Akşam sigaramı içe içe Yılmaz'ın evine gittim. Kapıyı elinde birayla Kaan açtı.
"Ooo evimizin direği de gelmiş, gel gel çok eğlenicez" deyip kenara çekildi.
Ayakkabılarımı çıkarıp salona geçtim. Yılmaz elleri belinde koltukta oturmuş başını önüne eğen Erdinç'e ben ne yapıcam seninle der gibi bakıyordu.
Kaan arkamdan gelip tekli koltuğa kendini attı ve birasından büyük bir yudum aldı.
Ortamın havası garipti. Bir şey olmuş ama ben kaçırmışım gibiydi. Erdinç'in oturduğu koltuğun önündeki sehpanın üstünde iki paket kondom ve bir şişe vardı.
Uzanıp şişeyi elime aldım. 100 ml şişenin içinde saydam renkli akışkan bir sıvı vardı. Şişenin üstünde herhangi bir etiket ya da yapışkanlı kağıt yoktu ama güzel kokuyordu.
"Bu ne?"
Kaan kahkaha attı. Erdinç başını yerden kaldıramazken Yılmaz ya sabır çekti.
"Kayganlaştırıcı"
Soruma kahkahaları arasında Kaan cevap vermişti.
"Neyyy" deyip Erdinç'e baktım.
Çocuk dudaklarını kemire kemire yere bakıyordu. Bu halini en son çocukken yetimhanede Kaan'ın kafasını taşla yardığında Nermin ablanın odasında yerdeki parkeleri izlerken görmüştüm.
Şişeyi aşağı yukarı çevirip sıvının akışına baktım.
"İşe yarıyor mu markası ne?"
Soruma Kaan artık ağlaya ağlaya hönürerek kahkaha atıyordu. Yılmaz şişeyi elimden kaptığı gibi alıp sinirle sehpaya koydu.
"Sen biliyor muydun Yakup?" diyen Yılmaz'ın kaşları çatıldı.
"Neyi bro?"
"Erdinç'in gay olduğunu"
"Evet"
Kaan'ın gülmesi durdu.
"Lan bize niye söylemedin mal, çocuğu odasında bir erkekle bastık"
"Anasınııı"
Demek bu yüzden çocuk süt dökmüş kediye dönmüş. Birbirimizde evlerimizin anahtarları olmasının kurbanı olmuştu çocuk.
Derin bir nefes verdim. Olaylara her zamanki gibi müdahale etmemin zamanı gelmişti.
Erdinç'in yanına oturup elimi omzuna koydum. Dudaklarını büzerek bana döndü. Çocuk ha ağladı ha ağlayacaktı. Çilli yüzü kıpkırmızı olmuş, gözleri buğuluydu. Gözlerindeki yardım çağrısını görebiliyordum.
Yılmaz'a tekli koltuğu gösterip "Otur" dedim. İtiraz etmeden oturdu.
"Odasında gördüğünüz çocuğun adı Cüneyt, atarlı ama delikanlı çocuk. Erdinç kardeşimizin sekiz aydır sevgilisi ve evet kardeşimiz gay" deyip tepkilerini ölçmek için Yılmaz ve Kaan'a baktım.
Kaan birayı sehpaya koyup dik oturdu. Yılmaz ise ellerini birleştirip hafif öne eğilerek dirseklerini bacaklarına koydu.
"Erdinç, abim bize niye söylemedin?" Yılmaz'ın sesi tamamen yumuşamış ve sakindi.
Erdinç dudaklarını hafif aralayıp parmaklarıyla oynayarak
"Söyleyecektim ama hepiniz ayrı yerlerdeydiniz bir araya gelemedik ki hiç. İlk Yakup abi öğrendi ama ona da ben söylemedim, Cüneyt'i gördü evde."
Sadece bana söyleyip diğerlerine söylememezlik yapmadığını açıklamaya çalışıyordu.
"Ama Cüneyt'in bir suçu yok, o söylememi istedi ama ben ondan ve kendimden emin olmak için bekleyelim dedim"
Yılmaz gülümseyerek Erdinç'in önünde diz çöktü. Eliyle çenesinden tutup başını kaldırdı. Erdinç korkarak baksa da Yılmaz'ın gözlerinde sevgi ve anlayış görünce rahatlayıp gülümsedi.
"Peki kardeşim şimdi kendinden ve ondan emin misin? Bu ilişkiyi yaşamak istiyor musun? En önemlisi mutlu musun?"
Erdinç başını sallayarak onayladı.
"Mutluyum Yılmaz abi, bana iyi geliyor ve beni çok seviyor"
Kaan gülerek çenesini sıvazladı.
"Gördük abisinin balı. Adam suratıma okkalı bir yumruk indirirken"
Erdinç güldü.
"Ama abi sende Cüneyt'i kışkırttın"
"Ne yaptı yine bu kerkenez?" diye Yılmaz'a sordum.
Yılmaz hâlâ Erdinç'in önünde eğilmiş solunda oturan Kaan'a öldürücü bakışlarını gönderdi.
"Biz kardeşimizi ellere yar olsun diye mi büyüttük. Daha ben onu eskorta götürüp milli edecektim deyince çocuk sen ne diyon lan deyip Kaan'a yumruk attı."
Kaan'ın salak suratına bakıp kahkaha attım. Diğerleri de bana katılınca Kaan bozulup birasını sehpadan aldı.
"Ne var olum karılara dörtlü şekilde gideriz sanıyordum" dedi.
O an hepimizin aklına beşincimiz gelmişti. Aytaç. Hâlâ bir haber yoktu ondan.
Yılmaz sessizliği bozup ayağa kalktı ve Erdinç'in elinden tutup onu da ayağa kaldırdı. Bende onlarla beraber kalktım. Yılmaz kardeşimize sıkıca sarıldı.
"Bizler senin abileriniz güzelim. Her ne olursan ol, her ne yaşamış olursan ol ya da kimi seversen sev biz sonuna kadar senin arkandayız"
Yılmaz duygusal konuşmalarda sözcümüzdü. Ben sesimi çıkartmadan sarılmalarına ortak oldum.
"Gel lan buraya hergele" dediğimde Kaan
"Bensiz olmazdı" deyip o da sarıldı.
Bir kaç saniyelik Çağan Irmak sahnesinden sonra ilk ayrılan ben oldum. Bu kadar ağlaklık yeterdi.
Ben ayrılınca onlarda teker teker ayrıldı. Kaan tekrar yerine otururken aklıma sehpadaki şişe geldi.
"Lan uçkursuz dürzü sen nerden biliyon bunun kayganlaştırıcı olduğunu?" diye sordum.
Kaan birasını başına dikip bitirdi. Elinin tersiyle ağzını silerken omuz silkti.
"Bir iki kere erkekle de denemiştim, onda gördüm"
Yılmaz'la aynı anda göz göze geldik.