3. Bölüm

1119 Words
Annesinin eline tutuşturduğu sarma solu saklama kabı ile salına salına yürüyordu. Piknikten sonra eve geçmiş, duşunu almış, süslenip püslenip Meryemlere gitmek için kendini dışarı atmıştı. Hafif esen sıcak rüzgar bunaltıcıydı. Bileğinin üç dört parmak üzerinde biten uzun toz pembe elbisesinin pamuklu ince kumaşı bedenini biraz olsun serin tutuyordu. Kare yaka elbise bembeyaz gerdanını açıkta bırakırken saçları o açıklığı biraz olsun kapatıyordu. Kolunun altına aldığı kaba ters bir bakış atarak salına salına yürümeye devam etti. Meryemlerin evi kendisine bir hayli uzaktı. Ağabeyi evde olmadığı için de iş ayaklarına düşmüştü. İlerde görünen kahvehane ile yoru yarıladığını anladı. İkindi vaktini geçen zaman, doğan güneşi batırmaya yakındı. Güzel bir turunculuk hakimdi gökyüzüne. Ve Ahuzar özellikle bu saatleri çok severdi... İnce bileğine sarılı takıların şıngıtısı ulaştı kulağına. Adımları hızlandıkça takıların sesi de arttı. Gülümsedi. Seviyordu... Kahveyi geçen adımları yokuş aşağı yolu takip ederken elindeki kabı daha sıkı tuttu. Yorulmuştu sanki. "Off" diye mırıldandı dolgun kırmızı dudaklarının arasından. "Ştt!" "Allaaah! " bir anda önüne atlayan beden ile çığlık atarken gözlerini sıkıca kapatıp göğsünde can bulup bedenine yayılan korkunun üstesinden gelmeye çalıştı. Gözlerine gelen sarı kumral tutamları geriye atarak hırsla karşısında dikilen adama baktı. Uzun süredir karşısına çıkmıyordu, öldüğünü düşünmüştü.. Keşke ölseydi! Tövbe tövbe diye geçirdi içinden genç kız. Allah'ın verdiği candı. "Ne yaptığını sanıyorsun sen!" hırsla çıkıştı. Fakat bu çıkışı bile oldukça naifti. Ahuzar farkında değildi. Karşısında elinde tesbih ile duran ve renkli gözlerini üzerine dikmiş Çakal Mustafa'ya baktı. Boşuna Çakal demiyorlar diye geçirdi içinden. "Korktun mu gülüm" alaylı sesi ile vücuduna hücum eden siniri görmezden gelmeye çalıştı. Çakal Mustafa, gözünü ayırmadan kıza bakıyor ara sıra baştan başa süzüyordu. "Hayırdır, nereye böyle?" ciddileşen ifadesi ile genç kız ürksede bunu belli etmemeye çalıştı. Bir beli etseydi daha da pençesinden kurtulamazdı.. "Sana ne Mustafa!" Yoluna devam edecek iken önüne geçen beden ile duraksadı. Sağa kayarak devam etmeyi düşündü fakat onun adımlarına birbirine uyan Çakal gitmesine izin vermiyor yolunu kesiyordu. Elindeki saklama kabını sıkmaktan beyazlayan parmak uçlarını plastik kaba daha sert geçirdi. "Soru sordum" iğrenç sırıtışı yine yüzünde asılıydı. Elini kaldırarak ince bir saç tutamına dokunması ile Ahuzar elini sertçe bileğine çarparak bu girişimi yarıda kesip geriye çekildi. Midesi bulanıyordu genç kızın. "Mustafa artık yeter" diye soludu sık nefeslerinin arasından. "Bunca zaman kimseye demedim ama Allah şahidim olsun bir daha karşıma çıkarsan ağabeyimi karşında bulursun!" Karşısındaki beden de zerre oynama olmadı. Kısa bir an, çok kısa bir an gözlerinde ki o tutuşmayı yakaladı Ahuzar. O kadar kısaydı ki yüzüne aynı iğrenç ifadenin hakim olması bir an yanlış gördüğünü bile düşünür oldu genç kız. "Tüm adana şahit lan! söyle, söyle oda öğrensin" rahattı tavrı. "Söyle" gözlerinde öyle bir fade vardı ki... Titredi Ahuzar. Mide bulantısı gittikçe artarken terleyen avuçları saklama kabını her an yere serecek bir hissizliği taşıyordu son dakikalarda. "Ulan gel evlenelim dedim, güzellikle yaklaştım" yine başlıyorlardı... Son bir yıldır olduğu gibi her ay düzenli gerçekleşen ve Mustafa'nın sinir krize geçirmesi ile biten bir konuşmaları vardı. Son iki üç aydır ortalıklarda olmadığı için aksayan görevini yerine getirmek için dikilmişti şimdi karşına! İçinden iğnelediği bu hadise hiç olmadığı kadar canını sıkıyordu. Bıkmıştık artık! "Uzak dur benden!" dinlemeyecekti aynı şeyleri, görmeyecekti bir kez daha vahşiliğini. Çakal Mustafa'yı ardında bırakıp hızla yoluna devam ediyordu ki dirseğine yapışan el bedenini savurdu. Şok ile sendeleyen bedeni korku ile duvara sindi. İlk defa bu kadar ileri gidiyordu. Ahuzar, Çakal hakkında birçok şey duymuştu. Ağza alınmayacak girişimleri vardı. Hiç şahit olmamıştı ama küçük köyde dilden dile yayılmıştı. Korkuyla olduğu yere sindi. "Yeter lan! yeter" ayağını yerdeki taşa sertçe vurarak yerdeki tozun havalanmasını sağladı. "He diyeceksin! anamı göndereceğim itiraz dahi etmeyecek he diyeceksin" işaret parmağını art arda sallayarak tehditvari gözlerini genç kızın üzerine sabitledi. Kuru, acı bir yutkunma asılı kaldı boğazında.. Yolun kenarında aralarında birkaç adım kala duvara yasladı bir elini Ahuzar. Issız yoldan sertçe geçen araba bizden bayağı bir uzaklaşmıştı ki ne olduğunu anlamadan geri geri gelerek hızla yanımızda durdu. Açılan camdan gördüğü Mahir ile belki de Mahir'i gördüğüne Meryemden çok kendisi ilk defa bu kadar sevindi. "Ahuzar" kalın gür kaşları çatık genç adam önce Ahuzar'ı ardından Çakal Mustafayı şöyle bir süzdü. "Bir problem mi var bacım" bilinçliydi. Bir sorun olduğunu bildiği halde soruyordu. Gözleri Çakal Mustafa'da idi. "Sizlik bir durum yok Mahir ağabey" Çakal'ın cümlesi ile hızlı hızlı kıpırdadı Ahuzar'ın kirpikleri. "Meryem seni bekliyordu" Mahir'in gözleri Ahuzar'ı hiç bulmadan Çakal Mustafa'yı yok sayarak konuştu. "Geç bırakalım bacım" Gözlerinin akı iyice kanlanan Çakal Mustafa hızla Ahuzar'ın önüne geçerek görüş açısını kapattı. "Laftan anlamıyor musun lan sen! benden büyüksün saygıda kusur etmeyelim dedikçe şansını zorluyorsun" Çakal Mustafa'nın fena bir kusuru daha vardı. Kim var kim yok herkese caka satardı. "Senin amına koyarım şerefsiz! " Kapının gürültü ile açılması ve Mustafa'nın yere serilmesi bir oldu. Ahuzar iyice duvara sindiği sırada açık kapıdan gözleri şoför koltuğunda oturan Kamer'i gördü. O da arabadan inerek Mahir'in yanına ilerledi. Mahir'i, Çakal Mustafa'nın üzerinden alarak kendisini işaret etti. Mahir Çakalı toprak yola sererek bırakıp uzaklaştı. Çakal Mustafa'nın hala başında dikilmekte olan Kamer ise önce adamı yerden kaldırdı. Ardından üzerindeki tozu elinin tersi ile sertçe temizledi. Omzuna elini atarak sıkıp üzerine eğilerek oldukça sakin bir şekilde kulağına bir şeyler söyledi. Çakal Mustafa, atan rengi ve nadir anlarda yüzüne oturan ciddiyeti hemencecik sahiplendi. "Ahuzar" ne ara yanına geldiğini anlamadığı Mahir'i baktı genç kız daldığı yerden çıkarak. "İyi misin?" "İyiyim ağabey, sağ ol" kafasını sallamakla yetindi adam ağır ağır. "Geç arabaya bacım bırakalım seni" Ahuzar hiç itiraz etmedi, edemezdi de. Yaşadığı korku ona yeterdi. Arabaya geçerek arka kapıyı açıp koltuğa kuruldu. Hala elinde sımsıkı tuttuğu kutuya gözü çarpınca gülecek gibi oldu.. "Kamer, hadi ağabey! " Mahir'in sesi ile bakışları filmli camdan dışarıya buldu. Kamer denen adam hala Çakal ile dip dibeydi. Mahir'in sesi ile adamı bırakıp arabaya ilerlemeye başladılar. Ahuzar gözlerini direkt dizlerine sabitledi. Arabanın kapıları açılıp kapandı, araba çalışıp ilerlemeye başladı ama Ahuzar bir kere bile kafasını kaldırmadı. "Ne zamandır devam ediyor bu Ahuzar" Mahir'in sesi ile eş zamanlı araba hızını arttırdı. "Çok değil ağabey" diye yalan söyledi. Bunu yaparken dikiz aynasından zaten kendisine bakıyor olan adam ile göz göze geldi. Uzun kirpiklerinin süslediği gözleri kısılmış kasları çatık bir şekilde Ahuzar'a bakıyordu. Gözlerini kaçırdı genç kız. Bir şey vardı. İnsan hissetmez miydi? hissederdi... Şoför koltuğunda oturan adamın geniş omuzlarının, oturduğu koltuğun dışına taşan kısımlarında gözleri oyalandı. Bu adamda genç kızı yakıp yıkan bir şey vardı. Kalbinde ki o güçlü baskıyı hissedebiliyordu. "Hamza biliyor mu" Mahir susmamaya ant içmiş gibi sorularını sıralıyordu. Ahuzar rahatsız bir şekilde yerinde kıpırdandı. "Y-yok" dilini ısırdı. Ağabeyinin haberi olsa köy kan gölüne dönerdi. Büyük bir öfke problemi vardı. Kendisi ne kadar inkar etse de Ahuzar dahil bunun herkes farkındaydı. "Haberi olmasın lütfen Mahir ağabey" yalvarırcasına çıktı kelimeler dudaklarından "Biliyorsun ağabeyimi.. " yutkundu korkuya Kafasını salladı Mahir. Arabaya tekrar derin bir sessizlik hakim olurken Ahuzar rahatlamış bir şekilde dakikalardır dik bir şekilde duran ve hafiften ağrımaya başlayan sırtını koltuğa yaslayarak soluklandı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD