KURUNTU

644 Words
İşe başlayalı birkaç hafta olmuştu. İlk günkü yabancılık hissi yavaş yavaş kayboluyordu artık. Hangi depoda ne olduğunu öğrenmiş, müdürlerin hangi saatlerde sinirli olduğunu çözmüş, kimle nasıl konuşulacağını anlamıştım. En önemlisi de artık “yeni çocuk” değildim. Molalarda yanına oturduğum insanlar vardı. Kasadaki Mert sürekli boş yapıyordu ama ortamı sarıyordu. Berk denen çocuk her müşterinin arkasından ayrı dedikodu çeviriyordu. Birkaç kişiyle sigara molasına çıkmaya başlamıştım. İnsan alışıyor. En nefret ettiği yerlere bile alışıyor. Ama Ece’ye alışamamıştım. Hâlâ aynı soğukluk vardı aramızda. Gerektiğinde konuşuyor, iş dışında birbirimize mümkün olduğunca bulaşmıyorduk. Yine de garip bir şey vardı. Bazen biri diğerine laf sokarken ortam normalden fazla geriliyordu. İnsanlar fark etmese bile biz hissediyorduk. Mesela geçen gün ürün dizerken yanıma gelip: “Bunu yine yanlış yapmışsın,” dedi. “Yanlış değil.” “Öyle sanıyorsun.” “Sen her şeye karışmak zorunda mısın?” Ece bana döndü. “Sen her şeyi bildiğini sanmak zorunda mısın?” Normalde biri bana böyle konuşsa direkt terslerdim. Ama onunla konuşurken garip şekilde kendimi kontrol etmeye çalışıyordum. Sinirlendiğim halde bağırmıyordum. Bu daha kötüydü. Çünkü içimde biriken şey sadece öfke değildi artık. Bazen depoda yan yana çalışırken istemeden kokusunu fark ediyordum. Hafif tatlı bir parfüm kullanıyordu. Bazen saçlarını toplarken kısa süreliğine boynunu görüyordum. Sonra kendime kızıyordum. “Ne yapıyorsun sen?” Bir insanı hem çekilmez bulup hem sürekli düşünmek normal değildi. — O akşam vardiya çıkışı personel kapısından çıkarken onu gördüm. Ece, AVM’nin dışındaki kaldırımda bir erkekle yürüyordu. Çocuk uzun boyluydu. Siyah mont giymişti. Ece konuşurken koluna hafifçe vurdu. Çocuk güldü. Ben istemsizce yavaşladım. İçimde anlamsız bir huzursuzluk oluştu. “Sevgilisi herhalde,” diye geçirdim içimden. Sonra beynim kendi kendini yemeye başladı. Acaba çocuk onu eve bırakıyordu. Belki arabasında öpüşeceklerdi. Belki çocuk elini beline koyuyordu. Belki Ece ona o bana göstermediği gülümsemelerden gösteriyordu. Saçma sapan görüntüler kafamda dönmeye başladı. Sinirlendim. Kendime. Çünkü bu beni ilgilendirmezdi. Alt tarafı aynı yerde çalıştığım bir kızdı. Hatta çoğu zaman uyuz olduğum bir kız. Ama yine de midemin içinde rahatsız edici bir his vardı. Kıskançlığa benziyordu. Bunu düşünür düşünmez rahatsız oldum. “Yok artık,” dedim kendi kendime. “Saçmalama Hasan.” Tam sigara yakacakken telefon çaldı. Hakkı arıyordu. Daha telefonu açmadan neşeli sesi geldi. “Kanka nabıyon?” “Çıktım işten.” “Oğlum gelsene bu akşam.” “Nereye?” “Kızlarla oturuyoruz.” Gözlerimi devirdim. “Yine mi?” “Lan bu sefer ciddi ilişkim var.” Gülmeye başladım. “Sen mi ciddi ilişki?” “Kes sesini. Bak kız arkadaşımın yanında arkadaşı da var. Seni çağırdım.” “İstemiyorum.” “Oğlum kız güzel.” “Umurumda değil.” “Kanka sen niye son zamanlarda keşişe bağladın?” Cevap vermedim. Aslında nedenini ben de bilmiyordum. Eskiden olsa düşünmeden giderdim. Hakkı’yla yıllardır gece hayatına akmışlığımız vardı. Mekânlar, kısa ilişkiler, anlamsız flörtler… Ama son zamanlarda içimde garip bir isteksizlik vardı. “Gel işte,” dedi Hakkı. “Evde çürüyecen yine.” Bir süre sustum. “Konum at.” — Mekana gittiğimde Hakkı beni görünce sırıtıyordu. Yanında sarışın bir kız vardı. Sürekli koluna dokunuyordu. Karşılarında da diğer kız oturuyordu. Uzun siyah saçlıydı. Düzgün bir kızdı gerçekten. Ben oturunca hafif gülümsedi. “Hasan değil mi?” “Evet.” “Baya anlattı seni.” Hakkı araya girdi. “İyi şeyler anlattım ama.” “Eminim.” Kız güldü. Ben ise istemsiz şekilde telefona baktım. Saçma şekilde aklıma yine Ece gelmişti. Şu an ne yapıyordu acaba? O çocukla mıydı? Kendi kendime sinirlendim. Karşımda güzel kız oturuyordu ama beynim başka yerdeydi. Kız sohbet etmeye çalışıyordu. “Ne iş yapıyorsun?” “AVM’de çalışıyorum.” “Zor mu?” “Eh.” Kısa cevaplar veriyordum. Hakkı bile fark etmişti. Masada bir ara kız bacağıyla hafifçe bana dokundu. Bilerek yaptığı belliydi. Gözlerimin içine bakıp gülümsedi. Eskiden olsa devam ettirirdim o oyunu. Ama hiçbir şey hissedemedim. Çünkü kafamın içinde başka biri vardı. Ve en sinir bozucu kısmı şu ki… Bunu kendime itiraf bile edemiyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD