5.BÖLÜM

1478 Words
Neler oluyor? Kapının açıldığını duyduğunda refleks olarak silahına sarılıp girişe doğru doğrultmuştu. Ancak duyduğu seslerin, şarkı söyleyip anlamsızca sözler savuran bir kadına ait olduğunu anladığında ise, tekrar silahı yastığın altına geri koymuştu. Salonda bir müddet oyalanan kadının neler yaptığını çıkan seslerden anlamaya çalışıyordu. Sanırım buzdolabını açmış ve diğer bira şişesini almıştı. Şimdi de yediği enfes muffinleri bulamayınca kedilere bir dolu küfretmişti. Yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşen Ryan, kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu. Koridordan yaklaşan ayak sesleriyle irkildiğinde tehlikenin yaklaşmakta olduğunu fark etti. İşte o anda, yakalandığında nasıl bir mazeret uyduracağını düşünmeye başlamıştı. Pardon hanımefendi ama ben hırsızlık yaparken yakalandım ve kaçarken de vuruldum. Bu da yetmezmiş gibi evinize izinsiz girdim. Banyonuzu kullandım. Sargı bezleriyle kendime pansuman yaptım ve mis kokulu yatağınızda biraz uzandım. Ha! bir de unutmadan o birayı ve kekleri de bir güzel mideme indirdim. Doğrusu iyi sayılmazdı ama açlığımı bastırdı. Tam bir trajedi! Kadın bunları duymayı bırak onu gördüğü anda çığlığı basacaktı. Odaya giren kadın ışığı açmayarak doğruca banyoya ilerlediğinde şanslı olduğunu düşünmüştü, ancak son anda fikir değiştiren kadın banyodan vazgeçip odanın ortasına doğru sendeleyerek geldiğinde, bu düşüncesinden vazgeçti. Neyse ki hala onu fark etmemişti. Işıktan kamaşan gözleri kadının üzerinde netleşmeye başladığında fazla uzun olmayan, ama çok ufak tefek de sayılmayan kadının hareketlerini takip ederek ne yapmaya çalıştığını anlamak istiyordu. Sarıya çalan dalgalı saçlarını tepesinde öylesine toplamıştı. Ancak topuzundan dağılan saçlar boynuna yayılıyordu. Üzerine bol gelen ceketi zorlukla çıkarıp odanın bir ucuna attığında genç adam geç de olsa olanların farkına varabilmişti. Lanet olsun! Soyunuyordu! Kadın, gözleri yarı kapalı halde bir şeyler mırıldanırken bir anda tişörtünü sıyırdı ve başından çıkarıp fırlattı. Tam da genç adamın yüzüne isabet eden kumaş parçasını eline aldığında Ryan, neredeyse gülmemek için kendisini zor tutuyordu. Ah Tanrım! Ne kadar da güzel kokuyordu. Manolya? Yasemin? Hayır! Hayır! Leylak! Güzel kokan kadınları severdi. Her çiçek gibi, her kadın da farklı kokardı. Tişörtünün kokusunu içine çektiğini fark ettiğinde kendine gelmek için kafasını iki yana sallamak zorunda kaldı. Gördüğü manzara ise aklını başından ikinci kez almaya yetiyordu. Üzerinde siyah sutyeniyle kalan kadın, şimdide pantolonunu düğmesini açmış bacaklarından sıyırmaya çalışıyordu. Üstelik bunu yaparken şarkı söylemesi, kalçalarını dans eder gibi kıvırması ve kıkırdaması Ryan'ın kasıklarında sancıya sebep oluyordu. Bu tam anlamıyla bir işkenceydi. Şimdi iç çamaşırlarıyla bilinçsizce yaptığı şov genç adamın göğsündeki acıyı azaltmasa da başka yerlerinin daha da acımasını sağlıyordu. Öylece ona dokunmadan yatağın içinde onu izlemek eziyet gibiydi. Hangi sağlıklı erkek böyle bir görüntüye kayıtsız kalabilirdi ki? Gerçekten yatağında yabancı bir erkek olduğunu bilse kadının ne kadar utanabileceğini düşündü. Sonuçta burası onun mahremiydi. Elbette soyunabilir, hatta isterse çırılçıplak gezebilirdi. Ryan kendisinin de çoğunlukla evinde yalnızken nasıl çıplak yattığını hatırladı. Hayır! Hayır! Tanrım lütfen! Tamamen değil! Daha fazla soyunmasın! Ancak kadın ellerini arkasında birleştirerek sutyenin kopçasına uzanmaya çalıştığında genç adam bir eliyle gözlerini kapatmaya çalıştı. Daha fazla bakamayacağım! Kimi kandırıyorsun sen! Parmakların aralık. Şükürler olsun! Neyse ki yapamadı! Genç kadın ne kadar uğraşsa da kopçayı açmayı başaramamıştı. En sonunda vazgeçip yatağın diğer ucuna doğru yürüdüğünde ise Ryan'ın kalp atışları daha çok hızlanmaya başlamıştı. Kadın hala onu fark etmemişti ve sanki yatakta sürekli birlikte yatıyormuş gibi diğer tarafından çarşafı aralayarak yanına uzanmıştı. Ne sanıyordu ki sanki? Yabancı bir evde yabancı bir yatakta tek başına huzurlu bir uyku uyuyacağını mı? Bu tam bir aptallıktı. Elbette ev sahibi geri dönecekti. İhtiyacı olan bir kaç sargı beziyle yarayı pansuman edip fark ettirmeden o evden çıkıp gitmek olmalıydı. Böyle bir şeyi yapmış olduğu için kendine küfürler ederken şimdi yabancı bir kadınla aynı yatağı paylaşmak zorunda kalmak tam bir işkence gibiydi. Yatağa girdikten sonra bir kaç şey daha mırıldandıktan sonra sızıp kalmıştı. Banyo ışığının yüzünü aydınlattığı yerleri inceledi. Küçük bir çene ve ona uyumlu bir burun. Yumuşak, yuvarlak yüz hatları, dolgun pembe dudaklar, yanaklarına uzanan uzun kirpikler ve yay gibi kavisli kaşlar. Oldukça etkileyici! Diye düşündü. İlk defa belki de hayatında ilk defa yabancı bir kadınla aynı yatakta hiç bir şey yapmadan sadece yatacaktı. Bu muydu garip olan yani? Olayların bu yatakta son bulması garip değil miydi? Gece hiç de tahmin ettiği gibi değil, hatta gittikçe içinden çıkılmaz bir halde ilerliyordu. Kadın soluk alıp verdikçe daha da huzursuz oluyordu. Nefesi resmen tenini okşuyordu. Bunları düşünme Ryan! Kadın uykuya dalana kadar bekle ve git! Elbette öyle olmadı. Geldiği gibi bu evden bir an önce çıkıp gitmek olayların daha fazla karışmaması demek olurdu. Gün, gece boyu yağan yağmurun ardından daha aydınlık bir sabahla Los Angeles 'a merhaba derken Jennifer uykusunda sayıklayarak kıpırdandı. Huzurlu bir uyku çekmişti. Kollarını doladığı şey yastık olamayacak kadar diriydi. Tek gözünü araladığında gördüğünün bir rüya olduğunu düşündü. Yatağında sarıldığı şey yabancı ve üstelik çıplak bir adamdı. Gülmeye başladı. "Hayır Jennifer bu tam bir saçmalık! Uyanmadın daha!" Tekrar gözlerini kapattığında kollarının arasında olduğu şeyin nefes aldığını hissediyordu. Ellerini yoklama yapar gibi adamın vücudunda gezdirdiğinde aklını kaçırmış olabileceğini düşündü. "Biraz daha ellemeye devam edersen daha fazla rahat duramayacağım güzelim!" Aman Tanrım! İki gözünü de açtığında şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı. Yastıktan kafasını kaldırıp adamdan biraz uzaklaşarak girdiği şoku atlatmaya çalışıyordu. Gözleri yerinden fırlayacak gibi adama bakıyordu. Adam ise gayet rahat bir elini başının altına sıkıştırmış, diğer elini ise kadının beline dolamıştı. Konuşmuştu fakat hala gözleri kapalıydı. "Se-sen de kimsin? Yatağımda ne işin var be adam?" diyerek kekelemeden konuşmaya çalışırken bir yandan da çarşafıyla göğüslerini örtmeye çalışıyordu. "Yapma ama güzelim. Sen de içip içip sonra da geceyi unutanlardan olamazsın değil mi?" Gözlerini aralayan adam kadının gözlerini gördüğünde uyanıkken daha güzel olduğunu ve bu şaşkın halin ona ne kadar yakıştığını düşündü. "Ne saçmalıyorsun sen be! Ne gecesi? Ne unutması?" düşünmek için duraksadı. Hatırlamaya çalışıyordu. Ama eve nasıl geldiğini bile hatırlayamıyordu. İşte bu tam da Ryan'ın aradığı fırsattı. Kadın geceye dair hiç bir şey hatırlamıyordu. Bu işten sıyrılmanın da yolunu bulmuştu. Şimdi iş, biraz daha ikna edici olmaktaydı. "Bak güzelim bu numarayı genelde erkekler çeker, ama sen şu anda tam olarak rol çalıyorsun" diyerek gülümsediğinde Jennifer boğazını ıslatmak için yutkundu. Ne söylüyordu bu adam? Geceyi onunla mı geçirmişti yani? Gözlerini önce kendi üzerinde ve sonra güneş ışığının aydınlattığı odada gezdirdi. Evet! Yatakta neredeyse ikisi de çıplaktı. Kıyafetleri ise odanın her yerine saçılmıştı. Ah Tanrım! Bu olamaz! başını ellerinin arasına alıp düşünmeye çalıştı. Geceye dair en ufak bir şey bile anımsamıyordu. Ne vardı o kadar içecek sanki! Kahretsin! Şimdi ne yapacaktı? Kadının çaresizliği genç adamı biraz üzse de başka türlü bu olayı açıklayamayacağını biliyordu ve bu oyunu sürdürmek zorundaydı. "Heyy sakin ol! Evli falan değilsin değil mi?" Yataktan onun gibi doğrulup elini omzuna usulca koydu ve kadının parmaklarında gözlerini gezdirirken gördüğü alyansla içinden bir dizi küfretti. Siktir! "Nişanlıyım!" diye fısıldadı Jennifer. Sesi bir ölününkinden farksız çıkıyordu. Saçlarını yolmak istercesine elleriyle kavramış çekiştiriyordu. "Üzgünüm, bilmiyordum. Kusura bakma tamam mı?" diyerek kadını teselli etmeye çalışıyordu Ryan. Keşke böyle bir yalan uydurmasaydı. Ama başka çaresi yoktu işte gece uyumasını beklerken o da uyuya kalmıştı. Hem zaten çok yorgundu, üstelik de yaralı. Bunu yapmak zorundaydı. Gerçekte olmayan bir şey için üzülmesi yersizdi. Kadının bu kadar sorun edeceğini düşünmemişti. Muhafazakar mıydı yani? Gece ettiği dans, hiç te öyle göstermiyordu. "Üzgün mü?" diyen kadının cırlamasıyla kendine geldi. "Üzgün müsün? Hah! Tanrım üzgünmüş!" diyerek öfkesini belirtecek şekilde sesini yükseltmişti. Ryan ile göz göze geldiğinde bu kez tükürüğü boğazında kuruyan genç adam olmuştu. "Sen kendini ne zannediyorsun be adam? Nasıl bir fırsatçısın sen? Sarhoş bir kadından faydalanmaktan utanmadın mı? Söylesene! Yoksa şu 14 şubat aptallığını boş geçirmeyeyim diye düşünenlerden misin? Konuşsana!" "Ben.. Şey.. Hayır! Senden faydalanmadım!" Kadın o kadar öfkeliydi ki, Ryan kelimelerini seçmekte güçlük çekiyordu. "Siz erkekler hepiniz aynısınız? Bir kadını yatağa atmak için her şeyi yaparsınız değil mi? Hatta kadının güzel ya da çirkin olması bile sizin için önemli olmaz!" "Kendine haksızlık ediyorsun ama!" dediğinde öfkeden deliren Jennifer, "Seni pislik herif!" diyerek yastığını kaptığı gibi adamın göğsüne hızla çarptı. Acıyla inleyen adam gözlerini yumduğunda, bu işte bir saçmalık olduğunu düşündü genç kadın. Bir yastık bu kadar can yakmazdı öyle değil mi? Sonra yastığı yavaşça çektiğinde adamın sarılı göğsünü gördü. "Aman Tanrım! Yaralı mısın?"  Gözlerinden özür dolu ifadeyle adamın gözlerini açmasını bekledi. Genç adam güçlükle kendini yatak başına doğru yaslamaya çalışırken, Jennifer yastığını düzelterek ona yardımcı olmaya çalıştı. "Önemli değil, küçük bir sıyrık!" "Bu.. Bu nasıl oldu?" Kahretsin Ryan şimdi buna da bir cevap bul bakalım. "Yoksa ben mi sebep oldum?" diyen kadın Ryan'ın ampullerinin kablolarını birbirine bağlamıştı bile. "Önemli değil güzelim! Takma!" diye geçiştirmeye çalışarak detay vermemeye çalışıyordu. Suçluluk duygusuyla az önceki öfkesinden eser kalmayan Jennifer ise bir elini adamın omuzuna koyarak şefkatli olmaya çalışıyordu. "Bar da mı oldu? Samantha yanımda değil miydi?" diye sorduğunda bir an bu kadının gerçekten aptal olup olmayacağını düşünmeye başlamıştı. Bu kadar açık vermesi normal olamazdı. Yine de tuzak bir soru olabilir diye düşünüp pas geçmeliydi. "Hayır barda olmadı. Yanında da hiç kimse yoktu? Arka sokağınızda bir saldırıya uğramıştın. Adamlardan çantanı kurtarmaya çalışırken bıçaklandım." Ne söyleyeceğini bilemeyen Jennifer donup kalmıştı adeta. Az önce adama yaptıkları için, bir an kendinden nefret etti. Eğer bu adam yaralandıysa ve onu yatağına aldıysa bu tamamen onun suçuydu. Tam bir şey söyleyecekti ki kapı zilinin çalmasıyla irkildiler. "Jennifer! Ben Peter! Kapıyı aç!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD