(3.Bölüm)

4018 Words
Kalktığım da akşam olmuştu.Eve gelir gelmez direkt kendimi odama kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.O üzüntü ile uyumuşum sanırım. Telefonu elime aldığım da bir sürü çağrı geldiğini gördüm.Çağlar meraktan ölmüştü anlaşılan.Ona da bir şey demeden çıktığım için üzgündüm ama o an onu düşünecek takati kendimde bulamamistim. Annem evde yoktu. Sanırım bugün gelmeyecekti. Bakıcılık işini bu yüzden sevmiyordum. Ona her ne kadar çalışma desem de beni dinlemiyor, çalışmaya devam ediyordu. Benim bir an önce çalışmaya başlamam lazımdı. Yoksa bu iş böyle geçmezdi. Aşağı indiğimde annemin çoktan yemekleri yapıp tezgaha koyduğunu gördüm. Ben bu kadının hakkını nasıl oderdim. Salak saçma şeylerin peşinde kosuyordum. Oysa bunlara vakit ayırmamam lazımdı. Benim daha önemli işlerim vardı. Annem tavuk sote,pilav ve salata yapmıştı. Bunun hepsini tek başıma yiyemezdim. Çok iştahım da yoktu açıkçası. Hemen Çağlar'a mesaj attım. Çünkü arasam bana azar çekeceğini çok iyi biliyordum. En azından yüz yüze konuşursak bunu halledebiliriz diye düşündüm. Tek kelime geliyorum yazmıştı. Güzel dostum o zaten hep gelirdi. Beni hiç yalnız bırakmamıştı. Bazen ona çok haksızlık ettiğimi ve bencilce davrandığımi biliyordum. Ama kendime engel olamıyordum. Evimiz çok uzakta değildi. Okuldan çıkar çıkmaz bize geldiğine de emindim. Ama uykumu bildiği için eminim ki geri gitmişti. Şimdi ise kapının önünde sinirli bir şekilde durduğuna yemin edebilirdim. Zil çalıyordu evet ama kendimi toplamam lazımdı. Önce derin bir nefes aldım. Daha sonra ise hiçbir şey olmamış kapıyı açtım. Güler yüzle hoş geldin dedim. O ise beklediğimin aksine beni tutup,kolları arasına aldı. Çok merak ettim güzelim hem de çok. Bir daha ne olursa olsun beni haberdar ediyorsun tamam mı diye söylendi. Gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum artık. Beni ne yaparsam yapayım dinleyen bir tek o vardı. Babam bile bana sahip çıkmazken,beni her gün içip içip doverken o bana kol kanat geriyordu. Nedenini bile sormuyordu. Onun hep yanımda olmasını istiyordum. Beni hiç bırakmasın istiyordum. Ona sımsıkı sarıldım.Onu hiç bırakmayacak gibi. Yemeğe oturduğumuz da hala tek kelime laf etmemişti. Bana kızar,söylenir sanıyordum ama hala tek çift laf söyleniyordu. Belki de benim anlatmamı bekliyordu. Ona ne var ne yoksa her şeyi anlatacaktim. Koşulsuz yanımda duran, bana her zaman kanat geren adama anlatmayacaktım da kime anlatacaktim ki. Ama bunu sağlam kafa ile yapamazdım. Hemen Çağlar'a dönüp: Benim hayatımı merak ediyorsun demi diye sordum. Önce gözlerime sorgular şekilde baktı ama yine konuşmadı.Sadece kafasını salladı. Hemen oturduğum yerden kalkıp yanındaki sandalyeye oturdum. Ellerini tutup Biliyorum benim senden bir şeyleri gizlememi istedin. Beni korudun. Benim anlatmamı bekledin. Ama kendime bile anlatamıyorum çağlar ben. Kendime bile söyleyemezken sana nasıl söylerim diye düşündüm durdum hep. Sana deli gibi anlatmak istedim. Benden kaçarsın sandım. Beni sevmezsin sandım. Beni yargılar ve benden uzaklaşırsın sandım. Özür dilerim beni koşulsuz sevdiğin için deyip yanaklarına kocaman bir öpücük kondurdum. Bak güzelim bana. Sen benim dostumsun. Sen benim küçük kardeşimsin. Senin canın yansa benim canım yanar. Senin saçının teline zarar gelse benim yüreğim hoplar. Ben buradayım,senin yanındayım. Kendini zorunda hissetme. Ne zaman anlatmak istiyorsan, ben seni hep dinlerim. Hep de dinleyeceğim tamam mı dedi. Seni hak edecek ne yaptım ben çağlar. Çok şükürler olsun ki senin gibi bir dost girdi hayatıma. İyi ki varsın iyi ki... Ben yediğimiz bulaşıkları yıkarken çağlar ise bize film seçiyordu. Bugün bizde kalmasını ve beni tek bırakmamasını istemiştim. O da öyle yapmıştı. Ama bilmediği bir şey vardı. Bira sipariş etmiştim. Normalde ona söylesem asla izin vermezdi ama bugün buna ihtiyacım olduğunu düşünüyordum. Mutfakta işimi bitirdiğim de ben de salona doğru ilerledim. Hay aksi diye bir ses yükseldi ağzımdan. Çaglara baktığım da anlamaz bir şekilde yüzüme bakiyordu. Ona elimi boşver der gibi sallayıp mutfağa geçtim. Annemi aramayı unutmuştum. Hemen ekranda görünen Kraliçem yazısına tıklayıp annemi aradım. Annemin yorgun sesi belirdi ondan. Esila yavrum nasılsın İyiyim anneciğim sen nasılsın. Sesin yorgun geliyor. Bir sorun yok değil mi? İyiyim yavrum iyiyim. Tezgaha yemekleri koydum onu ısıt. Kapıyı kilitle. Şimdi kapatmam lazım deyip kapattı. Kaç yaşında kadındı. Hala benim için uğraşıyordu. Sesinden bile belliydi ne kadar yorulduğu. Benim bir an önce iş bulup anneme destek olmam lazımdı. Annemin her sesinin titreyişinde,içim burkuluyor ve nefes alamıyor gibi hissediyordum. Bunu bugün Çağlar'a da diyecektim. Her ne kadar karşı çıkacağını bilsem de. Kapı çaldığında Çağlar kapıya gitti. Ama giderken de bana anlamaz gözler ile bakmayı tabi ki ihmal etmemişti. Ben ise kikirdayarak verecek tepkisini izledim. Elinde bira şişeleri ile bira adam duruyordu. O şişeleri aldı. Ben parayı uzatırken benim paramı elinin tersiyle itip kendi ödedi. Adama teşekkür edip,elindeki poşeti kaldırdı. Evet küçük hanım bir açıklama bekliyorum senden. Bana kızma. Sana söylesem yok diyeceğini biliyordum. Ama bugün ilk defa kendimden geçmek istiyorum. Mantıksız düşünmek istiyorum. Hata yapmak istiyorum. Sana güveniyorum Çağlar. Sen varken bana hiçbir şey olmaz ki diyerek bir çocuk edasında kollarının arasına kıvrıldım. Çünkü bana dayanamazdı o. Elini tehditkâr bir sekilde sallayıp abartmak yok dedi. Ben ise halinden hoşnut bir şekilde kafamı sallayarak cevap verdim. Pijamalarımi giyip geldiğim de her şey hazırdı. Çağlar hepsini hazırlamıştı. Stranger things izliyorduk beraber. En son 4.sezona gelmiştik ama bitirmek bir türlü nasip olmamıştı. O da bunu hatırlamış olacak ki stranger things'i açmıştı bile. Bira şişeleri ise masanın üstünde öylece duruyordu. Bugün hiçbir şeyi düşünmek istemiyordum. Merdivenlerden inerken arınma günü diye bağırdım. Bir yandan da karnımı tutarak kahkahalar atıyordum. Sanirim deliriyordum. Çağlar ise bana bakıp sadece gülümsüyordu. Masanın kenarına oturup gel bakalım şöyle sen diyerek beni yanına oturttu. Ve iğrenç kokan bira şişesinin birini elime verdi. Çok zorlama güzelim olur mu dedi. Kafamı saklamakla yetindim. Elime aldığım şişe iğrenç kokuyordu. Tadı ise çok kötüydü. İnsanlar bunu nasıl içiyor,nasıl dertlerinden arınıyor hiç bilmiyordum.Çaglara baktığım da ise bir şişe çoktan bitmişti. Hadi ama ben daha yarısını bile icememisken. Gece uzun güzelim dedi. Gece uzun Çağlar uzun... O iğrenç kokuyor dediğim bira şişesinin şu an ikincisini bitiriyordum. Düşüncelerim kendi içinde boğulurken içtiğim şeyin tadını bile almıyor,nefes alamıyor gibi hissediyordum. Çağlara baktığım da hazır olup olmadığımı sorgular gibi bakıyordu. Başım çok dönüyordu. Anlatmak zorunda değilsin güzelim. Kendini hiçbir şey için zorlama. Sen anlatsan da anlatmasan da ben hep yanında olacağım. Sen kötü zamanlardan geçsen de ben her zaman elini tutmak için zaman kollayacağım. İnan bana senin düşmene asla ama asla izin vermeyeceğim. Gün olur bu lafımı çiğnersem gel yüzüme tükür dedi. Ben ise elini tutup cesaret aldım. İkinci birami birden kafama dikip boğazlarımin o keskin acıyı tatmasına izin verdim. Hiçbir şey hatırlamıyorum. 2,5 yaşlarında bir şeymişim. Annem beni alıp kaçmış babamdan. Dayanamamış babamın yaptıklarına. Babam her zaman içip içip gelir annemi dövermiş. Annem ilk önce beni bırakmak istemiş. Sonra dayanamamış, kiyamamis bana. Annem de cahilmis çağlar. Daha 14 yaşında. Küçükken vermişler babama annemi. Kefil olmuşlar. Dedem çok para göz bir adammış. Babama kefil olanlar evi arabası her şeyi var demiş. Anneme bile sormamis dedem. Vermiş annemi. Kına gecesinde kaçacak olmuş annem. Dedem annemi o zaman da dövmüş. Bir yandan içiyor, bir yandan canim acıya acıya olanları anlatıyordum. Zoruma gidiyordu bir şeyler. Ama belki anlatmak iyi gelir diye devam ettim. Neyse annem eve geliyor. Gerdek falan nedir bilmiyor,zorla sahip oluyor anneme. Annemin canı acıyor,umursamıyor bile. Her gün dövüyor. Sonra ben oluyorum 15 yaşında. Kadın daha kendi çocuk bana nasıl bakacak ki. Emzirmeyi bilmez ki o kadarcık çocuk. Yardım ediyor komşular. Öğretiyorlar anneme nasıl olacağını. Babam,bu sefer de bu çocuk neden ağlıyor diye dövüyor annemi. Annem dayanamıyor her gün dövüşe kavgaya alıp beni kaçıyor. Korkuyor babamdan. Eğer bu çocuğu bırakırsam bunu da öldürür diye. Köye gidiyor. Bir iki gün kalıyor köyde. Sonra kırmızı bir araba yaklaşıyor eve doğru. Annem tabi anlıyor beni almaya geldiklerini. Babam denilen adam toplamış iki üç kişi. Kızımı verin diye bağırıyor. İçkili adam nasıl bakacak ki bana. Annem koşuyor dağlara doğru. Ama lanet herif orada da buluyor annemi. Bir koşu alıyor beni ondan. Annemin çığlıkları yankılanıyor dağlarda. Ama o ayyaş herif duymuyor bile annemi. Travmalara inanır mısın çağlar diye sordum. Kafasını salladı içkisini yudumlarken. Ben de inanirim biliyor musun. Daha iki buçuk yaşında iken ben sana yemin olsun belki çok saçma ama o görüntüleri hatırlıyorum. Kırmızı bir araba. Üzerimde elbise. Ve anne diye ağladığımı hatırlıyorum. Arkamı dönüp annemi izlediğimi gitmek için çırpındığımi hatırlıyorum. Annemin dizlerinin üstüne çöküp Esila diye bağırdığıni hatırlıyorum. Belki inanması güç ama bu görüntü cikmiyor benim zihnimden. Bir yandan anlatıyor,diğer yandan ise bira içmeye devam ediyordum. O boğazımı yakan keskin tat yok olmuş gibiydi. Çünkü şu an daha büyük bir yangın vardı içimde. Annemin yangını. Ne oldu dedi titrek sesle... Ne oldu. Ben hıçkıra hıçkıra ağlıyormuşum. Bir tane adam varmis mahallemizde. Dayanamamis benim feryatlarıma. Gelmiş konuşmuş annemle. Yavrucak çok kötü her gün ağlıyor. Çocuğun için dayan yavrum demiş. Annem de kabul etmiş. O an orada olmuş olsam , bana bir konuşma hakkı verseler gelme anne derdim. Benim için bu işkencelere dayanma. Nolur kendini kurtar bu aşağılık pislikten diye yalvarirdim ona. Annem gelmiş. Bitmemiş hiçbir zaman kabuslar. Ne adam değişmiş ne de annem. Annemin tek yaptığı beni o pislik adamdan korumakmiş. Anneme kimse sahip çıkmamis. Ne annesi ne babası ne de herhangi biri. Hep şey diyormus. Kızım buyuyecek o bana sahip çıkacak. Ben büyüdüm çağlar. Bak ben büyüdüm diye bağırdım. Ama ben anneme sahip çıkamıyorum. Annemin şimdi şu kanepeye uzanıp ,ayak ayak üstüne atıp uzanması lazımdı. Anlıyor musun? Ama o hala çalışıyor ve ben ondan gelen para ile besleniyorum. Salak salak işlerle uğraşıyorum diye hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Artık hıçkırıklarim o kadar yükselmişti ki kendime engel dahi olamıyordum. Sonra çağlar tuttu kolumdan kendi çekti. Babamın okşamadığı saçlarımı okşadı. Babamın bir kere bile öpmediği yaralarımdan öptü. Anlatmak zorunda değilsin güzelim dedi. Ben ona anlatmıyordum ki. Ben kendime anlatıyordum. Ne kadar aşağılık bir hayatım olduğunu ben kendi yüzüme çarpıyordum. Kaçtığım gerçekleri bir bir yüzüme vurduğumda canımı acıtıyordu. Ama gerçek esilayı ortaya çıkarmak için buna ihtiyacım vardı. Daha ilkokula gidiyorum. Tanışma Faslı olur bilirsin ilk okulda. Sanki bok var gibi babanın mesleği ne diye sorarlar. Herkes babasının mesleğini söylerken sırf ben arkadaşlarıma rezil olmamak için emekli derdim. Benim babam ayyaş,eve ekmek getirmiyor diyemezdim. İlk okuldaki travmam buydu. Baba kelimesi.Oysa ne özeldir o kelimeler. Okul çıkışında izlerdim pembe tokalı kızların babasının boynuna kocaman sarıldığını. Özenirdim babasına aşık olan kızlara. Her ne kadar nefret ediyorum desem de ilkokul yıllarım da babamın bir kızım demesine deli gibi ihtiyacım vardı. Bir kızım dese ben her şeyi unutmaya razıydım. Bu kadar aciz bir kızdım işte. Eve geldiğim zaman annemin nefesini kontrol ederdim. Her gün yalvarirdim Allah'a . Ne olur Allah'ım bu adamdan bizi kurtar. Anneme sağlık ve huzur ver diye. O çok çekti ne olur onu koru diye. Tek düşündüğüm şey annemin iyi olmasıydı. Diğer başka hiçbir şey Umrumda değildi. Hep takdir belgesi ile bitirdim okulu. Tek bir isteğim vardı. Annemi kurtarmak. Hep biraz daha hırs ederdim. Sonra büyüdüm. Yaşıtlarıma baktığım zaman kimi tırnağı kırıldığı için ağlıyordu. Kimi ise sevgilisinden ayrıldığı için. Ben ise annemin küçük savaşçısı idim. Hep ozenirdim onlara. Bazen isyan ederdim. Neden Allah'ım diye. Ben ne yaptım diye. Neden mutlu olamıyorum diye. İnsan kendine dağ olamıyor çağlar bazen tek başına. Ne kadar ben güçlüyüm, ben tek başıma yaparım desen de insan bazen istiyor ki saçı okşansın. Ben varım desin. Ama bana kimse öyle demedi. Ben senin yaralarına da razıyım,her şekilde kabulum demedi. Ben de zaten hiçbir zaman anlatmadım kimseye. Kendim olamadım hiç. Olmadığım biri gibi davrandım. Dışarıya baktığım da o özendiğim çiftlere benzemek istedim. Mesela hiç sevgilim olmadı. Çünkü korktum. Babasının bile sevmediği bir kızı biri neden sevsin diye korktum. Kendi babası , canından bir parçasına sahip çıkmazken beni kim ne yapsın diye düşünüp durdum. Annem beni hep güzel kızım diye sever. Arkadaşlarım da sen çok güzelsin ama asla bilmiyorsun bunu der. Ben kendimi hiç güzel bulamadım çağlar. Ben hep kendimi çirkin ve aciz biri olarak gördüm. Baba sevgisi, o sevgi açlığı beni bambaşka birine dönüştürdü. Hep şey istedim. Benden uzak durmalılar. Kimseye kendimi anlatmamaliyim. Beni tanirlarsa benden uzaklaşırlar diye düşündüm. Sonra bir gün ınstagram'dan biri ile tanıştım. Çocuk çok yakışıklı biriydi. Sürekli kendimi onunla konuşurken buldum. Bana güzel güzel sözler söylüyor,sanki hayatındaki tek kadın ben gibi hissettiriyordu. Bu durum çok hoşuma gidiyordu. Ona inanmıştım.Sanaldan biri idi. O kadar sevgiye aç bir insanım ki sanaldan birini bile kabul etmiştim. Ve ona deli gibi bağlanmıştım. Sonra onun başka bir kızla olduğunu öğrendim. Kendime gelemedim aylarca. Hiç görmediğim,sesini duyduğum çocuğa deli gibi tutulmuştum. Psikologa gitmeye karar verdim. Sonra beni ayıplarlar, yarın bir gün ortaya çıkar diye ondan da vazgeçtim. Hep birileri için yaşadım. Hala da birileri için yaşıyorum. Ben kendim için hiçbir şey yapmadım çağlar ve bu benim çok zoruma gidiyor. Sonra seni gördüm. Benimle konuşmak istiyordun. İkinci bir vaka daha taşıyamazdım. Kendimden uzaklaştırdım seni. Seninle konuşmak istemedim. Ama sen pes etmedin. Hep benim yanımda oldun. Korktum. Sen de gidersin diye korktum. Acılarımı bilirsin de beni oradan vurursun diye çok korktum. Sonra seni tanıdım. Soru bile sormuyordun. Sadece yanımda duruyordun. Neden bile demiyordun bana. Ben inanmak istedim çağlar. Sana güvenmek istedim. Peki baban ondan nasıl kurtuldunuz diye sordu. Bir gün geldi eve. Ama nasıl mutlu. Kızım diye seslendi bana. İlk defa o gün çağırdı beni yanına. Ben de aciz bir insan olduğum için gittim yanına. Bana sevgi gösterir sandım. Beni sever sandım. Ama yanına gittiğim de bana dediği şey. Kız hadi iyisin sana görücü çıktı oldu. 15 yaşındaydım. Annemin sesi geldi. Hıçkıra hıçkıra ağladı. Benim kaderimi kızım yaşamayacak diye ağlıyordu. Annemi o gün odaya kapatıp dövdü. Beni aldı yanına çok zengin eğleneceksin dedi. Evlenmeyecegim dedim. Bağırdım, ağladım. Duymadı beni. Adam 45 yaşındaydı. Beni o adama verecekti kafasına koymuştu. Annemin yanına gittim koşar adımlarla. Kalk dedim. Gideceğiz bu evden. Bosanacaksin bu adamdan. Nasıl gidelim kızım öldürür bizi dedi. Umursamadım. Ben o adamla evlenirsem ölürüm annem dedim. O lanet adamin vurduğu yerleri öptüm. İkna ettim annemi. O ayyaş herif uyurken aldık esyalarimizi İstanbul'a geldik. Annene miras olarak tarla kalmıştı. Apar topar sattık onu. Sonra bu evi aldık kendimize. Boşanma işlemlerini başlattık. İlkinde boşanamadı ama biraz uğraştıktan sonra o adamdan kurtulduk. Annem çalışarak eşyaları aldı eve. Ben okumaya devam ettim. Sonra ayyaş herif buldu bizi. Götürmek istedi annemi. Uzaklaştırma aldım annem için. Ama durdurmadi bu ayyaş herifi. Hala da dolanıyor etrafta. Tek fark ben artık eski Esila değilim. Ve annemi ezdirmeyeceğim. Çağlar'a baktığım da onun da gözlerinden yaşlar aktığını gördüm. Beni sımsıkı sarıyordu. Ona anlatmaktan hiç çekinmemiştim. Yarın bir gün aramız açılsa bile pişman olmayacaktim. Çünkü o her şeyi hak ediyordu. Ellerimi tutup Ben senin bu kadar zorluk yaşadığını bilmiyordum güzelim. Ben kanadı kırık kuşun bu denli yaralandığını bilmiyordum. Ama sana yeminim olsun artık üzülmek yok Esila. Artık ağlamak yok. Sana yemin ederim. Artık seni bir tek kişinin bile uzmesine izin vermeyeceğim. Çünkü ben varım artık yaninda. Özür dilerim daha önce hayatında olmadığım için deyip sarıldı. Sen benim hayatıma giren en güzel adamsın. Benim insanlara karşı güvenim yokken sen benim de kalbim olduğunu hatırlatan adamsın bana. Ben birine nasil sevgi duyulur bilmiyordum. Seninle tattım bunu. Seninle sevgi kavramını öğrendim. Hem de koşulsuz sevgiyi. Sen benim için çok şey ifade ediyorsun çağlar. Sen benim yaralarımı biliyorsun. Sen benim yaralarımı artık nereden kanatacağını da öğrendin. Asla pişman değilim biliyor musun. Yarın bir gün aramız kötü olsa bile. Sana yemin ederim anlattıklarımdan asla pişman olmayacağım. Çünkü ben biliyorum ki sen gerçek bir dostsun. Ne olursa olsun her koşulda yanımda olduğun icin,bana koşulsuz sevgiyi tattırdığın için teşekkür ederim dostum. Uzun bir gece olmuştu. Çağlar ile baya bir konuştuktan sonra misafir odasına geçip,uyumaya gitmişti. Ben de etrafı düzenledikten sonra oturmaya başladım. Ne çok şey yaşamıştım ben öyle . Hala da yaşamaya devam ediyordum. Ama artık kendime gelme vakti gelmişti. Neden hayatta kaldığımi hatırlamam lazımdı. Kendim için değil,annem için hayatta kalıyordum. Ve artık onu mutlu etmem lazimdi. Çağlar'a her ne kadar söylemesem de yarın iş bulacaktım. Okuldan çıkar çıkmaz ilk isim bunu yapmak olacaktı. Anneme tabi ki de soylemeyecektim. Ama bir yerlerden başlamam lazimdi. Sonra bora geldi birden aklıma. Ondan da uzak durmam lazımdı. Hayatım zaten bu kadar zor iken bir de onlarla uğraşamazdim. Çağlar'a bu konuyu açmadığı için bir kez daha minnettar olmuştum. Benim için zaten zor bir gündü. Onu da anlatırsam çok daha zor olacağını biliyordum. Elimin altında ki leptopa uzandım. Ve i********: giriş yaptım. Neden bilmiyorum ama elim arama butonuna gitti. Her ne kadar umursamıyorum desem de bu adam da beni çeken farklı bir şey vardı. Arama butonuna Bora Kahramanoglu yazdım. Hemen çıkmıştı ve herkese açıktı profili. Profiline girdiğim zaman beni ilk önce çıplak bir fotoğraf karşıladı. Bu çocuk olduğundan daha da kaslı gibi çıkmıştı bu fotoğrafta. Ve çok çekici gözüküyordu. Biraz daha alta indiğim de buğlem ile olan fotoğrafını gördüm. Buğlem'in kızıl saçları, Bora'nin vücuduna bulanmış gibiydi. Vücutları bir bütün olmuş gibi dans ediyordu adeta. Bu kızın Bora'ya aşık olduğuna emindim. Peki ya Bora? O da aşık miydi bu kiza. Biraz daha alta indiğim de yine Buğlem ile olan fotoğrafına denk geldim. Buğlem farklı bir yana bakıyordu. Bora ise onu izliyordu. Elinde sigarası ile gözlerini ondan ayırmıyor gibiydi adeta. Bu fotoğraftan sonra emin olmuştum ki. Bu ikisi de birbirine deli gibi aşık idi. Bu niye benim rahatsız olmamı sağladı hiçbir fikrim yoktu. Ama bilmediğim bir his beni rahat bırakmıyordu. Zaten anlamış olmam lazımdı bana olan tavirlarindan. O kıza yükseldiğim zaman beni kollarımdan iğrenir gibi çekmişti. Canımı acıtmıs ve birakmamışti. Bu kıza ne güzel aşıktı öyle. Sırf sevdiği kadın için başka bir kadına zarar vermek ne kadar kotu görünse de bunu sevdiği kadını korumak için yapıyordu. Benim için Bora defteri kapanmıştı. Yarın sabah okula gittiğim de hiçbir şekilde onun yüzüne bakmayacaktım. O yokmuş gibi davranacaktim. Sanki o olaylar hiç yaşanmamış, okula hiç öyle biri gelmemiş gibi. Şimdiden anlıyordum ki beni zor günler bekliyordu. Sonuçta ben o çocuğu tanımıyordum. Ve tanımadığım adamın kime aşık olduğu ne yaptığı beni ilgilendirmezdi değil mi? Ne yaparsa yapsindi. Sanırım kendimin en büyük düşmanı bendim. Düşüncelere dalarken zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile olmuyordum. Yatağıma geçmeden önce misafir odasına gidip, Çağlar'a göz attım. Mışıl mışıl uyuyordu. Ama koca bebek gibi üstünü de açmıştı. Hemen yorganı örtüp üşümesin diye bir de üstünden battaniye örttüm. Alnına bir öpücük kondurmayi da ihmal etmedim. Çünkü o benim bu hayatta ki tek dostumdu. Bunu bugün bir kez daha öğrenmiş oldum. Kendi odama girdiğim de hala uykum yoktu. Ama uyumak zorunda olduğumu biliyordum. Çünkü yarın sabah erken kalkmam gerekiyordu. Hemen telefonumu çıkarıp saat 7.30 a alarm kurdum. Umarım duyabilirdim. Her zaman yaptığım şeyi yaptım. Masanın üzerinde duran annem ve benim olduğum fotoğrafı alıp,bir öpücük kondurdum. Şimdi rahat rahat uyuyabilirdim. Bugün benim için gerçekten yorucu bir gündü.Umarim yarından itibaren şans bana güler diye umut ederek , kendimi uykunun kollarına attım. Sabah alarmın sesi ile uyandım. Saate baktığım da tam 7.30 u gösteriyordu. Hiç kalkmak istemesem de kalkıp kahvaltı hazırlamam gerekiyordu. Ders 9 da başlasa da kahvaltı hazırladım diye erken kalkmak istemiştim. Misafir odasına girdiğimde hala çağların uyuyor olduğunu gördüm. Kahvaltıdan sonra uyandırırım diye düşünüp kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Patates kızartması yapacaktım. Hemen bir koşu patatesleri çıkardım. Daha sonra onu ince ince doğradım. Patatesleri çıkardıktan sonra yağı koyup onu ısıtmaya başladım. Bir yandan da domates dogruyordum. Menemen yapacaktım bir de. Patates bir beş dakika sonra kizardiktan sonra aynı tavaya domatesleri koyup pişmesini bekledim. Biraz piştikten sonra üzerine kırmızı biber serpiştirdim. Daha sonra da yumurtayı üzerine ekleyip menemeni de pisirmistim. Kahvaltı hemen hemen hazırdı. Annemin de gelmesine yarım saat kalmıştı. Hemen çayı da koyup altını biraz kistiktan sonra markete gitmek için mutfaktan çıktım. Yukarıya doğru baktığım da hala herhangi bir kıpırdama yoktu. Bizim ki hala uyuyordu demek ki. Bu benim gülümsememe sebeb olmuştu. Dışarıya çıktığım zaman güneş o kadar güzeldi ki içimi ısıtıyordu adeta. Nefes aldığımı hissediyordum. İnceden rüzgar esintisi yüzüme yüzüme vuruyor ve bu beni çok güzel hissettiriyordu. Markete geldiğim zaman Hasan Amcaya kocaman gülümsemem ile günaydın dedim. O da bana aynı samimiyetle karşılık verdi. Hasan amcam bana oradan iki ekmek verir misin dedim. Çok tonton bir amcaydi Hasan amca. İki ekmeği bana verip kocaman gülümsemesi ile yine beklerim kızım dedi. Bugün kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyordum. İçimde bilmediğim bir huzur vardı. Biraz daha ilerlediğim de sokağın başında bir çocuk dikkatimi çekti. Hemen hemen çağlar boylarında ve bizim yaşlarımız da biriydi. Yanında ise kısa boylu bir kız vardı. Sanırım aşk tazeliyor olmaliydilar. O kadar güzel görünüyorlardı ki. Sabah sabah birbirine böyle aşkla bakan bir çift daha görmemiştim. Bugün her şey çok güzel ilerliyordu. Hemen yanımdaki taşa vurdum ,nazar değmesin diye . Eve geldiğim de Çağlar'ın çoktan uyandığını annemin ise geldiğini gördüm. Canim annem çayı bile pişirip masaya koymuştu bile. Baktığım da çok yorgun olduğu her halinden belliydi. Hemen yanına yaklaşıp Ooo benim güzel sultanım mi gelmiş diye hemen yanağına kocaman bir buse kondurdum. Hemen çiçekler açtı benim sultanımın yüzünde. O da bana aynı şefkatle karşılık verdi. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Çağlar ile okula gitmek için evden ayrıldık. Ona baktığım da onun yüzünde memnun bir ifade vardı. Ne o konuşuyordu ne de ben. Sanırım mahcup olup olmadığımdan korkuyordu anlattım diye. Ben ona bunu dün de soylemistim. O yüzden sessiz kalmaya karar verdim. Sessiz bir şekilde okula vardık. Okula gittiğim de ilk dikkatimi yine onlar çekmişti. Ama dün gördüğüm şey bana her şeyi çok açık bir şekilde anlatmıştı. O yüzden hicbirinin yüzüne bile bakmadan sınıfa doğru ilerlemeye başladım. Çağlar'a baktığım da yüzünde şaskin bir ifade vardı ama bir o kadar da memnun olmuş. Bir şeyler değişmiş sanırım küçük hanım yanılıyor muyum dedi. Çok şey değişmisti hem de çok. Zil çaldığında önce Bora göründü sınıfın kapısının önünde. Göz göze gelmiştik. Direkt bana bakıyordu. Bana baktığını gördüğüm zaman hemen gözümü çektim ondan. Onunla uğraşamazdım. Naftalin kokusu yine burnuma dolmuştu. Aşağılık herif bilerek yanimdan geçiyordu. Sevgilinden de uzak duruyorum daha ne istiyorsun demek istesem de ona isteyeceğini vermeyecektim. Ders Türkçe idi. Hoca sınıfa gelir gelmez ödev istediğini söyledi. Hadi ama daha yeni bastın hocam ayağını hemen ödev nedir yahu diye soylendim. Ama tabi ki duymamıştı. Aşk nedir diyerek girdi konuya. Kim cevaplamak ister çocuklar. Mert hemen atıldı. Sınıfın ineği idi. Aşk birbirlerinin gözünde kaybolmaktır hocam dedi. Güzel diyerek karşılık verdi hoca. Melisa oradan hemen söze atladı. Sınıfın aşko kızıydı. Ya vallahi hocam bence aşk en çok hediyeyi kim alıyorsa onunla olmaktır deyip kahkaha attı. Bu kız cidden iflah olmazdı. Yahu aşk denilen şeyi de paranın içine almazsın ve kızım diye soylendim. Hoca duymuş olacak ki bir şey mi soyledin Esila dedi. Tüm gözler bana çevrilmişti. Hayır hocam bir şey demedim diye cevap verdim. Sence aşk nedir Esila diye sordu. Bunun cevabını bilmiyorum hocam. Çünkü daha önce hiç aşık olmadım diye cevapladım. Sınıftan oo'lamalar yükseliyor ve yerin dibine girmiş gibi hissediyordum. Sınıfın kazması Semih hemen oradan söze atladı. Sen izin versen ben sana aşk'ın kralını yaşatacağım da izin vermiyorsun ki kızım diye homurdandı. Kıkırdamıştım. O sıra arkadan bir kalem kırılma sesi geldi. Arkamı dönüp baktığımda ise sinirli gözler ile karşılaştım. Ters ters baktığım da onun da bana ters ters baktığını gördüm. Salak mıdır nedir sanki ne yapmıştım da bu andavut hiçbir şey yokken kendi kendine bana sinirlenmişti yine bu. Eline baktığım da elinin kanadığını gördüm ama onun umrunda değil gibiydi. Hala bana sert bakış atıyordu. Allah'tan çağlar o tarafa bakmıyordu da o salak herifin bana öyle baktığıni görmemişti. Yoksa bir de bunla uğraşmak gerçekten istemiyordum. Hocanın sesi ile kendime geldim. Nasıl birine aşık olmak isterdin Esila dedi. Haydaaa takmıştı hoca aşka. Cevabını vermeden sanırım beni bırakmayacaktı. Hocam ben, beni kollayan,bana göğus geren,canim acıdığın da canı acıyan beni kendi gibi sahiplenen biri ile olmak isterdim. Birinin kıyamadığı kişi olmak çok büyük ayrıcalıktır diye düşünüyorum. Bunları söylerken aklıma direkt Buğlem ve bora gelmişti. Buğlemin canıni acıttığımı düşünüp benim canımı yakan Bora. Ne kadar çok seviyordu o kızı. Başka birinin canını yakacak kadar. Devam ettim sözlerime. Ama sanmıyorum hocam böyle bir adam bulacağımı. Çünkü böyle bir adam olduğunu düşünmüyorum. Aşk çok değişik bir şeydir çocuklar. İnsana yapmadığı şeyleri yaptırır. Şu an lisede olduğunuz için düşünceleriniz çok değişkenlik gösterecektir. O yüzden bir şeyleri yaşamak istiyorsanız, ileriye bakıp yaşamayın. Anı yaşayın. Birini sevmek mi istiyorsunuz sevin. Ona ilgi mi gösteriyorsunuz bunu ona deyin. Çünkü büyüdüğünuz zaman akıl, kalbin önüne geçecek ve size bunları asla söyletmeyecek. Kanınız çok hızlı akıyor. Düşünceleriniz çok çabuk değişiyor. En azından şunu demelisiniz. Ben lisede böyle böyle şeyler yaşadım ve asla pişman değilim deyin. Çünkü insan yaptıklarından değil, daha çok yapamadıklarından pişman olur. Hoca çok haklıydı ve çok da güzel konuşuyordu. Ama benim şimdi bile bir şeyler yaşamaya cesaretim yoktu. Daha öncelikli şeylerim vardi. Ailem gibi. O an tenimde bir nefes hissettim. Biri resmen nefesini üflüyordu tenime. Bu Bora'dan başka biri değildi. Salak miydi bu adam sevgilisi varken ve benden uzak dur diye bas bas bağırırken şimdi niye böyle hareketler yapiyordu ki gerçekten bu adam akillanmazdi. Ona dönüp sinirli sinirli baktığım da onun ise 32 diş sırıtarak bana baktığını gördüm. Hoca evet Bora sence aşk nedir diye sordu ? Bora ise beni darmadağın eden o sözleri söyledi. Aşk birinin maviliklerin de boğulmaktır hocam.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD