Bölüm 5

1198 Words
Altair bir süre daha süründükten sonra hemen ayağa kalkarak koşmaya başladı. Dalağı şişene kadar koştuktan sonra takip edilmediğine emin olunca durdu ve derin derin nefesler alıp vermeye başladı. "Onlarda kimdi? Niye askerlere saldırdılar?" Diye kafasında bir çok soru vardı. Sorulardan onu en çok endişelendiren ise "ben neredeyim? Nereye gideceğim?" di. Nefes alış verişi normale binince "Durmaktansa, yürümek daha mantıklı" diyerek bilmediği yerden, bilemediği bir yöne doğru yürümeye başladı. Hava iyice kararmış ve acıkmıştı. "Rakımı yüksek bir yerdeyim galiba. Hava bayağı soğudu ve esinti daha da soğuğu hissetmeme sebep oluyor." "Bir yer bulsam iyi olacak" dedi ve etrafına bakınmaya başladı. Lakin etrafta barınabileceği bir yer görememişti. Güç bela, zar zor adımlarla bilmediği yöne doğru ilerlemeye devam etti. Havanın karartısı ve kasveti iyice çökmüştü. Altair'in direnecek en ufak bir gücü dahi kalmamıştı. Tüm bu yorgunluğunun üstüne bir de çok fazla kurt uluma sesleri duyuyordu. Onun çaresizce direnmesini ve bayılmamasını sağlayan tek düşünce "bir kurdun akşam yemeği olmadan bir mağara bulmam gerek" di. Yaklaşık bir saat daha bilmediği bir yönde ilerlemeye devam etti. Belki bulunduğu yerde yuvarlak çiziyordu. Bunu da bilmiyordu. Lakin çabalamadan ölmekte ona göre değildi. Artık vücudunun bir adım dahi atamayacak sınıra geldiğini hissedince ve etrafta mağaraya benzer bir şey bulunmadığını anlayınca geniş kapkara bir ağacın kovuğuna girdi ve soğuğun vermiş olduğu o tatlı uykuya daldı. Altair, uyandığında hala ölmediği için kendini çok şanslı hissediyordu. Fakat şimdi bir başka sorun vardı o da açlık ve susuzluktu. Dudakları o kadar kurumuştu ki birbirine yapışmıştı. İstese de tek kelam edecek durumda değildi. Yarı sürünüyor yarı ayakta bir halde tekrardan bilmediği bir yöne doğru ilerlemeye başladı. Aniden gözüne çok ince bir duman takıldı. Tüm gücünü ayaklarına vererek koşmaya başladı. Koşarken bir çok kez düştü lakin hayatta kalma azmi onu her seferinde yerden kalkması için kamçıladı. Sonunda ateşin olduğu yere geldiğinde gördüğü manzara karşısında bir kaç saniye duraksadı. Çünkü etrafta kan gövdeyi götürmüş durumdaydı. Her yer kan ve parçalanmış ceset kaynıyordu. Bir kaç tane de ölü kurt cesedi vardı. Etrafta yoğun bir kan kokusu vardı. "Anlaşılan kurtlar dün gece benden daha etli yemekler bulmuşlar" dedi. Altair hemen sönmek üzere olan köz halindeki ateşe etraftaki çimleri yolarak üstüne attı. Ağzı kurudu için açamıyordu. Lakin derin derin burundan nefes alıp vererek ateşi harmanlamaya çalıştı. Sonunda ateş azda olsa kendini göstermeye başlamıştı. Şimdi su bulması lazımdı. Cesetlerin üstüne tek tek aradı ve iki tane yarı dolu matara buldu. Bir de tunçtan yapılma bir kase. Önce ilk matarada ki suyu kana kana içti. Suyla beraber biraz daha kendine gelmişti. Diğer suyla da kaseyi doldurdu ve daha önce elde ettiği yılan yumurtalarını çıkardı. Birer tane gri mavi ve pembe yumurta vardı. "Şimdi hangisini yesem acaba? O piti piti yapmak en iyisi. " Dedi. Mavi yumurtayı haşlayarak yedi. Yalnız yerken lokmalar bir bir boğazına takılıyordu. "İnşallah pişman olmam..." Karnı iyice doyunca tekrar cesetleri araştırmaya başladı. İçinde 10 tane bakır para olan bir kese ve küçük bir hançer buldu. Etrafta kılıç ve zırh vardı lakin onları almak ağırlıktan başka bir şey değildi. Tam hareket edecekken ölü kurdun birinin karnının hareket ettiğini gördü. İlk başta korktu fakat sanki bir şey çıkmaya çalışıyor gibiydi. "Eğer tahmin ettiğim şeyse iyi para eder umarım" dedi ve hançerle kurdun karnını yardı. Yardığında içinden 2 tane yavru direk dışarı fırladı. İkisi de ıslak ve titriyordu. Altair hemen cesetlerin birinden, zırh vücuda batmasın ve rahatsızlık vermesin diye içinden giydiği pamuksu kumaşı çıkardı ve onları kumaşla sardı. Yavrular aç ve ürkekti. Altair onları besleyecek bir şey aradı lakin etrafta süt adına bir şey yoktu. Tekrardan yola koyulan Altair, kısa süre sonra bir çay gördü. "Çayı takip edersem mutlaka bir köye varırım" dedi ve çayın aktığı yöne doğru ilerlemeye devam etti. Zaman geçtikçe yavruların sızlanma sesleri de artıyordu. Anlaşılan açlıkları daha da artmıştı. Bu durumdan dolayı Altair için büyük bir üzüntü içindeydi. Çünkü eğer yavrular ölürse satamazdı ve buraya kadar boşuna taşımış olurdu. Sonunda bir baraka görmüştü. Adımlarını daha da hızlandırarak barakaya varabileceği en kısa sürede ulaştı. Tak tak tak* "Kim o?" dedi içeriden biri. Ses son derece yaşlı ve hasta bir erkeğe ait olduğu belliydi. "Benim adım Altair. Lütfen bana yardım edin." "Benden ne istiyorsun?" "Sadece varsa biraz süt lütfen yoksa hayvanlarım ölecek." Yaşlı adam merakına yenildi ve kapıyı açtı. Altair'in kucağında yeni doğmuş iki kurdu görünce şaşkın şaşkın bir kaç saniye bakakaldı. "İçeri gelin" Altair kurt yavrularıyla beraber içeri girdi. Yaşlı adam iki odalı barakasının diğer odasına gitti ve kısa süre sonra geri döndü. Elinde topraktan yapılmış bir çömlek ve içinde biraz süt vardı. Çömleği yere koyup "bırak yavrular içsin" dedi. Altair yavruları bırakınca yavrular içmek ve içmemek arasında bir çelişki yaşıyorlardı. Yaşlı adam şaşkın şaşkın bakarak "İlginç... Sen velet!Parmağını süte deydir. Yoksa içmezler." dedi. Altair "Ne diyor bu bunak" diye mırıldansa da yaşlı adamın dediğini yaptı. Parmağını süte az biraz batırınca ikisi de tüm gücüyle süte koşup içmeye başladı. Altair şaşırmıştı. "Bu da neydi?" demekten kendini alamadı. Yaşlı adam yılların vermiş olduğu yaşlılığa rağmen büyük bir kahkaha patlattı. "Velet... Kimsin?" "İhtiyar bunak mısın? Kapıda söyledim ya adım Altair. Senin adın ne ihtiyar?" "Sana ne bilmene gerek yok. Ayrıca bunak olsam da senin kadar cahil ve şanslı değilim." "Kim cahil? Ben mi?" diyerek küçümser gözlerle yaşlı adama baktı. "Söyle bakalım seni ukala velet burası neresi?" "..." "Söyle bakalım bu kurtların cinsi ne?" "..." "hahaha" "Gülmese seni pis ihtiyar... Nerede olduğumu bilmiyorum. Çünkü salak askerler bizi nereye götüreceklerini söylemediler. Birde saldırıya uğradılar ve hepsi öldü... Neredeyse iki gündür bilmediğim yerde bilmediğim yöne doğru yürüyorum." "Askerler senden ne istiyorlardı?" "Bu kadar olayda takıldığın yer burası mı? Şu içimizdeki kitap mı ne haltsa, o çıkıyor ya... Onun için bizi toplayıp test ettiler. Testi geçen bizleri bir yere götürüyorlardı." "Sen bir eğitmen misin?" "Eğitmen?" "..." "Bana aptal mışım gibi bakmasana!" "Aptal mısın bilmiyorum ama cahil olduğun kesin." "Lan başıma Einstein kesildin. Sen anlat bakalım. Ne ayaksın? Bir başına bir barakada yaşıyorsun..." "Seni ukala velet! Ben... Ben..." "hahaha. Eee... Sen? Sen?" "Velet ailen hiç terbiye vermemiş galiba sana." "Aile?" dedikten sonra Altair kısa bir durgunluk yaşadı. Ablasına hiç anne ve babasını sormamıştı. Tek bildiği ailesi ablası ve dayakçı amcası ve onun kızıydı. "Yetim misin?" "Bilmiyorum... Hiç merak etmedim. Şimdi sen söyleyince fark ettim... Ablama sorsam iyiydi. Beni çok duygusuz sanacak şimdi." "..." "Ne?! İnsan bazen ailesi olduğunu unutamaz mı?" "..." "Bana öyle garip garip bakma, seni pis ihtiyar." Bu esnada kurtlar tüm sütü içmiş Altair'in ayağının yanına kıvrılarak uykuya dalmışlardı. "Bu itlerin benle derdi ne?" "Bu kurtlar! Gri kurt olarak bilinirler. Bu bölgenin en vahşi hayvanlarındandır. Otuz kişilik sürüler halinde gezerler. En ufak bir korku hissetmezler. Evcilleştirilmeleriçok zordur. Lakin bu kurtlar seni annesi gibi görüyor. Bunu nasıl başardın bilmiyorum ama kendine güzel bir çift canavar yakalamışsın." "Eğer bu kadar nadirlerse iyi para ederler değil mi?" "..." "İyi iyi şimdi keyfim yerine geldi. Zaten o koca yılanın mavi yumurtasını yediğim için çok üzgündüm. Neyse buna değdi." "Yılan yumurtası? Mavi?" Altair yumurtaları çıkararak "Evet açlıktan ölecektim bu yüzden bende mavi renkteki yumurtayı yedim." "Seni salak velet! Seni cahil aptal velet! Sen... Sen nerenin salağısın?" Yaşlı adamın böyle çıkışını görünce "Ne oldu ya ölsem daha mı iyidi?" "Gerizekalı... Madem yiyeceksin niye gri olanı yemezsin. Gittin nadir seviye olan yumurtayı yedin?" "Nadir seviye?" "..." "..." "Sen ciddi misin?" "Nadir seviye ne ihtiyar?" "Boş ver... Senin gibi para düşkünü birine söylemesem daha iyi. Bu yaşta üzüntüden ölürsün."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD