2. BÖLÜM: KALE DUVARLARI

811 Words
Sorgu mağarasının tavanından damlayan her su damlası, Aslı için zamanın durduğunun bir kanıtı gibiydi. İlk yirmi dört saat, bedeni için bir yıkım, ruhu içinse aşılmaz bir barikat kurma süreci olmuştu. Agit ve adamları gittikten sonra hücrede kalan o derin sessizlik, işkencenin kendisinden daha ağırdı. Aslı, zincirlerinin izin verdiği ölçüde duvara yaslandı. Sol gözü tamamen şişmiş, görüş açısı daralmıştı. Kaburgalarındaki keskin ağrı, her nefes alışında ona hayatta olduğunu ama her an bu hayatın sona erebileceğini hatırlatıyordu. "Düşünme," diye fısıldadı kendine. "Acıyı düşünme. Sadece bir sonraki nefesi düşün." Zihninde bir kale inşa etmeye başladı. Bu, askeri eğitiminde öğrendiği psikolojik bir savunma mekanizmasıydı. Kalenin duvarları; ailesi, vatanı ve Pençe Timi’ne olan sadakatiyle örülüydü. Dışarıda ne kadar büyük bir fırtına koparsa kopsun, o kalenin içine kimsenin girmesine izin vermeyecekti. Mağaranın kapısı gürültüyle açıldı. İçeriye bu kez sadece Agit girmedi. Yanında, örgütün Avrupa kanadından geldiği söylenen, "Doktor" lakaplı, daha soğukkanlı ve sinsi bir adam vardı. Doktor’un elinde bir çanta, içinde ise kimyasal bir ihanet barındıran ilaçlar ve şırıngalar duruyordu. "Fiziksel acı bir yere kadar işe yarar Agit," dedi Doktor, Aslı’nın yanına yaklaşırken. "Ama zihin... Zihin, doğru anahtarla her kapıyı açar." Aslı, adamın gözlerindeki o ifadesizliği gördüğünde gerçek tehlikenin başladığını anladı. Doktor, Aslı’nın kolunu sertçe kavradı ve damar yolunu aramaya başladı. Aslı direnmeye çalıştı ama bitkin düşmüş bedeni, zincirlerin ağırlığı altında sadece beyhude bir çaba sarf edebildi. Soğuk sıvının damarlarından içeri girdiğini hissettiğinde, dünyasının renkleri değişmeye başladı. "Şimdi Aslı Üsteğmen," dedi Doktor’un sesi, sanki çok uzaktan, bir tünelin sonundan geliyormuş gibi. "Bize Pençe Timi’nin buluşma noktalarını anlat. Serdar Yüzbaşı ile olan şifreli frekansın neydi?" Aslı, bilincinin bulanıklaştığını hissetti. İlaç, zihnindeki o kale duvarlarını zorluyordu. Kapılar gıcırdıyor, sırlar dudaklarına kadar tırmanıyordu. Ancak o, son bir gayretle zihnindeki çocukluğuna sığındı. Babasının ona ilk kez bayrağı gösterdiği o anı, törenlerdeki o gururu düşündü. Dudaklarından dökülenler ise Agit’in beklediği koordinatlar değil, bir marşın mısralarıydı: "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak..." Agit sinirle Aslı’nın suratına bir tokat attı. "Hala oyun oynuyor! Konuş ulan, konuş!" Sıfır Hattı: Pençe Timi’nin İlerleyişi Aynı dakikalarda, kampın yaklaşık beş kilometre uzağında, sarp kayalıkların arasında beş gölge sessizce süzülüyordu. Pençe Timi, gece görüş cihazlarının yeşil ışığında ölümcül birer avcı gibi hareket ediyordu. Serdar Yüzbaşı en öndeydi. Elindeki harita üzerinde Aslı’nın aylar önce gönderdiği gizli geçitleri ve mağara girişlerini işaretlemişti. "Durun," dedi Serdar, el işaretiyle timi durdurarak. "Gözcü, termal durum ne?" Gözcü, keskin nişancı tüfeğinin dürbününden vadiyi süzdü. "Komutanım, saat iki yönünde, mağara girişinde üç nöbetçi var. Ağır silahlılar. İçerideki hareketlilik yoğun. Görünüşe göre bir şeyler kutluyorlar ya da bir şeye hazırlanıyorlar." 'Balyoz' lakaplı ağır silah uzmanı Uzman Çavuş Hakan, makinalı tüfeğinin emniyetini sessizce açtı. "Beklemeyelim komutanım. Girelim ve alalım kardeşimizi." "Sabırlı ol Balyoz," dedi Serdar. Sesi bir buz kütlesi kadar sertti. "Eğer kontrolsüz girersek Aslı’yı infaz ederler. Onu canlı istiyoruz. Plan belli: Gözcü ve Sessiz dışarıdaki dikkati dağıtacak. Ben ve Balyoz arka havalandırma tünelinden sızacağız. İlk önceliğimiz Aslı’nın güvenliği." Tim, karanlığın içinde dağıldı. Her biri biliyordu ki, yapacakları en küçük bir hata sadece kendi hayatlarını değil, Aslı’nın son umudunu da yok edecekti. Serdar, telsizinden fısıldadı: "Pençe operasyona hazır. Başlıyoruz." İradenin Son Kırıntıları Mağaranın içinde zaman algısı tamamen kaybolmuştu. Aslı, ilacın etkisiyle halüsinasyonlar görüyor, geçmişle şimdi arasında gidip geliyordu. Bir an annesinin elini tuttuğunu sanıyor, bir an sonra Agit’in küfürleriyle sarsılıyordu. Doktor, not defterine bir şeyler yazarken hayal kırıklığı içindeydi. "İnanılmaz bir direnç," diye mırıldandı Doktor. "Sistemi çökmek üzere ama hala çekirdek bilgiyi vermiyor. Bu kadının eğitimi çok üst düzey." Agit, belinden silahını çıkardı ve namlusunu Aslı’nın diz kapağına dayadı. "Eğer bir sonraki soruma cevap vermezsen, bir daha asla yürüyemezsin Üsteğmen. Timin operasyon emri ne zaman?" Aslı, gözlerini araladı. Kanlanmış gözbebekleri Agit’in gözlerine kilitlendi. İlacın etkisiyle sesi hırıltılı çıksa da mesajı netti: "Sizin sonunuz... benim ellerimden olmayacak belki ama... kardeşlerimin ellerinden olacak. O sesleri duyuyor musun Agit? Ölümün ayak sesleri onlar." Tam o sırada, mağaranın dışından boğuk bir patlama sesi yankılandı. Mağaranın tavanından tozlar döküldü. Agit ve Doktor şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Bu bir hava saldırısı değildi; bu, çok yakından gelen bir sabotaj patlamasıydı. "Geldiler," dedi Aslı, kanlı dudaklarıyla bir zafer gülümsemesi sergileyerek. "Söylemiştim." Agit, panikle dışarı fırlarken adamlarına bağırıyordu. Doktor ise çantasını toplayıp kaçmaya yeltendi ama o an mağaranın derinliklerinden gelen bir patlama daha havalandırma tünelini havaya uçurdu. Kayalar ve demir parçaları etrafa saçılırken, toz bulutunun içinden iki gölge belirdi. Siyah kamuflajlar, kararlı gözler ve kusursuz bir hedef alış. Ancak bu bir kurtarma değil, sadece bir temas başlangıcıydı. Aslı’nın bulunduğu hücrenin kapısı dışarıdan kilitlenmiş, koridorlar teröristlerle dolmuştu. Pençe Timi, Aslı’ya ulaşmak için cehennemin ortasından geçmek zorundaydı. Aslı, bilincini kaybetmeden hemen önce son bir şey hissetti: Yakınlarda bir yerlerde, MP5 silahının o kendine has seri atış sesi. Bu ses, onun için dünyanın en güzel senfonisiydi. "Dayan..." diye fısıldadı kendi kendine, başı göğsüne düşerken. "Dayan Aslı, oyun daha yeni başlıyor." İkinci günün sonunda, mağara sisteminin derinliklerinde barut kokusu kan kokusuna karışmıştı. Aslı hala esirdi ama artık yalnız olmadığını biliyordu. Kale duvarları hala ayaktaydı ve Pençe, pençelerini düşmanın etine geçirmeye başlamıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD