Kafamı birden kaldırdığım da gördüğüm manzaraya inanamadim.Ne yani bunların burada ne işi vardı.Kızıl kız,Bora olduğunu daha yeni öğrendiğim o gıcık şey ve tatlı olduğunu düşündüğüm hafif kilolu çocuk diğerlerine nazaran o da buradaydı. Diğer ikisi sanırım farklı sınıflardaydı. Bunlar hiç liseli gibi gözükmüyordu. Bir de lisenin bitmesine şurada ne kadar kalmıştı ki. Son dönem okul değiştirip başka okula gelmek de neyin nesiydi. Yanımda oturan arkadaşıma baktığım da bana kötü kötü baktığını hissediyordum.Daha yeni aramızı düzeltmişken tekrardan bozmak istemiyordum.Ona doğru dönüp,tamam bakışı attıktan sonra tekrardan ellerimi başımın arasına alıp uzanmaya başladım. Aklımı peynir ekmek ile yememiştim. Tabi ki bu tanımadığım insanlar hiç mi hiç dikkatimi çekmiyor ve onları dinlemek istemiyordum.Her ne kadar böyle söylesem de içim içimi yiyordu.İnanılmaz derece de bu çocuğu merak ediyordum.
Hoca tanıtın kendinizi dediği zaman ilk önce kızıl kız konuştu.
Benim Adım Buğlem dedi ve susmaya başladı.Ne olduğunu merak ediyordum ama yine de kafamı kaldırıp bakmayacaktım.Diğer çocuğun adının da Fatih olduğunu öğrenmiştim.Kendilerini tanıtmamışlar ve tanışmak da istememişlerdi.İçim içimi yiyordu. Sanki biz sizlere çok meraklıydık ukalalar diye kendi kendime söyleniyordum içimden.
O sıra yanımdan bir gölge geçti ve hemen arkamda ki sıraya oturdu.Kokusu çok farklıydı.Cok ferah ve naftalin kokuyordu.Sigara karışımı ile birleşmiş bedeni ile adeta özdeşlesmişti. Kokunun etkisinden çıkamıyor,arka siramiza oturmuş olmasından dolayı heyecanıma yenik düşmekten korkuyordum. Beni kurtaran şey ise zil sesi olmuştu.
Çağları beklemeden dışarı attım kendime. Soğuk havanın beni kendine çekmesine izin verdim. Hemen okulun arkasındaki yere geçmiştim. Çunku beni burada kimsenin görmesini istemiyordum. Hiç tanımadığım adam beni maf etmişti. Ben mi napiyordum. Şu an kendime sövüyordum. Benim aklım almıyordu . Nasıl olur da böyle bir kıza dönüştüğümü, neden böyle hareketler sergilediğimi, hiç ama hiç bilmiyordum. Ondan etkilenmediğimi biliyordum ama bunu çağlar'a anlatmak sıkıntılı bir durumdu. Çünkü galiba benim ondan etkilendiğimi hissediyordu. Çünkü o biliyordu ki ben normalde böyle bir kız değildim. Ama bu adamın yanında farklı tepkiler veriyordum.
Kendine gel Esila! Kendine gel Esila! Evet sakinim artık. Hiçbir şey olmamış gibi sınıfa gideceğim.Ve her zaman ki Esila nasıl davraniyorsa ben de öyle davranacaktim. Yani ne vardı ki alt tarafı bir grup öğrenci okulumuza gelmişti. Ben de insan gibi diğer arkadaşlar okula geldiği zaman nasıl davranıyorsam öyle davranacaktim. Hatta belki tanisirdim da. Neden olmasın ki. Tanışmamak için hiçbir sebeb yoktu.
Sınıfa doğru ilerlemeye başladığım zaman bankta oturan Bora ve takımı ile karşılaştım. Onu görür görmez bedenimin titremesine engel olamıyordum. Salak gibi bir de tanışmaktan bahsediyordum. Neyse yapabilirdim biliyorum.
Onların hemen yakınındaki banka gidip ayak ayak üstüne atıp oturdum. Gözlerinin benim üstümde olduğunu biliyor ama umursamıyordum. Sanırım titremem de geçmişti. Kafamı çevirip baktığım da Bora ile göz göze geldim. Bana sert bakislar ile bakıyordu. Ne yani ne yaptım gerizekalı da bana öyle dik dik bakıyorsun demek istesem de ona onun gibi ters bakış atıp etrafı incelemeye başladım. O sıra Buğlem
Ne bok yiyorsun kızım burada? Gördüğün gibi bir şey konuşuyoruz değil mi şurada. Siktir git kalk şuradan başka yere otur!
Sen sen ne diyorsun be diye cırladım. Kızım senin var ya diye üzerine ziplarken beni biri tuttu. Kimin tuttuğunu bilmiyordum bile ama naftalin kokusundan bunun Bora olduğunu anlamıştım. Onun elinden kurtularak hemen Buğleme doğru bir atak yaptım.
Sen bir daha söyle bakalım az önce dediğin şeyleri. Söylesene lan diye cırladım.
Kafamı kaldırıp baktığım zaman bana ters ters bakan beş suratla karşılaştım. Ve kolumdan çekilerek götürülüyordum. Aynen öyle oldu. Resmen beni götürüyordu bu hayvan herif.
Bırak ! Bırak ! Bırak diyorum be adam!
Az önce olduğum yere geri gelmiştim. Ve bu hayvan herif resmen beni savurmuştu. İtmesi ile birlikte kendimi yerde buldum. Kolum dehşet derece de acıyordu.Ona baktığım da bana hala sert bakışlar olduğunu gördüm ama umursamadan ayağa kalktım.
Hangi dağdan geldiğinizi bilmiyorum ama senin bu hareketler bana sökmez gerizekalı. Orada kendi başıma oturuyordum. Sizin ne yaptığınız ne konuştuğunuz kim olduğunuz beni ilgilendirmez Bora Kahramanoglu! diye bağırıyor ve ona yumruklar savuruyordum. Beni birden kendine çekip tuttu. İki kollarımı kollarının arasına alıp beni durdurmaya çalıştı.
Bak bana!
Ona bakmıyordum. Çünkü şu an tek istediğim şey bu adamın kollarında kurtulmakti. Ama lanet olasi adam öyle sert tutuyordu ki canımın acımasına engel olamıyordum. Gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum artık. Çünkü canımı çok acıtıyordu.
Lütfen bırak diye mırıldandım. Duyup duymadığını bilmiyordum bile. Tek istediğim şey canımın acımasına son vermekti. Gözlerinin içine içine baktım ve tekrarladım.
Canim acıyor Bora lütfen dedim. Bunu duyar duymaz lanetliymişim gibi birden kolumu bıraktı. O kadar sıkı tutmuştu ki hala acısı gitmiyordu.
Tek suçum sizin yakınıniza gelip oturmam mi Bora. Ağlıyordum. Şu an sağlıklı düşünmediğimin farkındaydım. Ama şu an diyeceklerim de sonra diyeceklerim de umrumda değildi. Son kez gücümü toplayıp canımın acısını göz önüne almadan yine yumruk atmaya başladım.
Görüyor musun şu kapıyı. Dün bu kapıdan girer girmez sizin grubu gördüm ben. Hiç bir kimseyi merak etmeyen ben,hiçbir sikime karışmayan ben sizi merak ettim anladın mı diye yumruklar savuruyordum. Gözlerimden yaşlar öyle bir akıyordu ki.Susmadim ve devam ettim.
Sonra seni gördüm seni. İyi bir insan olacağını düşündüm. Belki tanışabiliriz diye düşündüm.Seni gördüğüm andan beri sizinle iletişim kurmak istedim. Ve o aşağılık banka da acaba benimle konuşurlar mi diye geldim.
Ama şu an anlıyorum ki siz insan değilsiniz. Seni gördüğüm an parlayan gözlerim şu an sana ve arkadaşlarına nefretle bakıyor olacak. Değil sizin yanınızdaki banka sizin olduğunuz havayı bile solumayacağıma yemin ediyorum Bora Kahramanoglu!
Ona baktığım zaman yutkunmakta zorlandığını hissettim. Göz bebeği büyüdü ve bana doğru gelmeye başladı. Bu adama karşı artık heyecan hissetmiyordum. Tek hissettiğim şey bir an önce buradan def olup gitmek ve bu adamın yüzünü bir daha görmek istememekti.
Senin o küçük aklından ne geçtiğini bilmiyorum. Seni merak etmiyor,senden rahatsız oluyorum. Bir daha seni benim ya da arkadaşlarımın çevresinde görürsem inan bana küçük bu kadar sakin kalmam.Bu sefer kırdığım şey o güzel kalbin değil parmakların olur !
Gitmişti. Beni darmadağın eden o kelimleri söyleyip beni burada bırakıp gitmişti. Bunları hak etmemiştim. Bu kadar aşağılık bir adam olduğunu düşünmemiştim.Şu an tek istediğim şey evime gidip, yatağıma yatıp ağlamak istiyordum. Ben hiçbir zaman bu denli aşağılandığımı hatırlamıyordum.
Zilin çaldığını duyuyordum ama sınıfa gidecek ve tekrar arkamda onun nefesini hissedecek olmak bile miğdemi bulandırıyordu. Gözlerimdeki yaşları silip okuldan çıkmaya başladım. Okuldan çıkarken gördüğüm gözler Boradan başka kimse değildi. Hiç o tarafa bakmadan kendimi dışarıya attım. Ve sonra okula doğru dönüp sanki karşımda Bora varmış gibi konuştum.
Bu nefretim sana öyle taze ki Bora Kahramanoglu! And içerim ki çok pişman olacaksın! Öyle bir geleceksin ki bana gördüğün bu gözler sana kin kusacak! Sana yeminim olsun Bora yeminim olsun!