Alnına minik buse kondurarak telefonumu açtım. “Ben size gece geleceğim dedim, sahilde toplanacak mısınız, yetişebilirsem gelir size katılırım”
“Öf” Dememe kalmadan bu seferde, Gülnihal’in telefonu çaldı… “Ne diyeyim”
“Gitmek istiyor musun?”
“Hayır, sen gece katılırım deyince sordum”
“O zaman gitmiyoruz, bizim birbirimize ihtiyacımız var. Yarın mecburen katılacağız”
Telefonu açıp yarın sabah kahvaltıya katılacağımı söyledim. Tekrar sevgilimin kollarına girip yanına uzandım.
“Uykucu uyan artık”
“Göğsün çok rahatmış, her zaman uyuyabilirim”
“Bende her zaman göğsümde yatmana izin verebilirim. Uyuyarak oldukça vakit geçirdik, karnın acıkmadı mı?”
“Kurt gibi acıktım, dolaba bakalım neler var. Hep dışarıda oluruz diye alışveriş etmek aklıma gelmedi”
Buzluktan iki parça tavuk çıktı, sebzelikten dört domates ve diyet yoğurt. “Aferin sevgilime birde erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer derler. Sen beni açlıktan öldürecek misin? Yine komşulara mı dadansak”
“Yok artık, hem şikayet ediyorsun hem de yemek mi isteyeceğiz. Ayıp olur sabah kahvaltı verdiler”
“İyi o zaman doyur beni”
“Nasıl bir doyumdan bahsediyorsun”
“Hınzır, öbür türlü doyuma ulaşmam mümkün olmadığına göre, midemi doyurmanı bekliyorum”
“Domatesli pilav yapayım”
“En sevdiğim, annemden başkası güzel yapamaz, sende yaparsan kesin seni alacağım”
“Ya yapamazsam”
“Yine alacağım, canım çekerse gider annemde yerim”
Benim sevgilim çok şirindi kocaman öptüm. Yemeği hazırlamaya başladım… Soğanla kavrulmuş, baharatlarla tatlandırılıp ince kesilmiş tavukları sote ederken, bir taraftan da pilavı yaptım. Kenan yanına ayran yapınca menümüz hazırdı.
“Seni kesin almaya kararlıyım, çok güzel olmuş. Midemden kalbime jet hızıyla geçtin”
“Sana bir sır vereyim, kilolarca domates ve pirinç ölçüsünü tutturana kadar tavuklara yem oldu”
“Zehirlenmediler değil mi?”
“Hayatlarından çok memnunlardı, hepsi yağ bağladı”
Yemek sonrası, alt katın perdelerini sıkıca kapattım. Televizyonu açtık, kanepede sarmaş dolaş film izledik. Reklamları ilk kez bu kadar çok sevdim öpüşmelerimize zemin hazırlıyordu. Film bittiğinde ikimizde hiçbir şey anlamamıştık.
“Vakit geç oldu, komşular evlerine çekildi. Sende gitsen artık…”
“Daha kahve içmedik”
“Gitmemek için istiyorsun”
“Biraz daha kalayım, yarın sana yakın olamayacağım. İtalya’da ki okul hayatını anlatsana?”
“Gezip tozmayınca, ha burada okumuşun ha orada bir şey fark etmiyor”
“Neden gittin o zaman”
“Senden uzaklaşmak, seni unutmak için gittim. Ama gördüğün gibi seni görünce tüm duygularım geri geldi. Hiç gitmemiş yok olmamışlar gibi fazlasıyla geri geldiler. Ya ikide bir bana sana karşı olan aşkımı söyletip duruyorsun”
“Hoşuma gidiyor, yasemin kokulum hoşuma gidiyor. İtalyan erkekleri oldukça yakışıklıdır hiç erkek arkadaşın olmadı mı?”
“Olmaz mı, bir sürü arkadaşım vardı. Bir ara mankenlik yaptım”
“Hadi ya sakın, mayo veya iç çamaşırı mankeniydim deme”
Gülmeye başladım, kaykılmış halde otururken sopa gibi dikilmişti. “Kalçalarım çok güzelmiş, kot pantolon mankenliği yaptım, dur birkaç resmim olmalı telefonumda”
Resimlerime bakarken, hı, hım, öf gibi anlamsız sözler harici hiçbir şey söylemedi. “İşte hepsi bu resimler beğendin mi?”
“Hepsi çok çirkin iğrenç, beğenmedim o lavuk niye yarı çıplaktı, birde sarılmış. Kalçaların resmini çeken hayvan kimdi o açıyla resim mi çekilir. Başını bacağına koyan karı kılıklıya ne demeli. Hele iki erkek arasında ki poz seni tost mu yapıyorlardı. Niye o sarışın lübüş kılıklı herifin bacakları arasındasın. Kız sen beni delimi edeceksin… Ya o kıvırcık herif nasıl bakmış öy…”
Daha fazla konuşmasına izin vermedim, boynuna sarıldım beni öptüğü gibi öpmeye başladım “Öperek beni kandıramazsın.”
Elini tuttum kalçama götürdüm “Bu senin” Göğsüme götürdüm “Bunlar da senin” Kalbime götürdüm “Her zaman senindi” Başıma götürdüm “İçinde her zaman sen vardın, beni ilk öpende, ilk dokunan da sensin”
“Bir daha sakın mankenlik yapayım deme, çok kıskandım”
“Yapmam, nasıl poz verdiklerini merak etmiştim. Bir kezdi çok zormuş zaten. O kadar resim için saatlerce çalıştık”
“Allah’ım saatlerce o kıvırcık herif elini kalçana mı koydu”
“Abartma sadece kemerimden tutuyor”
“Bana koymuş gibi geldi, resme bir daha bakacağım”
“Sen çok kıskançsın”
“Bende kıskanç olduğumu hiç bilmiyordum, evet kabul ediyorum ben kıskancım.” Belinden tuttum tam o herifin dokunduğu yerden “Benden başka hiç kimse sana dokunmamalı, bundan sonra benimsin”
“Ben her zaman senindim”
Camın çalınmasıyla öpüşmemiz yarıda kaldı. “Çabuk Kenan saklan”
“Nereye saklanayım, her taraf açık”
“Kanepenin arkasına geç hemen”
“Düştüğüm duruma bak yarabbi” diyerek kanepenin arkasına geçti, balkon camını açtım karşımda Ayşe duruyordu, arkasında da Fidan vardı.
“Hayırdır bu saatte”
“Geçiyorduk ışığını görünce uğrayalım dedik”
“Aşağı su almaya inmiştim”
“İyileştin mi?”
“Bütün gün yatınca çok iyi geldi, yarın kahvaltıya gelirim. Akşama da Oktay geliyor”
“Hım iyi”
Kızın gözleri bana değil, içeri bakıyordu “Kenan’ı gördün mü?”
“Görmedim, tüm gün yatınca kimseden haberim olmadı. Gelmemiş mi?”
“Işığı yanmıyor, ya gelmedi ya da uyudu herhalde”
“İyi yarın görüşürüz”
Bu kıza da iyice sinir olmaya başlamıştım, kendini Kenan’ın Jandarması sanıyordu, amacı Bahar’ı korumak mı yoksa hala Kenan’da gözümü vardı anlayamıyordum…
Benim gibi o da her an Kenan’ın peşindeydi. Defalarca Bahar’la, Kenan’ı takip ederken… Onlar birbirlerine sarılmış halde olduklarında nefret dolu gözlerle baktığını görmüştüm.
Birçok defa Bahar’ın evde kimse yokken gelip gelmediğini sormuştu… Kesin Kenan’a Ayşe’de âşıktı…
“Gittiler mi?”
“Çıkabilirsin gittiler, Ayşe’nin sana âşık olduğunun farkındamısın?”
“Hadi ya nereden çıkardın, Ayşe bana âşık imkânsız”
“Neden imkânsız olsun, senelerdir peşinde”
“Olmaz, olamaz”
“Niye olamaz Bahar’ın en samimi arkadaşı olduğundan mı olamaz diyorsun”
“Ben hiç hissetmedim, umurumda da değil. Benim için hep arkadaş oldu daha ilerisi değil, el ayak çekildi son bir öpücük ver hiç istemesem de evime gideyim. Yarın sabah görüşürüz kahvaltıya beraber gidelim”
“Olmaz Kenan, Ayşe bir şeylerden şüpheleniyor gibi. Onun ağzına düşersek yanarız, biz gerekli konuşmaları yapmadan ilişkimiz ortaya çıksın istemiyorum”
“Haklısın, yarın gece çok zor olacak. Nerede konuşacağını bilmek sana yakın olmak istiyorum”
“Bilmiyorum yarın belli olur, yakınımda olduğunu bilirsem rahat konuşamam. Konuşma biter bitmez telefon açar ne olduğunu bildiririm”
“Kabul etmiyorum Gülnihal, hem nerede olduğunu bileceğim, hem de sana yakın olacağım. Orada olduğumu bilerek konuşacaksın”
“Rahat edemem”
“Benimsin o adamın aklını bulandırmasına izin vermem”
“Canım ona döneceğimden korkuyorsun sen”
“Niye saklayayım korkuyorum, önümüzdeki zor günlerden korkabilirsin.”
Yanına gidip beline sarıldım, hemen karşılık verdi “Senin tadını, kokunu aldım bırakmam”
“Korkma ben seninim, seninle her türlü zorluğa dayanacağımı söyledim. Bana güvenmelisin”
“Güveniyorum, seni tekrar döndürmek için cinsel baskı uygulayabilir. Sana dokunup, seni öpmeye çalışabilir. Bunların hiç birisi olsun istemiyorum”
“İçin rahat etmeyecek, konuşacağımız zaman sana bildireceğim.”
“Söz mü?”
“Söz kıskanç Kenan söz, hadi git artık. Millet niye ışığın yanmıyor diye gelecek”
En az on dakika çevreyi gözetledikten sonra yan eve geçti. Hemen uyumak istemiyordum evi toparladım, biraz kitap okudum nerdeyse gün ağaracaktı. Oktay’ın gelecek olması sinirlerimi iyice bozar hale gelmişti.
Yatakta sağa sola dönerek biraz daha vakit geçirdim. Aklıma gelen fikirle yüzüm güldü, niye tek ben uyuyamıyordum. Ben uyumazsam Kenan Beyde uyumayacaktı… Hemen telefon açtım…
Üç dört çalıştan sonra uykulu sesle cevap verdi…
“Ne oldu Gülnihal yine sancın mı var?”
“Uyuyamadım”
“Kalk ılık duş al, rahatlarsın”
“Benimle birlikte duş almak ister misin?”
“Ne”
Gülmeye başladım, benimki birden uyanıvermişti…
“Bir kez daha bu teklifi yapacak olursan inan bu duvarı yıkıp geleceğim”
“Yapamazsın herkülüm bu saatte komşular kalkar sen yine yaya kalırsın”
“Gözümü döndürme, kimseyi umursamayacağım. Hadi sabahtan gidip evlenmek için başvuru yapalım, yıldırım nikâhı yaparız diğer olaylarla da evlendikten sonra uğraşırız”
“Senin niyetin sevişmek”
“Evet”
“Gelinlik giymek istiyorum, bir kez evleneceğim”
“Bende ama seninle sevişmeyi daha çok istiyorum”
“Gelinliğimle olsa olmaz mı?”
“Her türlüsü olur, gelinlikli, gelinliksiz tercihim üzerinde hiçbir kumaş parçası olmaması”
“Sen iyice uçtun, ben duşa giriyorum”
“Duştan çıkınca beni ara, o zamana kadar seni suyun altında hayal edeceğim. Su sesinin odamdan duyulduğunu biliyor musun?”
“Biliyorum” Lafı nereye getirmek istediğini anlamıştım “Sen sormadan ben söyleyeyim evet bende seni hayal ediyordum”
“Of Gülnihal”
“Of Kenan, ben gidiyorum”
“Bak ne yapalım, telefonu banyoya götür. Duş yaparken bir taraftan konuşalım”
“Nasıl olur”
“Olur sevgilim hadi beni kırma, ne yaptığını tek tek anlatacaksın”
“Kenan çok oluyorsun”
“Olmuyorum balım senin de hoşuna gidecek, hadi başla”
“Banyoya yürüyorum”
“İç çamaşırlarını aldın mı?”
“Yok çıkınca odada giyineceğim, içeri girdim. Şortumu çıkarıyorum, şimdide bluzumu çıkardım”
“Devam et, güzel gidiyorsun”
“Sutyenimi çıkardım, şimdi sıra diğerinde “
“Of Gülnihal of”
“Çıkardım duşa giriyorum, telefonu elimden lavabonun üstüne bırakıyorum”
Duşumu almıştım, bornozumu giyip kuşağımı bağladım gülerek elimi telefona uzattım… Başıma aldığım darbeyle kendimi yerde buldum.
****
“Seni küçük fahişe senin yüzünden, o puşt parmaklarımı kırdı.”
Hüseyin başımda dikilmiş aç gözlerle beni süzüyordu, Elini uzatıp boynuma dokunmaya çalıştığında itekledim. Umurunda bile olmadı “Senin de hoşuna gidecek” O kadar yakınımdaydı ki ağzından gelen pis koku aniden midemi bulandırdı…
“Hayvan herif, defol git buradan” diye yüksek sesle bağırdım, tekrar vurdu… Başım çok acımıştı, Kenan’ın telefonu kapatmamış veya uyumamış olması için dua etmekten başka çarem yoktu.
Kolumdan tutarak yerden kaldırıp odanın içine fırlattı, şiddetli düşmüştüm. Koltuğun kenarına tutunarak zorlukla ayağa kalktım. Bana bakarak sırıtıyordu, korkumla alay edercesine gülerek üzerime yürümeye başladı. Tekrar çığlık attım, Kenan nasıl beni duymazdı, köşeye sıkışmıştım…
Kaçmak için hamle yaptığımda tekrar yakaladı, bu sefer kurtuluşum olmadığını anladım, alçılı eline hızla vurdum, acıyan benim elim oldu… Bu sefer yatağın üzerine doğru itti, üzerime çıktı…
Bacaklarımı, bornozumu açmaya çalıştıkça elimden geldiği kadarıyla kendimi kapamaya çalışıyordum. Kuvvetim gittikçe kesilmeye başladı, vurduğu yerlerin acısından canım çok yanıyordu…
“Saatlerdir ışığının sönmesini bekliyorum, küçükken de hoşuma gidiyordun, büyüyünce tam kıvamına gelmişsin. O herifin yaptığını sen çekeceksin”
Dizini karnıma bastırıyor, kımıldamamı önlemeye çalışırken kemerini açmaya çalışıyordu. Bağırmaya kalktığımda alçılı eliyle vurdu. Canımın acısından çok daha fazla çığlık attım…
Sesi duyduğumda kulaklarıma inanamadım, Gülnihal’in ufak çığlığı yataktan fırlamam için yeterliydi ilk ayağı kayıp düştü zannettim. O Hüseyin denen herifin sesini duyunca, niyetini anlamıştım.
Koşarak merdivenlerden indim, Filiz teyzenin ziline basıp, Gülnihal’in kapısını omuzumla açmaya çalıştım yeterli değildi. Gürültüye çıkanlara hemen polise haber vermelerini, ön kapıyı da tutmalarını söyledim panik içinde yukarı koştum, bir adımda balkondaydım. Tekmemle vurarak kapıyı açtığımda pis herif Gülnihal’in üstündeydi. Gözlerimin öfkeden karardığını hissettim…
“O kızın üstünden hemen kalkmazsan seni öldüreceğim”
“Sen beni öldürmeden, ben onun bu güzel boynunu kırarsam ne olur. Beni rezil ettin herkesin maskarası oldum. Dene beni öldürmeyi, ölmeden senin gözlerinin önünde onu mahvedeceğim”
Elinde ki bıçağı son anda fark ettim, Gülnihal’in yüzüne yaklaştırıyordu. “ O sana hiçbir şey yapmadı, derdin benimle niye kuvvetini benim üzerimde denemiyorsun”
“Beni aptal mı sanıyorsun, sana hele elim bu haldeyken gücüm yetmez. Bu fahişenin yüzünü keseceğim onu her gördüğünde beni rezil ettiğin anı hatırlayacaksın”
“Onu niye bir daha göreyim, buradan gidince onunla hiçbir ilgim kalmaz. Ona benim yüzümden zarar verecek olursan sadece masum kızı parçaladığınla kalacaksın bana hiçbir şey olmaz. O yoluna ben yoluma”
Gülnihal’in inlemesini duydum, ilkellik derecesinde öfkenin beynime yürüdüğünü resmen hissettim. Tek hissettiğim duygu bu pisliği öldürmekti…
Bakışlarını Gülnihal’in çırpınırken açılan göğüs oluğunda gezdiriyordu, elini uzattığı anda ben yoktum. Tekmem yüzünde patladı ne olduğunu şaşırmıştı. Karnımda bir an acı hissettim, ikici tekmeyi vurduğumda ağzından burnundan kanlar fışkırıyordu. Son yumruğumla başı arkaya vurdu yere yığıldı… Yeterli değildi ölmeliydi…
“Kenan ne olur bırak adamı, öldüreceksin” Duymak istemiyordum, kimseyi duyamazdım benim olana, benim yüzümden masum kıza el sürmeye cüret etmişti…
****
Durmadan vuruyordu, adam ölecek boşu boşuna katil olacaktı, koluna daha çok asıldım. Yetişenler üzerinden alamıyorlardı Jandarmalar gelince zorla ayırabildiler. Hala bırakın beni öldüreceğim bu pisliği diye bağırıyordu.
Jandarmalar adamı yaka paça dışarı çıkartırken odada olan komşular nerdeyse onu parçalayacak hale geldiler. Önüne gelen vurmaya çalışıyor, lanet edip küfür ediyorlardı, Jandarmalar insanlara engel olamayınca herkesi odadan çıkarıp destek istediler. Kenan tekrar saldırmasın diye adamı banyoya kapadılar. Önünde nöbet tutuyorlardı…
Odanın köşesine sinmiştim, Kenan’ın öfkesi korkunçtu. Kolunu tutanların ellerinden bir hamlede kurtuldu. Beni arıyordu, görünce yanıma gelip diz çöktü…
“Sana zarar verdimi?”
“Veremeden sen geldin, çok korktum Kenan çok korktum”
“Biliyorum canım korktuğunu biliyorum”
Gözyaşları yağmur gibi yanaklarından iniyordu, içeride kim var kim yok umursamadım kollarımın arasına aldım “Sana bir zarar verseydi ölürdüm, öldürürdüm” Bebek gibi kollarımda sallamaya başladım.
Yedek destek gelmişti. Hüseyin’i banyodan çıkardılar aralarına aldılar onu bir daha görmemesi için yüzünü göğsüme bastırdım.
“Bir daha Gülnihal’e değil yaklaşmak, bakacak bile olursan seni anandan doğduğuna pişman ederim” Adamın yüzü gözü paramparça olmuştu, hiçbir vicdan azabı hissetmedim. Öldürsem de hissetmeyeceğimden emindim. Kendini ailesinin namus bekçisi gören adamın başkalarının namusu hiç umurunda değildi.
Asker bizimde onlarla birlikte gelmemizi söyleyince, Gülnihal’in önünde durarak ayağa kaldırdım.
“Kimseyi yukarı bırakmayın, giyinir giyinmez aşağı ineceğiz”
Mecburen banyoya soktum, yüzünü ellerini yıkadım. Bez bebek gibiydi, dolabından ilk önüme gelenleri aldım. İç çamaşırı dolabından gereklileri aldım, suyu açmış elleri altında öylece duruyordu.
Çamaşırlarını yanına koydum “Kendin giyinebilecek misin?” Sadece başını salladı, yine de banyodan çıkmayıp arkamı döndüm. Tekrar ona baktığımda pantolonunu giymeye çalışıyor elleri titriyordu. “İzin ver yardım edeyim”
Üzerinde olan bornozu çıkararak yarıya kadar çektiği pantolonu düzelttim. Fermuarını çekerek düğmesini ilikledim, elleriyle daha önce görmemişim gibi göğüslerini kapamaya çalışıyordu. Vücudunun değişik yerlerinde özellikle bir göğsünde oluşan morluğu görünce deli öfkem yine geri geldi. “O herifi mahvedeceğim” Ellerini ittim sutyenini giydirdim mor yeri öpünce irkildi. Hemen bluzunu başından geçirdim. Saçları karman çorman olmuştu, fırçayla canını yakmadan düzelttim. Tararken acıyla yüzünü buruşturunca elimle başını yokladım, iki yerde oldukça büyük şişlik vardı.
“Anasından doğduğuna pişman edeceğim bu sapığı, hemen hastaneye gidiyoruz”
*****
Beni bebek gibi giydirdi, saçlarımı taradı. Başımı omuzuna yasladım “Sen yanımdasın ya, hepsi geçecek”
“Geçecek, bir daha hiç kimsenin sana zarar vermesine müsaade etmeyeceğim”
“Biliyorum” Beline sarıldım elime gelen ıslaklıkla bedenini döndürdüm, yan tarafı kan içindeydi, telaşla tişörtünü kaldırdım.
“Yaralanmışsın”
“Piçin elindeki bıçak sıyırmış olmalı, öfkemden acısını bile fark etmedim”
“Çabuk doktora gidelim, kanıyor” Dolaptan pamuk alıp yaranın üzerine bastırdım, elinden tuttum merdivenlerden inerken hakkım olmadığı aklıma gelince elimi çektim.
“İçinde bulunduğumuz durumun acısını şu an çok daha fazla hissettim. Sevdiğim kadının elini başkaları ne der diye tutamamak fena yaptı beni. Bu iş bitmeli, daha fazla birbirimizle ilgilenmiyormuşuz numarası yapamayacağım.”
