastık yaptı. Gözlerini kapayıp saçlarını koklamaya başladı.
Cansu, uyuyor gibiydi ama yüzünde tebessüm olunca, Furkan'da yanağının bitimiyle boynuna yakın yeri öptü.
Bunun üzerine Cansu sırtını Furkan'ın göğsüne dayadı... Furkan da kolunu Cansu'nun başının altına yastık yapıp belinden sarıldı.
Furkan sarıldıkça Cansu kendini daha çok yaklaştırıyordu. İkiside yatağın ortasında kaşık pozisyonunda yatıyordu...
•~~~~~~• ... Rüya yada gerçek ayırt edemediğim bir haldeydim. Büyük olasılıkla yine rüya görüyordum çünkü Furkan, o kadar insan ve oda varken benim olduğum odaya gelemezdi. Hele de yanıma yatması neredeyse imkansızdı...
Alt tarafı sabah yine terli uyandığım için banyo yapacaktım ne olabilirdi ki. Dört gecedir Furkan'ın yatağında yatıyordum ama ilk defa kokusunu bu kadar çok alıyordum.
Rüyam, girişten, gelişme bölümüne geçmiş, Furkan yanağımı öpmeye başlamıştı.
Bu seferki rüyamın finali istediğim gibi olacaktı, gözlerimi açmayacaktım...
Börek değil, dünya yansa uyanmayacaktım...
Sırtımın ısındığını hissettiğimde, Furkan'ın kendi gibi yorganının da sıcacık olduğunu düşünmüştüm.
Kendimi biraz daha yorgana gömdüğüm de yastık boynumdan düştü ama rahatım bozulmamıştı. Yorganın bir parçası da belimden karnıma dolanmıştı...
Boynuma dolanmış saçlarımın arasından soğukluk yerine sıcaklık hissediyordum...
•~~~~~~• (F) "Cansuu, geldim..."
... Kulağım da saçlarımı uçuşturan böcek, yılan, her neyse umurumda değildi, ben adımla birlikte beklediğim kelimeyi duymuştum, "geldim..." biliyordum gelmişti...
Aşağıda herkes hasret gideriyordu. Bense rüya ile yetinip uyanmamak için kendimle mücadele ediyordum. Neyse ki dört gündür uyumamıştım ve aşırı derecede yorgundum.
Furkan, finale doğru emin adımlarla giderken, saçlarımı boynumdan alıp arkaya taramıştı. Her ne yapacaksa rahat yapsın diye boynumu sert yastığa doğru gerdim...
•~~~~~~•(F) "Gözünü açmayacak mısın?"
... Başımı iki yana salladım, biliyordum açarsam gidecekti. Gözümü açıp gitmesindense, kendimi daha çok Furkan'a gömdügümde, yatakta sandalyede oturuyor gibi hissetmeye başlamıştım.
Rahat bir sandalyeydi, ama arada bir kıpırdıyordu, bacağının birinde sorun olduğunu düşünüyordum.
Düşmedikten sonra sorun yoktu...
•~~~~~~•(F) "Seni çok özledim."
... "Özleyecektin neden gittin.." bu dediğimi duymuş olmasını çok isterdim.
Geriden gelen ses Furkan'ın sesiydi ve ben yine onu hissediyordum, yani cebinde ki telefon durduğu yerde inç büyütmüyorsa bu oydu...
•~~~~~~•(F)...Ulan Neçirvan yaktın beni, kız bütün albenisi ve libidosuyla koynumda yatıyor ben bir şey yapamıyorum. Ulan kurşun s.ktin beni, senin yüzünden karıyı s.kemiyorum... •~~~~~~•
... Hissettiğim sertliğin bir şey yapacak hâli yok gibiydi, varlığını hissettirip boş boş duruyordu. Acaba o da mı yorgun ve uykusuzdu...
Kıyamazdım ki, ona da sahibine de. Furkan'ın bu kadar kokumu alması yeter diye düşündüm, sıra bendeydi...
