0.05

1183 Words
Hayat, bilinmezlikle dolu bir oyundu. Benim hayatım ise evden okula, okuldan etüte, etütten özel derse bir şekilde sürüyordu. 'Bu hep böyle gider' dediğimde ise kısmen doğruydu fakat hayatıma bir anda giren Bora asla tahmin bile edemediğim bir şeydi. Bora'nın sözlerinin ardından ortama hakim olan sessizlikte şaşkınlığım ve heyecanımla yer çekimine karşı koyamayan ağzım açık kalmıştı. Kendime zorlukla geldiğimde de kaşları çatık Eren'e ve benim gibi ağzı açık kalmış Beril'e kısa bir bakış atıp konuşmuştum. "Teşekkür ederim. zahmet etme." Daha sonra vereceği cevabı kaldıramayacak bir halde olduğumdan Eren ve Beril'e 'görüşürüz' demiş ve aceleyle dışarı çıkmıştım. yanaklarım yanıyordu. ellerim titriyordu ve dilim damağım kurumuştu. Tüm bunların tek bir sebebi olurdu değil mi? heyecan. heyecanlanmıştım. Bora'nın hareketleri, Bora'nın sözleri, kısacası Bora'nın kendisi beni heyecanlandırıyordu. sebebi ise gözlerimi sımsıkı yummama sebep olmuştu. Tanışalı üç gün olmuştu. Bugün dördüncü gündü ve yaptığım analiz oldukça saçmaydı. Öyle bir şey yoktu. Olamazdı. hızlı adımlarla etüte varıp yerime yerleşmiştim. ders çalışmaya başladığımda kısa sürede odağımı toparlardım fakat bu kez Bora yüzünden odaklanamıyordum. sürekli odağımın kayması Özge'nin dikkatinden kaçmazken konuşmuştu. "Sen de bir şeyler var, hayırdır? " Ona omuz silkip önüme döndüm. Nöbetçi öğretmenin bakışları her an bizi bulabilirdi. Titreşimde olan telefonuma bildirim gelmesi ile baktığımda Bora'yı unutmak yalan olmuştu. Yaren: İyi akşamlar Derin. telefonumu tamire vereceğim bana ulaşamazsın haber vermek istedim. kuzenim Bora'ya numaranı vermemde bir sakınca yoktur umarım? Ben: İyi akşamlar. verebilirsin, sorun yok. Sert mi olmuştu? yoo gayet de iyiydi. Ders çalışmak istesem de aklımı karıştıran Bora ile pek mümkün değil gibiydi. Pizzayı benim için temizlemesi, dudaklarıma uzatması ve yetmemiş gibi spora birlikte yazılmak istemesi.. Kafamı iki yana salladım. Kendimi zorlukla toparlayıp deneme sınavımı çıkarttım. Çözmeye başladığımda başta odaklanamasam da nihayet kendimi verebilmiştim. Deneme bittiğinde ben de bitmiştim fakat günüm henüz bitmemişti. yorgunlukla kontrol ettiğimde baştaki odaklanma sorunum yüzünden Türkçe de fazla yanlışım çıkmıştı. matematik sorularında birkaç tanesini direkt yapamamıştım, birazına sürem yetmemişti ve işaretlediğim sorulardan da iki tane yanlışım vardı. Sosyal sorularında sorun yaşamış ve fizik de de her zamanki gibi olmuştu. Mutsuzlukla etütten ayrıldığımda dershaneye gitmiştim. Fizik özel dersimde bitmemiş denemelerim nedeniyle ufak bir tatsızlık çıksa da yeni konuya geçmiştik. Geç bir saat olması nedeniyle dershane boşalmıştı. Boş yolda babamın gelmesini bekliyordum. Çoğunlukla kendim gitsem de bazen babam alıyordu. dersin son dakikalarında babama haber verdiğimden fazla beklememiştim. arabaya babamın yanına bindiğimde yanağına bir öpücük kondurmuştum. günümü sorduğunda yorgunlukla ona anlatmış, tabi ki Bora detayını atlayarak, kısa bir sohbet etmiştik. Eve geldiğimizde çok yorgun olsam da masamın başına yerleştim. tıp kazanmak istiyorsam çalışmam gerekiyordu. Bugün açlığım sebebiyle kaçırdığım kimya dersinin notlarını Beril'den istemiştim. neyseki bildiğim bir konuydu. uykumun gelmesiyle birlikte çalışmaya ara verip mutfağa giderek kahve makinesinde filtre kahve yapmıştım. Çok acı olsa da ders çalışırken seviyordum. eksik kalan fizik denemelerini çalışma masamdaki ışık sayesinde bulup çözmeye çalıştığımda oldukça zor gelmesiyle kaşlarım çatılmıştı. yapamıyordum. olmuyordu işte. denemeyi bırakıp bilgisayarımdan konunun anlatım videosunu açtığımda konuyu bildiğimi bilsem de dinlemiştim. konunun üzerinde biliyordum fakat iş soruyu çözmeye gelince kalem kıpırdamıyordu. iyice sinirlendiğimde masamı toplamış ve yarının cuma olduğunun bilincinde yatağıma yatmıştım. içtiğim kahve bile uykuya dalmamı engelleyememişti. Sabah uyanmak istemesem de alarmı erken kurduğum için erkenden uyanıp duş almış ve saçlarımı kurutarak hazırlanmıştım. kahvaltı sofrasına oturmaya yine zamanım kalmamıştı fakat annem benim için sandviç hazırlamıştı. termos şeklindeki bardağıma da çay doldurduğunda kapıya kadar beni yolculayan annemin iki yanağına da büyük öpücük kondururken karşı dairenin de kapısı açılmıştı "Günaydın." Annemle aynı şekilde karşılık verirken converslerimin bağcığını bağlamaya çalışıyordum. Annemin elinden sandviçimi ve bardağımı aldığımda merdivenlerden aşağı indim. Kısa sürede bana yetişen Bora ellerimin dolu olması sebebiyle ağır apartman kapısını benim için açmış ve teşekkür ederim dememi sağlamıştı. Birlikte dışarı çıkıp yürümeye başladığımızda elimdeki sandviçi gösterdim. "İster misin?" "Teşekkür ederim. Aç kalmanı istemem." Verdiği cevabı umursamayıp elimdeki bardağı eline tutuşturupsandviçi ikiye böldüm. "İkimize de yeter." Almak istemese de zorlukla verdiğimde çayımı bana uzatmıştı. sessizlik içinde devam eden yolculuğumuzda ara ara sessizlik bozulmuştu. Şimdi de derste salak salak sırıtarak boş bakışlar atmam kesinlikle yanlış olduğundan kendimi toparlayıp derse vermiştim. teneffüste Eren'le konuşmaya giden Beril'le yalnız kalmıştım ve dinlenmek amaçlı gözlerimi kapatmıştım. Bora fotokopi için haber verip vermediklerini sorduğunda vermediklerini söylemiştim. Bugün uğrayıp soracağını söylemişti. Bana haber vermesini istemiştim. Fakat henüz dönmemişti. Unutmuş olabilir miydi? Okul çıkışında etüte gitmek yerine arkadaşlarımla güzel bir yemek yiyebilmekve boş vakit geçirmek için kütüphanede ders çalışmaya karar vermiştik. Sipariş verdiğim hamburger moralimi yerine getirirken Eren'in de patateslerine el koymuş olmam beni mutlu etmişti. Arkadaşlarımla sınav geçtikten sonra yani yaz için plan yaparken de heyecanlanmıştım. o kadar çok çalıştıktan sonra iyi bir tatil güzel gelirdi. Kütüphaneye vardığımızda kendime aldığım elmalı soda ile önce türkçe denemesi çözmüştüm. denemede fazla çıkan dil bilgisini yapamamla derin bir iç çekip ajandamı çıkarmıştım. çalışacağım konular kısmına başlıkları ekleyerek deneme çizelgemde mutsuz bir şekilde işaretlemiştim. Çözüm videolarını izlemek için telefonumu çıkardığımda dersebaşlamadan önce sessize aldığım için görmediğim bildirimi görmüştüm. 0545 *** ****: Merhaba Derin. Ben karşı komşunuz Bora. fotokopiyi sordum. yoğunluktan henüz çıkmamış. belki sıradan bir mesajdı fakat gülümsememi sağlamıştı. Beril'in imalı bakışları ile anında yüzümdeki gülümsemeyi silip mesajı cevaplandırdım. Ben: Peki, haber verdiğin için teşekkür ederim. görüldü yiyeceğim hissi ile dudaklarımı büzdüm. değişen yüz ifadelerimi izleyen Beril daha sonrasında konuşmuştu. "Lavaboya gidelim mi Derin?" Kafamı hafifçe iki yana sallayıp onu reddettim. Sorguya çekmek istiyordu. Buna hazır değildim bence. "Yalnız gitsen, ben ders çalışıyorum." Geçiştirmemi anında fark etmişti. Eren de başını çözdüğü matematik denemesinden kaldırdığında konuşmuştu. "Kendin gidemiyor musun kızım? kızların birlikte lavaboya gitmesini bir türlü anlayamıyorum. napıyorsunuz birbirinize yardım mı ediyorsunuz? " Beril anında ona dönüp savunma pozisyonuna geçmişti. tuvaletler en büyük dedikodu alanıydı. "Sanane Eren ya ! Sen denemeni çözsene! vaktin gidiyor." Olayın daha fazla büyümemesi için yerimden kalktım. birlikte kütüphaneden çıktık. boş bir sınıfa girdiğimizde Beril konuştu. "Anlat bakalım.Bu Bora ne ayak?" Kendimi anlatmaya hazırlayıp bir masaya oturdum. Beril de yanıma geldiğinde dudaklarımı araladım. "Sabah okula gitmek için apartmandan çıkarken karşılaştık. yanımdan geçip gitti ama kokusu hoşuma gitmişti. " Utançla yüzümü kaçırdığımda devam etmeye kendimi zorladım. "Ömer'le fotokopi için gittiğimizde karşılaştık. Ömer'le arkadaşlarmış. önceden tanışıyorlarmış. neyse işte akşam penceremde oturuyordum yine anahtarı yokmuş apartmanın dışında kalmış. pencerede beni fark edip taş attı camıma." Beril heyecanla araya girdi. "Ay eski zaman aşıkları gibi." Onun bu iflah olmaz aşık tarafına gözlerimi devirip devam ettim. "Ona kapıyı açtım.." Devamını da anlattığımda Beril düşünceli görünüyordu. "Saçmalıyorum değil mi Beril?" Utançla yüzümü kapattım. "Saçmalıyorsun diyeceğim bir şey yapmıyorsun Derin. Sana Eren'in davrandığı gibi davranmadığı ortada. Kesin senden hoşlanıyor diyemem de ama senin onu beğenmen gibi onun da seni beğendiği kesin." Ellerimi yüzüme iyice bastırıp ufak bir çığlık attım. Beril gülmeye başladı. "Nihayet birinden hoşlanma yoluna tekrar giriyorsun." Bu kez gerçekten göz devirmiştim. Oğuz, benim ilk sevgilimdi ve fazla sürmeden ayrılmıştık. "Mutlu olmanı istiyorum Derin. Umarım çok mutlu olursun." Ona gülümseyerek kollarımı doladım. "Ben de senin mutlu olmanı istiyorum." Derin bir iç çekmişti. Evet, Beril Eren'den hoşlanıyordu ve Eren'in bundan haberi yoktu. Dudaklarımı büzerek onun için iyisinin olmasını dilerken kapı açılmıştı. Kapıdan içeri giren tanımadığım iki kişi bizi sarılır bir vaziyette gördüğünde anında itmiştim Beril'i. İtmemle birlikte cins cins bize bakan kızlara Beril'in kötü bakışları eklenmişti. Sınıftan çıkıp kütüphaneye döndüğümüzde Yaren'i görmüştüm. Yeni gelmiş olmalıydı. Ona gülümseyip selam verirken beni durdurmuştu. "Bora'yı gördün mü? " Ben ne alakaydı? "Hayır, görmedim." Düşünceli bir şekilde bana baktı. "Teyzem ulaşamamış ona. Eve erken gitmesini istiyormuş. Telefonumu vermeden önce aramıştı. Şimdi Bora'yı da arayamıyorum." Beril'in imalı bakışları eşliğinde telefonumu çıkartırken konuştum. "Bu arada tanıştırayım. Yaren,Beril. Beril,Yaren." Saçma sapan tanıştırmamdan sonra memnun olduğunu söyleyen ikili ile telefonumun ekranını açmıştım. "İstersen benden arayalım." Sorarcasına ona baktığımda konuşmuştu. "Numarasını ezbere bilmiyorum ki." Dudağımı ağzımın içine ilerletirken mırıldandım. "Ben de numarası var." Yaren'in şaşkın bakışları Beril'e kaydığında kısa bir süre bakmışlardı birbirlerine. Arayıp telefonu Yaren'e verdiğimde konuşmalarını beklemiştim ki kısa sürmüştü. Teşekkür ettiğinde yanından ayrılıp Eren'in yanına gitmiştik. Anında homurdanmaya başlamıştı. Onu yalnız bırakıp yarım saattir ortada olmadığımız için. Nazını bir nebze çektiğimizde o da daha fazla uzatmamıştı. Geç saate kadar kütüphanede kaldığımızda çıkışta beni bırakmak isteyen Eren ve Beril'e karşı çıkarak babamı aramıştım. Alışveriş de yapmam gerektiğini söyleyerek beni almasını istediğimde arkasındaki gürültüyü televizyonun sesine yormuştum. Tanıdık arabamızı görmeyi beklerken önümde duran siyah araçla rahatsız olup uzaklaştığımda bu kez kornaya basmıştı. uzun saçlarımı arkaya atıp döndüğümde tanıdık bir ses arabadan duyuldu. "Atla pencere kuşu!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD