(4.Bölüm)

3087 Words
Neydi bu adamın amacı . Beni alt etmek istiyordu . Ama bunu neden yapmak istiyordu . Ben dün kendime bir daha onunla yan yana bile bulunmayacağım diye söz vermişken beni niye alt etmeye çalışıyordu. İstediği bu değil miydi. Mavilikler de bulunmak demek ne demekti şimdi. Benden ne istiyordu. Gözlerimin içine baka baka bunu söyleyip, bunu sanki ben söylemişim gibi umursamadan sınıftan çıkışı bile canımı sıkıyordu. Ama ben hala kararliydim. Ve bu aşağılık herifle elimden geldiğince muhattap olmamaya özen gösterecektim. Çaglar elinde kocaman bir çikolata ile geldi. Bana uzatıp al bakalım demişti. Onun yanağına hemen bir öpücük kondurdum. O da kendine beni çekip sarıldı. Ve her zaman yaptığı şeyi yapıp saçlarıma buse kondurup Derince nefes aldı. Bazen düşünüyordum annem doğursa bu kadar yakın olur muyduk acaba diye. Pat diye bir ses duyuldu. Sese dogru baktığım da ise Bora kapının önünde durmuş bize dik dik bakıyordu. Elinde ki çay bardağıni kırmıştı. Sıkmış olacak ki elleri kan içindeydi. Buğlem elini tutmaya çalışsa da elini ona bile uzatmadan dik dik bana bakıyordu. Çağlara baktığım zaman o da anlamaz şekilde bakıyordu. Yine mi bir şey yapmıştım. Sinirli bir şekilde çenesini sıkıyor, damarları buradan bile net şekilde belirgin bir biçimde gozukuyordu. Buğlem yaklasmaya çalıştığın da ise Buğlem şimdi değil canını yakarım deyip onu azarlayip, uzaklastirdi. Ve kendini bir hışım dışarı attı. Hoca çoktan gelmişti. Ama hala aklım Boradaydi. İkidir bana çok dik bakiyor ve bu benim canımı sıkıyordu. Her ne kadar ondan uzaklaşmak istesem de kendimi yine onun yanında buluyordum. Çağlar'a dönüp lavaboya gitmem gerek dedim. Başını onaylar şekilde salladi. Hemen hocanın yanına gidip izin aldım. Tabi ki lavaboya gitmeyecektim. Neden bilmiyorum ama Bora'yı merak ediyordum. Her nereye baksam da onu bir türlü bulamadım. Tek bakmadığım yer salondu. Genel de burada erkekler futbol oynar, kızlar ise voleybol oynarlardi. Ee tabi bir de boks yeri vardı. Oraya gideceğini hiç düşünmesem de kendimi orada buldum. Kapıdan içeriye girdiğim vakit çıplak bir bedenle karşılaştım. Boradan başka kimse değildi tabi. Deli gibi kum torbasını yumrukluyordu. Elleri ise daha fazla kanıyor, bunu umursamiyordu bile. Gerizekalı olmalıydı bu çocuk. Her ne kadar bir yanım boş ver git dese de ,gönlüm gitmeye razı olmadı. Korkak adımlarla yanına doğru yaklaştım. O ise benim geldiğimi görmemişti bile. Yanına yaklaştığım vakit hareketleri duraksadı. Kafasını çevirip bana ters bir bakış attı. Ama beni umursamamaya kum torbasına daha hızlı vurmaya devam etti. Kan çok akıyordu. Bilerek canını acıtmak istiyordu sanki. Neden bilmiyorum ama içim de bir şeyler eziliyordu sanki. Tokat atıyorlar bana gibi hissediyordum. Kum torbasına vurduğu elini bir cesaretle tuttum. Ve sesimin titremesine engel olamadan ko-kolun titriyor bora demiştim. Hala elini cekmemesinden cesaret almış olacağım ki cebimde ki peceteyi çıkarıp elinin üstünde ki kan izlerini sildim. Hala pür dikkat bana bakıyordu. İzin verir misin dedim. Sadece kafasını salladı ve beni dikkatle izlemeye devam etti. Kum torbasinin yanında küçük bir sandalye vardı. İkimiz de oraya geçtik. Ve sandalyelere oturduk. Ona biraz daha yaklaşıp yerde olan suyu açıp elinin uzerine döktüm. Ona bakmıyordum. Çünkü eğer ona bakarsam bu işi yapamayacak ve elime yüzüme bulaştıracağımdan eminim. Ellerinin üzerinde ki kanı temizledikten sonra peçete ile sildim. Kafamı kaldırmaya cesaret bile edemiyordum. Kuruladiktan sonra, kafamda ki saç bandanamı çıkarıp üzerini bir güzel sardım. Ama hala gozlerine bakamıyordum. Naftalin kokusu genzimi dolduruyor, ve nefes alamayacak gibi hissediyordum. Kalbimin üzerinde sanki bir şey vardı. Yumru gibi bir şeydi. Ve bu beni çok zorluyordu. Elleri çok güzeldi. Damarları o kadar belirgindi ki. Bu adamın elleri tutulmak için yaratılmış gibiydi. Cesaretimi toplayıp yüzüne baktigim da onun da beni pür dikkat izlediğini fark ettim. Konuşmadan ikimiz de birbirimizi süzüyorduk. Neden Esila? Anlamamış gibi ona bakıyordum. Ne neden di. O da anlamadığımı anlamış olacak ki aval aval bakmamdan sorusunu yineledi. Onca sana yaptığımdan sonra bu yardım neden Esila. Ben insanım Bora senin aksine. Kendine yorma bunu. Bu sen olmasan da yapardım bu yardımı. Kaşları çatıldı hemen. Ve çıkaracak oldu elinde ki bandanayi . Lütfen dedim. Bana anlamaz gözler ile bakıyordu. Neye lütfen dediğim hakkında bile bir fikrim yoktu . Niye burdasın sen kızım. Sanane benim elimde ki bandandan . Sanane benim elimde ki kandan. Sen kimsin ya . Sana insan gibi yardım etmek istedim. Seni kötü halde gördüm ve yanında olmak istedim. Senin aksine, senin canın yanarken sana bir de ben vurmadım. Ama sen insanlıktan anlamazsın değil mi Özür dilerim Bora. Senin insan olmadığını unutmustum. Salaklık bendeydi. Bu dağ ayisina niye yardım ediyordum ki. Tam gitmek için yeltenmisken beni durdurup kendine çekti. Anlamaz gözlerle ona bakarken "kim o" diye sordu. Kimden bahsettiğini anlamamıştım. Elisa salağa yatma o çocuk kim diyorum diye yükseldi. Git başımdan diyerek uzaklaşmaya çalıştım ama gerizekalı herif bir türlü kolumu bırakmıyordu. Senin yanında oturan, sana dokunan, seni koklayacak kadar yanında duran adam kim Esila ! Sanane be diye cırladım. Sana hesap mı verecegim diyerek üstüne doğru yürüdüm. Vereceksin lan ! Ona koklatıp benim yanıma gelemezsin. Aşağılık herif ! Sen aşağılık bir herifsin. Ben de suç sana insanlık yapıyorum. Cehennem de yan Bora! Kendimi dışarı atmıştım. Bu kim oluyordu ki bana hesap soracak şeyi kendinde buluyordu. Aptal herif ! Ben niye bu adamın peşinde kosuyordum . İyice sinirlenmeye başlamıştım. Kapıya vurup sınıfa girdiğim de daha dersin bitmesine yirmi dakika olduğunu öğrendim. Daha çok vardı. İçeri girdiğim de Çağlar neredesin kızım sen bakışı attı. Karnımı gösterip, sanırım bozmuşum makineyi deyip kıkırdadım. Sen adam olmazsın bakışını atmıştı çoktan. Ben hocayı dinlerken pat diye içeri Bora girdi. Özür bile dilemeden arkama geçti. Hayvan herif! Hocan var senin burada saygısız. Hoca ise onu umursamayip dersine devam etti. Hoca bile ses çıkarmıyordu. Sen kimdin Bora Kahramanoglu kim ? Dersi dinlerken tenimde bir nefes hissettim. Hemen ardından ise naftalin kokusu genzimi doldurmuştu. Bu adam napiyordu. Hemen çağlar'a baktım gorecek diye. Allah'tan hocayı dinliyordu da beni görmüyordu. Yoksa çok büyük kavga çıkarabilirdi. Kendimi geri çekmek istiyordum. Tepki vermek istiyordum. Ama nutkum tutulmuş gibi duruyordum öyle. Ses çıkarırsam Çağlar'ın duyacağından korkup sesimi dahi çıkarmıyordum. Ellerini devreye sokup saçlarımı okşamaya başladı. Kulağıma daha da yaklaştı. O da böyle mi okşuyor seni dedi. Hemen tenimin uzerindeki elini bir çırpıda çekip kendimi biraz ileri attım. Ama ne yaparsam yapayim bir türlü elini çekmiyordu. Lütfen diye fısıldadı. Yine uzak dur ama lütfen izin ver dedi. Sesi yalvarır gibi çıkıyordu. Neyden izin istiyor, onu dahi bilmiyordum. Ne yaptığı hakkında ise hiçbir fikrim yoktu. Onda doğru yaklaştığım da kokumu içine çektiğini hissettim. O kadar derin soluyordu ki. Bu bu çok güzel diye fısıldadı. Saçlarım uzun olduğundan dolayı ne yaptığı gözükmüyordu. Ama ben burada can çekişiyor gibiydim. Her ne kadar ondan uzaklasmak istesem de bu yaptığı şey deli gibi hoşuma gidiyordu. Sevgilisi varken bunu yapması normal miydi. Ya da ben bu kadar aciz mıydım. Niye bunu yapmasına izin veriyordum ki. Ama şu anlık anı yaşamak istemiştim. Saçlarımın arasından boynuma geldi. Korkuyordum biri görecek diye. Ama ne hoca ne de Çağlar buraya bakmıyordu. Bundan cesaret almış olacak ki daha da sokuldu. Boyu uzun olduğundan dolayı zorlanmamisti bile. O an boynuma bir ısırık bıraktı. Ne yapıyordu bu çocuk. Kısık sesle yalvarır bir şekilde "Bora ne olur dur" diye fısıldadım. Ama o orayı deşiyordu adeta. Isırıklar atıyor daha sonra ise orayı yalıyordu. Bu çok farklı bir duyguydu. Alt tarafım da değişik bir hareketlenme oluşuyor sanki vücudum bunu istiyor gibi daha da tepki veriyordu. Daha da fazlasını istiyordum. Ben değil gibiydim. Bora ise herkesin unutmuş bir şekilde çok güzelsin diye fısıldıyor aynı zaman da da küçük küçük ısırıklar atmaya devam ediyordu. Siktir! Nasıl yapıyorsun bunu sen ! Küçük ısırıklarla bile beni ne hale getirdiğinin farkında mısın kızım sen diye fısıldadı . Ne olur dur Bora dedim. Zilin çalması hayatımı kurtarmıştı. Hemen tüm cesaretimi toplayip ondan geri çektim kendimi . Darmadağın etmişti bunu bana. Boğazım yanıyordu. Kesin iz kalmıştı. Hemen saçlarımla onu örtüp sert bir bakış attım Bora'ya. O bile oralı bile olmamıştı. Tek yaptığı şey gülmek olmuştu. Bu çocuk çok pislikti hem de çok. Ders Beden dersiydi. Hemen bir koşu gidip eşofmanlarımı giymiştim. Kız ve erkek giyinme odası yan yanaydı. Ben çıktığım vakit karşımdan da Çağlar'ın çıktığını görüp hemen yanına gittim. Ne haber benim güzelliğim diyerek hemen beni kollarının arasına aldı. Ben de hemen bir çocuk edasıyla ile kıvrıldım yanına. Pat diye bir ses duyuldu arkamızdan. Pislik Bora kapıyı öyle bir sert vurmuştu ki . Yine sert ve dik bakışları ile gözü bizim üzerindeydi. Çağlar bu çocuğu hiç umursamiyor , hareketlerine anlam dahi yuklemiyordu. Ama ben bu durumdan çok rahatsız olmuştum. Bana yaptıklarını anlatsam acaba Çağlar ne tepki verirdi. Ama tabi ki de anlatmayacaktım. Her şeyi normal karsilasa da bunu normal karşılayacağını düşünmüyordum. Yanımızdan rüzgar gibi geçti ama benim tabi ki de umrumda olmamıştı. Bu adamın dengesizlikleri ile uğraşmayacaktım. Sınıfa doğru ilerlerken sınıfın ineği Buse gelip, heyecanlı bir şekilde ders yok gençler, hocanın işi varmış diyerek yanımızdan ayrıldı. Hadi ama boşuna giymiştik o kadar kıyafetleri diye dudak büzdüm. Çağlar ise benim aksime sevinip acıkmıştık iyi oldu bence diyerek kantine doğru gitti. Ben bahçe de seni bekliyorum deyip yanından uzaklaştım. Bahçeye doğru adım attığım da Bora ve takımı her zaman ki yerlerinde oturuyordu. Buğlem de yine aynı yerindeydi. O kadar çok yakınlarken ve sevgilisi varken neden bana bunları yapmıştı ki. Cidden çok tuhaftı. Umursamayacaktim. Kendime bunu bugün kaç kere söylemiştim acaba. Her ne kadar bakışlarını üzerim de hissetsem de onlara doğru bakmadım. Ve en uzak köşeye kendimi atmıştım. Okulun kapısına doğru baktığım da çağlar elinde dönerlerle yanıma doğru geliyordu. Hadi ama aptal o kadar çok şey almıştı ki, taşıyamıyordu bile. Bu benim gülümsememe sebeb olmuştu. Hemen yanına gidip , yanağına bir buse kondurdum ve bir çırpıda elinde ki şeyleri aldım. Piknik mi yapıyorduk acaba bayım diyerek ona gülümsedim. Yemekleri bir güzel miğdeye indirdikten sonra Çağlar 'a dönüp : Ben işte çalışmak istiyorum. Okuldan sonra cafelere bir uğrayıp bakacağım. Bildiğin bir yer yok mu diye sordum. Önce anlamaz bakışlar ile bana baktı. Çalışmanı istemiyorum Elisa. Her yer it kopuk dolu kızım. Oralarda seni rahat bırakacaklarini falan mı düşünüyorsun sen. Yerimden kalkıp, onun yanına oturdum. Sana ne kadar değer verdiğimi, senin için kimlerden nelerden vazgeçeceğimi biliyorsun değil mi diye sordum. Kafasını salladı. Ben ise devam ettim. Sen benim için çok önemlisin. Sözlerin benim için çok önemli. Ama anneme yardım etmem, eve para götürmem lazım Çağlar. Annem çok yoruldu. Bana belli etmese de uyumuyor bile. İki ay sonra üniversite sınavı var. Bir de üniversite masraflarım olacak. O yüzden ne kadar para biriktirirsem benim için kâr. Ne olursun annemin haberi olmasın. Derslerimin ne kadar iyi olduğunu biliyorsun. İş gününde anneme dershane de olduğunu söylerim. Ne olur Çağlar hayır deme. Anneme yardım etmem lazım. Onun yükünü biraz da olsa hafifletmem lazım. Dün bunu deli gibi düşündüm biliyor musun. Böyle ilk aylığımı almışım. Annemin yanına gidip tüm paramı ona vermişim. Hayali bile güzel. Bu hayali benden alma olur mu. Nasıl güveneceğim ki Elisa. Sen çok güzel bir kızsın. Yamyamlar ne kadar çok dışarı da biliyor musun sen. Çalıştığın an da bir sürü telefon bırakacaklar, belki seni takip edecekler, en kötüsü ise bu insanlar seni elde etmek isteyecek, kötü dusuncelerine seni alet etmek isteyecekler. Bilmiyorum Elisa bilmiyorum. Sana söz veriyorum. Hiçbiri ile muhatap dahi olmayacağım. İşten çıktığım zaman seni arayacağım. Ve eve gidene kadar seninle konuşacağım. Sana hep haber vereceğim. Ne olur diye yalvarıyordum artık. Tamam ama bir şartla. Nedir o şartın? Seni ben bırakacağım. Ve seni ben alacağım. Telefonla falan benim içim rahat etmez. Oradaki herkese de sorarlarsa sevgilim diyeceksin. Kimse ile muhatap dahi olmayacaksın tamam mı diye sordu. Ben çoktan razıydım bile. Hemen boynuna atlayıp sarıldım. Ve yüzüne küçük küçük öpücükler kondurmaya devam ettim. Seni ne kadar çok seviyorum ben biliyor musun diye daha da sokuldum. Bu adam benim şansımdi. Sonunda iki saat geçmiş ve son derse girmiştik. Normalde okuldan çıkar çıkmaz iş aramaya gidecektik ama çağların anneannesi rahatsızlandığı için dersten de erken çıkmıştı. Ve yarın beraber gideriz deyip beni öylece bırakıp gitmisti. Şimdi ise son dersteydik. Ve hocanın gelmesini bekliyordum. Yanımda kimse oturmuyordu. Arkam da boştu. Bora da daha gelmemişti. Acaba o da mi gitmişti diye düşünürken heybetli bedeni ile içeri girdi. Ve gözlerini gözlerimden ayırmadan arkama geçip oturdu. Hoca da gelmişti çoktan. Çocuklar az önce bazı arkadaşlariniz tahtayı görmediğinden şikayet etti. Bazılarıniz ise oturduğunuz kişilerden muzdaripmişsiniz anladığım kadarıyla. O yüzden sıra düzenlemesi yapacağım az sonra haberiniz olsun diyerek sınıf defterini imzalamaya başladı. Şaka miydi cidden bu. Kaçıncı sınıftaydık Allah aşkına biz. İlkokul bir falan mı. Her ne kadar homurdanmalar çıksa da hoca umursamadan herkesi tek tek yerinden kaldırmaya başladı. En kötüsü ise kimin nerede oturacağını sınıf defterinden cekerek söylüyordu. Herkesin adını tek tek söyledikten sonra Çağlar dedi. Dua ederken ben çıkayım diye ağzından Buğlem sözü döküldü. Hocam ben Çağlar ile oturuyordum. Ben bu güne kadar ondan hiç ayrılmadim ki. Hem o burada bile değil. O, olmadan şu an seçmek doğru olur mu diye sordum. Sizin ne istediğiniz ile ilgilenmiyorum Elisa deyip beni susturdu. Bora deyip duraksadı. Ve ardından ise Elisa dedi. Şaka mıydı bu. Her ne kadar itiraz etsem de hoca beni dinlemiyordu bile. Bora'nin yerinden kalkıp yanıma oturduğunu gördüm. Pis pis sırıtıyordu. Hoş buldum güzelim diyerek pis pis gülmeye devam ediyordu. Bir anlasma yapabiliriz diyerek kulağına fısıldadım. O da aynı ses tonu ile bana yaklaşıp, kulağıma fısıldayarak ne anlaşması dedi. Şimdi ben Çağlar ile yakınim sen ise Buğlem ile. Bence yer değiştirebiliriz diyerek umut ederek baktım ona. O ise cık cık olmaz güzelim diyerek beni susturdu. Kaderime razı gelecektim. Bu aptal hiç oturacağı benzemiyordu. Hocayı dinlerken bacağımın üzerinde bir el hissettim. Bora ne yapıyorsun bırak diyerek elini çektim. Tamam dedi ama elini sadece bacağından çekti. Elini ellerimin arasına aldı ve bırakmadı. Bora ne yapıyorsun sen desem de aldırmadı. Ellerimi okşuyordu. Ve ellerini bir an olsun ellerimden ayırmıyordu. Sıcak sıcak terler akıyordum. Bu şey böyle devam edemezdi sonuçta değil mi. Sana niye doyamıyorum ben diye fısıldadı. Bu da ne demekti. Daha iki gün önce beni öldürmek ile tehdit ederken şu an ise bana doyamadıgıni söylüyordu. İki dakika sonra lavaboya gitmek istiyorum diye çik deyip hocaya bile sormadan sınıftan çıktı. Hocaya baktığım da nereye diye sormadan dersini anlatmaya devam ediyordu. Bu çocuk neden hiç hocalardan korkmuyordu. Ve kendini ne saniyordu. Neden onu dinleyip dersten çıkacaktım ki. Bunu tabi ki de yapmayacaktım. Hem o kimdi ki. Her ne kadar gidip gitmemek konusun da kararsız da kalsam en sonunda gitmeye karar vermiştim. Ben bu adama hayır diyemiyor ve kendimi hep onun yanında buluyordum. Bu , bu çok lanet bir şeydi. Sıramdan kalkıp , lavaboya gitmek istediğimi söyledim. Ve daha önce gittiğim spor salonuna doğru ilerledim. İçeri girdiğim de Bora ile karşılaştım. Ve bana ben geleceğini biliyordum zaten bakışı attı. Ama bu normal bir bakış değildi. Piç sırıtışı idi. Beni elimden tutup kız soyunma odasına götürdü. Ve kapıyı kilitledi. Ne yapıyorsun sen Andavut herif ! Bırak beni! Seninle buraya konuşmaya geldim. Sen ise beni buraya kilitliyorsun ! Eee ben de seni konuşmak için çağırdım. Sen ne sandın ki diyerek beni alaycı bir şekilde küçümsedi. Benimle resmen alay ediyordu bu çocuk. Bu duruma daha fazla izin vermeyecektim. Gitmek için adım etmişken birden kendine çekip dudaklarıma yapışmasi bir oldu. O kadar yavaş bir sekilde beni öpüyordu ki. Ama ben ağzımı bile açmıyor, sadece beni öpmesine izin veriyordum. Nutkum tutulmus gibiydi. Beni öpüyordu ama ben hiçbir şey yapmadan buna izin veriyordum. Bu benim ilk öpücüğümdü. Böyle olmamaliydi. Çekilmem gerekirdi ama bunu yapacak gücü kendimde bulamiyordum. Ağzını aç ve karşılık ver Elisa ! Sanki bedenim bu emri beklermişcesine tepki verdi. Ağzımı açıp onun içeri girmesine izin verdim. Yavaş yavaş öpüyordu. O kadar güzel öpüyordu ki. Sanki bir çocuk var da onu incitmek istemiyor gibiydi. Kiraz gibi dedi. Anlamamıştım. Ama o öpmeye devam ediyordu. Ben de onu öpmek istiyor ve su an mantık aramak istemiyordum hiçbir şey de. Ellerimi saçlarının arasına sokup onu daha da kendime çektim. Bundan cesaret almış olacak ki. Hareketleri daha da hızlandı. Gözümü öptü. Benim dedi. Burnumu öptü. Benim dedi. Göğüslerimi sert bir şekilde sıkıp bunlar da benim dedi. Ve kendini bana sertçe bastırdı. Bu , bu çok büyüktü. İçimde bilmediğim hisler vardı. Ama bu kötü değildi. Bu beni çok iyi hissettiriyordu. Biraz daha kendime doğru çektim ve daha fazlasını istedim. Seni istiyorum Elisa. Sana dokunmak, seni okşamak, benim olmanı istiyorum Elisa. Tepki dahi veremiyor, ağzımdan tek bir sözcük dahi çıkmıyordu. Sadece su an ki durumdan zevk almaya çalışıyor gibi bir haldeydim. Belki çok acizdim. Ama şu an bunu istiyordum. Beni kanepenin üstüne yatırdı. Gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Bora dedim. Güzelim diye yanıtladı. Lütfen dedim. Canını acıtmayacağım güzelim dedi. Göğüslerimi eline alıp sıkmaya başladı. Bana o kadar yumuşak davranıyordu ki. Sanki dünyada ki en özel insan benmişim gibi. Bora su an çok farklıydı ve beni asla kırmak istemiyor gibiydi. Birden göğüslerime abanip emmeye başladı. Saçlarını çekiştiriyordum. Hem yalıyor hem de küçük küçük ısırıklar atıyordu. Birden üzerimden kalkıp duralım yoksa iyi bitmeyecek sonu dedi. Anlamaz gözlerle ona baktım. Beni ayağa kaldırdı. Gömleğimi tek tek ilikledi. Göğsümün ucuna küçücük bir öpücük bıraktı. Daha sonra yanağıma , burnuma... Minik minik öpücükler konduruyordu. Biz ne yaşamıştık şimdi. Bunlar çok tuhaf hislerdi. Ve şu an deli gibi utanıyordum. Yüzüne dahi bakamiyordum. Bana baktı. Ne oldu küçüğüm sorun ne dedi. Bu o tanıdığım acimasiz Bora değildi. Bu beni incitmekten korkan ve çok naif bir adamdı. Beni oturtup elimin üzerine bir öpücük kondurdu. Ben ise hala deli gibi utanıyordum. İlk miydi diye sordu. Sadece kafamı salladım. Beni kendine çekip sarıldı. Seni çok mu acıtım dedi. Kafamı salladım. Sesimi çıkaramıyordum. Ama bu halleri karsisinda pek pişman gibi de değildim. Bora eğer gerçekten böyle bir adamsa çok güzel bir adamdı. Özür dilerim dedi. Anlamaz gözlerle ona baktım. İlkin olduğunu bilmiyordum dedi. Sorun yok derecesine başımı salladım. Bana kızgın misin diye sordu. Yine hayır diyerek kafamı salladım. Senden uzaklaşmami gerçekten istiyor musun diye sordu. Evet dedim. Aynı soruyu tekrar sordu. Evet diye cevap verdim. Sana ilk gün neden kötü davrandim hiçbir fikrim yok. Ama sen de rahatsız eden bir şeyler vardı. Seni görür görmez benim için normal biri olmayacağını anlamıştım. Sonra seni o itle gördüm. Ona gülüyordun Esila. Onu öpüyordun. Ona sarılıyordun. Bu beni sinirlendirdi. Sanane oğlum ne yaparsa yapsın dedim. Ama kendime engel olamadım. Canim acıdı ve canını acıtmak istedim. Senden uzak durmak istedim ama duramadım. Her şey çok farklı olabilir Esila. Ben sana dokundum. Ben seni öptüm. Ben seni tattım Elisa. Sana son kez soruyorum . Eğer buna cevabın evet ise sana yemin ederim senin yüzüne dahi bakmayacağım. Sana dokunmayacağım. Yanına dahi yaklaşmayacağım. Bunu gerçekten istiyorsan bunu yaparım Elisa. Sana bir yabancı gibi davranırım. İçim içimi de yese bunu yaparım. Senden uzak durmami bir yabanci gibi davranmami istiyor musun dedi. Yaklaştım. Bu sefer ben öptüm dudaklarından. Yavaş yavaş öptüm. O da aynı yavaşlıkta karşılık verdi bana. Çok güzel öpüyordu. Nefes nefese ayrıldım ondan. Yanından kalkıp kapıya doğru ilerledim. Bunun gibi şeylerle uğraşacak vaktim yoktu benim. Şu an tek düşündüğüm şey annem ve üniversite sınavı olmalıydı. Bir adam değil. İçim yansa da o sözcükler döküldü dudaklarımdan. Benden uzak durmanı istiyorum Bora Kahramanoglu! Sana yemin ederim senden uzak duracağım Elisa yılmaz.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD