Elif, Demir’in kollarında kendini güvende hissetse de, içindeki huzursuzluk bir türlü dinmiyordu. Dışarıda bir fırtına vardı, ama asıl fırtına kendi içinde kopuyordu. Demir’e inanmak istiyordu, ona güvenmek, yanında kalmak... Ama geçmişi peşini bırakmıyordu. Demir, Elif’in başını okşayarak usulca fısıldadı: “Düşünmeyi bırak. Şu an buradayım.” Elif, başını kaldırıp ona baktı. Demir’in gözlerinde görmeye alıştığı o sertlik yerini yumuşak ama kararlı bir ifadeye bırakmıştı. İçinde bir şeyler kırılıyordu. Kafasını toparlamak için uzaklaşması gerektiğini hissetti. Ayağa kalktı ve pencerenin önüne geçti. Gece karanlıktı, yağmur camlara vuruyordu. Derin bir nefes aldı, zihnini toparlamaya çalıştı. Ama tam o anda telefonunun ekranı titredi. Bilinmeyen bir numaradan gelen mesajı okuduğunda, nef