“Biraz daha, sonra bakarız”
Dışarı çıktığımızda iki jandarma harici diğerleri gitmişti, evin önü insan kaynıyordu. Arkadaşlarımızda olayı duyunca gelmişler bizi bekliyorlardı.
“İçeri girmek istedik, Jandarmalar izin vermedi, sizin hazır olunca ineceğinizi söylediler. Buradakiler nerdeyse adamı öldüreceklerdi jandarma ellerinden zor aldı”
“Geberseydi”
“Sen nasılsın Gülnihal zarar verdimi?”
“Biraz, benden çok Kenan yaralanmış. Adamın elinde olan bıçak bel kısmında yara açmış”
“Öf Kenan niye karışırsın, hemen jandarmaya haber verseydin yaralanmazdın”
“Saçmalama Ayşe, Jandarma gelene kadar adam her istediğini yapardı. Emin ol senin başına böyle bir olay geldiğinde kılım kıpırdamayacak”
“Kötü maksatla söylemedim, yaralanmışsın. Bekleseydin boşuna canın acımayacaktı”
“Boşuna mı? Neredeyse tecavüz edilip öldürülecekti ve sen boşuna olduğunu söylüyorsun. Defol git karşımdan senin gibi insan olmaz olsun. Bundan sonra hiçbir şekilde arkadaşım değilsin”
Hala kötü bir şey demek istemedim deyip duruyordu, Gülnihal’e baktım dediklerinde haklı çıkmıştı. Ayşe’nin bana karşı olan ilgisini hiç fark etmemiştim. Yanına gittim birlikte Jandarmaların arabasına bindik, hemen elini tuttum ilk hastaneye gittik muayeneden geçmesini sağladım, benimde yarama iki dikiş atıp pansuman yaptılar.
İfade vermek için merkeze götürüldük… Bir sürü sorular cevaplar sonrası, en ağır ceza neyse onu vermelerini söylemeyi ihmal etmedim. Komutan yaptıklarının bir sürü suçu içinde barındırdığını uzunca süre hapis yatacağını söyleyince içim rahatlamıştı.
Dışarı çıktığımızda karşımıza çıkan kadın iki gözü iki çeşme ağlıyor, kocasından şikâyetçi olmamamızı istiyordu.
“Yakında damadımız olacaksın, şikâyetçi olma”
“Neden? Bir daha yapsın diye mi?”
“Bu baştan çıkarmıştır kocamı, cıbıl cıbıl dolaşıyorlar erkekleri baştan çıkarıyorlar. Bunlar günahkâr”
“Sana tek bir söz söyleyeceğim. Ahlaksızsınız, esas günahkâr sizlersiniz, sizin gibi düşünen insanlar. Sen bir kadın olarak suçu kocanda değil karşındaki hemcinsinde arıyorsun. Onun yaptıklarına kılıf uydurmaya çalışıyorsun. Bir şey için seni tebrik ederim kendine yakışır kocan var. Senin gibi kadına her kötülük müstahak”
Kadının yeni dövüldüğü belliydi gözü mosmordu, dudağının kenarı patlamıştı, buna karşın hala kocasını savunur halde olmasından iğrenmiştim… Kendini koruyamayan, korumak istemeyen kadınlara en güzel örnek karşımda ki bu zavallıydı.
“Bir konu daha var, burası yazlık site. Açıklıktan rahatsız oluyorsan kendine uygun yerlere gitmelisin. Dağ başı olabilir, ayrıca senin kocan ufak kız çocuğunu dövdüğü için benden dayak yedi. Hazmedemedi, Gülnihal’e tecavüz etmeye gelmiş. Senin de kız çocukların olduğunu biliyorum, kocan gibi insanlar için açıklık önemli değil kadını sadece et parçası gibi görüyor. Seni dövmesinden de belli, onu koruyarak ilk kendine sonra da kendi öz çocukların olan kızlarına karşı günah işliyorsun”
“Sen ne bilirsin, benim yaşadığım hayatı bilmiyorsun, kocam olmazsa ben açım.”
“İşte bu yüzden, kocan gibi adamlar istediklerini yapıyorlar”
“Çalıştırmıyor, çalışan kadınlar kötü kadın olurlarmış”
“Bahanesi baştan hazır, kadının elini kolunu bağlayıp kendine muhtaç hale getirmek. Sonra da istediklerini dayatmak. Kocan olan adam cezasını çekmeli, sonrasında nasıl davranacağına sen karar ver”
*****