17

958 Words
O akşamı sabaha kadar Erdinç'in evinde eski günlerden, yetimhanede ki kavgalarımızdan, bakıcı ablalara yaptığımız eşek şakalarından, Kaan'ın başımıza açtığı belalardan konuşup gülüşerek geçirdik. Hiçbirimiz Aytaç'ı anmadık ama biliyorduk o hep yanımızdaydı ve bir gün hiçbir şey olmamış gibi geri gelecekti. Kaldığımız yerden ufak değişikliklerle devam edecektik. Ertesi günü öğle saatlerinde dükkana gelen Kutay'la elimdeki iş yarım kaldı. Özlemişim keratayı. Bir gün görmemiştim sadece ama onun varlığına alışmıştım. Bir gün görmesem onunla uğraşmasam günüm güzel geçmiyordu artık. Asım Amca cam bölümde hesap kitap yaptığı için Kutay arabadan inip motoruyla uğraştığım arabaya eğilirken direkt arkamdan sarıldı, kokumu içine çekti. "Nasıl özlemişim bee" diyerek ensemi hızla öptü. "Babanda bizi özlemiş midir abisi, gelip götümüze domdom kurşunu yağdırmasın" deyip arkamı Kutay'a döndüm. "Tövbe de gülüm" gülerek sol yanağıma ıslak bir öpücük verip geri çekildi. "Tövbe" sonra birden durdum. Tabureye oturan Kutay'a bakıp "Lan sayende mesneviden ders aldım deyip döne döne dine döneceğim" Kutay elindeki tesbihi sallaya sallaya güldü. Yanına gidip elinden tesbihi aldım. "Ne diye başlıyorduk?" deyip tesbih boncuklarını birer birer baş parmağımdan diğer tarafa attım. "Manyak bununla olur mu?" diyen Kutay elimden tesbihi çekti. "Yiğidim ne bileyim bir yerden başlamak lazımdı" Kutay elimden tutup yanındaki tabureye oturttu. "Yiğidim diyen dilini yerim güzelim. Otur hele babam bi gelsin seni alıp kaçırayım." "Aha bohçamı hazırlamam lazım" Biz gülerken Asım Amca içerden yanımıza geldi. Kutay'la aynı anda ayağa kalkınca Asım Amca kaşlarını çatarak bize baktı. "Hayırdır oğlum bu saatte?" diye sorup benim bıraktığım arabanın önüne geçti. "Hayır baba hayır. Yeni bir araba aldım onu satmadan önce Yakup bir baksın diyorum arızası hasarı falan var mı?" Asım Amca önce Kutay'ı süzüp bana döndü. "Baksın tabi oğlum artık o da bu işin ustası oldu." dedi ama devam edeceğini tahmin ediyordum. "Siz iyi anlaştınız he. Kavga neyin etmiyorsunuz artık değil mi?" Kutay elindeki tesbihi bileğine geçirip sırtıma hafif hafif vurdu. "Yok baba ne kavgası. Artık Yakup'la arkadaşça geçinip gidiyoruz. İyi çocukmuş sana da bir yanlışını görmedim şimdiye kadar. Mahalleli de kabullenmiş artık kucak açmış bunlara" Ya ne demezsin ne kucağı ne kucağı sanırsın ana kucağı. Demek arkadaşça ha Kutay efendi, görüşeceğiz seninle. Arkadaşlığımızı bi gözden geçirelim. "İyi iyi. Yakup oğlum delikanlı çocuktur. Kimseye bir yanlışı olmaz." Asım Amca motora bakmayı bırakıp direksiyon başına geçerken "Gidin siz gidin bunun daha işi uzun" dedi. Kutay başıyla içeriyi gösterdi. Elimdeki bezi bırakıp içeri geçip üstümü değiştirdim. Geri döndüğümde Kutay direksiyona geçmiş Asım Amca marşa bas dediğinde kontağı çeviriyordu. Ben gelince arabadan indi Asım Amca'nın yanına gidip motora baktı. "Şarj dinamosunda da sıkıntı var anlaşılan" deyip elini kaputtan içeri soktu. "Ona da bakarız." Asım Amca yanlarına geldiğimi görünce eğdiği başını yana çevirip "Hadi siz gidin gerisini ben hallederim" dedi. Kutay elini arabanın üstündeki beze sildi. "Tamamdır baba kolay gelsin. Bir iki saate getiririm çırağını" "Yok yok ordan evine geçsin. Annen evde bekliyor beni Aylin'e alışverişe gidilecekmiş" Aylin, Kutay'ın kız kardeşiydi ve yakında sözlenecekti ama henüz tanışmamıştık. Asım Amca "Sende geç kalma" derken Kutay arabasına