Farah. Başımda ki sızıyla gözlerimi aralamaya çalıştım. Başım önümdeydi ve boynum tutulmuş gibi hissediyordum. Ne oldu bana? Kollarımı haraket ettirmeye çalıştım fakat bir şey hareketimi kısıtlıyordu. Yavaş yavaş önüme düşen başımı kaldırdım. Gerçekten boynum çok feci ağrıyordu. Boynumu sağa sola kütletip nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Sonra birden aklıma son yaşadığımız görüntüler düştü. "Lanet olsun!" diye inledim. En son Zafir'le aracın içinde tartışıyorduk. Önümüze kırılan araçlar ve bize doğrultmuş silahlar... Resmen kaçırılmıştık! Peki kim tarafından? Bir yanım Sadullah diye bağırıyordu, umarım o değildir. Yoksa Zafir'in dilinden asla kurtulamazdım. Ellerimi çekiştirdim fakat sandalyenin arkasına kelepçelenmişti. “Offff!” Kelepçelenmekten nefret ediyorum. Şimdi

