12

1580 Words
Elimde tepsiyle mezeleri mutfaktan içeri taşırken emcürdüğümü gördüm. Tek başına iki kişilik masada sırtını sahneye dönüp oturmuş gözleriyle beni arıyordu. Udu bilmiyordu ama korkuyu seziyordu paşam. Cami duvarına işeyen it gibi olmamak için arkasını sahneye dönmüştü. Biliyordu kıskandığımı da güven vermeye çalışıyordu götünü yediğim. Ama gel gör ki yine karizmatiklik akıyor pezevengin tarzında. Üstünde siyah gömlek, altında siyah kot, saçlar şekil önümden çekil, elinde de tesbih. Gözleri beni bulunca sırıttı. Gittiğim masaya mezeleri koyarken hareketlerimi izledi. Boşalan tepsiyle oturduğu masaya gittim. "Sen yine geldin mi?" diye sordum göz devirerek "Geldim kör müsin?" dediğinde aynı videoyu izlediğimizi anlayıp birbirimize güldük. Sonra garsonlukta yüzyıllıkmışım edasıyla kibarlaştım. "Ne arzu edersiniz beyfendi?" "Seni arzu ediyorum." deyip gülümsedi. Öyle dümdük söylemişti yaa yine. Bu çocuk niye ağzına gelen her şeyi korkusuzca söylüyordu ki. Onun adımları karşısında benimkiler bebek emeklemesi kalıyordu. Bozuntuya vermeden göz devirdim. "Alkol değilim abisi ben" "Ama sarhoş ediyorsun" "Ayak üstü yavşamayı bıraksan da ne istediğini söylesen bebeğim." "Senin bebeğim diyen dilini yerim gadasını aldığım. 70lik getir bana gülüm, yanına da öpücüklerini" "Rakına meze mi edicen beni şerefsiz." Kutay elimden tutup yanına yaklaştırıp beni masada üstüne doğru eğdi. Kulağıma uzanıp "Estağfurullah yavrum, ben seni gönlüme eş edicem" dedi. Adam resmen aşka geldi lan, içmemiş hali buysa içince yanında olsam ne der kim bilir. Eğildiğim yerden kalkıp yutkunarak sustum. Bir şey diyemediğimi anlayınca muzipçe güldü. Masadan ayrılıp önce mezelerini sonrada rakı şişesini masaya koydum. "Üstüne oturacak mıyım bugünde?" göz kırpıp sırıttı. "Yok bugün ben senin üstüne oturucam" Sırıtışı yüzünde kaldı. Beklemiyordu benim de onunla uğraşmamı. Sırıtışı daha da genişleyerek arkasına yaslanıp bacaklarını patpatladı. "Bekleriz yavrum" -iz dediği şeyin ne olduğunu gayet iyi anlamıştım gözlerinden. Göz devirip gitmek üzereyken geri dönüp sesimi alçaltarak konuştum. "Uslu uslu rakını iç. Ben sana işaret ettiğimde arkamdan gel" deyip göz kırptım. Arkamdan gel dediğim şeyin ne olduğunu o da anlamıştı tabi. Sırıtarak çenesini sıvazlayıp başıyla onayladı. Eteklerim zil çalıyordu anasını. İçimden zincirlerinden kopmuş bir kevaşe fırlamıştı resmen. Acaba anam beni doğurken mi yürek yemişti? Pişmiş kelle gibi sırıta sırıta masadakilere sakilik yapıp biten mezeleri tazeliyordum. Bugün çalgı çengi yoktu. Herkes efendi efendi rakısını içip sohbet ediyordu. Kapalı alan olsa da o cezayı göze alan mekan sigara içilmesine de müsade ediyordu ama İlhan buraya gelen zabıta hiç olmadı demişti. Patron torpilliydi ellam. Paşama arada göz atıp ne yaptığına bakıyordum. Gerçektende uslu uslu bir bacağını diğerine atmış içkisini ve sigarasını içiyor, gözleriyle beni takip ederek tesbih çekiyordu. "Baksana bi koçum" diyen sesle arkamda ki masaya döndüm. Kırklı yaşlarında iki adam karşılıklı oturmuş içiyorlardı. Yavaş adımlarla masalarına gittim. "Buyrun?" "Şu su şişesini değiştir koçum, gavur amı gibi sıcak amına koyyum" Sakin olmaya çalıştım ve "Tabi efendim hemen değiştiriyorum" deyip cam su şişesini masadan aldım. Derin bir nefes çekip masadan ayrıldım. Umarım benim deli fişeğim duymamıştır deyip Kutay'a baktım. Ama duymuştu. Masadaki adama birazdan parçalayacak bir panter gibi alev alev bakıyordu. Bakışını yakalayıp gözlerimi kapatıp açtım. Elindeki tesbihin boncuklarını sinirle çeke çeke adama kirlenmişti tekrar. Şişeyi değiştirip daha soğuğunu getirip masalarına koyup ayrıldım. Bir süre sonra yine "Koçum bak hele" diye seslendi. Anasının nikahı amına koyayım. Yanlarına gidip cevap vermedim. Bu defa karşısında ki konuştu. "Şu limonu al şurdan" dedi salata tabağının üstündeki limon dilimlerini gösterip Masadaki peçetelerden bir iki tane alıp limon dilimlerini tabaktan aldım. "Aferin yavrum" Aldık yine başımıza belayııı. Öyle demeyeydin iyiydi dayı. Aha buyrun cenaze helvasına. Adamın amel defteri birazdan kapanacak. Arkamı dönüp yutkunarak Kutay'a baktım. Elindeki tesbihin boncuklarını sıkmaktan parmakları bembeyaz olmuş, dişlerini sıkmaktan çenesi kasılmıştı. Tam ayağa kalktığında yanına ışınlandım. Kolundan tutup sandalyeye oturttum. "Sakın Kutay, lütfen bir şey yapma. Zaten bir iki saatim kaldı çıkmaya" Kutay kafasını tövbe çekerek sağa çevirdi. Sonrada masadaki adamlara öldürecek gibi baktı. "Yavrum bak atıyor tepemin tası az kaldı. Sikicem şimdi belalarını. İçeri geç bir daha çıkmıyorsun. Sakın sözümü ikiletme fena olur Yakup" Aha adımı da söylediğine göre şimdi sıçtık. Kolunu sıvazlayıp söz dinledim bu defa. "Tamam paşam gidiyorum içeri, sen dellenme sakın. Zaten birazdan biz de tuvalete geçeriz, görmezsin bir daha" derken adam tekrar "Koçum burayla da ilgilen az biraz" dedi. Adamlar bizim konuşmalarımızı duydukları halde inadına yapıyorlardı. Kutay çenesini daha da kastı. Sıvazladığım kolunu hafif sıktım. Laayynn adamın kasları bile kitlenmiş sinirden. "Ne olur uslu dur" deyip adamların masasına gittim. "Şalgamı değiştir acılı istemiştik biz, aklın mı yok senin yavrum?" Rüzgar gibi geçti hayat hızıyla yanıma gelen Kutay adamı yakasından tutup ayağa kaldırdı. Yüzüne sıktığı eliyle okkalı bir yumruk indirdi. Karşısında ki adamda masadan fırlayınca "Aslanın eşi de aslan olur" deyip bende onun burnuna yumruk attım. İlhan yanında üç elemanla koşup adamı Kutay'ın elinden zor aldılar. Çünkü panterim adama kum torbasına vurur gibi vuruyordu. Yüzü yamulan ve kana bulanan adam burnunu tuttu. Benim vurduğum ise sandalyede kalmıştı öylece. Lan dayak yiyince perte çıkacaksan ne demeye artistlik yapıyon hırbo. İlhan Kutay'ın koluna girip "Abi tamam yeter gerisini biz hallederiz" deyip önüne geçti. Kutay hâlâ yeniden üstlerine yürümeye yeltenirken "Al şunları gözümün önünden İlhan, elimde kalacaklar orospu çocukları" dedi. "Tamam abi, şimdi çıkartıyorum, sen bi geç otur yerine" deyip bana gelmemi işaret etti. Kutay'ın koluna girip masasına kadar yürüttüm. Arkasını dönüp İlhan'ın ve diğer elemanların onları masalarından kaldırıp götürmelerini izledi. Kutay'ı sandalyesine oturttum. Sonra elimi belime koyup gülerek "Bi stres mi attık ne? İyi geldi" dedim. Çakırları hâlâ öfkeden kuduran Kutay güldüğümü görünce ya sabır çekti. "Hemen surat asma be abisi. Gel hadi gidelim" deyip elimle gel yaptım. Önden ben arkadan Kutay yine personel tuvaletine girdik. İlhan'a da sakinleştirip geliyorum dedim. Külliyen yalan değil, sakinleştireceğim doğru. Ama farklı yollarla. Kutay tuvalete girince muslukta kanlanan ellerini yıkadı. Bende sırtımı duvara dayayıp onu izledim. Otomata elini uzatıp çıkan peçeteyle ellerini silip çöp kutusuna attı. Sonra karşıma geçip gözlerimin içine baktı. Sinirden gözleri kıpkırmızı olmuştu. "Özür dilerim." dedi suçlu bir çocuk gibi başını eğip "Ne için?" "Uslu dur dedin ama yine duramadım." Kahkaha attım. Gülüşümü duyunca başını kaldırıp baktı. Kollarından tutup kendime çekip dudaklarından öpüp geri çekildim. Bunu beklemiyordu, azarlayacağımı sanıyordu. Suratıma şaşkın şaşkın baktı. "Deli fişeğim benim, iyi yaptın aslanım. Bir iki de benim yerime vursaydın." "Kızmadın yani?" "Yoo hatta içimin yağları eridi." Kutay da gülerek uzanıp dudaklarımı öptü. "Manyaksın ha. Yapma etme dedin gittin sen de vurdun adama" Kollarımı önümde kavuşturdum. "Sen bana bakma dediğimi yap yaptığımı yapma abisi" deyip sırıttım. "Gülüm deme diyom sana kaç kere şunu." diye suratını astı. "Yav ağzım alışmış demeden edemiyorum" Kutay kavuşturduğum kollarımı açıp sıkıca sarıldı. Elini saçlarıma atıp severken bende başımı omzuna koydum. "Paşam de, bebeğim de, şştt yavrum de, ne dersen de ama şunu deme artık." Buna niye bu kadar takılmıştı anlamamıştım ama artık bende bir son vermeliydim. Bende kollarımı beline dolayıp sardım. "Tamam terminatörüm diyeyim" Kutay gülerek geri çekilip ellerini yüzüme koydu ve başımı kaldırıp dudaklarıma yumuldu. Bende elimi ensesine koyup dilimi ağzının içine itip damağını yalayarak öpmeye devam ettim. Alt dudağımı ısırıp dilimi emerek içine çekti. Sonra çekilip elimden tutup kabine soktu. Sonumuz hiç iyi değildi çünkü. Yine daracık kabine girmiştik ama bedenlerimiz birbirine yapışık gibiydik. Artık kabin bana geniş geliyordu. Kutay tekrar dudaklarımı hırsla öpüp elini gömleğimin içine sokup çıplak belimi okşadı. Kutay'ın her hareketi, her öpüşü, her dokunuşu beni farklı bir hâle getiriyordu. Bedenini tamamen kendime bastırıp öpüşlerine karşılık vermeye çalışıyordum ama yetişmek mümkün değildi. Dili ağzımın içini talan ederken eli belimden kalçalarıma doğru indi. Tepkimi ölçmek için hafif sıkıp bekledi. Artık kendimi durduramıyordum. Elinin kalçamda oluşu inanılmaz hoşuma gitmişti. Tekrar sıktığında ağzımdan minik bir inleme dudaklarına değdi. Kutay öpüşmeyi bırakıp geri çekildi. Kalbi deli gibi atıyordu ve benim de ondan kalır yanım yoktu. Başımı aşağı indirdiğim de yine aynı kabarıklık pantolonunu delip geçmeye çalışıyordu. Valla ben yürek yemiş bir kevaşeyim. Kutay'ın pantolonun fermuarını indirip baksırının içinden aletini çıkartıp elime aldım. İlk kez benden başka bir erkeğin aletini tutuyordum. Kutay şaşırarak yüzüme baktı ama orada ne gördüyse o da benim pantolomun fermuarını indirip aletimi elini baksırımın içinden sokup tutmaya cesaret etmişti. Yavaş yavaş onun aletini yukarı aşağı doğru çekerken Kutay da benimkini çıkartıp çekmeye başladı. Deli cesaretim vardı ama utanmıştım anasını satayım. Hem adım atıyorum hem götüm tutuşuyor. İstemem yan cebime koy hesabııı. Başımı Kutay'ın omzuna saklayıp aletini çekmeye devam ettim. Kutay boynuma dudaklarını gömüp öpüp yaladı. O hızlanınca bende hızlandım. Kutay boynumda kulağıma uzanıp "Çok tatlısın yavrum, birazdan gelicem devam et" dedi. Bende onun boynuna uzanıp ıslak öpücüklerle boynunun her yerini öptüm. Adem elmasına geldiğimde diliminle yaladım. Kutay derin derin nefesler alarak daha da hızlandığında bedenini biraz uzaklaştırıp elime boşaldı. Ondan bir iki saniye sonra da ben eline geldim. İkimizde soluklanırken Kutay rulo peçeteyi eline dolayıp elimdeki kendi menisini sildi. Sonra tekrar peçete alıp kendi elini sildi. Başını yerden kaldırıp bakamıyordu. Çünkü tepkimden çekindiğinin farkındaydım. Bu benim için bir ilkti o da biliyordu ve eğer kötü bir tepki verirsem çok üzülecekti. "Pişman mısın?" diye sordu başı önde "Kaldır başını Kutay" dediğimde yüzüme sorar gibi baktı. Pişman mıydım? Hayır asla, yine olsa yine yapar mıydım? Kutay'sa karşımda ki sonuna kadar devamke "Hoşuma gitti" dedim gülümseyerek Rahatlayarak nefes verdi. Lan çocuk nefesini tutuyormuş, lan minnoş seni. Uzanıp dudaklarına sıkı bir öpücük verdim. Ellerimiz kirli olduğu için dokunamıyordum ama tekrar tekrar dudaklarını öptüm. "Bunun burda olmasını istemezdim ama sen adım atınca ben de devam ettirdim." dedi. "İyi yaptın yiğidim ama önce şu kirlerimizden arınalım" deyip ellerimi gösterdim. Başını sallayıp kabinden çıktı. Bende arkasından çıkıp yanyana muslukta ellerimizi yıkadık. Tuvaletten çıkmak üzereyken Kutay kolumdan tutup kendine çevirdi ve sarıldı. Lan bu çocuk amma romantik ha. Sevdim bunu. "Masalarda dolanma tamam mı çıkış saatine kadar mutfakta kal. Yine başını belaya sokma" dedi. Lan iki dakika romantik dedik adam eski hıyar haline saniyede döndü. "Tamam paşam başka?"deyip sırtına vurdum. Geri çekildi "Bi öpücük daha" dudaklarını uzattı. Gülerek dudaklarına öpücük koydum. Deli meli ama seviyom keratayı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD