5

1057 Words
Kutay: Hayırdır semt çocuğu sahaya çağırmışsın. Yumruklarımı mı özledin? Semt Çocuğu: Seni özledim şapşik :)) Kutay: Hösttt... Semt Çocuğu: Hahahhaha :))) korkunun gözünü sevem. Sonunda buldum seni nasıl korkutacağımı bebeğim kork artık benden. Kutay: Lan ne oluyor şapşik bebeğim falan? Semt Çocuğu: Aa ne var bunda yavrum, dünürüz artık bunlar normal. Kutay: Ne dünürü? Ne diyon? Ne alaka ben ve sen dünür? Semt Çocuğu: Aha gitti çocuğun ayarlar. Karşımda oturmuş Kutay'a kahkaha atmamak için zor duruyordum. Çünkü yanımızda Asım Amca ve esnaftan insanlar vardı. O yüzden yanaklarımın içini ısırdım. Semt Çocuğu: Beşte sahada ol, konuşalım bebeğim ama yanlız gel. Seninle +18 şeyler konuşacağız. Kutay: Kaşınma yavrum, sonra bağımlım olursun ;) Semt Çocuğu: Hösttt... Bu defa gülme sırası Kutay'daydı. Şurda iki dakika uğraşılmıyor aq. Bu çocuğun neyden korktuğunu bulamadım bir türlü. Bulsam bana yaşattığı cehennem işkencesinden kurtulucam ama şerefsizin tek zayıf noktası yok ki. Domuz gibi yüzü var yüzsüz. Kutay gülerek arabasına binip dükkandan gidince derin bir nefes aldım. Bugünün işkencesi bitmişti sonunda. Ee bende dereyi görmeden paçaları sıvamıştım tabi. Çünkü tam beşte arabayla geri döndü. "Baba benim Yakup'la az işim var onu erken sal." Asım Amca bi bana bi arabanın camından konuşan Kutay'a baktı. Şu anda melek kişiliğine bürünmen lazım Asım Amca etme eyleme. "Tamam oğlum erken çıkın. En azından artık kavga etmiyorsunuz. Kabullendin Yakup oğlumu." Deme öyle deme Asım Amca ne kabullenmesi oğlun senden de beter zebani çıktı. Kutay sırıtarak yanını gösterdi. "Atla bakalım semt çocuğu şu rövanşı bir oynayalım." "Ne rövanşı Kutay yine mi kavga edeceksiniz." "Yok baba ne kavgası halı sahada maç yapacağız. Artık kavga falan yok." Var Asım Amca var. Artık yumruklar konuşmuyor bu işte kirli oyunlar var. "Hadi Yakup bekliyorum." Ohaa bir de adımı söylüyor. Lan sen yanlış doğmuşsun siyasetçi olsaydın ya pezevenk nasıl da arkadaş rollerine giriyor. "Tamam Kutay'cım üstümü değiştirip geliyorum." Kutay'ın gülüşü yüzünde kaldı. Hadi bakalım Ankara bebesi sen mi yaman ben mi yaman, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. İçeri girip üstümü değiştirdim. Beni hâlâ bekleyen arabaya bindim. Lan o kadar da belki sıkılır gider diye uzun uzun giyinmiştim. Gitmemiş pezevenk benden bile inatçı çıktı. Kutay arabayı gaza basa basa mahallenin tepesindeki araziye sürdü. Tepenin başına gelince arabayı durdurdu ve tüm bedeniyle bana döndü, sırtını kapıya yasladı. Cidden tepeye getirip gelinlik giydirip ırzıma geçecek şerefsiz. Elveda hayallerim, elveda gençliğim. Bu şehirde dura dura bende iyice keko oldum aq. "Şimdi söyle bakayım bebeğim, derdin ne senin?" Lan mesajda yazdığımı nasıl bir an bile tereddüt etmeden yüzüme söylersin dürzü. "Hooopp ağır ol. Güldük eğlendik ama ciddileşme vakti geldi." Kutay yaslandığı kapıdan ayrılıp öne doğru geldi. Bu defa ben kapıya doğru daha da yaslandım. "Ne oldu yavrum, atıp tutuyordun mesajda özledim diye, yemedi mi?" "Yemedi abisi." Kutay tek kaşını kaldırdı sonra göz kırptı. "Korkunca abisi olduk yine." "Konumuz o değil abisi konumuz benim kardeşim Erdinç ve senin yanında gezinen Cüneyt." Kutay'ın kaşları çatıldı. Sonunda ciddiyete geçti aq. "Ne olmuş onlara?" "Ne mi olmuş? Abisi bunlar altı aydır sevgililermiş." "Eee?" "Ne demek eeee?" "Ne var bunda semt çocuğu bu tarz şeylere alışık olman lazım senin, İstanbul'dan gelmişsin sonuçta." "Lan bana zaten normal ama nasıl bir mahallede yaşadığımızı en iyi sen biliyorsun. Bu çocuklar yakalanırsa ne olur haberin var mı?" Kutay düz oturup camdan karşıda ki mahalleye baktı. "Haberim var" dedi ama sonra sustu. "Ne yapmayı planlıyorsun abisi. Ben en fazla alır Erdinç'i götürürüm ama kıyamıyorum. Cüneyt'e tokat attığımda ağlayarak önüne geçti. Seviyor belli ki." "Sen benim adamıma tokat mı attın?" diye parladı. "Meselemiz o da değil abisi. Tabi ki atacağım o benim kardeşime yan gözle bakmış. Siz de yan gözle bakmak sadece kızlarla sınırlı sanırım. Adamını hastanelik etmediğime dua et." "Haklısın." "Ohaaaaa ilk kez benim dediğime katıldın. Kıyamet alametleri Vol bilmem kaç." "Yakup sen hep böyle gevşek misin? Hiç ciddi halin yok mu senin?" Söylediği beni yaraladı. Ama bir kaç saniye. "Yok ben ciddiyetimi yıllar önce lazer epilasyonla aldırdım." Kutay gülmek ve gülmemek arasında kararsız kalıp başını diğer tarafa çevirdi. "Olum şu gülüşünü bi görebilseydim başını çevirip duruyon. Mahalle abisi nasıl güler hep merak etmiştim." Ağzımdan kaçtı, yeminle ağzımdan kaçtı. Çenemin yayları yırtıl dedim aq. Kutay hızla başını çevirip bana bakınca çakır gözlerle karşı karşıya kaldım. Sonra piç bir gülüşle dudakları kıvrıldı. "Öyle değil lan azcık masum gül. Barda kızın gazozuna ilaç atan Nuri Alço gibi değil." Kutay bunu söylediğimde nasıl bir yüz ifadem vardı bilmiyorum ama huncarca kahkaha attı. Lan gülmek yakışıyormuş bu çocuğa neden derbeder gibi takılıyor ki. "Tamam güldük eğlendik bitti. Şimdi diğer meselemize gelelim çakma Nuri Alço. Neden Asım Amca'nın dükkanından kovdurmaya çalışıyorsun beni? Bundan sonra ki kavgalarımız söylemezsen bundan olacak." Kutay ellerini direksiyona koyup tekrar karşıya baktı. "Kavgadan kaçacak değilim ama söyleyeyim de kurtul benden." "O nasıl söz dünürüm artık hep birlikteyiz. Oğlan alıp oğlan verdik o kadar." Kutay gülerek kafa salladı ama sonra ciddileşti. "Babam çok yumuşak yüzlüdür tanıdın az çok. Elemanları bunu kullanıp onu dolandırıyor, işten kaytarıyor, kendilerini acındırıp para alıyorlar. Ben de bunu görünce haliyle dayak atıyorum. Babam da bana kızıyor." "Orda duracaksın abisi. Ben emek vermediğim işten para almam, kendimi de acındıracak değilim." "Biliyorum. Gözlemledim seni. Sen babamın yanında dürüstçe durabilen tek çırak oldun." "Lan o zaman ne demeye bana cehennem azabı yaşattın? İflahım çürüdü haftalardır." "Çünkü seninle oynamak hoşuma gitti." "Lan ben oyuncak mıyım Allah'ın kekosu? Putperest pezevenk" deyip Kutay'ın koluna yumruk attım. Acıyla kolunu ovuşturup kaşlarını çattı. "Dur bebeğim vurma lazım olur o bize. Zaten malafata da vurdun. Kaç bin tane çocuğum öldü." "Lan bebeğim ne?" deyip üstüne atıldığımla beni kolumdan çekip yerime yapıştırması bir oldu. Adam insan değil demiştim terminatör. "Rahat dur." Kolumu tutan elini diğer elimle büküp elinden kurtuldum. "Durmazsam napcan abisi?" "Bunu yapcam" deyip yüzümü ellerinin arasına alıp dudaklarıma dudaklarını bastırdı. Ohhh may şet. Ben nerdeyim abisi? Bu kim? Neler oluyor hayatta? Bir de şu rüya gerçek olsa olsa. Neden yüzüm yanıyor? Lannn bana ne oluyor? Olmayan anacım babacım sana geliyorum. Tanrımke. Kutay bir iki saniye daha bastırıp geri çekildi ve tekrar yerine oturdu. Bense fındığı elinden alınmış sincap gibi kaldım. Birazdan dağın tepesinde o kunduz gibi çığlık atacağım. "Sana rahat dur dedim demi?" Lan bu değişik ne diyor? Bu durumda yumruk mu atılır? Kafa mı atılır? Tokat mı atılır? Kutay hâlâ şaşkın şaşkın ona baktığımı görünce çakır gözleriyle gülümsedi. İşte bu gülüşü istemiştim ondan. Demek mahalle abileri böyle gülüyor. Önüme dönüp karşımdaki mahalleye baktım. Mahalle yanarken orospu saçını tararmış abisi edasıyla hiç istifini bozmamıştı Kutay ama benim ilimi vilayetimi sikip atmıştı. "Kavga edecek yeni bir sebep bulduk semt çocuğu."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD