Komutan Hakan Alparslan, sabahın ilk saatlerinde uyanmıştı. Perdelerin arasından süzülen yumuşak gün ışığı odayı doldururken, günler geçmesine rağmen aklına gelen ilk şey yine Duru’nun güzel yüzüydü. Kızaran yanakları, buğulu gözleri, o kaçamak ama cesur bakışları... Hakan istemsizce iç çekti. Kendini toparladı. Bugün bu düşüncelere yer yoktu. Bugün tüm odağını ve dikkatini yapacağı işe vermesi gerekiyordu. Soğukkanlılık. Profesyonellik. İhtiyacı olan bunlardı. Başını sallayıp yataktan doğruldu. Zihnini toparlaması gerekiyordu. Bugün, büyük gündü. Kürşat’ın da katılımcı listesinde olduğu kuyumculuk fuarı bu akşam açılıyordu. Banyoya geçip soğuk suyla yüzünü yıkadı. Aynaya baktığında karşısında, yorgun ama kararlı bir adam vardı. Sanki kaşlarının arasındaki çizgiler biraz daha derinleşmiş

