Karakolun inşaatı günler sonra sonunda tamamlanmıştı. Karasu köyünün dışındaki bu yeni yapı, taş duvarları ve güven veren yapısıyla köye yeni bir hava getirmişti. Murat, disipline uygun bir şekilde askerleri organize etmiş, karakolun en iyi şekilde tamamlanması için bizzat ter dökmüştü. Ancak bu süreçte bir şeyler içini kemiriyordu. Bir komutan olarak her zaman soğukkanlı ve mesafeli olmalıydı; fakat son günlerde, aklını meşgul eden görüntülerden kaçamaz olmuştu.
Bu görüntülerin odak noktasında hep o kız vardı. O gün elbisesiyle evin önünde durduğu an, onun zihnine kazınmış gibiydi. Saçlarının omuzlarına dökülüşü, yüzündeki masumiyet ve hareketlerindeki zariflik… Gördüğü o kız köydeki diğer kadınlardan farklıydı. Hayatına girmiş bütün kadınlardan farklıydı. Onun bu farklılığı, Murat’ın aklını rahat bırakmıyordu.
Murat, yeni gelen askerleri karşılayıp onlara görev dağılımı yaparken bile, aklının bir köşesinde sürekli o kız vardı. Askerlerle ilgilenirken kendine hakim olmaya çalışıyor, zihnindeki bu düşünceleri bastırmaya uğraşıyordu. Ama akşam olduğunda ,yalnız kaldığında, tüm bu bastırmaya çalıştığı hisler yüzeye çıkıyordu.
Bir akşam, Murat sigarasını yakıp karakolun dışına çıktı. Gökyüzünde yıldızlar parlıyordu. Sigarasından bir nefes çekti ve kendi kendine homurdandı: “Bu ne saçmalık, Murat? Bir komutan olarak böyle mi davranacaksın?” Kendisine kızıyordu. Çünkü bu düşünceler, onun disiplinli doğasına aykırıydı.
Ama yine de, kızın masum ama çekici yüzü zihnine geri dönüyordu. Murat, dudaklarını sıkarak yıldızlara baktı. “Belki de,” diye düşündü içinden, “bu hislerin sebebi çok daha basit bir şeydir.” dedi kendi kendine.
Son birkaç yıldır hayatında bir kadın yoktu. Hayatı boyunca birçok kadınla tanışmış kimisiyle uzun kimisiyle kısa bir çok ilişkisi olmuştu. Son zamanlarda ise artık 30 yaşların ortasına gelmenin verdiği olgunlukla kendini daha çok işine ve askerlerine adamıştı.
Kimsenin gönüllü olmadığı en uzak ve en zor görevlere o gönüllü olmuştu. Tüm zor görevlerin o üstesinden gelmişti. Belki bu kadar izole ve yanlız bir köye gönderilmesinin de sebebi buydu. Tabii bunları yaparken ardında kimseyi bırakmama iç güdüsüyle ve yaşının getirdiği olgunlukla kimseyle yakınlık kurmamıştı. Ancak şimdi, bu ıssız köyde, bu genç kızı fark etmiş olması belki de herşey şeyden çok, yıllar süren yalnızlığındandı.
Murat, bunu düşünceyle bir an için rahatlamış gibi hissetti. Anlamsız düşüncelerine ve ilgisine bir sebep bulabildiği için rahatlamıştı. Ama hemen ardından, bu açıklamanın yeterli olmadığını düşündü. Çünkü gördüğü o kız sıradan bir genç kız değildi. Onun zarif hareketlerinde, yüzündeki masumiyetle çelişen bir çekicilik ve kararlılık vardı. Gözlerinin derinliğinde, yaşından beklenmeyecek bir olgunluk taşıyordu.
Ama yine de, kendisini onun masumiyetine kapılmak üzere hissetmek, Murat’ı utandırıyordu.
“Yeniyetme bir oğlan gibi davranıyorsun,” dedi kendi kendine, sesini biraz yükselterek.
Mantığının sesini ne kadar yükseltirse yükseltsin, duyguları daha da derinleşiyordu. Gördüğü o kızın varlığı, onun aklında yalnızca bir genç kızın masumiyetini değil, aynı zamanda kendi içinde eksik kalan bir şeyi de hatırlatıyordu. Uzun yıllardır savaştığı, inşa ettiği ve liderlik yaptığı bu hayat, belki de onu bir yerlerde insanlığından ve masumiyetinden uzaklaştırmıştı. Gördüğü o kız ise, bir şekilde onun o kaybettiği insanî yanını ve masumiyetini hatırlatıyordu.
Yeni askerlerin karakola yerleşmesiyle birlikte, köyde hayat yavaş yavaş eskiye dönmeye başlamıştı. Murat, kendini işine daha fazla vermeye çalışıyordu. Her sabah erkenden kalkıyor, askerlerle eğitim yapıyor, karakolun düzenini sağlıyor ve günlük raporlarını hazırlıyordu. Ama her şeyin bir saat gibi disiplinle tekrarlanması, aklındaki düşünceleri susturmayı başaramıyordu.
Bir gün, askeriyenin icinde volta atarken, gördüğü rastgele bir askeri çağırdı. “Köyde durumlar nasıl?” diye sordu. Asker ona köyde her şeyin sakin olduğunu, halkın karakoldan son derece memnun olduğunu söyledi. Komutan Murat bundan memnun oldu fakat asker gider gitmez yeniden kendi düşüncelerine daldı. Keşke o askerden, o kızı bulup ismini öğrenmesini isteyebilseydim, diye düşündü. Sonra bunun tüm kurallara ve normlara aykırı olacağını fark ederek kendisine kızdı.
"Bu genç kıza neden bu kadar takılıyorum?" diye düşündü. Bunun sadece uzun süredir kadınsız kalmasından kaynaklandığını kendine tekrar tekrar söylese de, içten içe biliyordu ki mesele bundan daha karmaşıktı. Gördüğü kız sadece bir görüntü ya da bir anı değildi. Onun varlığı, Murat’ta bir şeyleri tetikliyor, derinlerde bastırılmış bir özlemi uyandırıyordu.
Murat, sigarasını bitirip yere attı ve izmaritini botlarıyla ezdi. "Disiplin, Murat," dedi kendi kendine. "Bu saçmalığı burada bir son ver. Sen bir askersin." Ama kalbinin sessizce başka bir şeyler söylediğini fark ediyordu.