Farah. Zafir’i aramamın üstünden yarım saat geçmişti. Gelecek miydi? İçkimden bir yudum alıp başımı geriye attım. Halit hâlâ derin uykudaydı. Sıkılmıştım da. “Gel artık,” diye sabırsızca mırıldandım. Daha valiz hazırlayacaktım. Tabi Zafir kafama sıkmazsa… Derken deponun paslı kapısı gürültüyle açıldı. Kenan telaşlıydı. “Zafir sakın yanlış bir şey yapma. Sonradan çok pişman olursun.” “Sen karışma,” dedi yakışıklı ortağım, sert sesiyle. Evet, bana gerçekten de çok kızgındı. Arkamı dönmemiştim. Sadece seslerini duyuyordum. İstifimi bozmadan içkimi yudumlamaya devam ettim. “Zafir kendine gel,” diyen Zahir’di. Onun gelmesine şaşırmıştım. Şişeyi son kez kafama dikip büyük bir yudum aldım. Şişeyi yere atarken, “Zafir dışındaki herkes çıksın!” dedim. Sesim tüm herkesi susturmaya yetmiş