doğru yürüdü. Asım Amca cebinden haftalığımı çıkarıp uzattı. "Al oğlum bu da haftalığın" Uzattığı parayı saymadan cebime attım. Doğru verdiğine şüphem yoktu. Kutay'ın aldığı yatağın taksitlerini kesmesi için zor ikna etmiştim. Pek sorgulamamıştı neden Kutay sana yatak aldı diye. Tanıdık bir mobilyacı vardı ucuza veriyordu bende Yakup'un ihtiyacı var mı diye sordum üstüne denk geldi diye bir bahane uydurmuştu. Bende bu yalana ortak olmuştum. İkimizde arabaya bindiğimizde Kutay arabayı çalıştırıp Asım Amca'ya veda kornası çalıp sokağa çıktı. "Arabayı ne kadara aldın?" diye sorduğumda Kutay gülerek göz kırptı. "Ne arabası?" "Lan dedin ya az önce araba aldım Yakup arızası var mı diye baksın diye" Kutay omuz silkti. "Yok araba falan seni ofise götürmek için bahane lazımdı" dedi sonra arka koltuğu dikiz aynasından gösterip "Bi de sana nevresim takımı aldım. Evimize götürüp takalım diye" Arkamı döndüğümde büyük bir kutunun üstünde örnek nevresim resmi vardı. "Sakın üstündeki nevresim olduğunu söyleme. Seni doksan dokuz kere pıçaklar kanlı çarşaflara koyup ıssız bir ormana gömerim" Kutay gülerek başını yana çevirdi. "Bazen seri katil olduğunu düşünüyorum gülüm. Hayal dünyan beni korkutuyor" "Lan üstünde çiçekler var pembeli morlu ben ne yapayım bunu. Gömülmüşümde mezarımın üstüne çiçek dikilmiş gibi mi yatayım?" Kutay daha da güldü. Sonra yanağımdan makas alıp "Korkma güzelim rengarenk değil. Siyah beyaz aldım Beşiktaş'lı." "Ben Galatasaray'lıyım." Kutay frene yüklendi. "Ney ney?" "Galatasaray'lıyım." Kutay önce derin bir nefes verdi. Sonra vitese koyduğu tesbihini sakince aldı. Ardından tekrar gaza bastı. "Bişi yok bişi yok olabilir Kutay. Yavuklun istediği takımı tutabilir bu ona olan sevgini değiştirmez." Kutay kendi kendine konuşurken araba sürüyordu. Onu izlemek o kadar keyifliydi ki yok öyle değilim demek gelmiyordu içimden. "Kutay" "Ha yavuklum" diye bir anda bana döndü. "Biliyor musun zombi olsam ilk seni ısırırdım, hem de götünden" Bunu ciddiyetle söylemiştim ve ciddiydim de kesinlikle o da benimle birlikte zombi olmalıydı, bırakamazdı beni öylece. Birlikte beyin yerdik işte ne güzel. Kutay uzun uzun kahkaha attı. "Senin benim götümle derdin ne ha yavrum?" Mantıklı bir soruydu. "Bilmem göt seviciyim galiba" deyip güldüm. Kutay arabayı durdurunca kolunu direksiyona koyup tüm bedeniyle bana döndü. "Ben sadece seninkini seviyorum" deyip üstüme doğru uzanıp dudaklarıma dudaklarını bastırdı. Burnuma gelen Kutay'ın kendi hoş kokusu ve üstüne sinmiş motor yağının kokusu tahrik ediyordu. Nerde durduğumuzu umursamadan elimi ensesine koyup dudaklarımı araladım. Kutay'da elini belime koyup üstüme daha da eğilip alt dudağımı emip sonra dilini dilime dolabı. Dilinden aldığım ilginç ferahlatıcı bir tada karışmış sigaranın acı tadı beni daha da tahrik ediyordu. Kutay geri çekilince elim ensesinde alnını alnıma dayayıp nefeslendi. "Bir gün sonumuz o Beşiktaş çarşaflı yatak olacak haberin olsun" Kapattığım gözlerimi açıp tahrik olmaktan göz bebekleri kocaman olmuş çakırlara baktım. Kutay'ın sevişmek için benden bir adım beklediğini ve kendini zor dizginlediğini biliyordum. Bunu bilmek hoşuma gidiyordu. Onun beni bu denli delice isteyip onay beklemesi güzeldi. Attığı on adımlar bedenim için değil kalbim içindi. Bende onu daha fazla bekletmek istemiyordum. Hazır değilsem de hazırlanabilirdim artık. Adım atma sırası bendeydi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD