Sinir harbinde idi. Al al olmuş yanakları beyaz teninde bir nişaneydi.
Elinde poşet, umursamadan sallaya sallaya yokuş aşağı iniyordu koşar adım. Eğimli yamaç zaten hızlı olan adımlarına hız katıyor her hareketinde açık kumral rengi saçları belini dövüyordu. Dolgun göğüsleri hissetiği sinir ve giriştiği eylemin neticesinde hızla inip kalkıyordu.
İçinde yakıcı bir öfke vardı. Sürekli yok sayılıyordu. İkinciydi! Bu ikinci defa aynı adam tarafından görmezden gelinmesiydi.
Hem konuşuyor hem görmezden geliyordu!
"Madem görmezden geleceksin o zaman hepten tut çeneni! " diye düşüncelerine ket vurmadam kendi kendine payladı genç adamı.
Sinirinin altında yatan küçük bir kırgınlık vardı. Hiç tanımadığı bir adama duyduğu kırgınlık için kendine ayrı sinirleniyordu. Neticede ise bitmek bilmeyen bir kısır döngüye giriyordu.
"Ahuzar" arkasından koşuşturan Meryem'i duymamazlıktan geliyor, adımlarını bir an olsun yavaşlatmıyordu.
"Nezaketsiz! Öküz! " diye söylendi kilit vuramadığı dili bir hayli açılmıştır.
"Kaba, kendini bilmez adam!" ne olurdu biraz nazik, kibar bir beyefendi olsaydı?
"Ahuzar, ah! dur artık" Meryem'in acı dolu sesini duyana kadar durmayı düşünmüyordu. Nefes nefese solunlanarak arkasını döndü. Meryem, aksayarak kendisine doğru geliyordu. Bir eli baldırındaydı.
"Ne oldu" diye söylendi Ahüzarlarınız merak arkadaşının yanına giderken.
"Elinin körü oldu! ne koşturuyorsun"
"Kibarlığımı bozmak istemiyorum Meryem!"
"Hay senin kibarlığına sıçayım Ahuzar! Benim gibi bir kadına bile küfür ettirdin ya pes! "
"Mahir ağabey duymasın, diker o dudaklarını"
Meryem aralarında en az hatta hiç küfür etmeyenleriydi. Fakat şu an sabrı bir hayli zorlanmış bulunuyordu.
"İyi misin" Meryem'in koluna girdi Ahuzar. Merhametli, yufka mı yufka bir yüreğe sahipti.
"İyiyim iyiyim, ayağım taşa takıldı" kol kola girerek yokuş aşağı inmeye başladılar. Bulundukları yönün etkisi ile esen rüzgar ferah bir his bırakıyordu üzerlerinde.
"Niye kaçtın deli dana gibi" Omuz silkti Ahuzar. Biraz olsun dinen siniri yine başına toplandı. Heyheyleri üzerindeydi .
"Aman! boşver. erimeden şu dondurmayı yiyelim" diyerek konuyu geçiştirdi. İçindeki yangını söndürecek yegâne şey şu an ellerinin arasında idi.
Nihayet yokuşu inip, yerlerine ulaştıklarında Afeti hala bıraktıkları gibi yatarken bulmuştular.
"Eh, en azından sofrayı hazırlamış!" ayağındaki sandaletleri çıkararak yere kuruldu.
Ahuzar'ın biraz da olsun dinen öfkesi yerine derin bir boşluğa bırakmıştı.
Önündeki dondurmayı kaşıklarken, tatlının üzerine boca edip ağzına atarken oldukça sessizdi.
Afet ile Meryem ara sıra muhabbet ediyor Ahuzar ise öylece dinliyordu.
"Suya girelim mi? " Meryem'in hevesli sesinin içine kaçmasına sebep olan kişi şüphesiz yine Afetti..
"Aman Meryem! çocuk gibi.. " diye söylendi.
"Ne alakası var çocukla canım, neyse" Meryem her zamanki gibi konuyu dallanıp budaklandırmadan kapattı. Hep böyleydi. Kimseyi kırmaz dökmez herhangi bir polemiğe girmezdi. Kısacası Afet'in tam tersi bir kişiliğe sahipti.
"Ben girerim vallahi hadi girelim" Ağzına attığı kadayıf tatlısın üzerine çayından büyük bir yudum alarak ayağa kalktı Ahuzar.
Meryem hevesle hala oturmakta olduğu yerden paldır küldür kalktı.
"İyi siz girin ben uzanacağım" Afet boylu boyunca uzanarak kolunu dirseğinden kırıp eline başını yasladı.
"Meryem, yedek kıyafet yok kız yanımızda"
"Ay nolacak havaya baksana" diye yakıcı güneşi gösterdi genç kadın. "Hemencecik kurur"
Ahuzar tereddüt ile kafasını salladı.
"Uyduk bir deliye" diyerek şaka ile karışık düşüncelerini dile getirdi. Meryem'in gülüşü iyice büyürken yanaklarında oluşan iki derin oyuk göz kırptı Ahuzar'a.
El ele tutuşarak yavaşça berrak suyun içerisnde ilerlemeye başladılar. Dizlerine kadar girdikleri su ile bir eliyle topladığı elbisesine ne olursa olsun diyerek bıraktı Ahuzar.
"Ayh! " bir anda suya düşen Ahuzar'ın çığlığı Meryem'in kankasına karıştı.
"Ahuzar! " çok geçmeden dengesini koruyamayan Meryem de suyun derinliklerini boyladı.
Sudan başını ilk çıkaran Ahuzar Meryemin suda ters dönmüş halini görmesi ile büyük bir kahkaha patlattı.
Nihayet nefes nefese sudan çıkan arkadaşına baktı.
"Ay boğulacaktım" Ahuzar bıyık altından güldü suyun içersindekini bedenini serbest bırakarak gözlerini kapattı.
"Kedi şeyini görmüş yara sanmış" diye bağırdı hala yatmakta olan Afet.
"Sen anca yat! yatmaktan götün kurtlandı" diye bağırdı Ahuzar.
Ahuzar, Meryem ile suyun içinde oldukça uzun bir süre rahat rahat vakit geçirdi.
Aklının kıyısında köşesinde gezinen adamı ne kadar yok saymaya çalışsa da orada olduğunu pek tabii biliyordu.
Ahuzar güzeldi. Kapılarını aşındıran, peşinde dolaşan da hali ile fazlaydı. Gel gör ki bir günden bir güne bu konular hiç dikkatini çekmemişti.
Bir anda hayatının ortasına düşen bu adamla ise tüm kartlar yeniden dağıtılmıştı.
Ahuzar için her şey değişmiş, tüm sınırları yerle bir olmuştu. Henüz kimse farkında değildi bu durumun ama kendisi oldukça farkındaydı. Kaçması da bu yüzdendi.
Atladığı en önemli detay ise insan kaderinden kaçamazdı...
Ağırlaşan elbisesinin eteklerini tutarak suyun içerisinden çıktı. Eteğinin uçlarını ellerinin arasında toplayıp sıkarken fazla su gürültü ile yere döküldü.
Elbisesini eteğini salayarak kaba kırışıklığı bir nebzede olsa dağıttı. Güneşin altındaki irice bir taşa ilerleyerek üzerine kuruldu.
Suyun etkisi ile koyulaşan saç tutamlarını geriye attı gözleri hala suyun içersindeki Meryem'i takip ederken.
Yakıcı güneşin sıcaklığını sırtında hissederken kemikleri gevşeyerek kendine geldi. Çok çabuk üşürdü.. Hava bilmem kaç dereceydi Adana'da nefes dahi alınmıyordu fakat Ahuzar'ın hafiften titremesi bir suya girip çıkmasına bakıyordu..
"Mahir" Afet'in sesi ile Ahuzar ve Meryem'in bakışları Afet'e döndü.
"Mahir'im" Meryem'in suyun içersinde kısık sesi ile kocasının ismini telaffuz etmesine hiç gerek yoktu.
Mahir kayalıkların arasından çıkıp Afet'in görüş açısına girdiğinden beri gözü zaten suda süzülmekte olan karısındaydı.
Ahuzar elbisesinin vücuduna yapıştığını tahmin ederek oturduğu kayadan kalkmadan Meryem'e arkasını dönerek onları görüş açısından çıkararak rahat bıraktı.
Çenesine avucuna yaslayarak başını hafif yan yatıran genç kız doğrudan yüzüne vuran güneş ile gözlerini kapattı. Yanağını iyice avuç içine yerleştirirek başını hafif havaya kaldırıp güneşin tüm yüzüne vurmasına müsade etti.
Beyaz teninde can bulan kızıllık yanaklarında dağılmıştı. Güneşin ışıkları ile de gittikçe daha koyu bir ton alıyordu.
Gözlerini anında açan Ahuzar, elini alnına yaslayarak yüzünü vuran güneşi kesmeye çalıştı. Şimdiden kıpkırmızı olmuştu, biliyordu.
Kendi halinde kendi derdine düşen gözleri sadece bir kere etrafı turladı. Keşke turlamasaydı.
Gözleri kayalıklardan oluşan tünelin hemen yan tarafında irice bir kayaya kalçasını yaslamış sigarasını yakan adama değdi. Değdi değmesine, değdi ama hemen geçemedi...
Üzerindeki siyah kumaş pantolon ve siyah gömlek ile bulunduğu yerde çok eğreti duruyordu. Bu durum bile yaydığı auradan bir şey eksiltmiyor diye geçirdi içinden genç kız.
Kayaya yaslanmış iri bedenin kaslı bacakları gerilmiş bir eli ile dudaklarındaki sigarayı çevreleyerek diğer eliyle ateşledi. Gözleri kısık içine çektiği dumanı dışarıya verirken bakışları yerdeydi.
Geniş omuzları, birkaç düğmenin açık bıraktığı kavruk esmer teni ve tüylerle süslenmiş göğsüne kaydı bakışlarım.
Oturduğum yerde hareketsiz bir şekilde göz hapsine aldığım bedenin bakışlarının hedefini şaşırmayın ok gibi direkt beni bulması ile hızla gözlerimi kaçırdım.
Alçalıp yükselen göğüs kafesinin yavaşlaması için içinden yerlerde uçuşan yeşil yaprakları saymaya basladı genç kız.
Üzerinde hissettiği gözlerin ağırlığını rahat hareket etmesini engelliyor, kolunu kanadını bağlıyordu adeta.
Dikkatini başka bir şeye vermek amacıyla bakışlarımı geniş piknik alanında dolaştırdı. Afet kollarını dizlerine sarılı öylece oturmuş boş boş karşı tarafa bakıyordu. Bakışlarının az biraz ilerisinde Meryem ve Meryem'e siper olarak sudan çıkartan Mahir bulunuyordu.
Nihâyet Mahir, Meryem ile olan işini bitirmiş olacak ki ağır adımlarla kendisini bekleyen adama doğru ilerlemeye başladı.
Gözleri tekrar Kameri buldu genç kızın. Dönüp dolaşıp onda duruyordu. Gözlerinin hedefi hep kavruk tenli bir yiğit oluyordu.
Mahir'in, Kamer'in yanına ulaşmasını izledi sakın gözlerle Ahuzar. Kamer elinde bitmiş olan sigarayı kayanın üzerinde söndürerek bir kenara attı.
Ahuzar'ın üzerinde olan gözleri son bir kez yeşil gözlerine değerek bulunduğu yeri terketti...
Öylece arkasından bakmayı sürdürdü genç kız...
"Gece bizde kalsanıza" Meryem'in ağır aksak yürümeye başlaması ile Ahuzar'ın da oturduğu taştan kalktı.
Meryem yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına hızla konuşmasını devam ettirdi.
"Mahir'im yok akşama"
Ahuzar düşünüp tarttı. Annesi babası neyseydi de ağabeyi?
"İzin alabilirsem ben gelirim" diye konuştu Ahuzar. Uzun zamandır böyle bir şey yapmamışlardı.
En son Meryem evlenmeden bir iki hafta önce kendi evlerinde toplanmışlardı.
"Bana uyar" Afet kestirip attı. Ahuzar'ın bakışları Meryem'i buldu. Ne oldu dercesine gözünü kırptı fakat Meryem de bilmiyordu.
Ellerini kaldırıp dudağını bükerek karşılık verdi Ahuzar'a.
"Niye durgunlaştın Afet? neyin var?" Meryem düz bir insandı. Farkettiği şeyi hemen dile getirir ve sorgulardı. Taze taze her şeyi halletmeyi severdi.
"Neyim olacak Meryem! " diye çıkıştı Afet. Ahuzar'ın kasları bu tepkiyle çatıldı.
"Saçma saçma konuşuyorsunuz! " devam ettirdi...
"Neyse hadi toplanalım akşam sizde buluşuruz" diyerek oturduğu yerden ayaklanarak konuşmaya noktayı koydu.
Ahuzar sessizdi. Her zamanki gibi izliyor, ölçüp biçiyordu.
Büyük ölçüde ailesi ile bir problemi olduğunu düşünüyordu.
Afet birisine sinirlenince diğerlerini de o ateşe kurban ediyordu. Alışmışlardı.
Yadırgamak istemiyor, yadırgamamaya çalışıyordu.
Üç genç kız da ayaklanarak etrafı toplamaya koyuldu. Akşam uzun uzun konuşurlardı.