ARSLAN Önüme geçmesini beklerken haline bakıp güldüm. Yağmur hafif hafif yapmaya başlamıştı. “Sen de erken kocadın bee…” Elindeki sopayı sinirle yere vurup gözlerimin içine baktı, “almasaydın o zaman! Ben istemedim seninle evlenmeyi!” diye söylendi. Sağolsun lafı bir yerime sokmayı dil maharetiyle gösteriyordu. “Dil kaslarının da maşallahı var… keşke biraz da bacak falan çalışsaydın…” dedim. “Ben Şen’n çalışmadığın yerleri yüzüne vuruyor muyum?!” Derken imasını anladım, taş bu sefer sert yerden gelmişti. Sabrımı sınıyordu bu gidişle sonu iyi değildi. “İnat etme işte ıslanacağız! Yüzümü görmek istemiyorsan sırtıma atla şu kulübeye atalım biran önce kendimizi” dedim. “İstemem! Eksik kal, ben yürürüm! Ben yürürüm de bık bık bık… Mardin keçisi! Sonbaharın bastıran yağmuru bira

