Semih’in botlarının sert tabanı, asfalt zemine düzenli bir ritimle çarpıyordu. Gün bitmeye yaklaşmıştı. Kışlanın rutin telaşı yavaşlarken, askerlerin nöbet değişim sesleri yerini akşam sessizliğine bırakıyordu. O ise, günü bitirmiş, disiplinli ve güçlü adımlarla çıkışa doğru yönelmişti. Akşam olmasına rağmen üniformasının yakası hâlâ kusursuz bir şekilde ilikli, omuzları dik, bakışları keskindi… Disiplin, onun için sadece işinin bir parçası değildi. Bir yaşam tarzıydı. Tam askeriyenin çıkışına vardığında, sağ tarafındaki bankta dikkatini bir şey çekti. Ya da bir “biri”... Başını hafifçe çevirdiğinde, simsiyah saçları omzuna dökülen genç bir kadın gördü. Bankta oturmuş, yüzünü avuçlarının arasına almış ağlıyordu. Omuzları her hıçkırıkta yukarı kalkıyor, içini boşaltırcasına ağlıyordu. S

