Farah. Başımdaki ağrıyla gözlerimi aralamakta zorluk çekiyordum. Güçlükle kirpiklerimi aralamayı başardım. Boynumu kütletip nerede olduğumu anlamaya çalışıyordum. “Şerefsiz piç,” diye sızlanırken son olanları hatırlamıştım. En son hastanenin önünde Halit Koraslan'ın beni almasını bekliyordum. Bir araç önümde durduğunda onun geldiği anlamıştım. Benden telefonumu teslim edip binmemi söylemişlerdi. Zorluk çıkarmamış, telefonumu vermiştim. Halit Koraslan araçta değildi. Onun yerine adamları vardı. Ve tabiki beni ayık değil, bayıltarak getirmişlerdi. Fakat neden bağlı olduğumu bilmiyordum. Bana güvendiğini sanıyordum. “Kimse yok mu?” diye bağırdım. Sesim duvarda yankılanırken yaklaşan adım sesleri duydum. Nihayet geliyordu. Aynı şeyleri yaşamayı hiç istemiyorum. Demir kapı tiz bir gıcırtıy