Önümü Furkan'ın yorganına döndüm, bacağımı karnıma çekerken bir yere takıldığını hissetmiştim. Oturduğum sandalyenin bacak arasının sonuna gelmiş olmalıydım...
Şimdi de bacağımın kaba etinde, bir süredir aynı inçte kalan sertliği hissediyordum. Hızlı hızlı nefes alıp vermem, Furkan'ın kokusunu biraz daha fazla içime çekmek içindi...
•~~~~~~•(F) "Aç gözünü artık, gideceğim."
... Tehdit miydi bu, gözümü açmazsam mı gidecekti, açarsam mı? Gitmesini istemiyordum. Sözü veren bendim ama alacaklı gibi de ben gömleğinin yakasına yapışmıştım...
Yakası da elimdeydi bacağının biride. Ben gözümü açmasam bile gitmesine engel olmalıydım. Böyle bir final ikimizi de tatmin etmezdi.
Furkan'ın, koca danayı yere serecek gücünü bana kullanmayacağını bildiğim için, bacaklarımı açıp üstekini sağıma alırken, diğerini de bacak aramda sıkıştırarak, bedenini omuzundan üstüme çektim...
Nefesini dudaklarımda hissettiğim de, "Hadi gitte göreyim?" dedim...
•~~~~~~• (F) ... Oğlum ölsen de buradan dönüş yok artık, sık dişini. Bir iki tane dikişin patlar birazda kan kaybedersin bir şey olmaz... Bu fırsat bir daha ne zaman gelir kim bilir... Sadece altı çıkart üst kalsın, kızda gözünü açmıyorken görmez, e daha ne olsun... •~~~~~~•
... Bunun rüya olmadığını Furkan'ın dudağımı ısırdığında hissetmiştim. Gözlerimi açtığımda onun gözleri kapalı ve yüzünde acı çeker bir ifade vardı...
Ne yanii, erkekler zevk alırken acı mı çekiyorlardı. Boşaldıklarında da o yüzden rahatlıyorlardı demek ki...
Eliyle pantolonunun düğmesini açmaya çalışırken, ben de yardımcı olmak için gömleğini çıkartmaya çalıştım...
Birden eliyle elimi tutup, bana engel olarak gözünü açtı. "Sevişiyoruz aptal mahremini mi saklıyorsun?" demek istedim ama onun mahremi üstü değildi kii...
•~~~~~~•(F) Eyvah hatun gözünü açtı. Ben bu haldeyken hayatta vermez, bir de sorar, "nerede oldu," diye, of oooff bahtsız oğlum, bari boşalsaydım da bu kadar öpüşme boşa gitmeseydi...
... Yüzündeki şapşal ifadeyi kim görse kesin gülerdi ama ben kendimi sıkıyordum. Anladığım kadarıyla bu olay konsantrasyon istiyordu ve ben gülerek ânı berbat edemezdim...
•~~~~~~• (F) Ulan Neçirvan ben seni kurtardım sen beni bitirdin. Şuan en son düşünmek istediğim sendin şerefsiz. Ama ben senin yüzünden etkisiz eleman gibi hatunun yüzüne bakıyorum... "Kapat gözünü, kendini bana bırak"...
... Bırakmıştım zaten, neden engel oldu ki, "Sen benim üç düğmemi açıp kokuma gömüldüğünde ben engel oldum mu?" demek istedim ama, sonrasında "acaba benden sonra çok kıllandı da onu mu gizlemeye çalışıyor" diye düşündüm. Göğüs büyütecek değildi yaa, erkekti sonuçta neden utansın...
Söylediğini yapmak için göz kapaklarımı kapatırken, bir yandan da düğmelerini rahat açmak için, gömleği belinden yukarı kaldırmaya çalıştım.
Furkan tekrar engel olup, elimi beline götürdü.
Anlaşılan üstümüzdekiler ile sevişmek istiyordu.
Ben ise onun vücudunda ellerimi dolandırmak istiyordum. Buna engel olamazdı, bu benim ilkimdi ve ben tamamen soyunmak istiyordum...
Bu sefer yakasından bir düğme açtım, ona engel olmayınca ikinciye geçtim, Furkan nefesinin kesildiğini belli eden bir titremeyle beni öperken ben üçüncüyü açmıştım bile... Buraya kadar sorun yoktu, galiba Furkan'ın sonradan oluşan bir tiki vardı ve o yüzden beline dokundurtmuyordu...
Benim için sıkıntı yoktu, böyle de yapabilirdim. Sıra dördüncü düğmeye gelince, ağırlığını üzerime bıraktı ve rahatlamış gibi nefes alıp vermeye başladı.
Ulan... Ne oluyor... Bu böyle bir şey mi?.. Ben daha üç düğme açtım yaa, Kendimde de bir şey yok...
Ben üstüyle uğraşırken, altımız da çıkmamış ama Furkan yanıma devrilip beni göğsüne yatırarak saçlarımı okşamaya başlamıştı bile...
Erken boşalma sorunu vardı herhalde ama bu öyle bir şey de değildi...
Devam etmesini istiyordum lakin bunu açıkça söylemeye utanmıştım.
"Iııı şeeeyyy!"
"Neeeyyy?" dedi nefesini daha da kontrol altına almış gibi
"Iıııımm beeenn!"
"Evet seeenn?"
"Sabaha sekiz köşe uyanmak istiyorum."
"O nasıl olacak?"
"Sana olduğu gibi!"
"Hıııığmm, anladım ama ben şuan sekiz köşe değilim, tam olamadım en fazla iki üç köşe."
Başımı kaldırıp yüzüne baktım, "Neden olmadın, neden bu kadarla kaldın?" derken içimden "oh be, bu kadar rahat soramazdım, canım arkadaşım burada bile yardım etti" diye düşündüm.
"Bu kadarla yetinmeseydim, kontrolü mü kaybedebilirdim. İleriye gidemem. Benim hayalim böyle değil."
"Merak etmeseydin yaa, seni kötü emellerime alet etmezdim namusunu temizlerdim."
"Her kuşun eti yenmez, ben senin bildiğin erkeklerden değilim."
"Seni gebertirim Furkan! Beni rahatlatmak zorundasın!.."
Yüzüme aval aval bakıp ciddi olup olmadığımı anlamaya çalışınca yardımcı olmak için, "Bakma öyle bön bön" dedim, onun inç kadar sert olmasa da.
"Sana ne yapabilirim?" derken kadınların nasıl rahatladığını soruyor gibiydi. Malum biz de elle tutulur bir şey olmadığı için...
"Bilmiyorum." dedim, hiç eksiğini hissedip yapma gereğinde bulunmadığım şeye şuan ihtiyacım varmış gibi.
"Pekâlâ, sana ne yapmamı istersin?" derken gömleğimle oynuyordu.
"O gece yaptığını yap!"
Birden elini çekti, gözleri bendeydi ama boşluğa bakıyor gibiydi, görebiliyordum. Yüzü asılınca yüzüne yaklaştım, gözlerime bakmasını istesemde bana bakmadan, "Uyanık mıydın?" dedi utanmış gibi.
"Tam olarak değil, ben onu rüya ile gerçek arası bir şey olarak anladım. Gözümü açtığımda sen olmayınca da hayâl gördüm zannettim."
"Ben olduğumu nasıl anladın peki?"
"Şuan ki gibiydin, yüzüme bakamıyordun."
"Özür dilerim... Ben sana aşık olduğumu o zamanlar yeni yeni anlıyordum, Rüyamda seni görüp sabah boşaldığımda akşama kadar ben ne gördüm de böyle oldum diye düşünürdüm. Bir ara rüyalarıma gelmez olmuştun, bende seni çok özlemiştim, hem merakıma hemde sana karşı hislerime karşı koyamadım. Ben normalde senin kıyafetlerini koklayıp çıkacaktım ama sen odaya erken gelince panik olup saklandım. Kapıdan çıkarken uyuyor musun diye bi bakayım dedim ama ne olduysa o zaman oldu. Ay ışığı sana vurmuştu, parıl parıl parlıyordun, ay mı ışığını senden çalıyordu sen mi onunla paylaşıyordun bilmiyorum, yutkundum. 'Çık lan git' dedim ama merakım galip geldi. Bende..." Nefes alıp verdikten sonra, "Öyle işte." deyip susunca elini tuttum, "Tamam işte yine yap!" deyip elini bacaklarıma götürdüm, "Ben bir kaç defa yaptım ama senin yaptığın gibi hissettirmiyor" dememle, tekrar üzerime yatıp, gömleğimi yukarı doğru sıvaması ve bileklerimi çapraz yapıp yukarıda birleştirmesi bir olmuştu.
"Üzgünüm hanımefendi ama ben sizi kötü emellerime alet edeceğim."
Elleri yukarıda teslim olmuş olan ben değilmişim gibi, "Elinden geleni ardına koyma!" demiştim...
~~~~~~•~~~~~~•
Akşam, "gözünü aç gideceğim" diyen adam gece olmuş bir türlü gitmiyordu. Bir saattir ara ara sayıklayınca kalkıp ateşine baktım
Ayağının kanadığını bildiğim için enfeksiyondan şüphelenip altına bakmak için ayağını kaldırırken sıçrıyıp bana mani olmuştu.
"Ateşlenmişsin Furkan, bi bakayım."
"Sen yanımda olduğun içindir gel bir şey olmaz."
"Saçmalama bee her şeyi de ona yormayalım bi dur."
Çorabını çıkarttığım da yaranın sargı beziyle sarıldığını gördüm.
"Sen nereye gittin!" derken pansuman yapabilecek her hangi bir yeri kasdetmiştim.
"Cansu'm, iyiyim gel biraz daha yatalım, çıkıcam." deyip kolumdan tutarak kendine çekti. Sabah bakarım diyerek sarılmak istediğim de ise kolumu çekip elimi dudaklarına götürerek yine mâni oldu.
Bu tik canımı sıkmaya başlamıştı artık. "Eee ne olacak şimdi."
"Ne ne olacak Cansu'yum."
"Ne yapacaksın, banyoyu diyorum."
"Ne yapacağız demek istedin herhalde değil mi?"
"Ben ne alaka, ben boşalmadım kii!"
"Üzgünüm ama sende cünüpsün."
"Furkan, saçmalama. Benden bir şey gelmedi kii"
"Çoğu kadında boşalma olmadığını duymuştum. Demek ki sende öylesin ama orgazm olmakla da cünüp olunuyor maalesef E sende dört kere olduğuna göre."
"Yaa öyle söyleme utanıyorum."
"Bak bir söz var, boşalma hak, orgazm armağan diye."
"Hediyen için teşekkür ederim canım ama şuan ne yapcaz, ben burada yıkanamam."
"Neden, ilk değil sonuçta."
"Yaa o zaman farklıydı, annen biliyordu."
"Şimdi de söyle bilsin."
"Yaa olmaazz, o zamanlar Kur'an tutmuyordum, şimdi tutuyorum, nereden çıktı bu banyo demez mi?"
"Sen ayrı ev mi istiyorsun."
"Bunu konuşmak için erken değil mi?"
"Ayrı oturmayacaksak alışman lazım o yüzden sordum."
"Orasını o zaman düşünürüz. En iyisi ben erkenden eve gideyim."
"Ooollmaaazz!"
"Nedeeenn?"
"Birincisi, hoca demişti ki en kısa gusl alacak neresi varsa orada alınması lazım. Bastığın yerler lanet edermiş, ikincisi baban beni vurur."
"Babam mı, nedeenn vursun?"
"Ben hasret giderin dedim sen ne yaptın der beni vurur, en iyisi burada yıkanman."
"Bence de ev olmaz haklısın. İyi tamam o zaman ikimiz de aynı anda girelim, önce sen yıkanırsın sonra ben."
"Olmaaazz!"
"O nedeenn?"
"Olmaz işte Cansu'yum belki yakalanırız. Sen git yap bende sabah yaparım."
"Sende bir şey var ama hadi neyse, yoksa bu fırsatı havada karada kaçırmazdın."
"Kaçırmadım zaten. Hadi git çabuk."
"Ben gelene kadar sende odana git yat o zaman."
Ellerini başının arkasında birleştirirken, "Ben odamdayım zaten." deyip, bir de göz kırpınca sinir olmuştum.
Gülerek karnına vurduğum da Furkan birden kıvrandı.
"Ne olduu?" dedim panikle
"Bir şey yok, boşluğuma denk geldi."
"Bende boşluğuna vurdum zaten ama bu kadar kıvrandıracak şekilde vurmadım. Aç bakacağım neyin var?"
"Hadi Cansu'yum hadii, seni dörtlerken çok yoruldum. Uykum var."
O esnada bana bir aydınlanma gelmişti, bu sefer kafasına vurarak, "Sen bir haftadır neredesin bakıym?" dediğimde gülerek, "Cansu'm saat ikiyi geçti ve altı saattir koynumdasın anca mı aklına geldi." dedi.
İmasına aldırmadan devam ettim. "Başlatma şimdi kaç saattir nerende olduğuma, cevap ver çabuk, neredeydin? Neden haber vermedin, ne hâle geldim haberin var mı senin?"
"Dur bi duurr! Sakin ol. O akşam geldiğimde şamar oğlanına çevirmeseydin bir kaç gün buralarda olmayacağım arkadaşla işim var diyecektim ama... Neyseee."
"Telefonun neden kapalı?"
"Suya düştü."
"Suyu da inek içti mi?"
"a-ahahahahahhaahah!"
"Gülme yaa, doğru dürüst cevap ver."
"Yaa ciddiyim. Ben kanala girince cebimde unutmuşum, ıslandı. Bozuldu."
"Sen o saatte kanala neden giriyorsun ki? Tehlikeli değil mi?"
"Tehlike bizim göbek adımız yavrum."
"Başlatma göbeğine de yavruna da!"
"Su dinmişti. Bende girdim. Ben yüzmeyi abimden öğrendim biliyorsun? Hadi yürü, yap banyonu ama uzun kalma bak."
"Pislik, sen benim banyoda uzun kaldığımı nereden biliyorsun haa?"
"Kendin söylemiştin bee, ablama söylerken duydum, en az on beş dakikada çıkıyorum demiştin, hatta bende o gece ona güvenip odaya geldim ama beş dakikada çıktın."
"Haaa eveeett o gün sadece abdest alıp çıktım banyoyu ertesi günü yapmıştım."
"Şimdi de git yine abdest al gel. hadi güzelim hadii canım."
"Güzeliiimm?"
"Eveet güzelim Cansu'm. Önümüzde daha çok romantik günlerimiz olacak bu gecelik yeter hadi."
Kapının arkasında ki bornozu alırken, aklıma gelmiş gibi, "Haaa diş fırçanı kullandım haberin olsun." dedim.
"Ben de diyorum hangi dağda kurt öldü de Cansu beni üstüne yatırdı, genlerimi ilk olarak ağız yoluyla almışsın meğer."
"Pisliiikk." dedim gülerek...
•~~~~~~••~~~~~~•
Hızlıca kovaya valfi koyup üzerine kapak örterek sesi bastırdım ve ılık soğuk farketmeden iki kova suyla yıkandıktan sonra odaya geldim...
Furkan gitmişti. O gece ki gibi saklandı mı acaba diye sağa sola bakındım ama yoktu. Bende o geceden sonra ilk defa üzerimi giyinmeden yatağa uzandım...
•~~~~~~•
Furkan'ın bahsettiği ay, tenimi ısıtmayacağına göre sırtıma vuran sabah güneşiydi. Uyku sersemi bornozu üzerimden atmış olmalıydım ama nereye?..
Üzerimde ki yorganı kollarımın altına alıp mahrem yerlerimi saklayarak geceyi HAYÂL ET miştim.
"HAYÂL ET" Furkan'ın sesi kulaklarımda çınlıyordu.
"HAYÂL ET... bunları sana yaptığımı hayâl et."
Hayalî ile beni bu hâle getirdiyse gerçekte nasıl olurdum.
"HAYÂL ET... Alnından başlayarak ayaklarına kadar dudaklarımı hissedeceksin." Ben şimdiden hissetmeye başlamıştım.
"HAYÂL ET... İçinde olduğumu hayâl et." Kaç yıldır hiç çıkmamıştı ki, her gece o geceyi yaşamıştım. Ben Furkan'dan nefret edeceğimi zannederken aşık olmuştum. Hemde bütün benliğimle onun olmayı HAYÂL ederek...
O gitmişti ama ben hâlâ hayâl ediyordum...
Biraz daha devam edersem ikinci banyo vakası gelecekti ve bu sefer korktuğum olacak, Furkan'la eş zamanlı yıkanıp yakalanacaktık.
Hemen toparlanıp, şarkı söyleyerek elbiselerimi giymeye başladım...
~~~~~~•~~~~~~•
Oldu en sonunda oldu bim bam bom
Rüyalarım gerçek oldu bim bam bom
Duyduk duymadık demesin hiç kimse
İşte ilan ediyorum herkese...
Oh oh oh çok şükür dostlar
Benimde artık bir sevgilim var
Hırsından çatlasın düşmanlar
Şimdi benimde bir sevgilim var...
Kim demiş kimse ona bakmaz diye,
Kimse onu koluna takmaz diye,
Evde kalmaktan kurtulamaz diye,
Çatlasın patlasın dönsün deliye...
Ha ha hayy dinleyin dostlar
Benimde artık bir sevgilim var
Hırsından çatlasın düşmanlar
Şimdi benimde bir sevgilim var...
Suratım asıkmış hiç gülmezmişim,
İki laf etmesini bilmezmisim,
Doğrusu hiç mi hiç çekilmezmişim
Gördünüz mü meğerse ben neymişim...
Bim bam bom çok şükür dostlar
Benimde artık bir sevgilim var
Bim bam bom çatlasın düşmanlar
Artık benimde bir sevgilim var
Ne yapsam nafile bu iş olmazmış,
Benden daha çirkini bulunmazmış,
Yüz yıl bekar kalsa beni almazmış
Milyonlar versem yanımda durmazmış
Ha ha ha dinleyin dostlar
Benimde artık bir sevgilim var
Hırsından çatlasın düşmanlar
Benimde artık bir sevgilim var...
~~~~~~•~~~~~~•
Çok yorgun ve uykusuz da olsam kahvaltı saatine inmeliydim. Türkân kim bilir ne haldeydi, ona yardım etmeliydim. Akşam dokuz olmadan yatağa giden biri gibi olmasam da belli etmeye çalışmalıydım.
Furkan'ın yanıma geldiğini anlamamaları lazımdı. İki saat önce yıkanmamış gibi tekrar elimi yüzümü yıkayıp mutfağa gittim. Türkân çayı koymuş kahvaltılıkları hazırlıyordu.
Beni görünce imalı imalı, "Günaaaayyydııınnn?" demişti.
Acaba Furkan'ın benim yüzümden gittiğini mi öğrendi diye düşünürken, Furkan insanın aklını başından alan bir gülümsemeyle çıka gelmişti.
"Ne götüreyim."
Ben alt dudağımı kemirip, "Geri zekalı Cansu, kendine gel, görmemişin 7inç sevgilisi olmuş diyecekler." diye düşünürken, Türkân ekmekleri masaya göndermişti. Arkasından bayık bayık bakarak, "Hiç değişmemiş haaa?" dedim yardımsever oluşunu kasdederek.
Türkân'da eline tepsiyi alarak, "Bilmeeemm öyle miii? Sabaha kadar yanında ki sendin, sen daha iyi bilirsin." diyerek (G)örümceklik yapmıştı.
Türkân çıkıp Furkan tekrar gelince, kolundan tutarak kendime çektim.
Panikle, "Ablan biliyor?" deyince, "hangi şeyi acaba" der gibi, "Neyi?" dedi.
"Gece benim odama geldiğini."
"Birincisi orası (sen gelene kadar,) benim odam, ikincisi evet biliyor çünkü beni onlar içeri girdirdi."
"Neee, nasıl? Onlar derken?" derken Türkân geldi ve, "Sıkıştırma kız çocuğu." diyerek Furkan'ı içeri gönderdi.
Furkan, benim yanağımdan öpüp ablasının yanağından da makas alıp çıkınca, Türkân, "Aman da aman yesinler." demişti .
Bu seferki iyi görümceliğinden destek alarak, "Türkan annen kızar mı?" diye sordum
"Benim anneme gelene kadar Seher teyze var canım hatırlatırım."
"Benim annem kolay yaa, babam iki cümle ile onu halleder."
"Benim annem de kolay o zaman, bir cümle babam bir cümle de abim, hallederler."
"Hakan da yardım eder mi?"
"Eder tâbi! Sen bakma abim sert durur ama o Furkan'dan daha yumuşak huyludur. Ayrıca üçümüzden de en çok Furkan'ı sever."
"Ay iyi bari sevindim."
"Eee! bu gece ile sözünü ilk tutan sen olur musun acaba?"
"Yine kime, ne sözü vermişim yaa?!"
"Bana ebe olma sözü canım unuttun mu?"
"Bu gece o zannettiğin şey olsaydı ve yine o ümit ettiğin şey olsaydı tutardım."
"Ne demek olmadı?"
"Bas bayağı olmadı işte, Furkan istemedi."
"Furkaaann?.. Bizim libidosu gözlerinden taşan Furkan bir şey yapmadı haaa?!"
"Vallaa yapmadı. Bende şaşırdım..."
"Kesin bi sebebi var?"
"Hayalleri varmış, düğün gelinlik falan herhalde?"
"Kız sallamışşş, ben kardeşimi şu kadarcık tanıyorsam ona engel olan başka bir sebep vardır."
"Bilemiyorum artık daa, sen bir şey olduğunu nereden çıkarttın, konuşmalarımızı mı duydun yoksa?"
"Yok canım konuşmalarınız duyulmuşsa ben değil Erkan duymuştur. Ben banyonun yanındaki odada yatıyordum, oradan biliyorum."
"Eyvah eyvaahh, Hakaann pekii?"
"Abim evde yoktu merak etme, içini dökmek için bir yerlere ağlamaya gitmiştir kesin."
"Tek mi gitti?"
"Yok canım psikoloğuyla beraber."
"Oooff yaa, Meriç'le değil mi? Hakan'ı da anlamıyorum ne buluyor o gıcıklardan, bir de gitti ortak oldu, başka kimse kalmamış gibi."
"Sen bu ortaklığa ve Meriç'e neden bu kadar taktın ki, hem o gün orada ne oldu onu da anlamadık."
"Meriç konusunu boşver hiç açma, ortaklığı da ileride Furkan da içlerine girerse diye istemiyorum."
"Büyük ihtimalle onlarda Furkan'a güvenerek ortak oldular. Geçen sene fikir Furkan'dan çıktı çünkü."
"Sorarım ben ona gıcık..."
Masaya geldiğimizde teyzesi bir posta daha Furkan'a sarılıyordu. Bu sefer ki kıskançlığım teyzesine oldu ama onu kıskandığım için değildi yaptığını yapmak istiyordum, hemde çoookk...
Kapı açılıp, içeriye giren kişiler yüzünden, kim bilir bu isteğim ne zaman gerçekleşecekti...
Benim şok ile bağırdığım isme herkes dönüp bakmıştı...