Duru sonunda arka çıkış kapısının yanındaki boş bekleme alanında ,koşmaktan soluğu kesilerek, durdu. Duvara yaslandı, ellerini dizlerine koyarak başını eğdi. Nefes nefese kalmıştı ama gözyaşları hâlâ durmuyordu. İçinde yankılanan tek bir cümle vardı: *Müstakbel eşimle yüzük bakıyoruz.* Sanki kalbini bir bıçak saplamışlardı ve bu cümleyi her hatırladığında bu bıçak biraz daha derine iniyordu. Hakan’ın o kadına gülüşü, birlikte yüzüklere bakışları… Hepsi beyninde çakılı kalmıştı. Tokadı nasıl attığını bile hatırlamıyordu. Sadece kendini, elinin kendiliğinden havaya kalkmasıyla ve sonra onun bileğini tutuşuyla bulmuştu. Elini tutan Hakan’a baktığında bir anlığına donakalmıştı. Gözleri bir anlığına yumuşamıştı Hakan’ın. Ama sonra hemen kaçırmıştı bakışlarını. Duru ise kaçırmamıştı. Onu se

