Elif, eldiven takan bir itfaiyecinin elinden o yarı yanmış defteri aldı. Parmaklarının arasında tutarken sanki sayfalar hâlâ sıcaktı; yalnızca ateşten değil, taşıdığı yükten, sırdan, karanlıktan. Göz ucuyla Tolga’nın uzaklaşan siluetine baktı. Omuzlarındaki kasılmayı hissetti, dizlerinde biriken öfkeyi. Artık her şey daha kesindi. O sadece Kuzey’i değil, tüm geçmişi, gerçeği, Lara’yı, hatta kendini koruyordu. Defteri ceketinin içine sakladı. Kimseye güvenemezdi. Bu kalıntılar çok daha büyük bir oyunun parçasıydı. Adımlarını hızlandırdı, rüzgâr yüzüne çarpıyordu ama o umursamıyordu. Evine gitmedi. Direkt limanın ötesindeki, terk edilmiş eski kitapçıya yürüdü. Çocukken babasıyla birlikte uğradıkları o köhne dükkân, artık kimsenin uğramadığı bir toz yuvasına dönmüştü ama anahtar hâlâ aynı ye

